bugün
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak9
- sarapci koala68
- tayland a giden erkeğin asıl amacı5
- salata ile başlanan gün6
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- iremga6
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi3
- sezen aksu şarkılarında geçen acımasız sözler4
- ölümden korkmamak6
- kıyamet zamanlarında mı yaşıyoruz3
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri30
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- teoman ın en güzel 3 şarkısı4
- sözlük erkeklerinin kombinleri2
- anın görüntüsü20
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- gocu38
- halter kaldırırken osurmak4
- e'e f e5
- 14 eylül 2026 okulların açılması3
- algı çetesi7
- özgür özel10
- revizyonist troçkist kırması yeni oportünist cephe3
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- s'i l v'e r m'i s t29
- mazotun litresi 90 lira13
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- fenerbahçe11
- sigaraya kahve sürmek5
- mesai bitimi2
- hostingdunyam7
- 81r4d3r5
- orhan gencebay2
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- kargocularla kanka olmak4
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- idam anında kendini zehirlemek3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
- kabe'ye secde etmek on emri ihlal ediyor mu4
esasen bu romana ermeni soykırımını savunuyor türklüğe hakaret ediyor demek yanlış olur. elif şafakın baktığı pencere tv de izlediğim bir söyleşisine dayanıyor orada şöyle demişti: bu topraklar üzerinde zamanında türk ermeni rum arap vs vs kardeşçe ve birbirlerinin kültürüne katkıda bulunarak yaşıyordu. şimdi bu zenginliği bu kozmopolitliği elimizden aldılar. ama tam da bu noktada kitapta bu mesajı çok havada ve muğlak kalmış. aram ın bir kaç konuşması dışında bu kozmopolit yapıya duyulan özlem kimsenin birbirine kin beslemediği çağ pekte iyi yansıtılamamış. şahsi fikrim kitap bir kadın kitabı. hatta ezilen kadının kitabıdır. kitapta tek düzgün adam yoktur (aram ı saymazsak). mustafa nın hali pür melali zaten ortadadır. armanuşun babası ailesine sıkısıkıya bağlı kabuğunu kırmak isteyen ama ne acıdır ki diaspora içinde yitip giden cesaretsiz basiretsiz bir adamdır. alkolik karikaturist, asiri milliyetci filmlerin gayri milliyetci yonetmeni, yeteneksiz sair tam da bu noktada söz ettiğim konun açık örnekleridir. hepsi bir şeylerden yoksun, eksik, silik başarısız tiplerdir. ama kadınlar; armanuş kitap kurdu zeki ve bu özellikleri yüzünden erkeklerle ilişkilerinde başarısız bir genç kadın ama bu başarısızlık yalnızca okuyucunun gözündedir. armanus cakmakciyan bu halinden gayet memnun hatta kişisel bağımsızlığına ve köklerini bulmaya hiç bilmediği ülkelere gidecek kadar cesur ve kendini gerçekleştirmiş biridir. mustafa ise aynı şehirde silinip giden bir silüet gibi iğreti durur kitapta armanuşun aksine. asya kazanci nihilist manifesto oluşturan ve hayat üzerine akranlarından fazla söyleyecek sözü olan hayatı irdeleyen ve yaşından beklenmeyecek derecede olgun ve bir feylosof tadındadır. zeliha kazancı
--spoiler--
abisinin tecavüzüne uğramasına rağmen
--spoiler--
hayata karşı direnen güçlü ayakları yere sağlam basan kendi duygularından ve düşüncelerinden asla taviz vermeyen, kimseye papuç bırakmayan, azimli azimli olduğu kadar isyankar, hiçbir şeyi sorgulamadan kabul etmeyen bir kadın. kitaptaki diğer kadınlarda hemen hemen bu çizgiye yakın gitmektedir. mesela rose
--spoiler--
mustafa ile evlenmiştir inat uğruna
--spoiler--
şişman olmasına rağmen kendini olduğu gibi kabul edebilme erdemine sahiptir. kocası barsam cakmakciyan ise yeniden evlenemeyecek kadar kendine güvensiz bir adamdır. kitaptaki dominant kadın karakterlerin hemen hepsi güçlü kadınlardır. elif şafak ezilen kadının(fiziksel güçle tabi ki) trajedisinden dem vurmuş ve feminist tiradlarla bezemiştir bu kitabını. evet bu açıdan başarılıdır. uzun uzun giriştiği karakter tahlileri ve bitmeyen ruh betimlemelerini ne yazık ki kitabın sonuna saklayamıştır. asya kazancı nın babasının kim olduğunu öğrendiğinde içine düştüğü ruh hali bize hiç yansımamıştır. keza zeliha kazancı nın aynı durumdaki hissiyatı. armanuş çakmakciyan ın köklerine yaptığı yolculuk nasıl bir sonla bitmiştir muğlak kalmıştır. burda şu savunma mekanizması devreye girecektir; yazar bunu okuyucunun tahayyülüne bırakmıştır. halbuki okuyucunun tahayyülüne bırakılacak yegane konu türk-ermeni çatışmasıdır. bu kozmopolit toplumun nasıl olupta dinamitlendiğidir. okuyucunun bunu sorgulaması bunu araştırması beklenmeliydi. tüm olumsuzluklarına rağmen elif şafak ın bit palas tan sonra ivme kaybetmeye başladığı araf romanından sonra biraz kendini ve uslubunu toparlamış diyebiliriz. eski romanlarının tadı yine de yok
--spoiler--
abisinin tecavüzüne uğramasına rağmen
--spoiler--
hayata karşı direnen güçlü ayakları yere sağlam basan kendi duygularından ve düşüncelerinden asla taviz vermeyen, kimseye papuç bırakmayan, azimli azimli olduğu kadar isyankar, hiçbir şeyi sorgulamadan kabul etmeyen bir kadın. kitaptaki diğer kadınlarda hemen hemen bu çizgiye yakın gitmektedir. mesela rose
--spoiler--
mustafa ile evlenmiştir inat uğruna
--spoiler--
şişman olmasına rağmen kendini olduğu gibi kabul edebilme erdemine sahiptir. kocası barsam cakmakciyan ise yeniden evlenemeyecek kadar kendine güvensiz bir adamdır. kitaptaki dominant kadın karakterlerin hemen hepsi güçlü kadınlardır. elif şafak ezilen kadının(fiziksel güçle tabi ki) trajedisinden dem vurmuş ve feminist tiradlarla bezemiştir bu kitabını. evet bu açıdan başarılıdır. uzun uzun giriştiği karakter tahlileri ve bitmeyen ruh betimlemelerini ne yazık ki kitabın sonuna saklayamıştır. asya kazancı nın babasının kim olduğunu öğrendiğinde içine düştüğü ruh hali bize hiç yansımamıştır. keza zeliha kazancı nın aynı durumdaki hissiyatı. armanuş çakmakciyan ın köklerine yaptığı yolculuk nasıl bir sonla bitmiştir muğlak kalmıştır. burda şu savunma mekanizması devreye girecektir; yazar bunu okuyucunun tahayyülüne bırakmıştır. halbuki okuyucunun tahayyülüne bırakılacak yegane konu türk-ermeni çatışmasıdır. bu kozmopolit toplumun nasıl olupta dinamitlendiğidir. okuyucunun bunu sorgulaması bunu araştırması beklenmeliydi. tüm olumsuzluklarına rağmen elif şafak ın bit palas tan sonra ivme kaybetmeye başladığı araf romanından sonra biraz kendini ve uslubunu toparlamış diyebiliriz. eski romanlarının tadı yine de yok
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar