bugün
- sinem dedetaş6
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- demokratikleşme paketi için ne dediler3
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak5
- yaşasın cumhuriyet5
- 29 ekim 2026 bitlisspor kayserispor maçı4
- 29 ekim cumhuriyet bayramı13
- muğla vs uşak afyon denizli aydın kütahya manisa4
- escort taş mı yesin11
- arkadaşlar nerdesiniz2
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması7
- futbol18
- gustavo fring'in en büyük hatası2
- cumhuriyet bayramı14
- ısparta nokulu6
- alzheimer günlüğü6
- eşekler yıllardır yapay zekadan bahsetmiştir5
- anın görüntüsü10
- opel vectra a3
- sözlük yazarlarının çayları6
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler6
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur5
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark7
- gocu'nun sözlüğe vedası4
- dalaman2
- türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır4
- kartoncu bey birader beydir2
- ekşi sözlük toplu yazar alımı3
- erzurum vs kars2
- yeniden de sevebiliriz akdeniz2
- muhtaç olduğun kudret3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı13
- bir kıza saklama kabı hediye etmek11
- uefa şampiyonlar ligi5
- fenerbahçe10
- kumaş2
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak5
- liverpool fc3
- haftanın gammazları listesi3
- eskorta gitmenin hijyenik olmaması2
- apo piçtir piç kalacak3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek8
- sarı saçın yakıştığı ünlüler9
- münihte tavuk döner yedim2
- kurallara neden uyduğumuz sorusu2
- sözlüğün artık kapanacak hale gelmesi2
- maymuna fındık atmak2
- ezberin gereksiz olduğu yanılgısı4
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına7
benim için büyük hayalkırıklığı. bunu bir iltifat olarak da almak mümkün çünkü bu hikaye ve bu bütçeyle büyük hayaller kurmuştum.
--spoiler--
yiğit bey iyi senarist, canı istediğinde ne oyunlu ne buluşlu sahneler yazıyor sık sık şahit oluyoruz. ictimalardan sayı saymayı öğrenen ayla, marily monroe'ya bağlanan ali atay aksı gibi....
ancak aklı başında bir yazarın kendi isteğiyle yapmayacağını düşündüğüm bazı hatalara olur vermiş gibi. kendisine kondurmamak için böyle söylüyorum. inanılmaz tekrarlı sahneler, sadece ve sadece ortalama seyircinin gözyaşını sağmak için kurulmuş planlar, yazılmış replikler ve boş sahneler filmi hantallaştırıyor. 2382 kez veda eden baba kız, en az bir dakika daha kısa çekilmesi gereken marilyn monroelu karakter finali gibi şeylerden bahsediyorum. şunu yapacağım ağlayacaklar tavrı filmin gerçek ve müthiş güçlü öyküsüne de haksızlık etmiş oluyor. bunu final sahnesini çetin tekindor banktayken kesip gerçek görüntülere geçmek yerine gerçeğini göstereceği sahneyi illa çekme hevesinden de anlıyorsunuz.
filmin görüntü yönetmeni inanılmaz iş çıkarmakla birlikte ilk baskın sahnesinden kulübede rehin alınışa kadar bazı mizansenler hem yazıldığı hem çekildiği haliyle akıl dışı. ilk 60 dakika bu kusurlara rağmen eli yüzü düzgün ilerleyen ayla, sonraki 568456804 dakika "bayla"'ya dönüşüyor. filmin ikinci yarısı inanılmaz uzun. son perdede 30 dakikanın büyük kısmının hiç olmaması filme hiçbir şey kaybettirmeyecekmiş. ben burada içgüdülerime güvenip yapımcı mustafa uslu'nun yeni eşi sinem öztürk'e rol açmak için filmin hikayesini gereksiz yere uzattığı tahmininde bulunacağım. bu hamle sinem öztürk'ün, karakteri kötü yazılan esra dermancıoğlu'nun da önüne geçerek filmin en başarısız ismi olmasına yol açmış oysa.
sürekli supertitlelar ile zaman atlamaları yaşayan filmin bu hikaye kurgusunun sona doğru can sıktığı, filmin kısacık bir bölümünün geçmesi gereken 90 ve 2000'lerde çok zaman kaybettiği aşikar. bu da çetin tekindor üzülmesin diye herhalde, ne diyeyim. elinde hayatının performansını çıkaran ismail hacıoğlu varken, onu son yarım saate girerken bırakmak akıl karı değil.
film, güçlü hikayesi daha iyi anlatılsa, zaten kültür bakanlığı'ndan bilmemnesine kadar para yağdırılmışken reklamcı yönetmeninin elinde thy ve hyundai viraline dönüşmese, son kısmı başta olmak üzere kısalsa, eric roberts yerine daha ciddi bir aktörle anlaşılsa ve türk hamasetine girilmese oscar'ın en güçlü adayı olabilirmiş. ellerimizle bu büyük fırsatı tepmişiz.
son olarak, i. hacıoğlu mükemmel, murat yıldırım şaşırtıcı derecede iyi, üçüncü asker rolünde mecnun çınar var. damla sönmez rol kurbanı, başrolle bağı çok geç ve seyircinin anlayışına bırakılarak sahnesizce kurulan büşra develi ise gayet iyi.
--spoiler--
--spoiler--
yiğit bey iyi senarist, canı istediğinde ne oyunlu ne buluşlu sahneler yazıyor sık sık şahit oluyoruz. ictimalardan sayı saymayı öğrenen ayla, marily monroe'ya bağlanan ali atay aksı gibi....
ancak aklı başında bir yazarın kendi isteğiyle yapmayacağını düşündüğüm bazı hatalara olur vermiş gibi. kendisine kondurmamak için böyle söylüyorum. inanılmaz tekrarlı sahneler, sadece ve sadece ortalama seyircinin gözyaşını sağmak için kurulmuş planlar, yazılmış replikler ve boş sahneler filmi hantallaştırıyor. 2382 kez veda eden baba kız, en az bir dakika daha kısa çekilmesi gereken marilyn monroelu karakter finali gibi şeylerden bahsediyorum. şunu yapacağım ağlayacaklar tavrı filmin gerçek ve müthiş güçlü öyküsüne de haksızlık etmiş oluyor. bunu final sahnesini çetin tekindor banktayken kesip gerçek görüntülere geçmek yerine gerçeğini göstereceği sahneyi illa çekme hevesinden de anlıyorsunuz.
filmin görüntü yönetmeni inanılmaz iş çıkarmakla birlikte ilk baskın sahnesinden kulübede rehin alınışa kadar bazı mizansenler hem yazıldığı hem çekildiği haliyle akıl dışı. ilk 60 dakika bu kusurlara rağmen eli yüzü düzgün ilerleyen ayla, sonraki 568456804 dakika "bayla"'ya dönüşüyor. filmin ikinci yarısı inanılmaz uzun. son perdede 30 dakikanın büyük kısmının hiç olmaması filme hiçbir şey kaybettirmeyecekmiş. ben burada içgüdülerime güvenip yapımcı mustafa uslu'nun yeni eşi sinem öztürk'e rol açmak için filmin hikayesini gereksiz yere uzattığı tahmininde bulunacağım. bu hamle sinem öztürk'ün, karakteri kötü yazılan esra dermancıoğlu'nun da önüne geçerek filmin en başarısız ismi olmasına yol açmış oysa.
sürekli supertitlelar ile zaman atlamaları yaşayan filmin bu hikaye kurgusunun sona doğru can sıktığı, filmin kısacık bir bölümünün geçmesi gereken 90 ve 2000'lerde çok zaman kaybettiği aşikar. bu da çetin tekindor üzülmesin diye herhalde, ne diyeyim. elinde hayatının performansını çıkaran ismail hacıoğlu varken, onu son yarım saate girerken bırakmak akıl karı değil.
film, güçlü hikayesi daha iyi anlatılsa, zaten kültür bakanlığı'ndan bilmemnesine kadar para yağdırılmışken reklamcı yönetmeninin elinde thy ve hyundai viraline dönüşmese, son kısmı başta olmak üzere kısalsa, eric roberts yerine daha ciddi bir aktörle anlaşılsa ve türk hamasetine girilmese oscar'ın en güçlü adayı olabilirmiş. ellerimizle bu büyük fırsatı tepmişiz.
son olarak, i. hacıoğlu mükemmel, murat yıldırım şaşırtıcı derecede iyi, üçüncü asker rolünde mecnun çınar var. damla sönmez rol kurbanı, başrolle bağı çok geç ve seyircinin anlayışına bırakılarak sahnesizce kurulan büşra develi ise gayet iyi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar