bugün
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı7
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı18
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- uysaljakoben12
- 5 kilo dumbell2
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması8
- sözlükte yazmanın faydaları8
- durduk yere instagramda takipten çıkan arkadaş9
- mutlu bir ilişkinin anahtarı6
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak11
- chp'nin hali ne olacak58
- şirinler köyüne yeni şirin13
- bir şeyler söyle8
- evlilik vs bekarlık7
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek9
- evrim teorisine göre ilk canlı hemen türedi mi8
- gezip tozmanın gereksiz yorgunluk olması3
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması5
- recep tayyip erdoğan5
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi9
- haşmetli bir penise sahip olmak3
- karun kadar malın olsa ne fayda4
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı4
- nataşalara para yedirmek9
- sydney sweeney'in memeleri8
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- en iyi antidepresan16
- arkadaşlar bakar mısınız14
- anın fotoğrafı2
- ilişki mi yaşıyoruz satranç mı oynuyoruz amk4
- saraca finch house6
- kötü biri olduğunu bilmek10
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek9
- 13 haziran 2026 fenerbahçe beko beşiktaş rain maçı4
- kadınlar neyden hoşlanır3
- lor peyniri yemek2
- çokomeldeki harflerden rahatsız olan adam2
- diyanetin abd'deki villaları16
- kaşar sucuk salamın sofrada lüks sayıldığı yıllar3
- aşık olunca neye benziyorsunuz4
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- kemal kılıçdaroğlu13
- selam sizinle tanışmış mıydık4
- ağzına alırken iğrenmeyen bayan2
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi9
- tc'nin geleceği cumhuriyeti kuran chp ile olacak4
- true'nin akp'ye oy vermesi5
- kedi9
- ağzıyla osuruk sesi çıkaran misafir çocuğu3
bir gün çalıştığım mekana bir suriyeli elektrikçi çağırdı patron. arızaya bakacaktı. böyle kumral, yeşil gözlü, yüzü tertemiz bir abimiz.
işini bitirdi geldi oturdu masaya. ben de ne zaman savaştan kaçmış bir suriyeli görsem gider konuşurum, sohbet ederim.
bu sefer de aynı şeyi yaptım ve nereden geldiğini sordum. "halep." dedi. "neden geldin?" dedim haddimi aşarak.
"vallahi savaş." dedi. içimden dedim ki "neden sahip çıkmadın vatanına? neden orda kalmadın?"
içimdeki sesi duymuş olacak ki telefonunu çıkarıp çocuklarının, suriye'deki evinin fotoğraflarını gösterdi. hayatımda gördüğüm en güzel, en şahane çocuklardı onlar. gözleri kocaman, yemyeşil. evinin bahçesine envai çeşit süslemeler, su fışkiyeleri yapmış. sohbetimiz ilerledikten sonra dedim ki "hiç yakınını kaybettin mi savaşta?" öyle durdu biraz.
soru, derinlerinde bir yerlerde yarasını deşmişti. "iki çocuk." dedi buruk bir ses tonuyla. "iki çocuğumu kaybettim."
esed'in bombardımanında kaybetmiş iki çocuğunu da. iki gün can çekişmiş çocuklar. sonra da evi bombalanmış, darmadağın olmuş hayatı. arada kalmış anlayacağınız. "ölen çocuklarının fotoğrafları var mı?" diye sordum, "yok" dedi. "dayanamıyorum."
bakmaya dayanamıyormuş.
başımdan aşağıya kaynar sular döküldü o an. dedim biz ne yaşamışız ki. bu insanları nasıl anlayabiliriz ki. o günden sonra suriye ve suriyeliler değişti benim için.
şimdi buralarda bilip bilmeden ya da çok bilinçli olarak atıp tutan genç arkadaşlarımı görünce bir başka üzülüyorum halep'e, halepli kardeşlerimize.
biz onların filizlenmiş tek umutlarıydık kim bilir. can çekişen yeşil gözlü çocukların tek umuduyduk belki de. ama görüyorum ki biz insanlığımızı; ideolojilere, mezheplerimize peşkeş çekmişiz.
vicdanımız da suriyeli çocuklarla beraber enkaz altında kalmış.
işini bitirdi geldi oturdu masaya. ben de ne zaman savaştan kaçmış bir suriyeli görsem gider konuşurum, sohbet ederim.
bu sefer de aynı şeyi yaptım ve nereden geldiğini sordum. "halep." dedi. "neden geldin?" dedim haddimi aşarak.
"vallahi savaş." dedi. içimden dedim ki "neden sahip çıkmadın vatanına? neden orda kalmadın?"
içimdeki sesi duymuş olacak ki telefonunu çıkarıp çocuklarının, suriye'deki evinin fotoğraflarını gösterdi. hayatımda gördüğüm en güzel, en şahane çocuklardı onlar. gözleri kocaman, yemyeşil. evinin bahçesine envai çeşit süslemeler, su fışkiyeleri yapmış. sohbetimiz ilerledikten sonra dedim ki "hiç yakınını kaybettin mi savaşta?" öyle durdu biraz.
soru, derinlerinde bir yerlerde yarasını deşmişti. "iki çocuk." dedi buruk bir ses tonuyla. "iki çocuğumu kaybettim."
esed'in bombardımanında kaybetmiş iki çocuğunu da. iki gün can çekişmiş çocuklar. sonra da evi bombalanmış, darmadağın olmuş hayatı. arada kalmış anlayacağınız. "ölen çocuklarının fotoğrafları var mı?" diye sordum, "yok" dedi. "dayanamıyorum."
bakmaya dayanamıyormuş.
başımdan aşağıya kaynar sular döküldü o an. dedim biz ne yaşamışız ki. bu insanları nasıl anlayabiliriz ki. o günden sonra suriye ve suriyeliler değişti benim için.
şimdi buralarda bilip bilmeden ya da çok bilinçli olarak atıp tutan genç arkadaşlarımı görünce bir başka üzülüyorum halep'e, halepli kardeşlerimize.
biz onların filizlenmiş tek umutlarıydık kim bilir. can çekişen yeşil gözlü çocukların tek umuduyduk belki de. ama görüyorum ki biz insanlığımızı; ideolojilere, mezheplerimize peşkeş çekmişiz.
vicdanımız da suriyeli çocuklarla beraber enkaz altında kalmış.
Gündemdeki Haberler