bugün
- pazar kahvaltı klasikleriniz5
- kışlık domates konservesi yapmak4
- çinliler4
- cansever16
- özgür özel3
- gocunun freddy travması2
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- futbol24
- pocoyo daki pato'nun çok yakışıklı olması3
- pkk lılara af çıkması2
- çirkef galatasaray5
- naif insanlar4
- sabah kahvesi6
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor3
- enflasyon hedefinin tutmaması4
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı2
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması3
- zorunlu eğitim8
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- victor osimhen6
- dünyanın 10 da birinin solak olması5
- almanya11
- okan buruk3
- ocakta doğmuş adamdan madam mı olur sorunsalı2
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak5
- esin bahat2
- galatasaray14
- cehennem3
- vfb stuttgart7
- jose mourinho2
- günlük tutan erkek10
- italya7
- fc internazionale milano6
- borussia dortmund5
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- ac milan5
- 9 ağustos 2026 gaziantep depremi2
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- muz4
- yorgun mermi19
- ingiltere5
- fait bey dönsün kampanyası3
- chelsea fc4
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- bir daha doğmayacak olmak3
- etek giyen erkek10
- yecüc ile mecüc5
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- bayern münih4
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
yiddişte müslüman anlamına gelen kelime. ancak bu kelime müslümanlar için kullanılmıyordu. nazilerin ölüm kamplarında, bilhassa auschwitz'te yahudiler, aralarında umudunu yitirmiş, bir köşede bitkin oturanlara bu sözü yakıştırmıştı. Giorgio Agamben ise terimin müslümanların allah'a teslimiyetinden geldiğini düşünür. (Chul Han - Şiddetin Topolojisi)
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar