bugün
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı14
- uluslararası evlilik4
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması18
- turizmciler battı mutlu musunuz4
- putinin türkiyede inşaatta çalışması3
- kanuni döneminde yaşansa olası ekşi başlıkları3
- kore filmi izleyememek4
- haluk levent'in bahiste 390 milyon tl kaybetmesi8
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi12
- fazla araştırmak kötü müdür7
- türkiye'nin ırak'a 1 milyar dolar ödeyecek olması3
- yazarların en uçuk seks fantezileri2
- superman türkiye de çekilseydi4
- honda cbr 1000rr2
- mersini rusların işgal etmesi2
- karınızı başka erkeğin kolunda görüp gülümsemek3
- space oddity7
- kaliteli insanı belli eden detaylar14
- dinler tarihinin en önemli olayı11
- sürekli cinsellikten bahseden erkek11
- 1 dakika neden 60 saniye3
- uysaljakobene burç baktırmak8
- deniz göktaş7
- üstteki yazarı öv15
- yayınlanmamış tanrı röportajları4
- türk kızları neden kıskanç değil2
- çalışmak5
- hayata küsmek3
- erkeğe yakışmayan giysiler5
- ona bir şey söyle17
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- manifest grubu vs pkk7
- gözlüğü kaybetmek3
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması15
- ipkis'in evinde yatılı misafir olmak2
- neden aşık oluyoruz3
- chatgpt4
- ice break2
- küçük memeli kız siniri4
- nesrin cavadzade4
- markette çalışmak7
- mete gazoz4
- israil'in olası türkiye saldırısı6
- 128 milyar doların gündemden düşmesi2
- balık fiyatları2
- sperm balinası2
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış8
- ilk sevgilisi ile evlenen insan2
- 12 temmuz 2026 j sinner'a zverev maçı3
milliyet gazetesi yazarlarından can dündar 'ın mehmet ali erbil 'i haklı olarak yerin dibine batırdığı, birçok kesim tarafından alkış toplayan yazısı..aynen şöyle:
-Kibri, vicdanından büyük Mehmet Ali Erbil'in...
Merhameti, kabiliyetinden az...
Üzerine sahte bir rahmet gibi yağan sahne ışıkları gözünü öyle kör etmiş, insafını öyle köreltmiş ki, maskotunun tumanını taammüden indirip onu donsuz, uluorta rüsva ettikten sonra kıkırdayarak, "Yakaladı mı kamera?" diye sorabildi.
"iş kazasıdır; canlı yayın cilvesi" diye omuz silkebildi.
Bir nedamet emaresini bile sadık Hilmi'sinden, seyircisinden esirgedi.
Belki de bu vurdumduymazlıktır, onu gösteri dünyasının kral tahtına oturtan, devirdiği çamların üstünden gamsız atlatan, "Oldu bir kere, bir sonraki işe bakalım" diye rahatlatan...
Yoksa sızlayan bir yürek, servete boğulsa da, kendi yarattığı trajediye kolay katlanamaz.
Merhamet ile mülkiyet kolay uzlaşamaz.
***
Yoksulluk her erdemi yer.
Ama görünen o ki varsıllık da erdem kâsesinden besleniyor.
insan paranın sahtesini yaptığı gibi, para da insanın sahtesini yapıyor.
Ama öyledir diye, son skandalı da hafızamıza gömmemeliyiz; tersine bu rezaletten Erbil'in çıkaramadığı dersi söküp çıkarmalıyız.
Evet, bu bir "yol kazası"dır.
Susurluk da sistemin yol kazasıydı. Ve o kaza birikmiş cümle cerahati döktü ortaya...
Gevrek kahkahalar eşliğinde aşağı çekilen o pantolonun altından çırılçıplak sergilenen de artık miyadını doldurmuş ve bu topluma pahalıya mal olmuş bir yayıncılık zihniyetidir; ki Erbil'in seviyesinden başlar, onu istihdam edip şişirenlere dek tırmanır. Her gece hem vah vahlayan hem alkışlayan seyirci kitlesinin hayranlığından beslenip tekrarlanır.
***
ince hicivle yola çıkıp kaba saba soytarılığa dönüşmüş bir eğlence düşkünlüğünün bataklığındayız artık...
Pespayelik çukurunun dibindeyiz.
Öyle bir mezbaha ki kurulan; kurban edilenlerin cellatları da kurban...
Cellat, çaresizliğin son kertesinde kendisine hayranlık duyan fukaraya, sakata, naçara takla attırıp nafile yalvartarak eğlenirken, onun celladı da onun taklalarını izleyip eğleniyor.
Ama unutmayın:
"Yoksulların gözleri" bu hunharlığı izliyor.
Elbet bir gün yol, kazaya doyacak.
Ve muhtemelen o gün indirilen, sizin pantolonunuz olacak
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr
-Kibri, vicdanından büyük Mehmet Ali Erbil'in...
Merhameti, kabiliyetinden az...
Üzerine sahte bir rahmet gibi yağan sahne ışıkları gözünü öyle kör etmiş, insafını öyle köreltmiş ki, maskotunun tumanını taammüden indirip onu donsuz, uluorta rüsva ettikten sonra kıkırdayarak, "Yakaladı mı kamera?" diye sorabildi.
"iş kazasıdır; canlı yayın cilvesi" diye omuz silkebildi.
Bir nedamet emaresini bile sadık Hilmi'sinden, seyircisinden esirgedi.
Belki de bu vurdumduymazlıktır, onu gösteri dünyasının kral tahtına oturtan, devirdiği çamların üstünden gamsız atlatan, "Oldu bir kere, bir sonraki işe bakalım" diye rahatlatan...
Yoksa sızlayan bir yürek, servete boğulsa da, kendi yarattığı trajediye kolay katlanamaz.
Merhamet ile mülkiyet kolay uzlaşamaz.
***
Yoksulluk her erdemi yer.
Ama görünen o ki varsıllık da erdem kâsesinden besleniyor.
insan paranın sahtesini yaptığı gibi, para da insanın sahtesini yapıyor.
Ama öyledir diye, son skandalı da hafızamıza gömmemeliyiz; tersine bu rezaletten Erbil'in çıkaramadığı dersi söküp çıkarmalıyız.
Evet, bu bir "yol kazası"dır.
Susurluk da sistemin yol kazasıydı. Ve o kaza birikmiş cümle cerahati döktü ortaya...
Gevrek kahkahalar eşliğinde aşağı çekilen o pantolonun altından çırılçıplak sergilenen de artık miyadını doldurmuş ve bu topluma pahalıya mal olmuş bir yayıncılık zihniyetidir; ki Erbil'in seviyesinden başlar, onu istihdam edip şişirenlere dek tırmanır. Her gece hem vah vahlayan hem alkışlayan seyirci kitlesinin hayranlığından beslenip tekrarlanır.
***
ince hicivle yola çıkıp kaba saba soytarılığa dönüşmüş bir eğlence düşkünlüğünün bataklığındayız artık...
Pespayelik çukurunun dibindeyiz.
Öyle bir mezbaha ki kurulan; kurban edilenlerin cellatları da kurban...
Cellat, çaresizliğin son kertesinde kendisine hayranlık duyan fukaraya, sakata, naçara takla attırıp nafile yalvartarak eğlenirken, onun celladı da onun taklalarını izleyip eğleniyor.
Ama unutmayın:
"Yoksulların gözleri" bu hunharlığı izliyor.
Elbet bir gün yol, kazaya doyacak.
Ve muhtemelen o gün indirilen, sizin pantolonunuz olacak
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar