bugün
- abdullah öcalan9
- alparslan kuytul12
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- müsavat dervişoğlu8
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz3
- karanlıkta johnny depp e benzeyen yazarlar3
- ağlamamak için kendini tutmak3
- hewal ebo4
- ahmet mümtaz taylan8
- saddamdan kovulanların türkiyede özerklik istemesi4
- aleksey batrakov19
- reels izleme bağımlılığı2
- kürtleri sempatik göstermek için söylenen yalanlar4
- ekşi sözlük21
- yasakçı zihniyet15
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- marco asensio5
- ismail kartal16
- leyla ile mecnun4
- kokoreç3
- fenerbahçe'nin başarısızlığının nedenleri4
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- ebu hanzala2
- deniz akkaya2
- enayimiknatisi ile kavga etmek13
- furkan vakfı'na yönelik operasyon3
- bugün ne yapsam9
- sözlüğün bamyası4
- muslettin amca4
- meral danış beştaş2
- zorunlu eğitim12
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- kimse kalmadı5
- kürtçülere göre faşist olmayanlar2
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- kemal kılıçdaroğlu4
- tai lung3
- eşekçi sosyal medya hesapları2
- stanley kubrick2
- toplumda 3 tip mısto kemal olması2
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı7
- palamut2
- doların 48 tl olması3
- tsadik sofit2
- aziz yıldırım2
- nervio hamferdi9
- sidiki cherif6
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- seks3
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi2
TRAPPIST-1 sisteminin gezegenleri yıldızlarının etrafında, Güneş Sistemi’ndeki Merkür gezegeninin Güneş etrafındaki dolanımından daha yakın bir mesafede dolanır.
Yeni bir çalışmada, bu gezegenlerin her birinin ne kadar UV (ultraviyole) radyasyon aldığı ölçüldü. Çünkü gezegene ulaşan UV radyasyon, milyarlarca yıllık süreçte gezegenlerin yüzeylerinde ne kadar su bulunduğu ile doğrudan alakalı. Çalışmaya göre, düşük enerjili UV ışık, gezegenin üzerinde bulunan sudaki molekülleri, hidrojen ve oksijen olarak ikiye ayırır. Yüksek enerjili UV ışık (yıldızdan alınan X-Ray ışınları ile birlikte) ise, gezegenin üst atmosferini ısıtarak bu ayrık atomların uzaya kaçmasına sebep olur. Ayrıca yıldız radyasyonunun, çok uzun zaman önce gezegenlerin atmosferlerini yok etmiş olması da muhtemel.
Araştırmacılar, Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak bu gezegenlerin ne kadar UV radyasyonuna maruz kaldığını ölçtü. Raporlarında da, bu gezegenlerin 8 milyar yıl içerisinde, sistemin oluşumundan bu yana, ne kadar su kaybetmiş olabileceğine dair tahminlerine yer verdiler.
Rapora göre, yıldıza yakın konumlarından dolayı yüksek UV radyasyonuna maruz kalmış altı gezegen (b, c, d, e, f ve g harfleriyle tanımlananlar), yaklaşık 20 Dünya okyanusuna eşit miktarda su kaybetmiş olabilir. Ancak bu altı gezegenin üçünü de içine alan ve yıldıza biraz daha uzak konumda bulunan gezegenler (e, f, g ve h harfleriyle tanımlananlar) 3 Dünya okyanusundan daha az miktarda su kaybetmiş olabilir. Ayrıca E, F ve G gezegenleri, konumlarından dolayı, “yaşanabilir alan” olarak isimlendirilen alanlarda bulunuyor.
Belçika’da bulunan Liège Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı gökbilimci Michaël Gillon’a göre; eğer çok önceleri, gezegende çok az su bulunsaydı ya da hiç bulunmasaydı, muhtemelen bu gezegenler “yaşanabilir” olarak sayılamayacaktı. Ancak bu gezegenler su açısından o kadar zengindi ki, kaybettikleri suya rağmen hala üzerlerinde su bulundurabiliyorlar. Gillon ayrıca, TRAPPIST-1 gezegenlerini ilk tanımlayan iki araştırmanın da baş yazarıydı.
Gillon’a göre; bu gezegenler oluşurken yıldızlarına çok daha uzak konumdayken, sistemin ilk 10 milyon yılı içerisinde yavaş yavaş yakınlaşmış olabilir. Gezegenlerde yüzlerce Dünya okyanusuna eşit miktarda su bulunmasından dolayı, kaybedilen su da büyük bir problem oluşturmuyor. Hatta, su açısından daha fakir olan, yıldızına daha uzak gezegenlerde bile hala su mevcut olabilir.
Yeni bir çalışmada, bu gezegenlerin her birinin ne kadar UV (ultraviyole) radyasyon aldığı ölçüldü. Çünkü gezegene ulaşan UV radyasyon, milyarlarca yıllık süreçte gezegenlerin yüzeylerinde ne kadar su bulunduğu ile doğrudan alakalı. Çalışmaya göre, düşük enerjili UV ışık, gezegenin üzerinde bulunan sudaki molekülleri, hidrojen ve oksijen olarak ikiye ayırır. Yüksek enerjili UV ışık (yıldızdan alınan X-Ray ışınları ile birlikte) ise, gezegenin üst atmosferini ısıtarak bu ayrık atomların uzaya kaçmasına sebep olur. Ayrıca yıldız radyasyonunun, çok uzun zaman önce gezegenlerin atmosferlerini yok etmiş olması da muhtemel.
Araştırmacılar, Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak bu gezegenlerin ne kadar UV radyasyonuna maruz kaldığını ölçtü. Raporlarında da, bu gezegenlerin 8 milyar yıl içerisinde, sistemin oluşumundan bu yana, ne kadar su kaybetmiş olabileceğine dair tahminlerine yer verdiler.
Rapora göre, yıldıza yakın konumlarından dolayı yüksek UV radyasyonuna maruz kalmış altı gezegen (b, c, d, e, f ve g harfleriyle tanımlananlar), yaklaşık 20 Dünya okyanusuna eşit miktarda su kaybetmiş olabilir. Ancak bu altı gezegenin üçünü de içine alan ve yıldıza biraz daha uzak konumda bulunan gezegenler (e, f, g ve h harfleriyle tanımlananlar) 3 Dünya okyanusundan daha az miktarda su kaybetmiş olabilir. Ayrıca E, F ve G gezegenleri, konumlarından dolayı, “yaşanabilir alan” olarak isimlendirilen alanlarda bulunuyor.
Belçika’da bulunan Liège Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı gökbilimci Michaël Gillon’a göre; eğer çok önceleri, gezegende çok az su bulunsaydı ya da hiç bulunmasaydı, muhtemelen bu gezegenler “yaşanabilir” olarak sayılamayacaktı. Ancak bu gezegenler su açısından o kadar zengindi ki, kaybettikleri suya rağmen hala üzerlerinde su bulundurabiliyorlar. Gillon ayrıca, TRAPPIST-1 gezegenlerini ilk tanımlayan iki araştırmanın da baş yazarıydı.
Gillon’a göre; bu gezegenler oluşurken yıldızlarına çok daha uzak konumdayken, sistemin ilk 10 milyon yılı içerisinde yavaş yavaş yakınlaşmış olabilir. Gezegenlerde yüzlerce Dünya okyanusuna eşit miktarda su bulunmasından dolayı, kaybedilen su da büyük bir problem oluşturmuyor. Hatta, su açısından daha fakir olan, yıldızına daha uzak gezegenlerde bile hala su mevcut olabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar