bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat6
- herkesten nefret etmek4
- mansur yavaş9
- islam yekpare biçimde doğru mu sahiden3
- en son neye çok üzüldünüz12
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya3
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- cem yılmaza gülenler sözlük3
- gocu32
- true yaşıyor mu6
- arkadaşlar ben ayrılmak istiyorum3
- israil seviciliği5
- mamudo gurban niye doğdun9
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz2
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- yehova şahitleri5
- başkent istanbul olsun11
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- allah ı görmek3
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- her şeyin çözümü var demek4
- tablet mi pc mi telefon mu4
- kadının en güzel olduğu yaş3
- hoca2
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- true nickli yazar23
- yahudilerin mesih seviciliği3
- 34 yaşına kadar eline erkek eli değmemiş erkek2
- queen ravennanın cinleri5
- ak parti2
- inci sözlük4
- yan tuvalette sesli osurarak sıçan insan2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- amedspor6
- göksel in memeleri3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- truelaşmak5
- türklerin tartışma kültürü2
- eskiyen gocuğu çöpe atmak2
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- insanların sizden uzak durması5
- uludağ sözlük premium hesabı3
yiddişte müslüman anlamına gelen kelime. ancak bu kelime müslümanlar için kullanılmıyordu. nazilerin ölüm kamplarında, bilhassa auschwitz'te yahudiler, aralarında umudunu yitirmiş, bir köşede bitkin oturanlara bu sözü yakıştırmıştı. Giorgio Agamben ise terimin müslümanların allah'a teslimiyetinden geldiğini düşünür. (Chul Han - Şiddetin Topolojisi)
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
agamben'in tanık ve arşiv kitabında rastlamıştım bu kelimeye ilk kez. şimdi tekrar rastladım şiddetin topolojisi kitabında chul han'ın. o kadar dehşet vericiydi ki bu muselmannların auschwitz kampındaki durumu. hayat ile bir bağı yok, hareket yok, umut yok, ölmeyi bekliyor. beter bir halde. işin bir diğer kötü yanı da oradaki diğer yahudilerin onlara yaklaşımı. muselmannlara yaklaşmıyor, onlardan uzak duruyor, adeta ötekileştiriyor, onların tükenişlerine şahit oluyorlar öylece uzaktan. bu öylesine dehşet verici bir şey ki.
hep anlatılır ikinci dünya savaşı. fakat pek çok insan gerçekten bu savaşta ne derece bir vahşet yaşandı az bilir. öylesinde büyük bir vahşetti ki bu. bu yüzden auschwitz kampındaki katliama shoah denilir. yani tanığı olmayan olay.
agamben'in kitabında muselmannlar için şöyle bir kesit yer alır:
"Sonuna vardırılan yıkımı, tamamlanan işi kimse anlatmadı, tıpkı kimsenin kendi ölümünü anlatmak için geri dönmemesi gibi. Kağıt kalemleri olsaydı bile dibe vuranlar, boğulanlar tanıklık etmeyecekti çünkü ölümleri bedensel ölümlerinden önce başlamıştı. Büsbütün tükenmeden haftalarca, aylarca öncesinde bile gözlemleme, hatırlama, kendilerini diğerleriyle karşılaştırma ve ifade etme yeteneklerini çoktan kaybetmişlerdi. Biz onlar adına, vekaleten konuşuyoruz."
onlardan biri olmadan, onların yaşadığı vahşetin boyutunu yaşamadan onlar adına tanıklık edebilmek ne derece mümkün olabilir? Bu pek de mümkün olmaz sanırım. Yalnızca fikir yürütülebilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar