bugün
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu14
- game of thrones taki kerhaneci13
- nah sana oy17
- dolar isterse 100 olsun37
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları11
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- ak çomarların cehape argümanı3
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler6
- başlık altı yalamaları3
- döviz milliyetçisi3
- gürcistan göçmenleri13
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi9
- melih gökçek5
- mezarlığa sıfır bina5
- yılmaz güney2
- alparslan kuytul17
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- kadınınızı çalıştırır mısınız3
- almanya'da yaşayıp arabasına tuğra yapıştıran tip2
- annen mi ben mi diyen kadın6
- dilek imamoğlu3
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- almancıları sevmemek11
- futbol3
- 21 ağustos 2026 türkiye letonya voleybol maçı3
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- tanga giyen kızı doyurmak ne mümkün6
- günde 5 yumurta yiyen erkek7
- evlenmek2
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- aşk ve taht dizisi4
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız9
- evlenmeden olmaz diyen kız7
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- ben cehapeli değilim yeni partiliyim6
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- sözlüğün nimet olması3
- lastik alırken nelere dikkat etmek gerek8
- chp'nin yeni partiden fazla oy alması4
- kırk yıl almanya ama kırk kelime almancasi yok3
- tayyib'in masayı devirme ihtimali6
- külodunu çıkarıp usulca erkeğe doğru atan kız8
- enoch un kitabı4
- muşlettin amca bay beydir8
- ihanetin affı olmaz5
- beşiktaş7
- tai lung12
- almanca3
- darıca da bulunan 3 cesedin kimlikleri10
bir gün çalıştığım mekana bir suriyeli elektrikçi çağırdı patron. arızaya bakacaktı. böyle kumral, yeşil gözlü, yüzü tertemiz bir abimiz.
işini bitirdi geldi oturdu masaya. ben de ne zaman savaştan kaçmış bir suriyeli görsem gider konuşurum, sohbet ederim.
bu sefer de aynı şeyi yaptım ve nereden geldiğini sordum. "halep." dedi. "neden geldin?" dedim haddimi aşarak.
"vallahi savaş." dedi. içimden dedim ki "neden sahip çıkmadın vatanına? neden orda kalmadın?"
içimdeki sesi duymuş olacak ki telefonunu çıkarıp çocuklarının, suriye'deki evinin fotoğraflarını gösterdi. hayatımda gördüğüm en güzel, en şahane çocuklardı onlar. gözleri kocaman, yemyeşil. evinin bahçesine envai çeşit süslemeler, su fışkiyeleri yapmış. sohbetimiz ilerledikten sonra dedim ki "hiç yakınını kaybettin mi savaşta?" öyle durdu biraz.
soru, derinlerinde bir yerlerde yarasını deşmişti. "iki çocuk." dedi buruk bir ses tonuyla. "iki çocuğumu kaybettim."
esed'in bombardımanında kaybetmiş iki çocuğunu da. iki gün can çekişmiş çocuklar. sonra da evi bombalanmış, darmadağın olmuş hayatı. arada kalmış anlayacağınız. "ölen çocuklarının fotoğrafları var mı?" diye sordum, "yok" dedi. "dayanamıyorum."
bakmaya dayanamıyormuş.
başımdan aşağıya kaynar sular döküldü o an. dedim biz ne yaşamışız ki. bu insanları nasıl anlayabiliriz ki. o günden sonra suriye ve suriyeliler değişti benim için.
şimdi buralarda bilip bilmeden ya da çok bilinçli olarak atıp tutan genç arkadaşlarımı görünce bir başka üzülüyorum halep'e, halepli kardeşlerimize.
biz onların filizlenmiş tek umutlarıydık kim bilir. can çekişen yeşil gözlü çocukların tek umuduyduk belki de. ama görüyorum ki biz insanlığımızı; ideolojilere, mezheplerimize peşkeş çekmişiz.
vicdanımız da suriyeli çocuklarla beraber enkaz altında kalmış.
işini bitirdi geldi oturdu masaya. ben de ne zaman savaştan kaçmış bir suriyeli görsem gider konuşurum, sohbet ederim.
bu sefer de aynı şeyi yaptım ve nereden geldiğini sordum. "halep." dedi. "neden geldin?" dedim haddimi aşarak.
"vallahi savaş." dedi. içimden dedim ki "neden sahip çıkmadın vatanına? neden orda kalmadın?"
içimdeki sesi duymuş olacak ki telefonunu çıkarıp çocuklarının, suriye'deki evinin fotoğraflarını gösterdi. hayatımda gördüğüm en güzel, en şahane çocuklardı onlar. gözleri kocaman, yemyeşil. evinin bahçesine envai çeşit süslemeler, su fışkiyeleri yapmış. sohbetimiz ilerledikten sonra dedim ki "hiç yakınını kaybettin mi savaşta?" öyle durdu biraz.
soru, derinlerinde bir yerlerde yarasını deşmişti. "iki çocuk." dedi buruk bir ses tonuyla. "iki çocuğumu kaybettim."
esed'in bombardımanında kaybetmiş iki çocuğunu da. iki gün can çekişmiş çocuklar. sonra da evi bombalanmış, darmadağın olmuş hayatı. arada kalmış anlayacağınız. "ölen çocuklarının fotoğrafları var mı?" diye sordum, "yok" dedi. "dayanamıyorum."
bakmaya dayanamıyormuş.
başımdan aşağıya kaynar sular döküldü o an. dedim biz ne yaşamışız ki. bu insanları nasıl anlayabiliriz ki. o günden sonra suriye ve suriyeliler değişti benim için.
şimdi buralarda bilip bilmeden ya da çok bilinçli olarak atıp tutan genç arkadaşlarımı görünce bir başka üzülüyorum halep'e, halepli kardeşlerimize.
biz onların filizlenmiş tek umutlarıydık kim bilir. can çekişen yeşil gözlü çocukların tek umuduyduk belki de. ama görüyorum ki biz insanlığımızı; ideolojilere, mezheplerimize peşkeş çekmişiz.
vicdanımız da suriyeli çocuklarla beraber enkaz altında kalmış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar