bugün
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- izmir'in mis gibi kokması9
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler6
- arkadaşlar çüş6
- salat namaz değildir12
- arkadaşlar aranızda zengin varsa bana yazsın3
- meksika açmazı macerası15
- tekrar izlenebilecek diziler4
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi7
- cemil tugay7
- silkmeye çalışan erkek ilgisi3
- iranlı kızlar4
- izmir lağım gibi kokuyor diyen muhalif2
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- anın görüntüsü31
- okul saldırısı6
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi4
- demokrasi3
- enayimiknatisi9
- akp2
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- bu durumda ne yapardınız9
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi4
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- bir gün herkes ak partili olacak14
- 40 yaşında bekar erkek5
- game of thrones taki kerhaneci24
- 15 temmuz darbe girişimi2
- kelam allahla beraberdi beden aldı ve yaşadı2
- mezut barzani nin yahudi olması18
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- ak partiye geçen herkesin mutlu olması6
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması3
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- oytunkaran nerde sorunsalı4
- salah namazdır2
- cedidacer8
- hiçbir şey yapası olmamak2
- 7 ekim 2026 cemil tugay'ın akp'ye katılması10
- çocuğa israil diye isim koymak17
- ak partinin chp'ye diz çöktürmesi11
- çarşamba akşamı evde oturmak2
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi14
- 5 yıl önceye geri gitmek4
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı17
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen19
- cesete hakaret13
- bik bik'in çıkartıp masaya vurması4
Gündemde değilmiş gibi görünüyor ama bütün bu kavganın gürültünün bam teli orasıdır: Kuzey Kıbrıs. Türban mürban, işin "folklorik" yanı.
Altı senedir, bürokraside "bu adam Kıbrıs'ı verecek" şeklinde derin bir endişe var.
Fakat vermek için, önce "almış olmak" gerekir.
Biz Kıbrıs'a "adaya barış ve demokrasi falan filan götürmek" için mi çıktık, yoksa orayı düpedüz "aldık" mı?
Görünürde birincisi, gerçekte ikincisi geçerli.
Kıbrıs, merhum Ecevit'in inanılmaz tarihi ve siyasi aymazlığı sonucu, sırtımıza otuz beş senedir yapışmış kalmış bir kamburdur (ahmaklık dememek için aymazlık dedim)... Duracağı yeri de bilememişti, yürüyeceği yeri de, çekileceği yeri de. (Ne zaman neyi bilmişti ki?)
Fakat biz Kıbrıs'a hep "bizim" gözüyle baktık. Kan dökmüştük, ölmüştük, öldürmüştük ve artık bizim olmuştu. Daha doğrusu, "geri gelmişti".
BU BiR OSMANLI REFLEKSiDiR.
Kabul etmek istemesek ve dillendirmeye asla yanaşmasak da, "bilinçaltlarımızda sürmekte olan Osmanlı bozgunu" ilk kez, sona ermese de, duraklamıştı.
1699'DAN BERi SÜREKLi TOPRAK VERiYORDUK, iLK KEZ 1974'TE BU TOPRAKLARIN KÜÇÜK DE OLSA BiR KISMINI GERi ALMAYI BAŞARMIŞTIK!
Tövbe, ilk kez 1939'da Hatay, ikinci kez de bu... Musul ve Kerkük'te söktüremememiş, konuyu fazla dalgalandırmadan üstüne sünger çekmeyi tercih etmiştik... Ama şimdi bir fırsat çıkmıştı...
Meseleyi kendi kendimize bile itiraf edemedik, "soydaşlarımızı kurtarıyoruz" kılıfı uydurduk. işi de iyice "çözümsüzlüğe" vurduk. Çünkü çözüm istemiyorduk, orası artık bizim olmuştu ve asla kaptırmaya niyetli değildik. Yeterdi gayrı toprak vermek...
Oysa, Misak-ı Milli sınırları içinde Kıbrıs yoktu!
Yani, kendi koyduğumuz ilkelere, işimize geldiği zaman kendimiz mızıkçılık ediyorduk! Buna da "nalıncı keseri" demezler miydi? Güçsüz olduğumuz sürece "yurtta sulh, cihanda sulh", uygun gördüğümüz zaman "yurtta kargaşa, cihana çıkartma"...
1920'de saptadığımız, 1923'te "konsolide" ettiğimiz çizgileri 1939 ve 1974'te gene kendimiz çiğniyorduk açıkçası... Dünya ilkine sessiz kalınca seviniyor, ikincisine karşı çıkınca da bozuluyorduk, kızıyorduk...
Bir de sorun bakalım kendilerine, Kıbrıslı soydaşlarımız kurtarılmış olmayı değil de "alınmış" olmayı nasıl değerlendiriyorlar ve bize karşı ne tür hisler besliyorlar?
Mesele bu kadar basittir. Strateji falan işin salçasıdır: Avrupa Birliği'ne girsek, Yunanistan niçin gelsin de bizi karnımızdan vursun? Bir üyenin, başka bir üyeyi yalnız batıdan değil güneyden de kuşatmasının ne anlamı, ne yararı ya da ne zararı var? Bir TürkYunan savaşı artık hiçbir şekilde mümkün değil. Otuz beş yıl öncesinin hesapları bunlar. (Yanılıyorsam, sormak isterim, Ege Ordusu niçin lağvedilmiştir?)
işte bu nedenlerle de, Türkiye Kıbrıs'tan asla çekilmez, Avrupa Birliği'ne de asla giremez. iki kere iki dört.
Meselenin çözülmesi için ya bir savaş ve bozgun gerekir -düşünmek bile istemiyorum-, ya da olağanüstü yetkilerle donatılmış, otoritesi hiçbir şekilde tartışılamaz bir devlet yöneticisi.
Tercüme edeyim: Bir yeri ya padişah alır verir ya da Atatürk!
Günümüzde ne herhangi bir politikacı bu mutlak güce ulaşabilir ne de herhangi bir muhayyel darbeci...
isterseniz birinci şıkka dönelim: Bir savaşa girer de yenilirsek, ya da yıpranırsak, ne Kıbrıs kalır ne Güneydoğu...
Hadi siz de isterseniz Amerika'ya şirin görünmek için onunla birlikte iran'a saldırın, sonra da olacakları görün.
engin ardıç
Altı senedir, bürokraside "bu adam Kıbrıs'ı verecek" şeklinde derin bir endişe var.
Fakat vermek için, önce "almış olmak" gerekir.
Biz Kıbrıs'a "adaya barış ve demokrasi falan filan götürmek" için mi çıktık, yoksa orayı düpedüz "aldık" mı?
Görünürde birincisi, gerçekte ikincisi geçerli.
Kıbrıs, merhum Ecevit'in inanılmaz tarihi ve siyasi aymazlığı sonucu, sırtımıza otuz beş senedir yapışmış kalmış bir kamburdur (ahmaklık dememek için aymazlık dedim)... Duracağı yeri de bilememişti, yürüyeceği yeri de, çekileceği yeri de. (Ne zaman neyi bilmişti ki?)
Fakat biz Kıbrıs'a hep "bizim" gözüyle baktık. Kan dökmüştük, ölmüştük, öldürmüştük ve artık bizim olmuştu. Daha doğrusu, "geri gelmişti".
BU BiR OSMANLI REFLEKSiDiR.
Kabul etmek istemesek ve dillendirmeye asla yanaşmasak da, "bilinçaltlarımızda sürmekte olan Osmanlı bozgunu" ilk kez, sona ermese de, duraklamıştı.
1699'DAN BERi SÜREKLi TOPRAK VERiYORDUK, iLK KEZ 1974'TE BU TOPRAKLARIN KÜÇÜK DE OLSA BiR KISMINI GERi ALMAYI BAŞARMIŞTIK!
Tövbe, ilk kez 1939'da Hatay, ikinci kez de bu... Musul ve Kerkük'te söktüremememiş, konuyu fazla dalgalandırmadan üstüne sünger çekmeyi tercih etmiştik... Ama şimdi bir fırsat çıkmıştı...
Meseleyi kendi kendimize bile itiraf edemedik, "soydaşlarımızı kurtarıyoruz" kılıfı uydurduk. işi de iyice "çözümsüzlüğe" vurduk. Çünkü çözüm istemiyorduk, orası artık bizim olmuştu ve asla kaptırmaya niyetli değildik. Yeterdi gayrı toprak vermek...
Oysa, Misak-ı Milli sınırları içinde Kıbrıs yoktu!
Yani, kendi koyduğumuz ilkelere, işimize geldiği zaman kendimiz mızıkçılık ediyorduk! Buna da "nalıncı keseri" demezler miydi? Güçsüz olduğumuz sürece "yurtta sulh, cihanda sulh", uygun gördüğümüz zaman "yurtta kargaşa, cihana çıkartma"...
1920'de saptadığımız, 1923'te "konsolide" ettiğimiz çizgileri 1939 ve 1974'te gene kendimiz çiğniyorduk açıkçası... Dünya ilkine sessiz kalınca seviniyor, ikincisine karşı çıkınca da bozuluyorduk, kızıyorduk...
Bir de sorun bakalım kendilerine, Kıbrıslı soydaşlarımız kurtarılmış olmayı değil de "alınmış" olmayı nasıl değerlendiriyorlar ve bize karşı ne tür hisler besliyorlar?
Mesele bu kadar basittir. Strateji falan işin salçasıdır: Avrupa Birliği'ne girsek, Yunanistan niçin gelsin de bizi karnımızdan vursun? Bir üyenin, başka bir üyeyi yalnız batıdan değil güneyden de kuşatmasının ne anlamı, ne yararı ya da ne zararı var? Bir TürkYunan savaşı artık hiçbir şekilde mümkün değil. Otuz beş yıl öncesinin hesapları bunlar. (Yanılıyorsam, sormak isterim, Ege Ordusu niçin lağvedilmiştir?)
işte bu nedenlerle de, Türkiye Kıbrıs'tan asla çekilmez, Avrupa Birliği'ne de asla giremez. iki kere iki dört.
Meselenin çözülmesi için ya bir savaş ve bozgun gerekir -düşünmek bile istemiyorum-, ya da olağanüstü yetkilerle donatılmış, otoritesi hiçbir şekilde tartışılamaz bir devlet yöneticisi.
Tercüme edeyim: Bir yeri ya padişah alır verir ya da Atatürk!
Günümüzde ne herhangi bir politikacı bu mutlak güce ulaşabilir ne de herhangi bir muhayyel darbeci...
isterseniz birinci şıkka dönelim: Bir savaşa girer de yenilirsek, ya da yıpranırsak, ne Kıbrıs kalır ne Güneydoğu...
Hadi siz de isterseniz Amerika'ya şirin görünmek için onunla birlikte iran'a saldırın, sonra da olacakları görün.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar