bugün
- sebahattin şirin12
- aslolan fenerbahce dir andavalı5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle11
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- romelu lukaku8
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek6
- kalp krizi7
- numan kurtulmuş2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- fatih tekke4
- çerçeve yasa20
- apo piçtir piç kalacak11
- aym'nin evlenen kadin nufus kaydi karari2
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- hangi film karakteri olmak isterdiniz2
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması2
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- profilini gizli tutma nedeni9
- türk milletine kurulan pusu7
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- kendi doğum gününü unutmak3
- sağlık2
- ekşide yazar olmak vs uludağda birader olmak3
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- terörist mecliste konuşma mı yapar4
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- galatasaray ın yeni transferi3
- eski türkiye3
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür5
- mel melin palavra sıkması7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- nihavent kardeşimizin sözlüğe teşrif etmesi4
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- büyük oyunu görmek4
- en güzel reçel6
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- arapça isimlerin iticiliği2
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- ihtiyar yazar5
- herkesle iyi geçinmek6
- suudi arabistan'a saldırılırsa türkiye de savaşta3
- güzel kızlara kötü davranmak3
- nihoş4
bir rivayete göre marcel proustile ilk karşılaşmaları(ve tek) hiç beklenildiği gibi geçmemiştir.
durun anlatayım;
--spoiler--
sene 1922.
paris'de bir otelde büyük bir yemek daveti var. bir sürü sanatçı falan var bu davette. ünlü bestecilerden Stravinsky 'da bu onur konuklarından biri. gene bir rivayete göre picasso'da orada bulunan onur konuklarından birisi.
derken kibarlığıyla tanınan marcel proust geliyor davete. meşhur bir kürk paltosu var bu üstadın ve asla üstünden çıkartmıyor bunu. hani sürekli hasta olan insanlar vardır ya, asla tam sağlıklı olamazlar, işte proust'da bunlardan biri. sürekli üşüyen insanlardan yani.
en sonunda davete james joyce icabet ediyor efendim. tabi gözler joyce ve proust'da. döneminin en büyük iki yazarı. yani döneminin en büyük iki kitabı olan ulysses ve kayıp zamanın izinde'nin yazarları. herkes onlardan büyük edebi konuşmalar beklemektedir doğal olarak. edebiyat tarhinin en büyük anlarındanfakat biri olmalı aslında bu. e boru değil, tarihin en büyük yazarlarından ikisi karşı karşıya.
fakat hiç öyle olmuyor işler.
tanıştırıyorlar efendim bu iki usta yazarı.
ama birbirlerini neredeyse hiç tanımadıkları ortaya çıkıyor. daveti veren kişilerden biri proust'da ulysses'i okuyup okumadığını sorar, proust ise "hayır" der. aynı durum joyce için de geçerlidir.
hikayenin devamı ise daha enteresan. efendim parti sonunda proust yanında iki arkadaşı ile birlikte taksiye biner.* joyce ise izin almadan, davet beklemeden içinde proust'un bulunduğu taksiye atlar. dedik ya proust sürekli üşüyen bir insan. bunu bile bile camı sonuna kadar açar ve bir puro yakar.
bu proust için çok kötü bir şeydir çünkü çok ileri seviye bir astıma sahiptir. fakat kibarlığı ile ünlü olan proust bir şey demez joyce'a. joyce bir nevi proust'Un ulysses'i okumamasının intikamını alır. proust'U sevmemiştir.
bu ikili taksi boyunca hiç konuşmazlar ve proust'Un evine gelince, proust arkadaşını kenara çeker ve "taksideki irlandalı'yı taksinin eve bırakmasını" rica eder.
joyce bu teklifi kabul eder ve bu iki edebiyat devi ilk ve son kez bu şekilde karşılaşırlar.
--spoiler--
olayın temeli bu yönde. yani içeriği ne kadar doğru bilmem ama bu ikilinin balodaki karşılaşmasının zaman kaybı olduğu konusunda edebiyat tarihçileri, hatta joyce'un biyograficisi bile hem fikir.
böyle tarihte bir konuda iki dev isim karşı karşıya gelince inanılmaz şeyler olacak sanıyor insan. mesela gene devrin, hatta tarihin iki büyük yazarı dostoyevski ve tolstoy karşılaşsa neler olurdu acaba der çoğu insan. ama bu ikili hiç karşılaşmamış birbiriyle.
iyi ya da kötü, james joyce ve marcel proust'Un bir zaman aynı odada bulundukları gerçeği insanı mutlu ediyor, sonra böyle bir hikayenin yaşanması ise güldürüyor.
edit: kaynak da vereyim de, götten atıyorum sanmasınlar.
http://www.hurriyet.com.t...-kotu-olabilirdi-39076444
http://www.dusunbil.com/j...irlerinden-sikilmislardi/
yabancı kaynaklar da mevcuttur.
durun anlatayım;
--spoiler--
sene 1922.
paris'de bir otelde büyük bir yemek daveti var. bir sürü sanatçı falan var bu davette. ünlü bestecilerden Stravinsky 'da bu onur konuklarından biri. gene bir rivayete göre picasso'da orada bulunan onur konuklarından birisi.
derken kibarlığıyla tanınan marcel proust geliyor davete. meşhur bir kürk paltosu var bu üstadın ve asla üstünden çıkartmıyor bunu. hani sürekli hasta olan insanlar vardır ya, asla tam sağlıklı olamazlar, işte proust'da bunlardan biri. sürekli üşüyen insanlardan yani.
en sonunda davete james joyce icabet ediyor efendim. tabi gözler joyce ve proust'da. döneminin en büyük iki yazarı. yani döneminin en büyük iki kitabı olan ulysses ve kayıp zamanın izinde'nin yazarları. herkes onlardan büyük edebi konuşmalar beklemektedir doğal olarak. edebiyat tarhinin en büyük anlarındanfakat biri olmalı aslında bu. e boru değil, tarihin en büyük yazarlarından ikisi karşı karşıya.
fakat hiç öyle olmuyor işler.
tanıştırıyorlar efendim bu iki usta yazarı.
ama birbirlerini neredeyse hiç tanımadıkları ortaya çıkıyor. daveti veren kişilerden biri proust'da ulysses'i okuyup okumadığını sorar, proust ise "hayır" der. aynı durum joyce için de geçerlidir.
hikayenin devamı ise daha enteresan. efendim parti sonunda proust yanında iki arkadaşı ile birlikte taksiye biner.* joyce ise izin almadan, davet beklemeden içinde proust'un bulunduğu taksiye atlar. dedik ya proust sürekli üşüyen bir insan. bunu bile bile camı sonuna kadar açar ve bir puro yakar.
bu proust için çok kötü bir şeydir çünkü çok ileri seviye bir astıma sahiptir. fakat kibarlığı ile ünlü olan proust bir şey demez joyce'a. joyce bir nevi proust'Un ulysses'i okumamasının intikamını alır. proust'U sevmemiştir.
bu ikili taksi boyunca hiç konuşmazlar ve proust'Un evine gelince, proust arkadaşını kenara çeker ve "taksideki irlandalı'yı taksinin eve bırakmasını" rica eder.
joyce bu teklifi kabul eder ve bu iki edebiyat devi ilk ve son kez bu şekilde karşılaşırlar.
--spoiler--
olayın temeli bu yönde. yani içeriği ne kadar doğru bilmem ama bu ikilinin balodaki karşılaşmasının zaman kaybı olduğu konusunda edebiyat tarihçileri, hatta joyce'un biyograficisi bile hem fikir.
böyle tarihte bir konuda iki dev isim karşı karşıya gelince inanılmaz şeyler olacak sanıyor insan. mesela gene devrin, hatta tarihin iki büyük yazarı dostoyevski ve tolstoy karşılaşsa neler olurdu acaba der çoğu insan. ama bu ikili hiç karşılaşmamış birbiriyle.
iyi ya da kötü, james joyce ve marcel proust'Un bir zaman aynı odada bulundukları gerçeği insanı mutlu ediyor, sonra böyle bir hikayenin yaşanması ise güldürüyor.
edit: kaynak da vereyim de, götten atıyorum sanmasınlar.
http://www.hurriyet.com.t...-kotu-olabilirdi-39076444
http://www.dusunbil.com/j...irlerinden-sikilmislardi/
yabancı kaynaklar da mevcuttur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar