bugün
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması5
- ona bir şey söyle13
- bu saatte yemek yemek6
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- kolye142
- hayatın acı gerçekleri5
- ilişkiye ara vermek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- nervionun mavi gözleri11
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- marka giyinmek5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- teselli vermek6
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- antalya3
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- courtney love2
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- yazarların telefon numaraları3
- cep telefonu22
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- diksiyon4
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- nokia20
- anpa gross3
- etek tıraşı4
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- bik bik'in kraliçe olması10
- kaybolan çorabın teki2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- fransa11
- sexting3
- sabah giyeceği kıyafeti geceden hazır eden insan2
- sarı tekerin yazar olamaması8
çıkışı itibariye, 'halkın kendi kendini yönetmesi’ demektir. fikret başkaya'nın bir yazısından alıntılyacak olursak:
Kadim Grekçeden kalma demokratia, Milattan Önce 500’lü yıllarda, bundan 2 bin 500 yıl kadar önce Yunan Site Devletlerindeki rejimi tanımlamak üzere kullanılıyordu. Her yurttaşın yönetme ve yönetilme yeteneğine sahip olduğu ilkesi geçerliydi. Bir oligarşi yaratma taşıdığı için seçimlere itibar edilmiyordu. Eğer demokrasi halkın yönetimi demekse orada oligarşiye, monarşiye, aristokrasiye, her türden dikta rejimine yer olmaması gerekir. Demokrasinin olduğu yerde ‘parazitlerin’ yaşama şansı yoktur.
peki bugün böyle mi? Kitleler, ‘demokrasi’, ‘demokratikleşme’ söylemiyle, seçim oyunlarıyla oyalanmaya, aldatılmaya devam ediliyor... Aslında seçimlerde oy kullanmak, oligarşinin partileri arasında bir tercih yapmak demektir. Başka türlü söylersek, seçimler siyasi partilerin paylarını belirlemeye yarıyor. Netice itibariyle oylar siyasi partiler aracılığıyla oligarşiye, mülk sahibi sınıflara veriliyor. Oynanan bu demokrasi oyununa ‘temsilî demokrasi’ deniyor. Emperyalist ülkelerde geçerli olan da, bu türün ‘başarılı’ versiyonu sayılıyor.
Seçen- seçilen arasında seçenden seçilene doğru bir ilişki yok ama gelsin ‘milli irade’, gitsin ‘milli irade’! Türkiye’de nüfusun ezici çoğunluğunu işçiler, küçük çiftçiler, işsizler, küçük esnaflar, tarım işçileri, topraksızlar oluşturuyor. TBMM’de kaç işçi, kaç işsiz, kaç küçük çiftçi, kaç esnaf, kaç işportacı var? Demek ki, nüfusun yaklaşık yüzde 80, belki yüzde 90’ını oluşturan bu insanlar, ‘milli irade’ dediklerine dahil değil... Meclis, kaşarlanmış profesyonel politikacıların, elitlerin (seçkinlerin densin) korunmuş av alanı gibi...
Özetle diyebiliriz ki, temsilî demokrasi denilen aslında oligarşik ilkenin geçerli olduğu bir yönetim (egemenlik) tarzıdır ki, demokrasiyle uzaktan-yakından bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla ‘demokratik seçimler’ söyleminin de hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Kadim Grekçeden kalma demokratia, Milattan Önce 500’lü yıllarda, bundan 2 bin 500 yıl kadar önce Yunan Site Devletlerindeki rejimi tanımlamak üzere kullanılıyordu. Her yurttaşın yönetme ve yönetilme yeteneğine sahip olduğu ilkesi geçerliydi. Bir oligarşi yaratma taşıdığı için seçimlere itibar edilmiyordu. Eğer demokrasi halkın yönetimi demekse orada oligarşiye, monarşiye, aristokrasiye, her türden dikta rejimine yer olmaması gerekir. Demokrasinin olduğu yerde ‘parazitlerin’ yaşama şansı yoktur.
peki bugün böyle mi? Kitleler, ‘demokrasi’, ‘demokratikleşme’ söylemiyle, seçim oyunlarıyla oyalanmaya, aldatılmaya devam ediliyor... Aslında seçimlerde oy kullanmak, oligarşinin partileri arasında bir tercih yapmak demektir. Başka türlü söylersek, seçimler siyasi partilerin paylarını belirlemeye yarıyor. Netice itibariyle oylar siyasi partiler aracılığıyla oligarşiye, mülk sahibi sınıflara veriliyor. Oynanan bu demokrasi oyununa ‘temsilî demokrasi’ deniyor. Emperyalist ülkelerde geçerli olan da, bu türün ‘başarılı’ versiyonu sayılıyor.
Seçen- seçilen arasında seçenden seçilene doğru bir ilişki yok ama gelsin ‘milli irade’, gitsin ‘milli irade’! Türkiye’de nüfusun ezici çoğunluğunu işçiler, küçük çiftçiler, işsizler, küçük esnaflar, tarım işçileri, topraksızlar oluşturuyor. TBMM’de kaç işçi, kaç işsiz, kaç küçük çiftçi, kaç esnaf, kaç işportacı var? Demek ki, nüfusun yaklaşık yüzde 80, belki yüzde 90’ını oluşturan bu insanlar, ‘milli irade’ dediklerine dahil değil... Meclis, kaşarlanmış profesyonel politikacıların, elitlerin (seçkinlerin densin) korunmuş av alanı gibi...
Özetle diyebiliriz ki, temsilî demokrasi denilen aslında oligarşik ilkenin geçerli olduğu bir yönetim (egemenlik) tarzıdır ki, demokrasiyle uzaktan-yakından bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla ‘demokratik seçimler’ söyleminin de hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar