bugün
- borsa istanbul20
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- iltica23
- yulaf lapası vs tost8
- fon vurgunu53
- berat albayrak'a iftira atılması11
- ekmek için ekmeleddin7
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- sucuklu çekirdek3
- from gold from dust34
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati6
- kürt dizilerinin tutmaması11
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- 1 gün diyetteyim4
- cilt kanseri aşısında yüzde 42 başarı2
- köylülük7
- onurlu insanlar da var2
- komünist terör örgütleri2
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- deli6
- en iyi çakmak markası8
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- yüksek enflasyon5
- küçük memeli3
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- vurdurmaya meyilli araba5
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- sen nehrine siz diyen cahil2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- queen ravenna ifşası15
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- akepe dönemi16
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
Hesapsız ve Azapsız Cennete Girecek 70 Bin Kişiden Olmanın Bir Yolu: Tevekkül
Ebû Hüreyre (r. a.)'den rivayet olunan hadiste Rasulullah şöyle buyuruyor:
‘‘Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve güven içinde)dir.'' ( Müslim, Ahmed ibni Hanbel)
insanoğlu şüphesiz Cennette girmeyi arzu eder. Kâfire Cennetteki mükâfatlardan söz edilse, o dahi orda yaşamayı ister. Ama Cennete girmenin yolu istemekten değil Rahmanı razı etmekten geçer. O'nu razı etmenin yolu da, indirdiği Şeriat'ı tanımak, benimseyerek hakkıyla yaşamakla gerçekleşir. Her şeye kadir olan Allah Subhanehu ve Teala'nın bütün insanlara göndermiş olduğu bu Şeriat, ideoloji Rasûlullah Sallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Sahabelerin zihinlerinde çok netti.
Ne acıdır ki, bugünün Müslümanları o günün Sahabeleri gibi islam'ı tanımamaktadır. Özelliklede islam'ın en çok önem verdiği akidevi meseleler zihinlerinde karmakarışık durumdadır. Örneğin; rızk, ecel, korku ve tevekkül gibi iman edilmesi farz olan meseleleri tam olarak kavrayamadılar. "Rızk Allah'tandır" dediler ama çalışmadan rızk gelmez dediler. "Ecel Allah'tandır" dediler ama insan ölümünün sebebini ecelin dışında olan vakalarda aradılar. "Yalnızca Allah'a güvenilir" dediler ama Allah'tan başka her şeye güvenilir oldular. Müslümanlarda net olmayan konular maalesef örnek vermekle bitmez. Rabbimizin bizlere emrettiği ideolojiyi hakkıyla yaşamak için bu ve bunlar gibi bütün akidevi konuların zihinlerimizde net olması esasidir. Burada ele alacağımız mesele Müslümanlardan tam olarak 70 bin kişinin hesapsız ve azapsız Cennete girmesine vesile olacak tevekkül konusudur. O halde tevekkülün tarifine bakmak gerekir.
Tevekkülün lügat manası; vekil kılma, işini başkasına havale etmek.
Şeri manası ise; sadece Allah Subhanehu ve Teala'ya yönelmek, sığınmak, yapılabilecek işlerde yalnızca O'nun yardım edeceğini bilmek, başka yardımcı, güç tanımamak ve Allah'a dayanmak, sadece O'na güvenmek.
Rabbimiz sadece Kendisine güvenmemizi ve yalnızca O'na dayanmamızı emretmekle birlikte mütevekkil olanları sevdiğini haber vermiştir:
"Bir de, daima diri olup, hiçbir zaman ölmeyen Allah'a tevekkül et." (Furkan 58)
"Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter." (Talak 31)
"Müminler, ancak o kimselerdir ki Allah anılınca kalpleri ürperir, onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda o ayetler onların imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler." (Enfal 2)
Bunlara benzer bir çok ayeti kerimede yalnızca Allah Subhanehu ve Teala'ya tevekkül edilmesinin farz olduğu vurgulanmaktadır.
Ahmed ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri bir hadis ise şöyledir:
"Siz hakkıyla Allah'a tevekkül etmiş olsaydınız, aç olarak yuvasından çıkan, tok olarak yuvalarına dönen kuşları rızıklandırğı gibi sizi de Allah rızıklandırır."
Buhari'nin ibni Abbas'tan naklettiği bir hadiste tevekkül edenlerin hesapsız Cennette gireceğinin müjdesi verilmektedir:
‘‘Ümmetimden yetmiş bin kişi, hesapsız olarak cennete girecektir. Bunlar, okuyarak ve üfleyerek tedavi olmayan, fala bakmayan, ümitsizliğe kapılmayan, tedavi için dağlanmayan ve ancak Rablerine tevekkül edenlerdir.''
ibn-u Abbas (r. a.)'dan rivayet edilen hadiste Rasulullah Sallah'u aleyhi ve Sellem'in yetmiş bin kişinin hesapsız ve azapsız olarak Cennet'te gireceklerine dair şöyle buyurdu:
‘‘Onlar; efsun yapmayanlar, efsun yaptırmayanlar, kuşlara uğursuzluk atfetmeyenler ve her şeyde ancak Rablerine dayananlardır.''
Yine Abdullah ibni Abbas (r. a.) rivayet ettiği hadiste Rasulullah şöyle buyurmaktadır:
‘‘(Geçmiş) Ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç-beş kişilik bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve Peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme bir kalabalık çıktı. Kendi Ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsa'nın Ümmetidir, sen ufka bak!' dediler. Baktım; (çok) büyük bir karaltı. ‘işte bunlar senin ümmetindir. içlerinden hesapsız-azapsız Cennete girecek yetmiş bin kişi vardır' dediler.''
ibni Abbas diyor ki; "Söz buraya gelince Rasûlullah kalkıp evine gitti. Oradaki sahabeler bu hesapsız-azapsız Cennete girecek yetmiş bin kişinin kimler olabileceği hakkında konuşmaya başladılar. Kimileri; "Bunlar Peygamberin sohbetinde bulunanlar olmalıdır.' derken kimileri; "Bunlar islâm geldikten sonra doğup, şirki tanımamış olanlardır.' dediler. Daha başka birçok görüş ileri sürenler oldu. Onlar bu meseleyi tartışırken Rasûlullah çıkageldi.
‘‘Ne hakkında konuşuyorsunuz?'' diye sordu.
‘Hesapsız-azapsız Cennete gireceklerin kim olduğu hakkında konuşuyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah;
‘‘Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir.'' buyurdu. Ukkâşe ibni Mihsan yerinden fırladı ve;
‘Beni de onlardan kılması için Allah'a dua et Ya Rasûlullah!' dedi. Rasûlullah;
‘‘Sen onlardansın'' buyurdu.(Buhâri, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, imân 374. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 16)
Ebû Hüreyre (r. a.)'den rivayet olunan hadiste Rasulullah şöyle buyuruyor:
‘‘Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve güven içinde)dir.'' ( Müslim, Ahmed ibni Hanbel)
insanoğlu şüphesiz Cennette girmeyi arzu eder. Kâfire Cennetteki mükâfatlardan söz edilse, o dahi orda yaşamayı ister. Ama Cennete girmenin yolu istemekten değil Rahmanı razı etmekten geçer. O'nu razı etmenin yolu da, indirdiği Şeriat'ı tanımak, benimseyerek hakkıyla yaşamakla gerçekleşir. Her şeye kadir olan Allah Subhanehu ve Teala'nın bütün insanlara göndermiş olduğu bu Şeriat, ideoloji Rasûlullah Sallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Sahabelerin zihinlerinde çok netti.
Ne acıdır ki, bugünün Müslümanları o günün Sahabeleri gibi islam'ı tanımamaktadır. Özelliklede islam'ın en çok önem verdiği akidevi meseleler zihinlerinde karmakarışık durumdadır. Örneğin; rızk, ecel, korku ve tevekkül gibi iman edilmesi farz olan meseleleri tam olarak kavrayamadılar. "Rızk Allah'tandır" dediler ama çalışmadan rızk gelmez dediler. "Ecel Allah'tandır" dediler ama insan ölümünün sebebini ecelin dışında olan vakalarda aradılar. "Yalnızca Allah'a güvenilir" dediler ama Allah'tan başka her şeye güvenilir oldular. Müslümanlarda net olmayan konular maalesef örnek vermekle bitmez. Rabbimizin bizlere emrettiği ideolojiyi hakkıyla yaşamak için bu ve bunlar gibi bütün akidevi konuların zihinlerimizde net olması esasidir. Burada ele alacağımız mesele Müslümanlardan tam olarak 70 bin kişinin hesapsız ve azapsız Cennete girmesine vesile olacak tevekkül konusudur. O halde tevekkülün tarifine bakmak gerekir.
Tevekkülün lügat manası; vekil kılma, işini başkasına havale etmek.
Şeri manası ise; sadece Allah Subhanehu ve Teala'ya yönelmek, sığınmak, yapılabilecek işlerde yalnızca O'nun yardım edeceğini bilmek, başka yardımcı, güç tanımamak ve Allah'a dayanmak, sadece O'na güvenmek.
Rabbimiz sadece Kendisine güvenmemizi ve yalnızca O'na dayanmamızı emretmekle birlikte mütevekkil olanları sevdiğini haber vermiştir:
"Bir de, daima diri olup, hiçbir zaman ölmeyen Allah'a tevekkül et." (Furkan 58)
"Kim Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter." (Talak 31)
"Müminler, ancak o kimselerdir ki Allah anılınca kalpleri ürperir, onlara Allah'ın ayetleri okunduğunda o ayetler onların imanlarını artırır ve Rablerine tevekkül ederler." (Enfal 2)
Bunlara benzer bir çok ayeti kerimede yalnızca Allah Subhanehu ve Teala'ya tevekkül edilmesinin farz olduğu vurgulanmaktadır.
Ahmed ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri bir hadis ise şöyledir:
"Siz hakkıyla Allah'a tevekkül etmiş olsaydınız, aç olarak yuvasından çıkan, tok olarak yuvalarına dönen kuşları rızıklandırğı gibi sizi de Allah rızıklandırır."
Buhari'nin ibni Abbas'tan naklettiği bir hadiste tevekkül edenlerin hesapsız Cennette gireceğinin müjdesi verilmektedir:
‘‘Ümmetimden yetmiş bin kişi, hesapsız olarak cennete girecektir. Bunlar, okuyarak ve üfleyerek tedavi olmayan, fala bakmayan, ümitsizliğe kapılmayan, tedavi için dağlanmayan ve ancak Rablerine tevekkül edenlerdir.''
ibn-u Abbas (r. a.)'dan rivayet edilen hadiste Rasulullah Sallah'u aleyhi ve Sellem'in yetmiş bin kişinin hesapsız ve azapsız olarak Cennet'te gireceklerine dair şöyle buyurdu:
‘‘Onlar; efsun yapmayanlar, efsun yaptırmayanlar, kuşlara uğursuzluk atfetmeyenler ve her şeyde ancak Rablerine dayananlardır.''
Yine Abdullah ibni Abbas (r. a.) rivayet ettiği hadiste Rasulullah şöyle buyurmaktadır:
‘‘(Geçmiş) Ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç-beş kişilik bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve Peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme bir kalabalık çıktı. Kendi Ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsa'nın Ümmetidir, sen ufka bak!' dediler. Baktım; (çok) büyük bir karaltı. ‘işte bunlar senin ümmetindir. içlerinden hesapsız-azapsız Cennete girecek yetmiş bin kişi vardır' dediler.''
ibni Abbas diyor ki; "Söz buraya gelince Rasûlullah kalkıp evine gitti. Oradaki sahabeler bu hesapsız-azapsız Cennete girecek yetmiş bin kişinin kimler olabileceği hakkında konuşmaya başladılar. Kimileri; "Bunlar Peygamberin sohbetinde bulunanlar olmalıdır.' derken kimileri; "Bunlar islâm geldikten sonra doğup, şirki tanımamış olanlardır.' dediler. Daha başka birçok görüş ileri sürenler oldu. Onlar bu meseleyi tartışırken Rasûlullah çıkageldi.
‘‘Ne hakkında konuşuyorsunuz?'' diye sordu.
‘Hesapsız-azapsız Cennete gireceklerin kim olduğu hakkında konuşuyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah;
‘‘Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir.'' buyurdu. Ukkâşe ibni Mihsan yerinden fırladı ve;
‘Beni de onlardan kılması için Allah'a dua et Ya Rasûlullah!' dedi. Rasûlullah;
‘‘Sen onlardansın'' buyurdu.(Buhâri, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, imân 374. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 16)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar