bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- geceye bir şarkı bırak11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası16
- kıl erkeğin süsüdür14
- travesti sesi çekiciliği6
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ioçk14
- kalkın be2
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- grup seksin mantığı10
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- dünyaya çocuk getirmek10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- yeni parti46
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- gece denize girmek5
- kedi2
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- nervio burak demirbilek evliliği13
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- dünyanın en samimi cümlesi6
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- yorgun mermi vs nervio12
- nohut yaptım nası olmuş10
- akrep burcu4
- arkadaşlar bir şey dicem5
- şarap içemeyen erkek6
- gecenin köründe5
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- arabayı yavaş süren tipler16
- biraderilyö de biraderito2
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- merfulu gitmesin kampanyası15
- bikininin iç çamaşırından ne farkı var3
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- müslüman cinler3
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- yatın artık orçolar3
- birader ne demek11
- tai lung18
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- ford taunus6
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
"Güreşte erkek kardeşini yendiği, Şah ismail'den daha iyi ok attığı ve Osmanlılara esir düştüğü rivayet edilmektedir.
Tıpkı Osmanlılar gibi Türk-iran imparatorluğunun kurucuları olan Safevi Hanedanlığı, aslında Safeviye tarikatı da Türkmen boylarından oluşmaktaydı. Erdebil’de kurdukları bir tekkenin etrafında topladıkları müritleriyle birlikte, ‘Kızılbaş’ diye bildiğimiz topluluk, 16. yüzyılda devlet kurmuşlardır.
Osmanlıların aksine Safevilerin devlet nizamlarındaki Türkmen karakterini ve kültürünü daha uzun muhafaza ettiklerini görmek mümkündür. Mesela en basit örnek; Safevi şahları Türkmen kanından olmayan kadınlar ile evlenmiyorlardı. Türk töresince sadece Türk anadan doğan çocuklar tahtta hak sahibi olabilirdi. Bu basit örnek elbette yanıltıcı olabilir, unutulmamaliki Safevilerde de Osmanlıda olduğu gibi hicap adeti yaygınlaşmış, harem sistemi kurulmuştu. Fakat bunlara rağmen Safevi Türk kadınının aşırı şekilde tabulaştığından bahsetmek yerinde olmayacaktır. Nitekim Türk-iran imparatorluğuna seyahat etmiş olan Avrupalı seyyahların yazdıklarına bakacak olursak bunun yanlış bir kanaat olacağını anlamaktayız. Avrupalı gezginler Safevi kadınlarının (gerek saray kadınları olsun, gerekse halktan kadınlar) ekonomik olarak özgür olduklarını, kervansaraylar ve hatta şehir sahibi olabildiklerini yazmaktadır. Halktan kadınların ailenin parasının sahibi olduklarını, eşlerinin lazım olunca onlardan para istediklerini yazmışlardır. Başları açık olsun veya olmasın, kadınların sosyal hayattan alıkonulmadığını okumak mümkündür.
Türk-iran imparatorluğunda Safevi kadının islamlaşma sürecindeki Türk kadınlarının durumunu koruduklarını söyleyebiliriz. Mesela ordu kumanda eden soylu bir kadından bir bahis geçmektedir. Buna ilaveten kadınların oluşturduğu müfrezelerin varlığından da dem vurulmuştur. Bu iki anekdottan anlaşılıyorki Safevi Türkmenleri, Osmanlıların aksine, Türk bozkır geleneklerine daha sıkı bağlıydılar.
islam öncesi ve az sonrasındaki dönemde olduğu gibi Türkmen kadınları gerektiğinde silaha sarılabiliyor ve kullanabiliyordu. Bunun ete kemiğe bürünmüş canlı örneği çeşitli dedikodulara da konu olmuş olan Taçlı Begüm Hatun’dur. (16. yüzyıl) Asıl ismi Bihruze olan Taçlı Hatun, Dede Korkut Hikayelerinden aşina olduğumuz Türkmen kızı tipine uygundur.
Kendisi Türkmen asıllı Bağdad valisinin kızıdır. Güzelliğinin yanında yiğitliği ve cesaretiyle de nam salmış, ata binen, ok atan bir Türkmen kızıdır.
Bu Türkmen kızının namını duyan Şah ismail (1487-1524) bu kızla görüşüp aşık oluyor ve sonunda evleniyordu. Evlenmeden önce bu Türkmen kızının şartlarını kabul etmek zorundaydı; Bihruze Taçlı Begüm Hatun, Şah’ın yapacağı her sefer çıkmak istiyor, bu seferlerde aktif olarak savaşmak istiyordu. Şah bu isteği kabul etmişti. 1514 yılında Osmanlı-Safevi savaşı esnasında Tacli Begüm’ün de katıldığı bilinmektedir. Hatta bu savaşta esir alındığı dahi söylenmektedir. Eğer o dönemden kalma dedikodular doğruysa, Bihruze zamanında Trabzon’da valilik görevini ifa eden Osmanoğullarından Şehzade Selim’i veliaht olmadığı için reddetmiş, eş olarak Şah ismail’i seçmişti. Dedikodulardan anlaşılan, Şah ismail ile Yavuz Sultan Selim arasındaki savaşın aslında bu Taçlı Begüm adlı Türkmen kızı nedeniyle çıktığıdır.
Geriye kalan sebepler aslında savaşı ‘legalize’ etmeye yarayan bir kamuflajdır. Savaşta esir edilen Taçlı Begüm, Yavuz Sultan Selim tarafından bir büroklatla evlendirilmiştir. Sultanın, Taçlı Hatun’u "ben Şah’ın çiğnediğini çiğnemem" diyerek istemediği rivayetler arasındadır."
Tıpkı Osmanlılar gibi Türk-iran imparatorluğunun kurucuları olan Safevi Hanedanlığı, aslında Safeviye tarikatı da Türkmen boylarından oluşmaktaydı. Erdebil’de kurdukları bir tekkenin etrafında topladıkları müritleriyle birlikte, ‘Kızılbaş’ diye bildiğimiz topluluk, 16. yüzyılda devlet kurmuşlardır.
Osmanlıların aksine Safevilerin devlet nizamlarındaki Türkmen karakterini ve kültürünü daha uzun muhafaza ettiklerini görmek mümkündür. Mesela en basit örnek; Safevi şahları Türkmen kanından olmayan kadınlar ile evlenmiyorlardı. Türk töresince sadece Türk anadan doğan çocuklar tahtta hak sahibi olabilirdi. Bu basit örnek elbette yanıltıcı olabilir, unutulmamaliki Safevilerde de Osmanlıda olduğu gibi hicap adeti yaygınlaşmış, harem sistemi kurulmuştu. Fakat bunlara rağmen Safevi Türk kadınının aşırı şekilde tabulaştığından bahsetmek yerinde olmayacaktır. Nitekim Türk-iran imparatorluğuna seyahat etmiş olan Avrupalı seyyahların yazdıklarına bakacak olursak bunun yanlış bir kanaat olacağını anlamaktayız. Avrupalı gezginler Safevi kadınlarının (gerek saray kadınları olsun, gerekse halktan kadınlar) ekonomik olarak özgür olduklarını, kervansaraylar ve hatta şehir sahibi olabildiklerini yazmaktadır. Halktan kadınların ailenin parasının sahibi olduklarını, eşlerinin lazım olunca onlardan para istediklerini yazmışlardır. Başları açık olsun veya olmasın, kadınların sosyal hayattan alıkonulmadığını okumak mümkündür.
Türk-iran imparatorluğunda Safevi kadının islamlaşma sürecindeki Türk kadınlarının durumunu koruduklarını söyleyebiliriz. Mesela ordu kumanda eden soylu bir kadından bir bahis geçmektedir. Buna ilaveten kadınların oluşturduğu müfrezelerin varlığından da dem vurulmuştur. Bu iki anekdottan anlaşılıyorki Safevi Türkmenleri, Osmanlıların aksine, Türk bozkır geleneklerine daha sıkı bağlıydılar.
islam öncesi ve az sonrasındaki dönemde olduğu gibi Türkmen kadınları gerektiğinde silaha sarılabiliyor ve kullanabiliyordu. Bunun ete kemiğe bürünmüş canlı örneği çeşitli dedikodulara da konu olmuş olan Taçlı Begüm Hatun’dur. (16. yüzyıl) Asıl ismi Bihruze olan Taçlı Hatun, Dede Korkut Hikayelerinden aşina olduğumuz Türkmen kızı tipine uygundur.
Kendisi Türkmen asıllı Bağdad valisinin kızıdır. Güzelliğinin yanında yiğitliği ve cesaretiyle de nam salmış, ata binen, ok atan bir Türkmen kızıdır.
Bu Türkmen kızının namını duyan Şah ismail (1487-1524) bu kızla görüşüp aşık oluyor ve sonunda evleniyordu. Evlenmeden önce bu Türkmen kızının şartlarını kabul etmek zorundaydı; Bihruze Taçlı Begüm Hatun, Şah’ın yapacağı her sefer çıkmak istiyor, bu seferlerde aktif olarak savaşmak istiyordu. Şah bu isteği kabul etmişti. 1514 yılında Osmanlı-Safevi savaşı esnasında Tacli Begüm’ün de katıldığı bilinmektedir. Hatta bu savaşta esir alındığı dahi söylenmektedir. Eğer o dönemden kalma dedikodular doğruysa, Bihruze zamanında Trabzon’da valilik görevini ifa eden Osmanoğullarından Şehzade Selim’i veliaht olmadığı için reddetmiş, eş olarak Şah ismail’i seçmişti. Dedikodulardan anlaşılan, Şah ismail ile Yavuz Sultan Selim arasındaki savaşın aslında bu Taçlı Begüm adlı Türkmen kızı nedeniyle çıktığıdır.
Geriye kalan sebepler aslında savaşı ‘legalize’ etmeye yarayan bir kamuflajdır. Savaşta esir edilen Taçlı Begüm, Yavuz Sultan Selim tarafından bir büroklatla evlendirilmiştir. Sultanın, Taçlı Hatun’u "ben Şah’ın çiğnediğini çiğnemem" diyerek istemediği rivayetler arasındadır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar