bugün
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi16
- kolye142
- bik bik'in hacker'a yemek yapması14
- istersem sozlugu hacklerim4
- konya denilince akla gelenler7
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- mahmut ışıldak2
- ismailağa cemaati2
- cep telefonu17
- anın görüntüsü21
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- nokia16
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
- pizza bira ikilisi6
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- rüzgar12
- erlik5
- chatgpt'nin sorunu ne3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- lale14
- bal10
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- var olmak için ne yaptınız13
- günün sözü6
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- sözlük elden gidiyor3
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- boykot dedektifi2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- fuck bahçeli tişörtü2
- 13 cuma'nın köklerine dönüş2
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- yogartiksen39
- evi ev yapan şeyler14
- pazar günleri ekmek almak3
iskoç olmasına rağmen ingiliz Burjuvazisi kendine en uygun görüşleri Hume ile bulmuştur. Hume, Locke'den sonra; bilgilerimizin mesmuat ve idrakten geldiğini, tecrübeden oluştuğunu ve aklımızda doğuştan olan hiçbir bilgi, düşünce ve prensip bulunmadığını ileri süren üslubuyla ''ilmin Kaynağı Nedir?'' sualini ''Tecrübedir'' diye cevaplayan bir mütefekkirdir. insan zihninin bütün muhtevalarının bize mesmuat ve tecrübe tarafından sağlanan malzemeye ircasını kabul etmiştir.
Hume, ''insan tabiatı üzerine bir çalışma'' adlı eserinde zihnimizde bulunanları intibalar ve fikirler olarak ayırır. Düşünme, mesmuatlarla elde ettiğimiz malzemeyi düzenleme, genişletme, ayırma ve birleştirme fiilidir. Fikretmenin kanunları olan ayniyet, tezadsızlık ve illiyet ona göre tecrübe ve zihni alışkanlıklarla alakalıdır. Mesela; hadiseler arasında zihnimizden müstakil bir illiyetlik bağı yoktur. Kurduğumuz illiyet bağı zihni ve enfüsi bir bağdır, bir kabuldür.
Hume, kısaca tabiat nizamının rasyonel olarak açıklanabileceğinden ziyade, insanin hayalinde temellendirilebileceğinden bahseder. Hume aynı bakış cihetini ahlak teorisinde de sürdürür. Kıymet hükümlerinin teşekkülünde aklın herhangi bir kudreti yoktur. Bunlar ihtiras ve arzudan kaynaklanır. Bu sebeple ahlaki rasyonelleşmenin mümkünlüğüne karşı çıkar. Ahlaki kural ve hükümler insan tabiatındaki haz-acı prensibine dayanır. ''Sempati'' mefhumu üzerinde durur.
''insanın Tabiatı Üzerine Bir Tetkik'', ''Siyasi Nutuklar'' adlı çalışmalarında, agnostisizme (bilinmezcilik) bağlı olanların şüpheciliğine mutabık nutuklar ortaya koymuştur. Şüphecilikle birlikte, mesmuat ve tecrübeyle elde edilenler haricinde insan zihninden, psikolojik durumundan ayrı hiçbir şeyin var olmadığı fikri ehemmiyet kazanmıştır. Onun felfesi düşünme biçimi rasyonalizmin karşısına ampirizmi çıkarmıştır. Hume'un politik felsefesi de şüpheciliğinin izlerini taşır. Tabii hukuk ve içtimai akid nazariyelerine karşı çıkar. Siyasi müesseseler ve idare şekilleri cemiyet de var olan insanların ihtiyaçlarına göre şekillenir ve değişir. Mesela; insanlar arası münasebetleri düzenlemek için hukuk kuralları istihsal edilmiştir. Hükümet ve devlet bu kuralları, insanlar kendi başına bırakıldığında bu kuralları işletemediği için uygulamak üzere bulunmaktaydı. Devlet fonksiyonel bir aygıttı ve umde olarak hangi hükümet biçiminin en iyiyi temsil ettiğine karar vermek imkansızdır.
Hume aşırı şüpheciliği ve radikal fikirleriyle bazı mevzularda aydınlanma fikirlerinin temellerini sarsmıştır. Mesela; din. Hume aynı zamanda bir tarihçi olarak dinler tarihini ele alırken, dini tamamen içtimai bir unsur olarak değerlendirmiştir ve dinin rasyonel bir temele sahip olmadığını iddia etmiştir. Böylece dindarların, deistlerin ve ateistlerin durdukları zemini ortadan kaldırmıştır.
Hume'un aydınlanma çağına müteallik negatif denilebilecek bir tavrı vardır. Bu devri henüz aklın hakimiyeti altında bir çağ olarak görmemekteydi. Çünkü ona göre ''aptallık ve cehalet'' tarafından belirlenen bir saha da vardı. Bu durum Fransa'da fikirlerinin bidayet de hiçbir te'sir yaratmamasına yol açacaktı.
Hume, ''insan tabiatı üzerine bir çalışma'' adlı eserinde zihnimizde bulunanları intibalar ve fikirler olarak ayırır. Düşünme, mesmuatlarla elde ettiğimiz malzemeyi düzenleme, genişletme, ayırma ve birleştirme fiilidir. Fikretmenin kanunları olan ayniyet, tezadsızlık ve illiyet ona göre tecrübe ve zihni alışkanlıklarla alakalıdır. Mesela; hadiseler arasında zihnimizden müstakil bir illiyetlik bağı yoktur. Kurduğumuz illiyet bağı zihni ve enfüsi bir bağdır, bir kabuldür.
Hume, kısaca tabiat nizamının rasyonel olarak açıklanabileceğinden ziyade, insanin hayalinde temellendirilebileceğinden bahseder. Hume aynı bakış cihetini ahlak teorisinde de sürdürür. Kıymet hükümlerinin teşekkülünde aklın herhangi bir kudreti yoktur. Bunlar ihtiras ve arzudan kaynaklanır. Bu sebeple ahlaki rasyonelleşmenin mümkünlüğüne karşı çıkar. Ahlaki kural ve hükümler insan tabiatındaki haz-acı prensibine dayanır. ''Sempati'' mefhumu üzerinde durur.
''insanın Tabiatı Üzerine Bir Tetkik'', ''Siyasi Nutuklar'' adlı çalışmalarında, agnostisizme (bilinmezcilik) bağlı olanların şüpheciliğine mutabık nutuklar ortaya koymuştur. Şüphecilikle birlikte, mesmuat ve tecrübeyle elde edilenler haricinde insan zihninden, psikolojik durumundan ayrı hiçbir şeyin var olmadığı fikri ehemmiyet kazanmıştır. Onun felfesi düşünme biçimi rasyonalizmin karşısına ampirizmi çıkarmıştır. Hume'un politik felsefesi de şüpheciliğinin izlerini taşır. Tabii hukuk ve içtimai akid nazariyelerine karşı çıkar. Siyasi müesseseler ve idare şekilleri cemiyet de var olan insanların ihtiyaçlarına göre şekillenir ve değişir. Mesela; insanlar arası münasebetleri düzenlemek için hukuk kuralları istihsal edilmiştir. Hükümet ve devlet bu kuralları, insanlar kendi başına bırakıldığında bu kuralları işletemediği için uygulamak üzere bulunmaktaydı. Devlet fonksiyonel bir aygıttı ve umde olarak hangi hükümet biçiminin en iyiyi temsil ettiğine karar vermek imkansızdır.
Hume aşırı şüpheciliği ve radikal fikirleriyle bazı mevzularda aydınlanma fikirlerinin temellerini sarsmıştır. Mesela; din. Hume aynı zamanda bir tarihçi olarak dinler tarihini ele alırken, dini tamamen içtimai bir unsur olarak değerlendirmiştir ve dinin rasyonel bir temele sahip olmadığını iddia etmiştir. Böylece dindarların, deistlerin ve ateistlerin durdukları zemini ortadan kaldırmıştır.
Hume'un aydınlanma çağına müteallik negatif denilebilecek bir tavrı vardır. Bu devri henüz aklın hakimiyeti altında bir çağ olarak görmemekteydi. Çünkü ona göre ''aptallık ve cehalet'' tarafından belirlenen bir saha da vardı. Bu durum Fransa'da fikirlerinin bidayet de hiçbir te'sir yaratmamasına yol açacaktı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar