bugün
- beni özleyenler elime mum diksin12
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması6
- iq testi4
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- arkadaşlar yeni ağırlıklarım nasıl3
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek5
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri2
- arkadaşlar naber ya4
- her gördüğünü jandarmaya ihbar eden köylü3
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu2
- inşaat gürültüsü4
- yuzır ismet gurbuzi hazretleri2
- slip mayo giyen erkek4
- beynin dopamin salgılamaması3
- la diyen kadın3
- benkimki11
- en köylü özelliğiniz4
- ioçk'nın müziği4
- erkeklerden hoşlanan erkek3
- metrobüs2
- nervio ile travertenlere gitmek4
- türk ateisti7
- yunanistan29
- sobayla konuşan delinin peşinden gitmek2
- gürsel tekin'in kılıçdaroğlu'na rest çekmesi2
- sözlük çok bozdu3
- yanık akrep dumanı çekmek5
- çomar müzikleri3
- sidretü l münteha4
- zorunlu eğitim7
- küresel gelince trollerde olan gerginlik hissi2
- mayışı çekmek3
- tiroidli hanım3
- en son aldığınız iltifat14
- şimdi mokv olacaktı4
- organize suç örgütü2
- kanal 72
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- dünüşü4
- sözlükten birinden hoşlanmak5
- sevişirken video çekmek10
- hastalığın kader parametrelerinin dışında olması3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- seferihisar2
- irmik helvası vs un helvası18
- dekolteye bakar mısınız15
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
--spoiler--
Rustin Cohle karakterini ve Psychosphere kavramını biraz daha detaylı inceleyelim. Kendisini realist, felsefi terimlere göre pesimist olarak tanımlayan Rust karakteri; hikayede öğrendiğimiz üzere küçük kızının ölümü üzerine insanlığa ve insanlığı kuşatan -din de dahil- kurumlara inancını yitirmiştir ve kendi deyişiyle ‘’Ne istediğini bildiği için yalnız olmayı umursamayan’’ bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Rust’in Marty’e söylediği ; ‘’Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız.’’ aforizmasından anlayacağımız üzere insanlıktan tiksinen bir bakış açısına sahip ve insanlıktan uzak durması ona dışarıdan objektif bir bakış açısıyla olayları ve özellikle insanları analiz edebilme yeteneği bahşediyor.
Psychosphere kavramının Türkçe karşılığı olmadığı gibi ingilizcede de yaygın kullanılan bir kelime olmayıp anlam karşılığı bir kelimeyi değil bir kavramı açıklıyor. Bu kavramı insan bilincinin alanı olarak açıklayabiliriz. Ve bu kavramın kökeni isviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un ‘’kolektif bilinçdışı’’ konseptine dayanıyor.
Jung’un geliştirdiği kolektif bilinçdışı kavramını basitçe açıklamaya çalışmak gerekirse; insanlık çevresinde var olan bütün düşünceler insanın beynine gider ve neocortex tarafından çevrilerek, dışarıya manevi boyutlarla yansıtılır. Ve insanlar bu ‘’düşüncelerin atmosferinde’’ yaşarlar. Bu kavramlar ışığında; insanların ‘’psychosphere’’ yani insanlık bilinci alanı varlığında herkesin aynı sembollere, mitlere ve fikirlere tepki vermesine yol açılır. Bir nevi toplum oluşturulan insanlık bilinci alanında hareket etmeye veya bundan etkilenmeye maruz bırakılmak üzere manipüle edilir. Düşüncelerin insanların bilinçaltlarına muhakemelerinden bağımsız olarak, farkında olmadan benimsemeleri sorgulamaksızın kabullenmeleri ile kolektif bilinçaltı yani kolektif bilinçdışı oluşur. Jung’a göre; bilinçdışında bir zaman için geri çekilmiş düşünceler, imgeler ve davranışlar mevcuttur ve bunlar sürekli olarak bilincimizi etkiler. Kolektif bilinçdışı nesiller boyu süregelen düşüncelerin ve davranışların insanlığın bilincinde kodlanması ve insanların bu ‘’psychosphere’’ ışığında ve dürtüsünde hareket etmesidir. Jung’un kolektif bilinçdışı üzerine yaptığı bir tespitte iki farklı kültürde ve ülkedeki insanların ayni rüyaları görmesinin bir rastlantı olmadığını; nesiller boyu süregelen bir düşüncelerin ve davranışların insanlığın psychosphere’sinde yani insanlığın bilincinde kodlanması ile meydana gelmekte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitin dizideki imgesi ise ileride inceleyeceğimiz üzere Marty’nin kızının cinayet ve şeytani ayinlere dair hiç bir şey bilmemesine rağmen çizim defterinde ve oyuncaklarıyla yaptığı şeylerin bu ayinlere ve cinayete benzer semboller içermesi ortalama bir insanın kolektif bilinçdışından yani psychosphere’den ne kadar etkilendiğini açıkça göstermektedir.
Psychosphere yani insanlık bilincinin alanı; kotu amaçlar ile etkilenebilir. Ayin ile işlenen cinayetler kitleleri yani toplumu sarsmak ve psycosphere’yi yani insanlık bilincinin alanını rahatsız etmeyi amaçlar.
işte True Detective dizisinin polisiye gizeminin arkasındaki ana hikaye ve mesaj bunun hakkındadır. Geçmişte narkotik ile çalışırken beyninin uyuşturucu sebebiyle hasar görmesi nedeniyle duyu dışı algılama yeteneğine yatkın Rustin Cohle ilk cinayet alanında; ‘’psychosphere’’i yani insanlık bilincinin/düşünce alanını koklayabildiğini ve alüminyum ve kül gibi tadının olduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle; insanlığın bilinç alanının yani insanlığın düşünce alanının dışarıya yansıdığı cinayet alanının alüminyum ve kül kelimeleri ile metafor edilerek zehirli ve kirli olduğu tasnif ediliyor. Ve ‘’bugünkü sahneler’ ‘de Rust; dedektifler ile konuşurken bira ve sigara içiyor ki bu da alüminyum ve kül olup, kendisinin de ‘’psychosphere’’ içerisinde bulunduğunu sembolize ediyor.
--spoiler--
Ilginizi cektiyse bakabilirsiniz.
http://www.marjinalaforiz...zi-ve-incelemesi-sezon-1/
Rustin Cohle karakterini ve Psychosphere kavramını biraz daha detaylı inceleyelim. Kendisini realist, felsefi terimlere göre pesimist olarak tanımlayan Rust karakteri; hikayede öğrendiğimiz üzere küçük kızının ölümü üzerine insanlığa ve insanlığı kuşatan -din de dahil- kurumlara inancını yitirmiştir ve kendi deyişiyle ‘’Ne istediğini bildiği için yalnız olmayı umursamayan’’ bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Rust’in Marty’e söylediği ; ‘’Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız.’’ aforizmasından anlayacağımız üzere insanlıktan tiksinen bir bakış açısına sahip ve insanlıktan uzak durması ona dışarıdan objektif bir bakış açısıyla olayları ve özellikle insanları analiz edebilme yeteneği bahşediyor.
Psychosphere kavramının Türkçe karşılığı olmadığı gibi ingilizcede de yaygın kullanılan bir kelime olmayıp anlam karşılığı bir kelimeyi değil bir kavramı açıklıyor. Bu kavramı insan bilincinin alanı olarak açıklayabiliriz. Ve bu kavramın kökeni isviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung’un ‘’kolektif bilinçdışı’’ konseptine dayanıyor.
Jung’un geliştirdiği kolektif bilinçdışı kavramını basitçe açıklamaya çalışmak gerekirse; insanlık çevresinde var olan bütün düşünceler insanın beynine gider ve neocortex tarafından çevrilerek, dışarıya manevi boyutlarla yansıtılır. Ve insanlar bu ‘’düşüncelerin atmosferinde’’ yaşarlar. Bu kavramlar ışığında; insanların ‘’psychosphere’’ yani insanlık bilinci alanı varlığında herkesin aynı sembollere, mitlere ve fikirlere tepki vermesine yol açılır. Bir nevi toplum oluşturulan insanlık bilinci alanında hareket etmeye veya bundan etkilenmeye maruz bırakılmak üzere manipüle edilir. Düşüncelerin insanların bilinçaltlarına muhakemelerinden bağımsız olarak, farkında olmadan benimsemeleri sorgulamaksızın kabullenmeleri ile kolektif bilinçaltı yani kolektif bilinçdışı oluşur. Jung’a göre; bilinçdışında bir zaman için geri çekilmiş düşünceler, imgeler ve davranışlar mevcuttur ve bunlar sürekli olarak bilincimizi etkiler. Kolektif bilinçdışı nesiller boyu süregelen düşüncelerin ve davranışların insanlığın bilincinde kodlanması ve insanların bu ‘’psychosphere’’ ışığında ve dürtüsünde hareket etmesidir. Jung’un kolektif bilinçdışı üzerine yaptığı bir tespitte iki farklı kültürde ve ülkedeki insanların ayni rüyaları görmesinin bir rastlantı olmadığını; nesiller boyu süregelen bir düşüncelerin ve davranışların insanlığın psychosphere’sinde yani insanlığın bilincinde kodlanması ile meydana gelmekte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitin dizideki imgesi ise ileride inceleyeceğimiz üzere Marty’nin kızının cinayet ve şeytani ayinlere dair hiç bir şey bilmemesine rağmen çizim defterinde ve oyuncaklarıyla yaptığı şeylerin bu ayinlere ve cinayete benzer semboller içermesi ortalama bir insanın kolektif bilinçdışından yani psychosphere’den ne kadar etkilendiğini açıkça göstermektedir.
Psychosphere yani insanlık bilincinin alanı; kotu amaçlar ile etkilenebilir. Ayin ile işlenen cinayetler kitleleri yani toplumu sarsmak ve psycosphere’yi yani insanlık bilincinin alanını rahatsız etmeyi amaçlar.
işte True Detective dizisinin polisiye gizeminin arkasındaki ana hikaye ve mesaj bunun hakkındadır. Geçmişte narkotik ile çalışırken beyninin uyuşturucu sebebiyle hasar görmesi nedeniyle duyu dışı algılama yeteneğine yatkın Rustin Cohle ilk cinayet alanında; ‘’psychosphere’’i yani insanlık bilincinin/düşünce alanını koklayabildiğini ve alüminyum ve kül gibi tadının olduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle; insanlığın bilinç alanının yani insanlığın düşünce alanının dışarıya yansıdığı cinayet alanının alüminyum ve kül kelimeleri ile metafor edilerek zehirli ve kirli olduğu tasnif ediliyor. Ve ‘’bugünkü sahneler’ ‘de Rust; dedektifler ile konuşurken bira ve sigara içiyor ki bu da alüminyum ve kül olup, kendisinin de ‘’psychosphere’’ içerisinde bulunduğunu sembolize ediyor.
--spoiler--
Ilginizi cektiyse bakabilirsiniz.
http://www.marjinalaforiz...zi-ve-incelemesi-sezon-1/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar