bugün
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri4
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir7
- ürdün6
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- filistin5
- hilafetin türklere faydası18
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
- yumurta turşusu2
- almanya da yaşayan yazarlar3
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- kız sanılan yazarlar11
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- kibarhergele14
- nervioya talip olmak5
- barney stinson2
- öleceğin günü bilmek4
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- 2026 2027 süper lig şampiyonu galatasaray2
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- istanbul da cirit atmak5
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması2
- çin2
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- mustafa kemal atatürk2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- sözlüğün kırbacı10
- türkiye6
- sözlükte sevap işlemek2
- futbol9
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz12
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- sorusormayin7
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
- çorapla ıslak bir yere basmak2
- siyatik2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- ucan tekme atan hipopotam45
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- arda turan2
- gocu8
27 mart 2008 tarihinde şöyle bir yazı yazmış yazar.
Dün akşam yine hayretler içinde izledim büyük hukuk prof'ları, genel yayın müdürlerini, köşe yazarlarını, emekli politikacı ve diplomatları...
iki metre önlerini görebiliyorlar. Ama sokaktaki vatandaş çok daha ileride... Her şeyi görüp, anlıyor. Günlerdir bekledim 'CHP lideri Deniz Baykal'ın deşilmesini... 'Baykal' 'AKP kendi derin devletini yaratıyor' derken bir derin devlet olduğunu kabul ediyordu. Bu iddianın üzerine sadece 'Başbakan Erdoğan' biraz gitti ama yeterince bastırmadı. Oysa o cümle 'Türkiye Cumhuriyeti'ni anlatıyordu.
Atatürk'ten sonraki Türkiye'nin özeti idi. Ulu Önder'in Cumhuriyeti emanet ettiği kişilerin içyüzünü gösteriyordu. O kişiler ki 84 yılda Türk halkını işte bu noktaya getirdiler. Çünkü Türk halkı uyanırsa böyle tatlı para kazanamazlardı, böyle 'büyük adam' olamazlardı. Türk halkını, işlerine gelmediği için çağdaş yapmadılar, 'ötekiler' diye aşağıladılar, varoşlarda hapsettiler. Sadece seçim zamanı memleketin efendisi yaptılar, camilere gidip 'Allah' adını kullanarak oy dilendiler. işçinin, köylünün hakkını arayan üniversiteli duygusal gençleri iple astılar. 'Aman gençler komünist olmasın' diye her semte imam-Hatip Okulu açtılar devleti ekonomiyi ele geçirip, yıllarca istediklerini yaptılar.
Halkı fakirlikten sürünen Türkiye'de 150 tane milyar doları olan kişi yarattılar. Şimdi paçaları tutuştu, panik içinde, Amerikan Doları'ndaki sallanmaya bakıp bakıp uzlaşalım! diyorlar. Ancak ileri gören, akıllı gözler bunu görür. Sağdan soldan gelen saçma sapan çatlak seslere kulağını kapatır. 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' farkında mı acaba? ikinci cumhuriyetin temelini atıyor.
Bu temel Turgut Özal'ın yaptığı gibi sadece bir kesimi ilgilendirmiyor. Devrim değil, temizlik değil, halının altına saklanan çöplerin ortaya çıkarılması. Yüreklice yazıyorum, Atatürk'ün öldüğü günden beri Türkiye'yi yöneten derin devlet çöküyor, bitiyor.
Bütün çırpınışlar, bağrışmalar bu yüzden. Tabii ellerine her zaman olduğu gibi Atatürk resimlerini aldılar. Devrimlerinin ana gayesini halka kasıtlı olarak anlatmadıkları Atatürk'ten başka sığınacakları ne var ki... Pardon bir de 'Eyvah irtica geliyor, Türkiye ve laik Cumhuriyet elden gidiyor' diye bağırmaktan başka. Onlar da biliyor, üçbeş yıl sonra şimdi kavgası yapılan tüm toplumsal detayların kendi kendine yok olacağını. Birleşen dünyada bunların hiç görülmeyeceğini... Ama onların gücü biterse bir daha geri gelir mi?
Tekrar söylüyorum belki farkında belki değil. 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'nin umutsuz ve çaresiz talihini değiştiriyor. Çünkü görünmeyen gerçek iktidarını yani derin devleti çökertiyor. Her gün bir başka köşede. Bazen büyük hamle, bazen küçük bir detay ile. O TV'lerde ağlayıp sızlayanlara bakın. Hepsi köşeyi dönmüş kişiler. Derin devletin çöktüğünü nasıl mı anlıyorum?
Bakın uzlaşma çağrılarına... Medya ağaları iki gün önce yerden yere vurdukları Başbakan'a 'sağduyu' demeye başladı. Tetikçi gazetecileri her yerde Anayasa Mahkemesi'ne zarf atmaya başladı. Aylardır işçi ve memuru sokaklara döküp, ekonomik istikrarı yok etmeye uğraşan, güya emekçinin yanında savaşan sendika ağaları da 'Türkiye Odalar Birliği'ne sığındı.
Her zaman 'Türkiye'yi biz idare ederiz' derken, Anadolu kaplanlarının yükselişine çok bozulup AKP düşmanı olan TUiSiAD bile sendikalarla görüşmeye başladı. Ellerinde Türk Bayrağı, akıllarında Anayasa Mahkemesi'ndeki Yargıtay dosyası ile uzlaştırıcı rolü oynuyorlar. Sağduyu diyerek çaktırmadan şantaj yapıyorlar. Her biri kaybettiğini hissetti, kaybedecek bir şeyi olmayan Türk halkından iyice korkmaya başladılar. Top şimdi Başbakan'da.
Uzlaşma tuzağına düşecek mi, yoksa panik içindeki derin devleti kurutacak mı? Masonlar'ın, devleti her konuda ele geçiren sabetayları saadet halkasını koparacak mı? Bodrum, Kaş, Göçek'teki yazlık evlerinden veya Boğaz'daki yalılarında işçiye, köylüye (!) akıl veren beylerin güçlerini bitirecek mi? Bu beyler ki... istediklerini yıllarca istanbul Üniversitesi'nde rektör yaptılar, istanbul'a Vali, Emniyet Müdürü yaptılar. Hayatı istanbul'da Bebek Otel Bar'ında, Caddebostan Büyük Kulüp'te geçen Baştabipler, Başsavcılar, Milli Eğitim Müdürleri'ni seçtiler. Futboldaki mafya bile onların eseri. Kimi, kimi kullanarak neden başkan seçti? Bilmiyor muyuz? Ankara'daki tüm bürokratlar kimin devamı?
Derin devletin haberi olmadan imza atabildi mi? Size çok küçük bir örnek. Bu ülkede devlet memuruna maaş, çalışan işçinin maaşından kesilen vergi ile saplanır. Ama işçi yıllarca SSK hastanelerinde süründü, devlet memuru ise Emekli Sandığı sayesinde devlet hastanesinde. Sanki işçi bu devletin vatandaşı değil. Eee AKP de kaşınmış hani... Derin devlet o kadar derin ki oooo nerelere dek giriyor, yazmaya elim varmıyor. 'CHP lideri Deniz Baykal' işte bunu söylüyordu. 'AKP kendi derin devletini kuruyor' derken yıllardır kendi partisini bile yöneten derin devleti savunuyordu.
AKP kendi kadrosunu uygun yerlere yerleştirince 'devlet ele geçiyor, irtica geliyor' oluyor. Ama eski sistem halkı ve devleti soymaya, kandırmaya devam ederse adı demokrasi oluyor. Hiç korkmayın. Bunlar geçecek, bitecek. Geçiş dönemi yaşıyoruz. Yeter ki Başbakan'ı yanındaki beyin takımı aldatmasın. Bu panik içinde bakın her şey nasıl çözülecek.
Dün akşam yine hayretler içinde izledim büyük hukuk prof'ları, genel yayın müdürlerini, köşe yazarlarını, emekli politikacı ve diplomatları...
iki metre önlerini görebiliyorlar. Ama sokaktaki vatandaş çok daha ileride... Her şeyi görüp, anlıyor. Günlerdir bekledim 'CHP lideri Deniz Baykal'ın deşilmesini... 'Baykal' 'AKP kendi derin devletini yaratıyor' derken bir derin devlet olduğunu kabul ediyordu. Bu iddianın üzerine sadece 'Başbakan Erdoğan' biraz gitti ama yeterince bastırmadı. Oysa o cümle 'Türkiye Cumhuriyeti'ni anlatıyordu.
Atatürk'ten sonraki Türkiye'nin özeti idi. Ulu Önder'in Cumhuriyeti emanet ettiği kişilerin içyüzünü gösteriyordu. O kişiler ki 84 yılda Türk halkını işte bu noktaya getirdiler. Çünkü Türk halkı uyanırsa böyle tatlı para kazanamazlardı, böyle 'büyük adam' olamazlardı. Türk halkını, işlerine gelmediği için çağdaş yapmadılar, 'ötekiler' diye aşağıladılar, varoşlarda hapsettiler. Sadece seçim zamanı memleketin efendisi yaptılar, camilere gidip 'Allah' adını kullanarak oy dilendiler. işçinin, köylünün hakkını arayan üniversiteli duygusal gençleri iple astılar. 'Aman gençler komünist olmasın' diye her semte imam-Hatip Okulu açtılar devleti ekonomiyi ele geçirip, yıllarca istediklerini yaptılar.
Halkı fakirlikten sürünen Türkiye'de 150 tane milyar doları olan kişi yarattılar. Şimdi paçaları tutuştu, panik içinde, Amerikan Doları'ndaki sallanmaya bakıp bakıp uzlaşalım! diyorlar. Ancak ileri gören, akıllı gözler bunu görür. Sağdan soldan gelen saçma sapan çatlak seslere kulağını kapatır. 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' farkında mı acaba? ikinci cumhuriyetin temelini atıyor.
Bu temel Turgut Özal'ın yaptığı gibi sadece bir kesimi ilgilendirmiyor. Devrim değil, temizlik değil, halının altına saklanan çöplerin ortaya çıkarılması. Yüreklice yazıyorum, Atatürk'ün öldüğü günden beri Türkiye'yi yöneten derin devlet çöküyor, bitiyor.
Bütün çırpınışlar, bağrışmalar bu yüzden. Tabii ellerine her zaman olduğu gibi Atatürk resimlerini aldılar. Devrimlerinin ana gayesini halka kasıtlı olarak anlatmadıkları Atatürk'ten başka sığınacakları ne var ki... Pardon bir de 'Eyvah irtica geliyor, Türkiye ve laik Cumhuriyet elden gidiyor' diye bağırmaktan başka. Onlar da biliyor, üçbeş yıl sonra şimdi kavgası yapılan tüm toplumsal detayların kendi kendine yok olacağını. Birleşen dünyada bunların hiç görülmeyeceğini... Ama onların gücü biterse bir daha geri gelir mi?
Tekrar söylüyorum belki farkında belki değil. 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'nin umutsuz ve çaresiz talihini değiştiriyor. Çünkü görünmeyen gerçek iktidarını yani derin devleti çökertiyor. Her gün bir başka köşede. Bazen büyük hamle, bazen küçük bir detay ile. O TV'lerde ağlayıp sızlayanlara bakın. Hepsi köşeyi dönmüş kişiler. Derin devletin çöktüğünü nasıl mı anlıyorum?
Bakın uzlaşma çağrılarına... Medya ağaları iki gün önce yerden yere vurdukları Başbakan'a 'sağduyu' demeye başladı. Tetikçi gazetecileri her yerde Anayasa Mahkemesi'ne zarf atmaya başladı. Aylardır işçi ve memuru sokaklara döküp, ekonomik istikrarı yok etmeye uğraşan, güya emekçinin yanında savaşan sendika ağaları da 'Türkiye Odalar Birliği'ne sığındı.
Her zaman 'Türkiye'yi biz idare ederiz' derken, Anadolu kaplanlarının yükselişine çok bozulup AKP düşmanı olan TUiSiAD bile sendikalarla görüşmeye başladı. Ellerinde Türk Bayrağı, akıllarında Anayasa Mahkemesi'ndeki Yargıtay dosyası ile uzlaştırıcı rolü oynuyorlar. Sağduyu diyerek çaktırmadan şantaj yapıyorlar. Her biri kaybettiğini hissetti, kaybedecek bir şeyi olmayan Türk halkından iyice korkmaya başladılar. Top şimdi Başbakan'da.
Uzlaşma tuzağına düşecek mi, yoksa panik içindeki derin devleti kurutacak mı? Masonlar'ın, devleti her konuda ele geçiren sabetayları saadet halkasını koparacak mı? Bodrum, Kaş, Göçek'teki yazlık evlerinden veya Boğaz'daki yalılarında işçiye, köylüye (!) akıl veren beylerin güçlerini bitirecek mi? Bu beyler ki... istediklerini yıllarca istanbul Üniversitesi'nde rektör yaptılar, istanbul'a Vali, Emniyet Müdürü yaptılar. Hayatı istanbul'da Bebek Otel Bar'ında, Caddebostan Büyük Kulüp'te geçen Baştabipler, Başsavcılar, Milli Eğitim Müdürleri'ni seçtiler. Futboldaki mafya bile onların eseri. Kimi, kimi kullanarak neden başkan seçti? Bilmiyor muyuz? Ankara'daki tüm bürokratlar kimin devamı?
Derin devletin haberi olmadan imza atabildi mi? Size çok küçük bir örnek. Bu ülkede devlet memuruna maaş, çalışan işçinin maaşından kesilen vergi ile saplanır. Ama işçi yıllarca SSK hastanelerinde süründü, devlet memuru ise Emekli Sandığı sayesinde devlet hastanesinde. Sanki işçi bu devletin vatandaşı değil. Eee AKP de kaşınmış hani... Derin devlet o kadar derin ki oooo nerelere dek giriyor, yazmaya elim varmıyor. 'CHP lideri Deniz Baykal' işte bunu söylüyordu. 'AKP kendi derin devletini kuruyor' derken yıllardır kendi partisini bile yöneten derin devleti savunuyordu.
AKP kendi kadrosunu uygun yerlere yerleştirince 'devlet ele geçiyor, irtica geliyor' oluyor. Ama eski sistem halkı ve devleti soymaya, kandırmaya devam ederse adı demokrasi oluyor. Hiç korkmayın. Bunlar geçecek, bitecek. Geçiş dönemi yaşıyoruz. Yeter ki Başbakan'ı yanındaki beyin takımı aldatmasın. Bu panik içinde bakın her şey nasıl çözülecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar