bugün
- 1 ekim 2026 benzin zammı6
- rujlu erkekle öpüşmek7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi20
- yazarların sabah kahvaltısı6
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler9
- ölüyorum lan ölüyorum5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız4
- araba kullanırken uyumak4
- from gold from dust13
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması12
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- halka filmini izlerken telefonun çalması4
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak2
- fiziği güzel sözlük kızları47
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- tbmm'nin yeni yasama yılı açılışı2
- recep tayyip erdoğan27
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- çin'e demokrasi gelsin10
- nervio23
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- truesuz sözlük8
- emekçilerin çalışma yaşamı talepleri2
- hastalık havası8
- vajinanın iç sıcaklığı10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- silikon memenin patlaması10
- rujlu kadınla öpüşmek6
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- hoşlanılan kızın dörtte üçünün su olması2
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- burna tuzlu su çekmek6
- fatma betül sayan kaya59
- gocu19
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- bu saatte hala uluyamama sebebi3
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- kopya çekmenin etiği5
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- adalet ve kalkınma partisi4
- iyi dostlar biriktirdim7
- ekrem imamoğlu6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- yazarların akşama dair planları9
"Stephen King büyük bir yazar mı?" başlıklı bir yazı aşağıdaki linkte yer alıyor(sonradan ne olur olmaz diye metni de aldım.). kişisel görüşümü sorarsanız, eleştirmenlerin kitaplarını okuyup okumadığından bile emin değilim. adamın popülaritesini kıskanıyorlar..
--spoiler--
Gerilim ve korku romanlarıyla ünlü Stephen King, kitapları en çok satan yazarlar arasında yer alıyor. Fakat edebiyat eleştirmenlerinden pek saygı görmüyor. King bu tavrı hak ediyor mu?
Stephen King kariyerinin en başından beri kitaplarının yanı sıra büyük ticari başarılara da imza atmış bir yazar. ilk romanı Göz (Carrie)’den bu yana geçen 40 yıl içinde, hepsi de dünya çapında en çok satanlar listesine giren 50’den fazla kitap yayımladı. Göz hemen Brian De Palma tarafından bol kanlı bir film olarak çekildi. 1977’de yayımlanan ve bir kayak merkezinde yaşayan paranormal bir çocuk ile ruh hastası babası arasındaki ilişkiyi anlatan Medyum (The Shining) romanı ile King psikolojik gerilim konusundaki yeteneğini sergilemiştir. 1980’de Stanley Kubrick bu romanın filmini çektiğinde artık Stephen King sektörü oluşmaya başlamıştı. Bugün King’in eserlerinden esinlenmiş 100’den fazla film ve televizyon programı bulunuyor.
Fakat edebiyat eleştirisi kurum olarak Stephan King’i hep göz ardı etti. King’in ciddi bir yazar olup olmadığı sorusu yıllarca, satılan kitap sayısı, film anlaşmaları, geliri ve kazandığı para üzerinden “hayır” şeklinde cevaplandı. Ticari başarı edebi değer ile eş tutulmadı; çok satmak lanetli bir şey olarak görüldü. (Chimamanda Adichie, Richard Flanagan ve Donna Tartt gibi edebi başarıyı ticari başarıya da dönüştüren 21. yüzyıl yazarları bu değerlendirmeye katılmayacaktır elbette.)
Stephen King en başından beri korku-gerilim kitapları yazarı olarak görüldü. Oysa çok çeşitli alanlara el atmıştır King. Korku, bilim-kurgu ve fantezi romanların yanı sıra tarihsel roman, Western ve kısa öyküler de yazmıştır. Kahramanı, ABD başkanı John F. Kennedy’nin katilini öldürmek için zaman içinde yolculuk yapan 11/22/63 adlı kitabıyla King, Los Angeles Times kitap ödülü almış ve New York Times gazetesinin “yılın en iyi 10 kitabı” listesine girmiştir.
Popüler olmanın bedeli
King, eserlerine esin kaynağı olan ünlü edebiyatçıları açıklıkla dile getirmiştir. Nathaniel Hawthorne, Edgar Allen Poe, HP Lovecraft bunlar arasında yer alır. King’in romanları ile George Saunders, Karen Russell, Karen Joy Fowler, Michael Chabon gibi yenilikçi yazarların eserleri arasında da benzerlikler vardır. Bunlar janr sınırlarını bulanıklaştıran, saygınlığını yitirmeden korku ve fantezi geleneklerini benimseyen isimlerdir.
Peki bütün bunlar King’in ciddiye alınması için yeterli neden mi? Bu soru 11 Kasım’da piyasaya çıkması beklenen yeni kitabı Revival ile yeniden gündeme gelecek gibi görünüyor. Benim bu soruya koşullu yanıtım ‘evet’. King, teknolojinin okuma eylemini dönüştürdüğü kritik bir dönemde kitap dünyasında milyonlarca okurunu koruyor. King ayrıca internet üzerinden yayımladığı seri romanlarla, e-kitaplarla yeni teknolojiyi deneyen ilk yazarlardan.
King usta bir hikâyeci. Doğru ve yanlışın, iyi ile kötünün iç içe geçtiği dünyalar yaratıyor. Bildik aile krizlerini, bilinmezin verdiği korkuları, aidiyet duygusunu ele alıyor. Kafa kesmeler, Ebola, seri katiller, kitlesel cinayetler, internet üzerinden baskı kurma gibi olayların yoğun yaşandığı günümüzde, onun içgüdüsel hikâyeleri bize duygusal boşalma olanağı, hatta düzen hissi sağlıyor. Bazı kurbanların gerçek hayatta olmasa da romanlarda intikamı alınabiliyor. King olayları basitleştiriyor olabilir, ama bunu okuyucularını ya da kahramanlarını aşağılamadan yapıyor. Çok yazıyor olabilir, ama en iyi eserleri kalıcılığını koruyor.
Dickens benzetmesi
King’in edebi başarısı sorusunu Yale Üniversitesi’nden ünlü edebiyat eleştirmeni Harold Bloom’a sordum. 2003’te Amerikan Ulusal Kitap Derneği yaptığı katkılarından dolayı King’e ödül verdiğinde Bloom şöyle patlamıştı: “Kültürel yaşamımızın seviyesi bir kez daha dibe vurdu. Daha önce King’i ucuz yazar olarak tanımlamıştım. Belki bu bile çok iyimser. Onun Edgar Allen Poe ile hiçbir ortak noktası yoktur. O sadece yetersiz bir yazardır.”
Peki, Bloom bugün de aynı mı düşünüyor, yoksa çalkantılı geçen son on yılda fikrini değiştirdi mi? Pek öyle görünmüyor. “Stephen King, Proust’u, Joyce’u, Henry James’i, Faulkner’i ve diğer roman ustalarını okumuş ciddi okuyucunun kapsamı dışındadır,” diyor Bloom.
Aynı soruyu, Kara Ev ve The Talisman adlı kitapları King ile ortaklaşa yazan, birçok ödül kazanmış korku romanları yazarı Peter Straub’a yönelttim. Straub, çok kez yinelenen bu soruyu yersiz buluyor ve King’i Charles Dickens, Wilkie Collins, Raymond Chandler, Bram Stoker ve Conan Doyle ile eşdeğer görüyor. Dickens ile benzerliklerini sıralıyor: “ikisi de sevilen, popüler yazarlar, ikisi de dehşet verici şeylere ve alt sınıflara ilgi duyuyor.”
Zamanında Dickens de George Eliot gibi kibirli çağdaşları tarafından küçük görülmüştü. Oysa Dickens zamana yenik düşmedi. Bugün kimse onun değerini yadsımıyor. Stephen King’in eserleri de kültürümüze öyle işledi ki, bana kalırsa onu da benzer bir yazgı bekliyor.
--spoiler--
kaynak: http://www.bbc.com/turkce...104_vert_cul_stephen_king
edit: https://stephenkingtr.wordpress.com/ burada da kendisi hakkında güncel şeylere ulaşabilirsiniz.
--spoiler--
Gerilim ve korku romanlarıyla ünlü Stephen King, kitapları en çok satan yazarlar arasında yer alıyor. Fakat edebiyat eleştirmenlerinden pek saygı görmüyor. King bu tavrı hak ediyor mu?
Stephen King kariyerinin en başından beri kitaplarının yanı sıra büyük ticari başarılara da imza atmış bir yazar. ilk romanı Göz (Carrie)’den bu yana geçen 40 yıl içinde, hepsi de dünya çapında en çok satanlar listesine giren 50’den fazla kitap yayımladı. Göz hemen Brian De Palma tarafından bol kanlı bir film olarak çekildi. 1977’de yayımlanan ve bir kayak merkezinde yaşayan paranormal bir çocuk ile ruh hastası babası arasındaki ilişkiyi anlatan Medyum (The Shining) romanı ile King psikolojik gerilim konusundaki yeteneğini sergilemiştir. 1980’de Stanley Kubrick bu romanın filmini çektiğinde artık Stephen King sektörü oluşmaya başlamıştı. Bugün King’in eserlerinden esinlenmiş 100’den fazla film ve televizyon programı bulunuyor.
Fakat edebiyat eleştirisi kurum olarak Stephan King’i hep göz ardı etti. King’in ciddi bir yazar olup olmadığı sorusu yıllarca, satılan kitap sayısı, film anlaşmaları, geliri ve kazandığı para üzerinden “hayır” şeklinde cevaplandı. Ticari başarı edebi değer ile eş tutulmadı; çok satmak lanetli bir şey olarak görüldü. (Chimamanda Adichie, Richard Flanagan ve Donna Tartt gibi edebi başarıyı ticari başarıya da dönüştüren 21. yüzyıl yazarları bu değerlendirmeye katılmayacaktır elbette.)
Stephen King en başından beri korku-gerilim kitapları yazarı olarak görüldü. Oysa çok çeşitli alanlara el atmıştır King. Korku, bilim-kurgu ve fantezi romanların yanı sıra tarihsel roman, Western ve kısa öyküler de yazmıştır. Kahramanı, ABD başkanı John F. Kennedy’nin katilini öldürmek için zaman içinde yolculuk yapan 11/22/63 adlı kitabıyla King, Los Angeles Times kitap ödülü almış ve New York Times gazetesinin “yılın en iyi 10 kitabı” listesine girmiştir.
Popüler olmanın bedeli
King, eserlerine esin kaynağı olan ünlü edebiyatçıları açıklıkla dile getirmiştir. Nathaniel Hawthorne, Edgar Allen Poe, HP Lovecraft bunlar arasında yer alır. King’in romanları ile George Saunders, Karen Russell, Karen Joy Fowler, Michael Chabon gibi yenilikçi yazarların eserleri arasında da benzerlikler vardır. Bunlar janr sınırlarını bulanıklaştıran, saygınlığını yitirmeden korku ve fantezi geleneklerini benimseyen isimlerdir.
Peki bütün bunlar King’in ciddiye alınması için yeterli neden mi? Bu soru 11 Kasım’da piyasaya çıkması beklenen yeni kitabı Revival ile yeniden gündeme gelecek gibi görünüyor. Benim bu soruya koşullu yanıtım ‘evet’. King, teknolojinin okuma eylemini dönüştürdüğü kritik bir dönemde kitap dünyasında milyonlarca okurunu koruyor. King ayrıca internet üzerinden yayımladığı seri romanlarla, e-kitaplarla yeni teknolojiyi deneyen ilk yazarlardan.
King usta bir hikâyeci. Doğru ve yanlışın, iyi ile kötünün iç içe geçtiği dünyalar yaratıyor. Bildik aile krizlerini, bilinmezin verdiği korkuları, aidiyet duygusunu ele alıyor. Kafa kesmeler, Ebola, seri katiller, kitlesel cinayetler, internet üzerinden baskı kurma gibi olayların yoğun yaşandığı günümüzde, onun içgüdüsel hikâyeleri bize duygusal boşalma olanağı, hatta düzen hissi sağlıyor. Bazı kurbanların gerçek hayatta olmasa da romanlarda intikamı alınabiliyor. King olayları basitleştiriyor olabilir, ama bunu okuyucularını ya da kahramanlarını aşağılamadan yapıyor. Çok yazıyor olabilir, ama en iyi eserleri kalıcılığını koruyor.
Dickens benzetmesi
King’in edebi başarısı sorusunu Yale Üniversitesi’nden ünlü edebiyat eleştirmeni Harold Bloom’a sordum. 2003’te Amerikan Ulusal Kitap Derneği yaptığı katkılarından dolayı King’e ödül verdiğinde Bloom şöyle patlamıştı: “Kültürel yaşamımızın seviyesi bir kez daha dibe vurdu. Daha önce King’i ucuz yazar olarak tanımlamıştım. Belki bu bile çok iyimser. Onun Edgar Allen Poe ile hiçbir ortak noktası yoktur. O sadece yetersiz bir yazardır.”
Peki, Bloom bugün de aynı mı düşünüyor, yoksa çalkantılı geçen son on yılda fikrini değiştirdi mi? Pek öyle görünmüyor. “Stephen King, Proust’u, Joyce’u, Henry James’i, Faulkner’i ve diğer roman ustalarını okumuş ciddi okuyucunun kapsamı dışındadır,” diyor Bloom.
Aynı soruyu, Kara Ev ve The Talisman adlı kitapları King ile ortaklaşa yazan, birçok ödül kazanmış korku romanları yazarı Peter Straub’a yönelttim. Straub, çok kez yinelenen bu soruyu yersiz buluyor ve King’i Charles Dickens, Wilkie Collins, Raymond Chandler, Bram Stoker ve Conan Doyle ile eşdeğer görüyor. Dickens ile benzerliklerini sıralıyor: “ikisi de sevilen, popüler yazarlar, ikisi de dehşet verici şeylere ve alt sınıflara ilgi duyuyor.”
Zamanında Dickens de George Eliot gibi kibirli çağdaşları tarafından küçük görülmüştü. Oysa Dickens zamana yenik düşmedi. Bugün kimse onun değerini yadsımıyor. Stephen King’in eserleri de kültürümüze öyle işledi ki, bana kalırsa onu da benzer bir yazgı bekliyor.
--spoiler--
kaynak: http://www.bbc.com/turkce...104_vert_cul_stephen_king
edit: https://stephenkingtr.wordpress.com/ burada da kendisi hakkında güncel şeylere ulaşabilirsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar