bugün
- meme mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı15
- gece 23'ten sonra sözlüğe giren erkek10
- klimasız arabayla uzun yol gitmek7
- para mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı16
- kadınlar neden aldatır17
- falıma bakmak isteyen var mı7
- erkek aldatabilir ama kadın aldatamaz14
- müşriklerin esasında putlara tapmaması3
- 23 haziran 2026 portekiz özbekistan maçı12
- manipülasyon nasil önlenir5
- eski uludağ sözlük ortamı7
- chp den akp'ye jet geçiş2
- erkek erkeğe açık oylaşmak7
- online yazarlar8
- sedat pekmez18
- lip balm kullanan erkek6
- devşirmelik makamı13
- dating app kültürü ve değişen cinsellik algısı6
- burç saçmalığı6
- ben abaza değilim testosteronum yüksek diyen erkek6
- sözlükteki üstü kapalı erkek nefreti11
- aldım kabul ettim6
- tarot falına inanan salak8
- nofap6
- allah bu yahudilerin belası versin3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle27
- 23 haziran 2026 ingiltere gana maçı3
- 1 euro 52 93 tl2
- 0 0 75
- lionel messi11
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba9
- kadıköydeki tuhaf tipler4
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- dont fuck with me tony4
- cut the crap4
- biz arap değiliz biz türk üz8
- instagram çökünce sözlüğe sarmak3
- geceye şarkı bırak3
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- gratiste indirim kovalayan erkek3
- kabullenince huzur veren gerçekler9
- her türk kızını türbanlı zanneden gavur8
- diamond bosphoruss denen yazar7
- profiline kendi resmini koyan yazarın asıl amacı8
- ismet gurbuz 202418
- askerlik9
- kültür mantarı ve değişen mantar algısı3
- toplu taşıma aracı2
- 2026 dünya kupası15
- tekerlek kaşar4
yiddişte müslüman anlamına gelen kelime. ancak bu kelime müslümanlar için kullanılmıyordu. nazilerin ölüm kamplarında, bilhassa auschwitz'te yahudiler, aralarında umudunu yitirmiş, bir köşede bitkin oturanlara bu sözü yakıştırmıştı. Giorgio Agamben ise terimin müslümanların allah'a teslimiyetinden geldiğini düşünür. (Chul Han - Şiddetin Topolojisi)
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar