bugün
- etnik köken16
- en iyi çizgi filmler9
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler11
- evde kalmış 30 yaşında kız17
- zengin olmak3
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- dünyadaki en kolay meslek7
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar5
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- hangi yazara aşıksınız6
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava3
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- karton toplayan çocuk4
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- omnitrixe sahip olmak2
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü2
- sözlükte kim kime yürüyor5
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- robert greene2
- bir bela geliyor6
- müzik haram mıdır7
- amedspor22
- fenerbahçe16
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- anın görüntüsü26
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- ermenisiz kafkasya4
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- polatlı2
- hareket edebilen canlılar2
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- ismet gürbüz3
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- asgari ücret4
- 16 bekar için masrafsız finlandiya tatili2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- nervio19
- çare ismail kartal4
- cübbeli ahmet hoca3
--spoiler--
Rustin Cohle karakterini ve Psychosphere kavramını biraz daha detaylı inceleyelim. Kendisini realist, felsefi terimlere göre pesimist olarak tanımlayan Rust karakteri; hikayede öğrendiğimiz üzere küçük kızının ölümü üzerine insanlığa ve insanlığı kuşatan -din de dahil- kurumlara inancını yitirmiştir ve kendi deyişiyle ‘’Ne istediğini bildiği için yalnız olmayı umursamayan’’ bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Rust’in Marty’e söylediği ; ‘’Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız.’’ aforizmasından anlayacağımız üzere insanlıktan tiksinen bir bakış açısına sahip ve insanlıktan uzak durması ona dışarıdan objektif bir bakış açısıyla olayları ve özellikle insanları analiz edebilme yeteneği bahşediyor.
Psychosphere kavramının Türkçe karşılığı olmadığı gibi ingilizcede de yaygın kullanılan bir kelime olmayıp anlam karşılığı bir kelimeyi değil bir kavramı açıklıyor. Bu kavramı insan bilincinin alanı olarak açıklayabiliriz. Ve bu kavramın kökeni isviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un ‘’kolektif bilinçdışı’’ konseptine dayanıyor.
Jung’un geliştirdiği kolektif bilinçdışı kavramını basitçe açıklamaya çalışmak gerekirse; insanlık çevresinde var olan bütün düşünceler insanın beynine gider ve neocortex tarafından çevrilerek, dışarıya manevi boyutlarla yansıtılır. Ve insanlar bu ‘’düşüncelerin atmosferinde’’ yaşarlar. Bu kavramlar ışığında; insanların ‘’psychosphere’’ yani insanlık bilinci alanı varlığında herkesin aynı sembollere, mitlere ve fikirlere tepki vermesine yol açılır. Bir nevi toplum oluşturulan insanlık bilinci alanında hareket etmeye veya bundan etkilenmeye maruz bırakılmak üzere manipüle edilir. Düşüncelerin insanların bilinçaltlarına muhakemelerinden bağımsız olarak, farkında olmadan benimsemeleri sorgulamaksızın kabullenmeleri ile kolektif bilinçaltı yani kolektif bilinçdışı oluşur. Jung’a göre; bilinçdışında bir zaman için geri çekilmiş düşünceler, imgeler ve davranışlar mevcuttur ve bunlar sürekli olarak bilincimizi etkiler. Kolektif bilinçdışı nesiller boyu süregelen düşüncelerin ve davranışların insanlığın bilincinde kodlanması ve insanların bu ‘’psychosphere’’ ışığında ve dürtüsünde hareket etmesidir. Jung’un kolektif bilinçdışı üzerine yaptığı bir tespitte iki farklı kültürde ve ülkedeki insanların ayni rüyaları görmesinin bir rastlantı olmadığını; nesiller boyu süregelen bir düşüncelerin ve davranışların insanlığın psychosphere’sinde yani insanlığın bilincinde kodlanması ile meydana gelmekte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitin dizideki imgesi ise ileride inceleyeceğimiz üzere Marty’nin kızının cinayet ve şeytani ayinlere dair hiç bir şey bilmemesine rağmen çizim defterinde ve oyuncaklarıyla yaptığı şeylerin bu ayinlere ve cinayete benzer semboller içermesi ortalama bir insanın kolektif bilinçdışından yani psychosphere’den ne kadar etkilendiğini açıkça göstermektedir.
Psychosphere yani insanlık bilincinin alanı; kotu amaçlar ile etkilenebilir. Ayin ile işlenen cinayetler kitleleri yani toplumu sarsmak ve psycosphere’yi yani insanlık bilincinin alanını rahatsız etmeyi amaçlar.
işte True Detective dizisinin polisiye gizeminin arkasındaki ana hikaye ve mesaj bunun hakkındadır. Geçmişte narkotik ile çalışırken beyninin uyuşturucu sebebiyle hasar görmesi nedeniyle duyu dışı algılama yeteneğine yatkın Rustin Cohle ilk cinayet alanında; ‘’psychosphere’’i yani insanlık bilincinin/düşünce alanını koklayabildiğini ve alüminyum ve kül gibi tadının olduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle; insanlığın bilinç alanının yani insanlığın düşünce alanının dışarıya yansıdığı cinayet alanının alüminyum ve kül kelimeleri ile metafor edilerek zehirli ve kirli olduğu tasnif ediliyor. Ve ‘’bugünkü sahneler’ ‘de Rust; dedektifler ile konuşurken bira ve sigara içiyor ki bu da alüminyum ve kül olup, kendisinin de ‘’psychosphere’’ içerisinde bulunduğunu sembolize ediyor.
--spoiler--
Ilginizi cektiyse bakabilirsiniz.
http://www.marjinalaforiz...zi-ve-incelemesi-sezon-1/
Rustin Cohle karakterini ve Psychosphere kavramını biraz daha detaylı inceleyelim. Kendisini realist, felsefi terimlere göre pesimist olarak tanımlayan Rust karakteri; hikayede öğrendiğimiz üzere küçük kızının ölümü üzerine insanlığa ve insanlığı kuşatan -din de dahil- kurumlara inancını yitirmiştir ve kendi deyişiyle ‘’Ne istediğini bildiği için yalnız olmayı umursamayan’’ bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Rust’in Marty’e söylediği ; ‘’Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız.’’ aforizmasından anlayacağımız üzere insanlıktan tiksinen bir bakış açısına sahip ve insanlıktan uzak durması ona dışarıdan objektif bir bakış açısıyla olayları ve özellikle insanları analiz edebilme yeteneği bahşediyor.
Psychosphere kavramının Türkçe karşılığı olmadığı gibi ingilizcede de yaygın kullanılan bir kelime olmayıp anlam karşılığı bir kelimeyi değil bir kavramı açıklıyor. Bu kavramı insan bilincinin alanı olarak açıklayabiliriz. Ve bu kavramın kökeni isviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un ‘’kolektif bilinçdışı’’ konseptine dayanıyor.
Jung’un geliştirdiği kolektif bilinçdışı kavramını basitçe açıklamaya çalışmak gerekirse; insanlık çevresinde var olan bütün düşünceler insanın beynine gider ve neocortex tarafından çevrilerek, dışarıya manevi boyutlarla yansıtılır. Ve insanlar bu ‘’düşüncelerin atmosferinde’’ yaşarlar. Bu kavramlar ışığında; insanların ‘’psychosphere’’ yani insanlık bilinci alanı varlığında herkesin aynı sembollere, mitlere ve fikirlere tepki vermesine yol açılır. Bir nevi toplum oluşturulan insanlık bilinci alanında hareket etmeye veya bundan etkilenmeye maruz bırakılmak üzere manipüle edilir. Düşüncelerin insanların bilinçaltlarına muhakemelerinden bağımsız olarak, farkında olmadan benimsemeleri sorgulamaksızın kabullenmeleri ile kolektif bilinçaltı yani kolektif bilinçdışı oluşur. Jung’a göre; bilinçdışında bir zaman için geri çekilmiş düşünceler, imgeler ve davranışlar mevcuttur ve bunlar sürekli olarak bilincimizi etkiler. Kolektif bilinçdışı nesiller boyu süregelen düşüncelerin ve davranışların insanlığın bilincinde kodlanması ve insanların bu ‘’psychosphere’’ ışığında ve dürtüsünde hareket etmesidir. Jung’un kolektif bilinçdışı üzerine yaptığı bir tespitte iki farklı kültürde ve ülkedeki insanların ayni rüyaları görmesinin bir rastlantı olmadığını; nesiller boyu süregelen bir düşüncelerin ve davranışların insanlığın psychosphere’sinde yani insanlığın bilincinde kodlanması ile meydana gelmekte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitin dizideki imgesi ise ileride inceleyeceğimiz üzere Marty’nin kızının cinayet ve şeytani ayinlere dair hiç bir şey bilmemesine rağmen çizim defterinde ve oyuncaklarıyla yaptığı şeylerin bu ayinlere ve cinayete benzer semboller içermesi ortalama bir insanın kolektif bilinçdışından yani psychosphere’den ne kadar etkilendiğini açıkça göstermektedir.
Psychosphere yani insanlık bilincinin alanı; kotu amaçlar ile etkilenebilir. Ayin ile işlenen cinayetler kitleleri yani toplumu sarsmak ve psycosphere’yi yani insanlık bilincinin alanını rahatsız etmeyi amaçlar.
işte True Detective dizisinin polisiye gizeminin arkasındaki ana hikaye ve mesaj bunun hakkındadır. Geçmişte narkotik ile çalışırken beyninin uyuşturucu sebebiyle hasar görmesi nedeniyle duyu dışı algılama yeteneğine yatkın Rustin Cohle ilk cinayet alanında; ‘’psychosphere’’i yani insanlık bilincinin/düşünce alanını koklayabildiğini ve alüminyum ve kül gibi tadının olduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle; insanlığın bilinç alanının yani insanlığın düşünce alanının dışarıya yansıdığı cinayet alanının alüminyum ve kül kelimeleri ile metafor edilerek zehirli ve kirli olduğu tasnif ediliyor. Ve ‘’bugünkü sahneler’ ‘de Rust; dedektifler ile konuşurken bira ve sigara içiyor ki bu da alüminyum ve kül olup, kendisinin de ‘’psychosphere’’ içerisinde bulunduğunu sembolize ediyor.
--spoiler--
Ilginizi cektiyse bakabilirsiniz.
http://www.marjinalaforiz...zi-ve-incelemesi-sezon-1/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar