bugün
- şeriat haklıya hakkını vermektir5
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi5
- 32 yaşına girmek9
- 23 temmuz 2026 bahçeli'nin yeni parti açıklaması6
- kul hakkı yemeyi ilke edinmiş şakirt4
- evden çıkınca acıkan insan4
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- chp'nin kemalizm den kopuş süreci4
- aşırı zayıf erkek4
- lozanın gizli maddeleri3
- rte'nin fethettiği topraklar4
- norveçte bok olsam8
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler8
- kadınların penisi olduğu gerçeği6
- nervionun merak ettiği yazar19
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- zengin olsanız ne yapardınız4
- ciguli vs velvet10
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- ikizler burcu erkeği3
- 25 temmuz türkiye çin voleybol maçı2
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- pandemi sonrası hayat3
- odtü mezuniyetinde açılan hanımcı pankartlar2
- mehdi arşiv olarak mı inecek exe olarak mı3
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- yalnizca deli yalnizca sair21
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- örtünmek te açık gezmek te yasak olmamalı2
- icq2
- kıbrıs3
- herşeyi boşverip guru olmak3
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor5
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- sevgilinin giyimine karışmak9
- barış yarkadaş3
- arkadaşlar bakar mısınız21
- katatespizartmasi17
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- doğum haritası5
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- komşuları itici yapan detaylar7
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- atatürk yerine mustafa kemal diyenler3
30 kasım 1979’da piyasaya sürüldü, ingiltere listelerinde: 3 numara; abd listelerinde: 1 numara oldu. “animals” için yapılan turnenin son gününde, ön sıradaki hayranlarından birinin kaba davranışları roger waters’ı öyle öfkelendirdi ki, adamı öne çağırıp suratına tükürdü. kendi saldırganlığı yüzünden dehşete düşen waters, seyircisiyle arasındaki soyutlanmışlık duygusuyla ve hepimizin arasında zaten var olan sınırlarla ilgili bir düşünce albümü yapmayı düşünmeye başladı. sonuçta ortaya çıkan “the wall” oldu. waters, projesinin üzerinde çalışmaya turnenin bitiminden iki ay sonra, 1977’nin eylül ayında başladı. başlangıcından beri bunu yalnızca bir albüm olarak değil, tiyatrovari bir konser ve film olarak da tasarladı. 1978’in temmuz ayı geldiğinde grup arkadaşlarına, henüz işlenmemiş iki demo kaydı getirdi ve bunlardan birisini seçmelerini istedi. bunlardan biri “the wall”du. öteki de grup üyelerinin çok kişiselolduğunu düşündükleri, daha sonra waters’ın ilk solo albümü olacak olan “the pros and cons of hitch hiking”di.
albümün kaydına 1979’un nisan ayında başlandı. kayıtlar çoğunlukla fransa’daki superbear stüdyolarında (gilmour ve wright bir önceki yıl solo albümlerini bu stüdyoda yapmışlardı), new york’ta cbs’te ve los angeles’taki the producers workshop’ta yapıldı. çalışmaların bazıları londra’da pink floyd’un britannia row’daki stüdyolarında (daha sonra nick mason’ın olacaktır) yapıldı. ama bu durum şirketin vergiyle ilgili sorunları nedeniyle açıklanmadı. çünkü grup, birlikte büyük miktarda para yatırdıkları norton warburg adlı yatırımcılarının iflasından sonra, maddi açıdan dar boğaza girmişti.
albümün yapımcılığını bob ezrin, david gilmour ve roger waters üstlendi. yardımcı yapımcı ise james guthrie’ydi. ne kapakta ne de albümün ilk kopyalarının etiketlerinde wright’ın ya da mason’ın adı geçiyordu. gözden kaçırılan bu durum ilerki baskılarda çabucak düzeltildi. adı belirtilmeyen pek çok stüdyo müzisyeni de albüme katkıda bulundu. ezrin ve gilmour rick wright’ın yerine çaldılar. bunun ilk nedeni wright’ın çok az gayret göstermesi ve bunun gitgide daha da azalmasıydı. kayıtların sona ermesine yakın waters ötekilere bir ültimatom verdi, ya wright gruptan ayrılacaktı ya da waters projeyi ıskartaya çıkaracaktı. bu da hiç birisinin nortonwarburg kayıplarını telafi edemeyeceği anlamına geliyordu. wright istemeye istemeye bu duruma razı oldu. yalnızca canlı dünya prömiyerinde yapılan şovlarda ücret karşılığı çalmasına izin verildi. galanın 14 temmuz 1982’deki görülmeyen tek grup üyesi wright’tı.
hipgnosis geleneğinden vazgeçilerek yerine politik bir karikatürist olan gerald scarfe seçildi. scarfe aynı zamanda “wish you were here”daki canlandırma projeksiyon gösterilerinin tasarımını da yapmıştı. yalnızca albüm kapağının tasarımını yapmakla kalmadı, sahne şovları için kuklalar ve tanıtım videoları, film ve konserler için de canlandırma filmleri yaptı. kapakta hiçbir şekilde yazıyer almamasına karşın; şeffaf, çıkartılabilen. plastik bir etikete plakla ilgili bilgiler eklendi. 1994’te yeniden piyasaya sürülen albümdeki çıkartmada iddia edildiğinin aksine. kitapçıkta bırakın ‘ek’ fotoğrafları tek bir fotoğraf bile yoktu. ama şarkı sözleri daha büyük ve daha okunaklı bir biçimde basılmıştl. daha da garip olanı, parçaların ilk cd’dekinden farklı bir biçimde başlayıp bitmesiydi. bunun nedeni, şarkı aralarında temiz boşluklar olmasından çok. her şarkının kendine ait “niusique concrete”li geçişlerinin olmasıydı. bu albümün çalındığı konserler, bir rock grubu tarafından sahneye konulan en görkemli gösteriler oldu. sahnede çalarken etraflarına karton tuğlalardan bir duvar örülüyordu ve konserin geri kalanını gözlerden uzak bir biçim de çalıyorlardı. bir sinema perdesi işlevini gören duvara; projeksiyondan, aralarında scarfe’ın canlandırmalarının da bulunduğu görüntüler yansıtılıyordu. sahneye bir alev topu içersinde çarpan uçak, tıpkı uçan domuz gibi yeniden ortaya çıktı. grup sahneyi aynı zamanda yaklaşık 12 metre yüksekliğindeki kuklalarla paylaşıyordu. sahne şovlarının güçlüğü ve maliyeti nedeniyle “the wall” yalnızca dört şehir de çalındı: 1980’in şubat’ında new york ve los angeles’ta, 1980’in ağustos’unda londra’da ve 1981’in şubat’ın da dortmund’da. 1981 yılının haziran ‘ında londrada filme alınmasına izin verilen başka konserler de bunları takip etti. sonuçta ortaya çıkan filmler hiçbir zaman kamuya sunulmadı (en azından yasal olarak gösterilmediler). senaryosunu roger waters’ın yazdığı ve alan parker’ın yönettiği filme bu görüntülerden bazı sahnelerin alınması amaçlanıyordu. waters, scarfe ve parker senaryonun yorumlanmasında anlaşmazlığa düştükleri için filmin yapımı gerçekten de çok güç oldu. üçünün de filmi bir uzlaşma olarak nitelendirmelerine karşın, yönetmen olduğu için son sözü parker söyledi.
1990 yılında waters. “the wall”u berlin’de ünlü oyuncuların yer aldığı bir kadroyla, memorial fund for disaster relief adına yardım toplamak amacıyla bir kez daha çaldı. 1994 yılının yazında ‘the wall’u bir sahne müzikali olarak tekrar yazdığını açıkladı.
the wall’ her insanın, kendisine yöneltilen eleştirileri duymaktan ve hatalarıyla yüzleşmekten kaçındığı için etrafına ördüğü sınırları sorgular zaten öykünün kahramanı da hem pink hem de mr. floyd diye sözü edilen bir rock yıldızıdır. film bir amerika turnesisıra sında. otel odasında otururken pink’in geçirdiği buhranı ve o gece verdiği konseri anlatır. film kısmen otobiyografik. kısmen barrett’ın düşüşüyle ilgili, kısmen de kurmacadır. şüphesiz rock’n’roll tarihindeki bazı olaylardan da yaralanlımıştır. bu nedenle de filmin sonunda görülen “gerçek kişilerle olan benzerlikler tamamen rastlantısaldır” söz lerine pek güvenilmemelidir.
albümün kaydına 1979’un nisan ayında başlandı. kayıtlar çoğunlukla fransa’daki superbear stüdyolarında (gilmour ve wright bir önceki yıl solo albümlerini bu stüdyoda yapmışlardı), new york’ta cbs’te ve los angeles’taki the producers workshop’ta yapıldı. çalışmaların bazıları londra’da pink floyd’un britannia row’daki stüdyolarında (daha sonra nick mason’ın olacaktır) yapıldı. ama bu durum şirketin vergiyle ilgili sorunları nedeniyle açıklanmadı. çünkü grup, birlikte büyük miktarda para yatırdıkları norton warburg adlı yatırımcılarının iflasından sonra, maddi açıdan dar boğaza girmişti.
albümün yapımcılığını bob ezrin, david gilmour ve roger waters üstlendi. yardımcı yapımcı ise james guthrie’ydi. ne kapakta ne de albümün ilk kopyalarının etiketlerinde wright’ın ya da mason’ın adı geçiyordu. gözden kaçırılan bu durum ilerki baskılarda çabucak düzeltildi. adı belirtilmeyen pek çok stüdyo müzisyeni de albüme katkıda bulundu. ezrin ve gilmour rick wright’ın yerine çaldılar. bunun ilk nedeni wright’ın çok az gayret göstermesi ve bunun gitgide daha da azalmasıydı. kayıtların sona ermesine yakın waters ötekilere bir ültimatom verdi, ya wright gruptan ayrılacaktı ya da waters projeyi ıskartaya çıkaracaktı. bu da hiç birisinin nortonwarburg kayıplarını telafi edemeyeceği anlamına geliyordu. wright istemeye istemeye bu duruma razı oldu. yalnızca canlı dünya prömiyerinde yapılan şovlarda ücret karşılığı çalmasına izin verildi. galanın 14 temmuz 1982’deki görülmeyen tek grup üyesi wright’tı.
hipgnosis geleneğinden vazgeçilerek yerine politik bir karikatürist olan gerald scarfe seçildi. scarfe aynı zamanda “wish you were here”daki canlandırma projeksiyon gösterilerinin tasarımını da yapmıştı. yalnızca albüm kapağının tasarımını yapmakla kalmadı, sahne şovları için kuklalar ve tanıtım videoları, film ve konserler için de canlandırma filmleri yaptı. kapakta hiçbir şekilde yazıyer almamasına karşın; şeffaf, çıkartılabilen. plastik bir etikete plakla ilgili bilgiler eklendi. 1994’te yeniden piyasaya sürülen albümdeki çıkartmada iddia edildiğinin aksine. kitapçıkta bırakın ‘ek’ fotoğrafları tek bir fotoğraf bile yoktu. ama şarkı sözleri daha büyük ve daha okunaklı bir biçimde basılmıştl. daha da garip olanı, parçaların ilk cd’dekinden farklı bir biçimde başlayıp bitmesiydi. bunun nedeni, şarkı aralarında temiz boşluklar olmasından çok. her şarkının kendine ait “niusique concrete”li geçişlerinin olmasıydı. bu albümün çalındığı konserler, bir rock grubu tarafından sahneye konulan en görkemli gösteriler oldu. sahnede çalarken etraflarına karton tuğlalardan bir duvar örülüyordu ve konserin geri kalanını gözlerden uzak bir biçim de çalıyorlardı. bir sinema perdesi işlevini gören duvara; projeksiyondan, aralarında scarfe’ın canlandırmalarının da bulunduğu görüntüler yansıtılıyordu. sahneye bir alev topu içersinde çarpan uçak, tıpkı uçan domuz gibi yeniden ortaya çıktı. grup sahneyi aynı zamanda yaklaşık 12 metre yüksekliğindeki kuklalarla paylaşıyordu. sahne şovlarının güçlüğü ve maliyeti nedeniyle “the wall” yalnızca dört şehir de çalındı: 1980’in şubat’ında new york ve los angeles’ta, 1980’in ağustos’unda londra’da ve 1981’in şubat’ın da dortmund’da. 1981 yılının haziran ‘ında londrada filme alınmasına izin verilen başka konserler de bunları takip etti. sonuçta ortaya çıkan filmler hiçbir zaman kamuya sunulmadı (en azından yasal olarak gösterilmediler). senaryosunu roger waters’ın yazdığı ve alan parker’ın yönettiği filme bu görüntülerden bazı sahnelerin alınması amaçlanıyordu. waters, scarfe ve parker senaryonun yorumlanmasında anlaşmazlığa düştükleri için filmin yapımı gerçekten de çok güç oldu. üçünün de filmi bir uzlaşma olarak nitelendirmelerine karşın, yönetmen olduğu için son sözü parker söyledi.
1990 yılında waters. “the wall”u berlin’de ünlü oyuncuların yer aldığı bir kadroyla, memorial fund for disaster relief adına yardım toplamak amacıyla bir kez daha çaldı. 1994 yılının yazında ‘the wall’u bir sahne müzikali olarak tekrar yazdığını açıkladı.
the wall’ her insanın, kendisine yöneltilen eleştirileri duymaktan ve hatalarıyla yüzleşmekten kaçındığı için etrafına ördüğü sınırları sorgular zaten öykünün kahramanı da hem pink hem de mr. floyd diye sözü edilen bir rock yıldızıdır. film bir amerika turnesisıra sında. otel odasında otururken pink’in geçirdiği buhranı ve o gece verdiği konseri anlatır. film kısmen otobiyografik. kısmen barrett’ın düşüşüyle ilgili, kısmen de kurmacadır. şüphesiz rock’n’roll tarihindeki bazı olaylardan da yaralanlımıştır. bu nedenle de filmin sonunda görülen “gerçek kişilerle olan benzerlikler tamamen rastlantısaldır” söz lerine pek güvenilmemelidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar