bugün
- bir ilişkiyi kim yönetir21
- yeni sevgiliden beklentiler6
- cd devrinin bitmesi5
- aşk10
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- sokuk yazarlar6
- en gıcık olunan insan davranışı6
- velvet48
- pandela 319
- sikişirken hüzünlenmek6
- aleyna tilki7
- kürt hareketinin devşirme olması15
- fondöten sürmek4
- yapsam yaptım derim4
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen5
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek6
- sandalye8
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- lamba5
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın2
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- ata demirer dinin mizahı olmaz2
- masa5
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- samsung4
- ciguli kral16
- 4 temmuz 2026 istanbul yağmuru2
- deniz göktaş34
- amedspor12
- diamond bosphorus14
- deniz göktaş'ın ölen yemenli çocuklar şakası2
- memduh bashgan9
- bik bik kaç yaşında10
- mony tontana11
- elektriği ödeyen adam7
- ahtapot yemek9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- kemal kılıçdaroğlu20
- 2026 dünya kupası33
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- evde kalmış kız kurusu7
- aysu türkoğlu2
- yürüyüş flörtü9
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- iblis3
- bik bik abla vs vurduranlar12
- uludağ sözlük bir ailedir9
- ptt de idari hizmet sözleşmeli sisteme geçilmesi2
genelde "aleykümselam" karşılığı verilebilen müslüman selamlaması. bugünler de anlam ve içeriğinden daha ziyade, simgesel kırılmada ki rolü tartışılmaktadır. Toplumda ki simgesel ayrılıklar öyle had safhada ki selamlaşmadan tokalaşmaya, giyim kuşamdan kullanılan litaratüre vb. hemen her alanda simgesel kırılmayla karşı karşıyayız. Aslında bu kırılmaların bu denli ayyuka çıkmasının çok farklı nedenleri ve bir o kadar da sonuçları var. Tokalaşma adına tokuşturma yaparak türklüklerini ya da milliyetçiliklerini yükselttiklerini sananlar, aslında simgesel alandan toplumsal alana kırılmanın öncülüğünüde yapmaktalar ki bununda farkında bile değiller. Ya da herhangi bir toplumsal mekanda selamunaleyküm, merhaba farkındalığını bilerek yaratanlar da milliyetçi kardeşlerimiz gibi bu kırılmanın değirmenine su taşımaktalar. devrimci, milliyetçi ya da islamcı olmak bunun dışında olmak anlamına gelmiyor. Bu simgesel savaşın toplumsal yansımasının hoşgörüyle algılandığını ya da gerçekleştiğini söylemekse budalalaık olur sanırım. Keşke böyle olsaydı demekte sorunu çözmüyor. Birilerinin kürtçe, lazca, rumca konuştuklarında çevredeki diğerlerinin irkilmeleri de hoşgörüsüzlüğün boyutunu göstermeye yetiyor aslında.
Bütün bunlar uluslaşmada türkleşme ve müslümanlaşma adına bugüne kadar yapılan zorlama ve dayatmalardan kaynaklanmıyorsa nereden kaynaklanıyor diye sormak lazım. 1700 lerden bugüne süre gelen uluslaşma süreçlerinde sanırım bizimki de kendine has özellikler taşıyor. işin kötüsü artık boya kapatmıyor bu zorlamayı. Bir şekilde kusuyor. Ya da hep birlikte bugün kusuyoruz. Bunda birazda bizim yani halklarında suçu yok değil hani. Her yeni ulus devlet (genelde) anayasa ya da toplumsal sözleşme denen şeylerini karşılıklı oturarak ya da ciddi mücadele süreçlerinden sonra yapmışlar. Bizde ise bu hep tepeden inme olmuş. inemediği zamanlarda da yok kurucu meclis, yok değişiklik komisyonu vb. üst örgütlenmelerle çözülmüş yine. Sevgili halkımız çıkıpta şunu şunu istiyorum vermezsen bende şuna şuna uymam diyememiş çeşitli sebeblerden. Diyebilenler de ya cılız kalmış, ya da tepelenmiş. Hal böyle oluncada ipin ucu kaçıvermiş. Sonuçta selamunaleyküm dendiğinde merhaba, merhaba dendiğinde aleykümselam şeklinde ki sidik yarışına maruz bırakılmışız. Bilmem kimin ulus devlet sorununu çözmeye kafa patlatmaya kalkmak haddim olmadığı gibi işimde olamaz ama benim en azından birbirimizi anlayabileceğimiz evrensel bir kültüre ihtiyacım var. Buna kafa yormak zorundayım, zorundayız. Bu ise ne müslüman mahallesinde salyongoz satmaya kalkarak, ne türklüğü tokuşturtarak, ne de müslim olmayı dayatarak olmuyor ne yazık ki. Olsaydı bugüne kadar olurdu. Bunun durdurulmasının tek yolu alttan üste doğru uygulanacak basıncın yaratılmasında yatmaktadır. Farklı kültürler kendilerini doğallığı içinde senteze tabii tutarak yol almalıdır. zorlama sentezler bugünkü gibi absürd sonuçlar doğurmaktadır. Fakat bu durum birilerinin yine işine geldiği içindir. Biz bu doğal sentezin araçlarını yaratamadığımız, yollarını açamadığımız sürece de bu durum dahada vahim bir hal alarak sürmeye devam edecektir. Birileride tepeden her yeni gün yeni bir kıymık sokmaya ve durumun devam etmesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Aleykümselam.
Bütün bunlar uluslaşmada türkleşme ve müslümanlaşma adına bugüne kadar yapılan zorlama ve dayatmalardan kaynaklanmıyorsa nereden kaynaklanıyor diye sormak lazım. 1700 lerden bugüne süre gelen uluslaşma süreçlerinde sanırım bizimki de kendine has özellikler taşıyor. işin kötüsü artık boya kapatmıyor bu zorlamayı. Bir şekilde kusuyor. Ya da hep birlikte bugün kusuyoruz. Bunda birazda bizim yani halklarında suçu yok değil hani. Her yeni ulus devlet (genelde) anayasa ya da toplumsal sözleşme denen şeylerini karşılıklı oturarak ya da ciddi mücadele süreçlerinden sonra yapmışlar. Bizde ise bu hep tepeden inme olmuş. inemediği zamanlarda da yok kurucu meclis, yok değişiklik komisyonu vb. üst örgütlenmelerle çözülmüş yine. Sevgili halkımız çıkıpta şunu şunu istiyorum vermezsen bende şuna şuna uymam diyememiş çeşitli sebeblerden. Diyebilenler de ya cılız kalmış, ya da tepelenmiş. Hal böyle oluncada ipin ucu kaçıvermiş. Sonuçta selamunaleyküm dendiğinde merhaba, merhaba dendiğinde aleykümselam şeklinde ki sidik yarışına maruz bırakılmışız. Bilmem kimin ulus devlet sorununu çözmeye kafa patlatmaya kalkmak haddim olmadığı gibi işimde olamaz ama benim en azından birbirimizi anlayabileceğimiz evrensel bir kültüre ihtiyacım var. Buna kafa yormak zorundayım, zorundayız. Bu ise ne müslüman mahallesinde salyongoz satmaya kalkarak, ne türklüğü tokuşturtarak, ne de müslim olmayı dayatarak olmuyor ne yazık ki. Olsaydı bugüne kadar olurdu. Bunun durdurulmasının tek yolu alttan üste doğru uygulanacak basıncın yaratılmasında yatmaktadır. Farklı kültürler kendilerini doğallığı içinde senteze tabii tutarak yol almalıdır. zorlama sentezler bugünkü gibi absürd sonuçlar doğurmaktadır. Fakat bu durum birilerinin yine işine geldiği içindir. Biz bu doğal sentezin araçlarını yaratamadığımız, yollarını açamadığımız sürece de bu durum dahada vahim bir hal alarak sürmeye devam edecektir. Birileride tepeden her yeni gün yeni bir kıymık sokmaya ve durumun devam etmesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Aleykümselam.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar