bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı53
- ispanya18
- lionel messi12
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- futbol13
- dünya18
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- resim hocaları5
- ilk torun olmak2
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- le cola'nın 67 tl olması5
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- muşlettin amca bey birader bey3
- şehir kurma oyunları5
- marc cucurella5
- kemal kılıçdaroğlu7
- sapık7
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- türklerin ileri olduğu konular21
- gocu nerede8
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- allah varsa beni milli yapsın7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- haluk levent vs serdar ortaç6
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- donald trump6
- ben geldim ayağa kalkın3
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- rulette kazanma yolu2
- haluk levent denince akla gelenler4
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- tefeciden borç almak4
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- 50 tl ile rolling yapmak2
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- arjantin milli futbol takımı6
iskoç olmasına rağmen ingiliz Burjuvazisi kendine en uygun görüşleri Hume ile bulmuştur. Hume, Locke'den sonra; bilgilerimizin mesmuat ve idrakten geldiğini, tecrübeden oluştuğunu ve aklımızda doğuştan olan hiçbir bilgi, düşünce ve prensip bulunmadığını ileri süren üslubuyla ''ilmin Kaynağı Nedir?'' sualini ''Tecrübedir'' diye cevaplayan bir mütefekkirdir. insan zihninin bütün muhtevalarının bize mesmuat ve tecrübe tarafından sağlanan malzemeye ircasını kabul etmiştir.
Hume, ''insan tabiatı üzerine bir çalışma'' adlı eserinde zihnimizde bulunanları intibalar ve fikirler olarak ayırır. Düşünme, mesmuatlarla elde ettiğimiz malzemeyi düzenleme, genişletme, ayırma ve birleştirme fiilidir. Fikretmenin kanunları olan ayniyet, tezadsızlık ve illiyet ona göre tecrübe ve zihni alışkanlıklarla alakalıdır. Mesela; hadiseler arasında zihnimizden müstakil bir illiyetlik bağı yoktur. Kurduğumuz illiyet bağı zihni ve enfüsi bir bağdır, bir kabuldür.
Hume, kısaca tabiat nizamının rasyonel olarak açıklanabileceğinden ziyade, insanin hayalinde temellendirilebileceğinden bahseder. Hume aynı bakış cihetini ahlak teorisinde de sürdürür. Kıymet hükümlerinin teşekkülünde aklın herhangi bir kudreti yoktur. Bunlar ihtiras ve arzudan kaynaklanır. Bu sebeple ahlaki rasyonelleşmenin mümkünlüğüne karşı çıkar. Ahlaki kural ve hükümler insan tabiatındaki haz-acı prensibine dayanır. ''Sempati'' mefhumu üzerinde durur.
''insanın Tabiatı Üzerine Bir Tetkik'', ''Siyasi Nutuklar'' adlı çalışmalarında, agnostisizme (bilinmezcilik) bağlı olanların şüpheciliğine mutabık nutuklar ortaya koymuştur. Şüphecilikle birlikte, mesmuat ve tecrübeyle elde edilenler haricinde insan zihninden, psikolojik durumundan ayrı hiçbir şeyin var olmadığı fikri ehemmiyet kazanmıştır. Onun felfesi düşünme biçimi rasyonalizmin karşısına ampirizmi çıkarmıştır. Hume'un politik felsefesi de şüpheciliğinin izlerini taşır. Tabii hukuk ve içtimai akid nazariyelerine karşı çıkar. Siyasi müesseseler ve idare şekilleri cemiyet de var olan insanların ihtiyaçlarına göre şekillenir ve değişir. Mesela; insanlar arası münasebetleri düzenlemek için hukuk kuralları istihsal edilmiştir. Hükümet ve devlet bu kuralları, insanlar kendi başına bırakıldığında bu kuralları işletemediği için uygulamak üzere bulunmaktaydı. Devlet fonksiyonel bir aygıttı ve umde olarak hangi hükümet biçiminin en iyiyi temsil ettiğine karar vermek imkansızdır.
Hume aşırı şüpheciliği ve radikal fikirleriyle bazı mevzularda aydınlanma fikirlerinin temellerini sarsmıştır. Mesela; din. Hume aynı zamanda bir tarihçi olarak dinler tarihini ele alırken, dini tamamen içtimai bir unsur olarak değerlendirmiştir ve dinin rasyonel bir temele sahip olmadığını iddia etmiştir. Böylece dindarların, deistlerin ve ateistlerin durdukları zemini ortadan kaldırmıştır.
Hume'un aydınlanma çağına müteallik negatif denilebilecek bir tavrı vardır. Bu devri henüz aklın hakimiyeti altında bir çağ olarak görmemekteydi. Çünkü ona göre ''aptallık ve cehalet'' tarafından belirlenen bir saha da vardı. Bu durum Fransa'da fikirlerinin bidayet de hiçbir te'sir yaratmamasına yol açacaktı.
Hume, ''insan tabiatı üzerine bir çalışma'' adlı eserinde zihnimizde bulunanları intibalar ve fikirler olarak ayırır. Düşünme, mesmuatlarla elde ettiğimiz malzemeyi düzenleme, genişletme, ayırma ve birleştirme fiilidir. Fikretmenin kanunları olan ayniyet, tezadsızlık ve illiyet ona göre tecrübe ve zihni alışkanlıklarla alakalıdır. Mesela; hadiseler arasında zihnimizden müstakil bir illiyetlik bağı yoktur. Kurduğumuz illiyet bağı zihni ve enfüsi bir bağdır, bir kabuldür.
Hume, kısaca tabiat nizamının rasyonel olarak açıklanabileceğinden ziyade, insanin hayalinde temellendirilebileceğinden bahseder. Hume aynı bakış cihetini ahlak teorisinde de sürdürür. Kıymet hükümlerinin teşekkülünde aklın herhangi bir kudreti yoktur. Bunlar ihtiras ve arzudan kaynaklanır. Bu sebeple ahlaki rasyonelleşmenin mümkünlüğüne karşı çıkar. Ahlaki kural ve hükümler insan tabiatındaki haz-acı prensibine dayanır. ''Sempati'' mefhumu üzerinde durur.
''insanın Tabiatı Üzerine Bir Tetkik'', ''Siyasi Nutuklar'' adlı çalışmalarında, agnostisizme (bilinmezcilik) bağlı olanların şüpheciliğine mutabık nutuklar ortaya koymuştur. Şüphecilikle birlikte, mesmuat ve tecrübeyle elde edilenler haricinde insan zihninden, psikolojik durumundan ayrı hiçbir şeyin var olmadığı fikri ehemmiyet kazanmıştır. Onun felfesi düşünme biçimi rasyonalizmin karşısına ampirizmi çıkarmıştır. Hume'un politik felsefesi de şüpheciliğinin izlerini taşır. Tabii hukuk ve içtimai akid nazariyelerine karşı çıkar. Siyasi müesseseler ve idare şekilleri cemiyet de var olan insanların ihtiyaçlarına göre şekillenir ve değişir. Mesela; insanlar arası münasebetleri düzenlemek için hukuk kuralları istihsal edilmiştir. Hükümet ve devlet bu kuralları, insanlar kendi başına bırakıldığında bu kuralları işletemediği için uygulamak üzere bulunmaktaydı. Devlet fonksiyonel bir aygıttı ve umde olarak hangi hükümet biçiminin en iyiyi temsil ettiğine karar vermek imkansızdır.
Hume aşırı şüpheciliği ve radikal fikirleriyle bazı mevzularda aydınlanma fikirlerinin temellerini sarsmıştır. Mesela; din. Hume aynı zamanda bir tarihçi olarak dinler tarihini ele alırken, dini tamamen içtimai bir unsur olarak değerlendirmiştir ve dinin rasyonel bir temele sahip olmadığını iddia etmiştir. Böylece dindarların, deistlerin ve ateistlerin durdukları zemini ortadan kaldırmıştır.
Hume'un aydınlanma çağına müteallik negatif denilebilecek bir tavrı vardır. Bu devri henüz aklın hakimiyeti altında bir çağ olarak görmemekteydi. Çünkü ona göre ''aptallık ve cehalet'' tarafından belirlenen bir saha da vardı. Bu durum Fransa'da fikirlerinin bidayet de hiçbir te'sir yaratmamasına yol açacaktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar