bugün
- true neden sevilmiyor sorunsalı18
- viski kola10
- g i l d e d l i l y14
- ekonomi çok iyi7
- dram filmi seven erkek5
- mal gelecek dükkanın önüne park etme6
- naruto dayi4
- sözlük erkeklerinin 80 ler de çekildiği fotoğraf7
- spor yapmayan erkek7
- pipet kullanan erkek5
- ılık su içen erkek3
- mazotun litresi 96 lira13
- internette tanışılan kızın gerçekte maymun çıkması6
- o yazar kişisi gelmeden delilleri yok etmek3
- köydeki tarla için kardeşiyle kavga eden tipler3
- düğünde kılıç kemeri isteyen kadın6
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- banka faizi5
- evrenin neyin içinde genişlediği sorusu4
- fenerbahçe yi kurtarma planı6
- teomancalmasur5
- soğuk su içme mevsiminin sonuna gelmek2
- vodka ayran2
- mansur yavaş'ın cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali5
- seninle böyle olabilirdik7
- vodka kola2
- hamas18
- twitter'ın para kazanma özelliğini kaldırması3
- gokyuzunun silinen rengi16
- her akşam kocasına kuruyemiş hazırlayan kadın2
- bu saatte hamburger yenir mi10
- kuytulcular2
- burcunu açıklamayan insan18
- türkiye muharip gaziler derneği5
- true adamlığı7
- nightborn2
- kürdü sevmek ruha iyi gelir11
- sözlükte kavga edecek kadar yıkık olmak4
- kafaya huni takıp gezmek3
- akın gürlek'in market fiyatları operasyonu6
- gammazların hepsinin yetkisi alınmalı8
- nervio11
- yeni parti tüzüğünü baştan sona okumak8
- this image is likely created by ai2
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı28
- bütün gün sözlükte takılıp herkesi gammazlayan tip2
- suriye de akaryakıt zamlarına karşı protestolar3
- sözlüğün yine 46 olması5
- tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi3
- kadın el uzatmadığı halde tokalaşmak isteyen erkek3
Havayollarının henüz güncel yaşama katılmadığı dönemlerde, demiryolları ağırlıktaydı.
Demiryollarında da kademeli bir saltanat vardı.
Cumhurbaşkanları için özel beyaz bir tren kaldırılır, bakanlar için özel bir vagon takılır, milletvekilleri için özel kompartımanlar ayrılırdı.
* * *
Mevki sahibi olmayan yolcular ise; keselerine göre yataklı vagon yolcuları 1. mevki yolcuları, mevki yolcuları, 3. mevki yolcuları diye sınıflandırılırlardı.
10. Yıl Marşı söylenirken de ortalık çınlardı:
imtiyazsız sınıfsız birleşmiş bir kitleyiz
* * *
Resmi bayramlarda ise, caddelere kurulan zafer taklarına gerilmiş beyaz bez bandroller üstünde, kırmızı harflerle şöyle yazardı:
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için, yahut Köylü efendimizdir...
* * *
Kimse de:
- Hadi ulan atmayın, falan diyemezdi.
Demeye kalkanların dili kurutulurdu.
* * *
Bizim kuşağın gençliği; bacaları siyah dumanlı lokomotifleri, ateşçileri, kara vagonları, düdükleri, istasyonları, kampanalarıyla; bir tren anıları albümü gibidir.
* * *
Uzun süre Ankara'da kaldıktan sonra, istanbul'a gitmeye kalktığında; akşamdan binerdin eksprese.
Yolcularının yarı uykulu, yarı uykuda olduğu ekspres, gece yarısı dururdu Eskişehir'de.
* * *
Sabahleyin istanbul'a yaklaşılırken, birden masmavi deniz görünüverirdi.
O, 'Aaa deniz' anının şiirini yazmıştı Orhan Veli:
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Sakın şaşırma.
* * *
Birkaç gün önce Tanzimat Sokak'taki köşe başlarından birinde duran, rengârenk muz, elma, portakal, çilek satıcılarından birinde kirazı görünce...
Meyhane dönemlerinin dostu Orhan Veli'den, küçük birintihal döküldü dudaklarımdan:
Sokağa çıkınca
Kirazı göreceksin;
Sakın şaşırma
* * *
Her bahar kirazı yeniden ilk görüşümde de, el ele tutuşup uzar gider çağrışımlı anılar.
Bir pazar yerinde alışverişe çıkmış babamın yanında, bir tezgâhta turfanda kirazı görünce içim gitmişti; kilosu 22 kuruştu.
Babam:
- Nasıl olsa ucuzlar, diye almamıştı.
* * *
Sanırım 1977 kışıydı. Paris'in en snop banliyösü sayılan Sceaux'da Ahmet Altan'la yürüyorduk. Kar yağıyordu, yollar beyazlanmıştı.
Bir vitrinde kıpkırmızı kirazlar görmüştük.
Ve tabii içeri dalıp hemen almıştık.
Kar altında Ahmet Altan'la kiraz yiyerek yürümek...
* * *
Kiraz, kiraz dudaklar için yazılmış şiirler, bestelenmiş şarkılar; kirazın kırmızısı, kırmızının kurdelesi derken...
* * *
1968'in 23 Nisan'ında, 8 yaşında olan kızım Zeynep Bakan, Basınköy'deki ilkokulun 3'üncü sınıfındaydı.
Çocuk Bayramı'nda öğretmeni; Zeynep'i de okul müsameresinde, başına bir kırmızı kurdele takıp sahneye çıkartmıştı.
Zeynep de, bildiği bir çocuk şiirini okumuştu:
Dizi dizi inciyim
Güzellikte birinciyim
* * *
Bir komşu, başındaki kırmızı kurdeleyle Zeynep'in komünist propagandası yaptığını ihbar etmişti karakola ve polisler Zeynep'i karakola götürmüşlerdi.
Ankara'dan nasıl yetiştiğimi bilemiyorum.
Zeynep hâlâ şaşkındı:
- Polis amcalara, kurdeleyi öğretmenimin taktığını söyledim, diyordu.
* * *
Daha da çok şaşıracaktı; o, 12 yaşındayken ve bendeniz de Sağmalcılar'dayken, polis amcalar yine evi basacaklar ve Mehmet Altan'ın tek tek hepsinin adını yazdığı 43 kitabımı alıp götüreceklerdi.
Kitaplar arasında Henri Troyat'nın, Tolstoy üstüne bir incelemesi de vardı, Stefan Zweig'ın Dostoyevski üstüne bir incelemesi de...
* * *
Kiraz yine çıkmış işte. Kirazın kırmızısı, kırmızının çağrışımı; kırmızı bayraklar, kırmızı bayraklı cenazeler...
* * *
Yöneticilerimiz, nutukçularımız, yorumcularımız, açık oturumcularımız, nedense hiç gündeme getirmiyorlar niçin bir türlü gelişmiş olamadığımızı...
* * *
Belki de turfanda kirazı ilk gördüğümüzde, hiç şaşırılmadığı ve hiçbir çağrışımlar ekspresi kalkmadığı içindir.
çetin altan
Demiryollarında da kademeli bir saltanat vardı.
Cumhurbaşkanları için özel beyaz bir tren kaldırılır, bakanlar için özel bir vagon takılır, milletvekilleri için özel kompartımanlar ayrılırdı.
* * *
Mevki sahibi olmayan yolcular ise; keselerine göre yataklı vagon yolcuları 1. mevki yolcuları, mevki yolcuları, 3. mevki yolcuları diye sınıflandırılırlardı.
10. Yıl Marşı söylenirken de ortalık çınlardı:
imtiyazsız sınıfsız birleşmiş bir kitleyiz
* * *
Resmi bayramlarda ise, caddelere kurulan zafer taklarına gerilmiş beyaz bez bandroller üstünde, kırmızı harflerle şöyle yazardı:
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için, yahut Köylü efendimizdir...
* * *
Kimse de:
- Hadi ulan atmayın, falan diyemezdi.
Demeye kalkanların dili kurutulurdu.
* * *
Bizim kuşağın gençliği; bacaları siyah dumanlı lokomotifleri, ateşçileri, kara vagonları, düdükleri, istasyonları, kampanalarıyla; bir tren anıları albümü gibidir.
* * *
Uzun süre Ankara'da kaldıktan sonra, istanbul'a gitmeye kalktığında; akşamdan binerdin eksprese.
Yolcularının yarı uykulu, yarı uykuda olduğu ekspres, gece yarısı dururdu Eskişehir'de.
* * *
Sabahleyin istanbul'a yaklaşılırken, birden masmavi deniz görünüverirdi.
O, 'Aaa deniz' anının şiirini yazmıştı Orhan Veli:
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Sakın şaşırma.
* * *
Birkaç gün önce Tanzimat Sokak'taki köşe başlarından birinde duran, rengârenk muz, elma, portakal, çilek satıcılarından birinde kirazı görünce...
Meyhane dönemlerinin dostu Orhan Veli'den, küçük birintihal döküldü dudaklarımdan:
Sokağa çıkınca
Kirazı göreceksin;
Sakın şaşırma
* * *
Her bahar kirazı yeniden ilk görüşümde de, el ele tutuşup uzar gider çağrışımlı anılar.
Bir pazar yerinde alışverişe çıkmış babamın yanında, bir tezgâhta turfanda kirazı görünce içim gitmişti; kilosu 22 kuruştu.
Babam:
- Nasıl olsa ucuzlar, diye almamıştı.
* * *
Sanırım 1977 kışıydı. Paris'in en snop banliyösü sayılan Sceaux'da Ahmet Altan'la yürüyorduk. Kar yağıyordu, yollar beyazlanmıştı.
Bir vitrinde kıpkırmızı kirazlar görmüştük.
Ve tabii içeri dalıp hemen almıştık.
Kar altında Ahmet Altan'la kiraz yiyerek yürümek...
* * *
Kiraz, kiraz dudaklar için yazılmış şiirler, bestelenmiş şarkılar; kirazın kırmızısı, kırmızının kurdelesi derken...
* * *
1968'in 23 Nisan'ında, 8 yaşında olan kızım Zeynep Bakan, Basınköy'deki ilkokulun 3'üncü sınıfındaydı.
Çocuk Bayramı'nda öğretmeni; Zeynep'i de okul müsameresinde, başına bir kırmızı kurdele takıp sahneye çıkartmıştı.
Zeynep de, bildiği bir çocuk şiirini okumuştu:
Dizi dizi inciyim
Güzellikte birinciyim
* * *
Bir komşu, başındaki kırmızı kurdeleyle Zeynep'in komünist propagandası yaptığını ihbar etmişti karakola ve polisler Zeynep'i karakola götürmüşlerdi.
Ankara'dan nasıl yetiştiğimi bilemiyorum.
Zeynep hâlâ şaşkındı:
- Polis amcalara, kurdeleyi öğretmenimin taktığını söyledim, diyordu.
* * *
Daha da çok şaşıracaktı; o, 12 yaşındayken ve bendeniz de Sağmalcılar'dayken, polis amcalar yine evi basacaklar ve Mehmet Altan'ın tek tek hepsinin adını yazdığı 43 kitabımı alıp götüreceklerdi.
Kitaplar arasında Henri Troyat'nın, Tolstoy üstüne bir incelemesi de vardı, Stefan Zweig'ın Dostoyevski üstüne bir incelemesi de...
* * *
Kiraz yine çıkmış işte. Kirazın kırmızısı, kırmızının çağrışımı; kırmızı bayraklar, kırmızı bayraklı cenazeler...
* * *
Yöneticilerimiz, nutukçularımız, yorumcularımız, açık oturumcularımız, nedense hiç gündeme getirmiyorlar niçin bir türlü gelişmiş olamadığımızı...
* * *
Belki de turfanda kirazı ilk gördüğümüzde, hiç şaşırılmadığı ve hiçbir çağrışımlar ekspresi kalkmadığı içindir.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar