bugün
- napıyosun bakiyim gece gece7
- ikinci kez sünnet olmak11
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- queen ravenna ve gücü4
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak4
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- said nursi denilince akla gelen şeyler16
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- annenin ölmesi5
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- azerbaycan sünni ülkesiymiş gibi algı yapmak6
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye6
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı9
- tavuk eti4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- pes 20133
- fake hesapla atar gider yapan yazar4
- sözcü ve now tv de kapatılır mı6
- iltica26
- cuma mesajı atan insan2
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- sonsuzluk taşları2
- aniden gelen allah allah diye bağırma isteği2
- burnun üşümesi2
- bal3
- abd israil vs türkiye farkı18
- sözlükte aslında anonim kimsenin olmaması5
- kartoncu gey5
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği6
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- su yok elektrik yok ne var7
- yogartiksen20
- yağmur yağınca aklına şiir okumak gelen insan2
- 623 000 bin asker kaçağı10
- turgut özal deyince akla gelenler2
- sen farklısın diyen erkek2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- ayrıldık36
- affedersiniz ama kartoncu12
- alevi ailelerin ateist çocukları6
- asla mantarın hiç bir türünü yemeyin4
- sözlükteki kartoncu başlıkları3
- fenerbahçe12
- queen ravenna hanım10
- dündar ziya gültekin8
- istanbul mahvoldu19
- cevheri güven9
fransız ihtilali ile tüm dünyaya yayılan fikir akımı.
ülkemizden başlayalım, kurucu iktidar kadroları için devrim öncesi, devrim süreci ve devrim sonrası sıkı bir ideolojik sapma dönemiydi kuşkusuz. mustafa kemal'in o güne kadar okuduğu, etkilendiği fikirler olduğu kadar silah arkadaşlarının da etkilendiği fikir akımları bulunmaktaydı. mustafa kemal gibi zeki bir adam için takdir edersiniz ki bağnaz faşizm benimsenecek değildi, fakat ulussuz-milliyetsiz bir ülke de düşünmüyordu. ortaya kendi harmanladığı, kendi geliştirdiği bir ulus fikriyatı attı, bu fikriyat şahsımca faşizmden en uzak milliyetçilik tanımıydı.
tüm dünyada imparatorluklar yıkılıyor ve dünya burjuva devrimler çağından geçiyordu, bu burjuva devrimler ulus kökenli devletler şeklinde oluşuyordu, bizim ülkemiz de böyle oluştu.
ilerleyen dönemlerde bu milliyetçiliği ileriye taşıyan, söz konusu milliyetçilik ile tatmin olmayan çevreler gelişti. atatürk milliyetçiliği onlar için hafif, tavizkardı.
fakat bu yeni gelişen milliyetçilik, kimler tarafından, hangi ellerle, hangi amaçlarla oluşturuldu?
yeni oluşan bu atatürk milliyetçiliğinde olmayan islamı da içeren, türk-islam sentezi milliyetçilik, neden deniz gezmiş ve arkadaşlarına saldırıp amerikan gemisine secde etti?
şimdi sayın okuyan, buraya kadar okuduysan ve eğer milliyetçi-muhafazakar bir çizgideysen, neden ülkücülük yemininde bahsi geçen emperyalizme secde edenleri görmezden geliyorsun? neden yapıyorsun bunu?
kim gerçekten düşman kuvvetlerinin karşısında, kim gerçekten anti emperyalist, kim emperyalizmin uşağı? neden fark etmiyorsun?
mesela tam bağımsızlıktan yana olan uğur mumcu'yu neden sevmedin? neden sevmiyorsun?
bu ülkede 50-60 yıldır milliyetçiler amerikancı çizgide yetiştirildi. siyasal islam ne zaman sıkışsa milliyetçiler kurtarmadı mı? amerikanın yedek lastiği olmadı mı?
derinlemesine tarihi eşelemeye bile gerek yok aslında, örnekler çok. üniversite yıllarımda kendi gözümle tanık olduğum bir anıyla bitireyim entry'i;
sene bilmemkaç, aylardan kasım, yök eylemleri yapılıyor, sol görüşlü öğrenciler slogan eşliğinde yürüyüş halindeler, özel güvenlik tarafından önleri kesildi, arbede çıktı ve öğrenciler özel güvenliği alt ettiler. buraya kadar sıradışı bir şey yok, öğrencilerin sayısı çok daha fazlaydı, polis gelmiş olsaydı polis de öğrencileri döverdi. benim hayretler içinde kaldığım yapboz zinciri tam da bu noktadan sonra başlıyor...
ertesi gün okulda sol bir öğrenci topluluğu doğu'daki çocuklara yılbaşı hediyesi olarak oyuncak göndermek için masa açmış, çalışma yapıyor, birden karşısına normal zamanda solcular var diye gelmedikleri bir yere ülkücüler masa açıyor, bir sürü kalabalık, doğanlar ve şahinler diziliyor ülkücülerin yanına. sürekli sol görüşteki çalışma yapan 5-10 çocuğa bakmaya başlıyorlar, sonra vakit geliyor, içlerinden biri gidip oyuncak toplama afişini yırtıyor, o noktadan sonra kavga başlıyor, diğer sol örgütler de toplanıyor ve ülkücüler ile sol arasında kavga büyüyor, derken ne oluyor? polis geliyor, ülkücüleri arkasına alıyor, kalkanı kaldırıp onları koruyup başlıyor solculara saldırmaya... aradan zaman geçiyor ve öğreniyoruz ki hepsi planlanarak yapılmış...
özel güvenlik evvelsi gün dayak yiyince, gerekli yetkililer ülkücüleri aramış, olay anlatılmış, bu solcuları nasıl dövebiliriz diye konuşulmuş, ülkücüler ertesi gün solcuların takıldığı yere bir bahane ile çalışma koymuş, polis olaydan haberdar edilmiş, üniversite yönetimi - özel güvenlik şirketi - ülkücüler üçgeniyle solculardan intikam alınmaya çalışılmış.
şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim. normal mi bu olanlar? o ülkücülerden biri de o afişe bakıp biz napıyoruz çocuklara oyuncak topluyorlar demedi, normal mi...
değil sözlük, değil. bu yurdu sevmeyi amerikancılara bırakmayacağız, biz bu ülkeyi edirne'den ardahan'a kadar çok seviyoruz, milliyetçilerden daha çok.
ülkemizden başlayalım, kurucu iktidar kadroları için devrim öncesi, devrim süreci ve devrim sonrası sıkı bir ideolojik sapma dönemiydi kuşkusuz. mustafa kemal'in o güne kadar okuduğu, etkilendiği fikirler olduğu kadar silah arkadaşlarının da etkilendiği fikir akımları bulunmaktaydı. mustafa kemal gibi zeki bir adam için takdir edersiniz ki bağnaz faşizm benimsenecek değildi, fakat ulussuz-milliyetsiz bir ülke de düşünmüyordu. ortaya kendi harmanladığı, kendi geliştirdiği bir ulus fikriyatı attı, bu fikriyat şahsımca faşizmden en uzak milliyetçilik tanımıydı.
tüm dünyada imparatorluklar yıkılıyor ve dünya burjuva devrimler çağından geçiyordu, bu burjuva devrimler ulus kökenli devletler şeklinde oluşuyordu, bizim ülkemiz de böyle oluştu.
ilerleyen dönemlerde bu milliyetçiliği ileriye taşıyan, söz konusu milliyetçilik ile tatmin olmayan çevreler gelişti. atatürk milliyetçiliği onlar için hafif, tavizkardı.
fakat bu yeni gelişen milliyetçilik, kimler tarafından, hangi ellerle, hangi amaçlarla oluşturuldu?
yeni oluşan bu atatürk milliyetçiliğinde olmayan islamı da içeren, türk-islam sentezi milliyetçilik, neden deniz gezmiş ve arkadaşlarına saldırıp amerikan gemisine secde etti?
şimdi sayın okuyan, buraya kadar okuduysan ve eğer milliyetçi-muhafazakar bir çizgideysen, neden ülkücülük yemininde bahsi geçen emperyalizme secde edenleri görmezden geliyorsun? neden yapıyorsun bunu?
kim gerçekten düşman kuvvetlerinin karşısında, kim gerçekten anti emperyalist, kim emperyalizmin uşağı? neden fark etmiyorsun?
mesela tam bağımsızlıktan yana olan uğur mumcu'yu neden sevmedin? neden sevmiyorsun?
bu ülkede 50-60 yıldır milliyetçiler amerikancı çizgide yetiştirildi. siyasal islam ne zaman sıkışsa milliyetçiler kurtarmadı mı? amerikanın yedek lastiği olmadı mı?
derinlemesine tarihi eşelemeye bile gerek yok aslında, örnekler çok. üniversite yıllarımda kendi gözümle tanık olduğum bir anıyla bitireyim entry'i;
sene bilmemkaç, aylardan kasım, yök eylemleri yapılıyor, sol görüşlü öğrenciler slogan eşliğinde yürüyüş halindeler, özel güvenlik tarafından önleri kesildi, arbede çıktı ve öğrenciler özel güvenliği alt ettiler. buraya kadar sıradışı bir şey yok, öğrencilerin sayısı çok daha fazlaydı, polis gelmiş olsaydı polis de öğrencileri döverdi. benim hayretler içinde kaldığım yapboz zinciri tam da bu noktadan sonra başlıyor...
ertesi gün okulda sol bir öğrenci topluluğu doğu'daki çocuklara yılbaşı hediyesi olarak oyuncak göndermek için masa açmış, çalışma yapıyor, birden karşısına normal zamanda solcular var diye gelmedikleri bir yere ülkücüler masa açıyor, bir sürü kalabalık, doğanlar ve şahinler diziliyor ülkücülerin yanına. sürekli sol görüşteki çalışma yapan 5-10 çocuğa bakmaya başlıyorlar, sonra vakit geliyor, içlerinden biri gidip oyuncak toplama afişini yırtıyor, o noktadan sonra kavga başlıyor, diğer sol örgütler de toplanıyor ve ülkücüler ile sol arasında kavga büyüyor, derken ne oluyor? polis geliyor, ülkücüleri arkasına alıyor, kalkanı kaldırıp onları koruyup başlıyor solculara saldırmaya... aradan zaman geçiyor ve öğreniyoruz ki hepsi planlanarak yapılmış...
özel güvenlik evvelsi gün dayak yiyince, gerekli yetkililer ülkücüleri aramış, olay anlatılmış, bu solcuları nasıl dövebiliriz diye konuşulmuş, ülkücüler ertesi gün solcuların takıldığı yere bir bahane ile çalışma koymuş, polis olaydan haberdar edilmiş, üniversite yönetimi - özel güvenlik şirketi - ülkücüler üçgeniyle solculardan intikam alınmaya çalışılmış.
şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim. normal mi bu olanlar? o ülkücülerden biri de o afişe bakıp biz napıyoruz çocuklara oyuncak topluyorlar demedi, normal mi...
değil sözlük, değil. bu yurdu sevmeyi amerikancılara bırakmayacağız, biz bu ülkeyi edirne'den ardahan'a kadar çok seviyoruz, milliyetçilerden daha çok.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar