bugün
- beni kaybettin diyen erkek14
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- ekşiye gidiyorum ben10
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- arkadaşlar bir şey danışacağım10
- saddam hüseyin3
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı12
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması3
- kanadalı ünlüler3
- sadece filistin'i önemsemek15
- beşiktaş'ın marsilya'yı gol manyağı yapması5
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa7
- kadikoy psikolog4
- sevgiliyi kediye onaylatmak7
- bir erkeğin wp aile grubuna alınma kriterleri6
- kahve falı bakabilen muhteşem fevkalade yazarlar8
- amerika2
- 2019 da doğmak nedir4
- hangi şehrin erkeği meşhurdur5
- charlie kirk3
- roblox2
- ona bir şarkı gönder4
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
- mazotun litresi 101 lira36
- iblis'in sesini duymak11
- iyi geceler2
- gocu38
- mia khalifa denince akla gelen ilk şey2
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek5
- henüz hazır değilim3
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek3
- 28 bine çalışmak8
- sevgilinin garanti kapsamı dışında kalması4
- emma watson hala güzelmi3
- acemyan ilk dijital naif sanatçı2
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- allah6
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- mert arslan2
- kürdü sevin10
- açık oyla başlayan ilişkiyi nikahla taçlandırmak6
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- israil11
- yeni sevgiliye kasko yaptırmak3
- anın görüntüsü26
- sen bakarken soyunamıyorum2
30 kasım 1979’da piyasaya sürüldü, ingiltere listelerinde: 3 numara; abd listelerinde: 1 numara oldu. “animals” için yapılan turnenin son gününde, ön sıradaki hayranlarından birinin kaba davranışları roger waters’ı öyle öfkelendirdi ki, adamı öne çağırıp suratına tükürdü. kendi saldırganlığı yüzünden dehşete düşen waters, seyircisiyle arasındaki soyutlanmışlık duygusuyla ve hepimizin arasında zaten var olan sınırlarla ilgili bir düşünce albümü yapmayı düşünmeye başladı. sonuçta ortaya çıkan “the wall” oldu. waters, projesinin üzerinde çalışmaya turnenin bitiminden iki ay sonra, 1977’nin eylül ayında başladı. başlangıcından beri bunu yalnızca bir albüm olarak değil, tiyatrovari bir konser ve film olarak da tasarladı. 1978’in temmuz ayı geldiğinde grup arkadaşlarına, henüz işlenmemiş iki demo kaydı getirdi ve bunlardan birisini seçmelerini istedi. bunlardan biri “the wall”du. öteki de grup üyelerinin çok kişiselolduğunu düşündükleri, daha sonra waters’ın ilk solo albümü olacak olan “the pros and cons of hitch hiking”di.
albümün kaydına 1979’un nisan ayında başlandı. kayıtlar çoğunlukla fransa’daki superbear stüdyolarında (gilmour ve wright bir önceki yıl solo albümlerini bu stüdyoda yapmışlardı), new york’ta cbs’te ve los angeles’taki the producers workshop’ta yapıldı. çalışmaların bazıları londra’da pink floyd’un britannia row’daki stüdyolarında (daha sonra nick mason’ın olacaktır) yapıldı. ama bu durum şirketin vergiyle ilgili sorunları nedeniyle açıklanmadı. çünkü grup, birlikte büyük miktarda para yatırdıkları norton warburg adlı yatırımcılarının iflasından sonra, maddi açıdan dar boğaza girmişti.
albümün yapımcılığını bob ezrin, david gilmour ve roger waters üstlendi. yardımcı yapımcı ise james guthrie’ydi. ne kapakta ne de albümün ilk kopyalarının etiketlerinde wright’ın ya da mason’ın adı geçiyordu. gözden kaçırılan bu durum ilerki baskılarda çabucak düzeltildi. adı belirtilmeyen pek çok stüdyo müzisyeni de albüme katkıda bulundu. ezrin ve gilmour rick wright’ın yerine çaldılar. bunun ilk nedeni wright’ın çok az gayret göstermesi ve bunun gitgide daha da azalmasıydı. kayıtların sona ermesine yakın waters ötekilere bir ültimatom verdi, ya wright gruptan ayrılacaktı ya da waters projeyi ıskartaya çıkaracaktı. bu da hiç birisinin nortonwarburg kayıplarını telafi edemeyeceği anlamına geliyordu. wright istemeye istemeye bu duruma razı oldu. yalnızca canlı dünya prömiyerinde yapılan şovlarda ücret karşılığı çalmasına izin verildi. galanın 14 temmuz 1982’deki görülmeyen tek grup üyesi wright’tı.
hipgnosis geleneğinden vazgeçilerek yerine politik bir karikatürist olan gerald scarfe seçildi. scarfe aynı zamanda “wish you were here”daki canlandırma projeksiyon gösterilerinin tasarımını da yapmıştı. yalnızca albüm kapağının tasarımını yapmakla kalmadı, sahne şovları için kuklalar ve tanıtım videoları, film ve konserler için de canlandırma filmleri yaptı. kapakta hiçbir şekilde yazıyer almamasına karşın; şeffaf, çıkartılabilen. plastik bir etikete plakla ilgili bilgiler eklendi. 1994’te yeniden piyasaya sürülen albümdeki çıkartmada iddia edildiğinin aksine. kitapçıkta bırakın ‘ek’ fotoğrafları tek bir fotoğraf bile yoktu. ama şarkı sözleri daha büyük ve daha okunaklı bir biçimde basılmıştl. daha da garip olanı, parçaların ilk cd’dekinden farklı bir biçimde başlayıp bitmesiydi. bunun nedeni, şarkı aralarında temiz boşluklar olmasından çok. her şarkının kendine ait “niusique concrete”li geçişlerinin olmasıydı. bu albümün çalındığı konserler, bir rock grubu tarafından sahneye konulan en görkemli gösteriler oldu. sahnede çalarken etraflarına karton tuğlalardan bir duvar örülüyordu ve konserin geri kalanını gözlerden uzak bir biçim de çalıyorlardı. bir sinema perdesi işlevini gören duvara; projeksiyondan, aralarında scarfe’ın canlandırmalarının da bulunduğu görüntüler yansıtılıyordu. sahneye bir alev topu içersinde çarpan uçak, tıpkı uçan domuz gibi yeniden ortaya çıktı. grup sahneyi aynı zamanda yaklaşık 12 metre yüksekliğindeki kuklalarla paylaşıyordu. sahne şovlarının güçlüğü ve maliyeti nedeniyle “the wall” yalnızca dört şehir de çalındı: 1980’in şubat’ında new york ve los angeles’ta, 1980’in ağustos’unda londra’da ve 1981’in şubat’ın da dortmund’da. 1981 yılının haziran ‘ında londrada filme alınmasına izin verilen başka konserler de bunları takip etti. sonuçta ortaya çıkan filmler hiçbir zaman kamuya sunulmadı (en azından yasal olarak gösterilmediler). senaryosunu roger waters’ın yazdığı ve alan parker’ın yönettiği filme bu görüntülerden bazı sahnelerin alınması amaçlanıyordu. waters, scarfe ve parker senaryonun yorumlanmasında anlaşmazlığa düştükleri için filmin yapımı gerçekten de çok güç oldu. üçünün de filmi bir uzlaşma olarak nitelendirmelerine karşın, yönetmen olduğu için son sözü parker söyledi.
1990 yılında waters. “the wall”u berlin’de ünlü oyuncuların yer aldığı bir kadroyla, memorial fund for disaster relief adına yardım toplamak amacıyla bir kez daha çaldı. 1994 yılının yazında ‘the wall’u bir sahne müzikali olarak tekrar yazdığını açıkladı.
the wall’ her insanın, kendisine yöneltilen eleştirileri duymaktan ve hatalarıyla yüzleşmekten kaçındığı için etrafına ördüğü sınırları sorgular zaten öykünün kahramanı da hem pink hem de mr. floyd diye sözü edilen bir rock yıldızıdır. film bir amerika turnesisıra sında. otel odasında otururken pink’in geçirdiği buhranı ve o gece verdiği konseri anlatır. film kısmen otobiyografik. kısmen barrett’ın düşüşüyle ilgili, kısmen de kurmacadır. şüphesiz rock’n’roll tarihindeki bazı olaylardan da yaralanlımıştır. bu nedenle de filmin sonunda görülen “gerçek kişilerle olan benzerlikler tamamen rastlantısaldır” söz lerine pek güvenilmemelidir.
albümün kaydına 1979’un nisan ayında başlandı. kayıtlar çoğunlukla fransa’daki superbear stüdyolarında (gilmour ve wright bir önceki yıl solo albümlerini bu stüdyoda yapmışlardı), new york’ta cbs’te ve los angeles’taki the producers workshop’ta yapıldı. çalışmaların bazıları londra’da pink floyd’un britannia row’daki stüdyolarında (daha sonra nick mason’ın olacaktır) yapıldı. ama bu durum şirketin vergiyle ilgili sorunları nedeniyle açıklanmadı. çünkü grup, birlikte büyük miktarda para yatırdıkları norton warburg adlı yatırımcılarının iflasından sonra, maddi açıdan dar boğaza girmişti.
albümün yapımcılığını bob ezrin, david gilmour ve roger waters üstlendi. yardımcı yapımcı ise james guthrie’ydi. ne kapakta ne de albümün ilk kopyalarının etiketlerinde wright’ın ya da mason’ın adı geçiyordu. gözden kaçırılan bu durum ilerki baskılarda çabucak düzeltildi. adı belirtilmeyen pek çok stüdyo müzisyeni de albüme katkıda bulundu. ezrin ve gilmour rick wright’ın yerine çaldılar. bunun ilk nedeni wright’ın çok az gayret göstermesi ve bunun gitgide daha da azalmasıydı. kayıtların sona ermesine yakın waters ötekilere bir ültimatom verdi, ya wright gruptan ayrılacaktı ya da waters projeyi ıskartaya çıkaracaktı. bu da hiç birisinin nortonwarburg kayıplarını telafi edemeyeceği anlamına geliyordu. wright istemeye istemeye bu duruma razı oldu. yalnızca canlı dünya prömiyerinde yapılan şovlarda ücret karşılığı çalmasına izin verildi. galanın 14 temmuz 1982’deki görülmeyen tek grup üyesi wright’tı.
hipgnosis geleneğinden vazgeçilerek yerine politik bir karikatürist olan gerald scarfe seçildi. scarfe aynı zamanda “wish you were here”daki canlandırma projeksiyon gösterilerinin tasarımını da yapmıştı. yalnızca albüm kapağının tasarımını yapmakla kalmadı, sahne şovları için kuklalar ve tanıtım videoları, film ve konserler için de canlandırma filmleri yaptı. kapakta hiçbir şekilde yazıyer almamasına karşın; şeffaf, çıkartılabilen. plastik bir etikete plakla ilgili bilgiler eklendi. 1994’te yeniden piyasaya sürülen albümdeki çıkartmada iddia edildiğinin aksine. kitapçıkta bırakın ‘ek’ fotoğrafları tek bir fotoğraf bile yoktu. ama şarkı sözleri daha büyük ve daha okunaklı bir biçimde basılmıştl. daha da garip olanı, parçaların ilk cd’dekinden farklı bir biçimde başlayıp bitmesiydi. bunun nedeni, şarkı aralarında temiz boşluklar olmasından çok. her şarkının kendine ait “niusique concrete”li geçişlerinin olmasıydı. bu albümün çalındığı konserler, bir rock grubu tarafından sahneye konulan en görkemli gösteriler oldu. sahnede çalarken etraflarına karton tuğlalardan bir duvar örülüyordu ve konserin geri kalanını gözlerden uzak bir biçim de çalıyorlardı. bir sinema perdesi işlevini gören duvara; projeksiyondan, aralarında scarfe’ın canlandırmalarının da bulunduğu görüntüler yansıtılıyordu. sahneye bir alev topu içersinde çarpan uçak, tıpkı uçan domuz gibi yeniden ortaya çıktı. grup sahneyi aynı zamanda yaklaşık 12 metre yüksekliğindeki kuklalarla paylaşıyordu. sahne şovlarının güçlüğü ve maliyeti nedeniyle “the wall” yalnızca dört şehir de çalındı: 1980’in şubat’ında new york ve los angeles’ta, 1980’in ağustos’unda londra’da ve 1981’in şubat’ın da dortmund’da. 1981 yılının haziran ‘ında londrada filme alınmasına izin verilen başka konserler de bunları takip etti. sonuçta ortaya çıkan filmler hiçbir zaman kamuya sunulmadı (en azından yasal olarak gösterilmediler). senaryosunu roger waters’ın yazdığı ve alan parker’ın yönettiği filme bu görüntülerden bazı sahnelerin alınması amaçlanıyordu. waters, scarfe ve parker senaryonun yorumlanmasında anlaşmazlığa düştükleri için filmin yapımı gerçekten de çok güç oldu. üçünün de filmi bir uzlaşma olarak nitelendirmelerine karşın, yönetmen olduğu için son sözü parker söyledi.
1990 yılında waters. “the wall”u berlin’de ünlü oyuncuların yer aldığı bir kadroyla, memorial fund for disaster relief adına yardım toplamak amacıyla bir kez daha çaldı. 1994 yılının yazında ‘the wall’u bir sahne müzikali olarak tekrar yazdığını açıkladı.
the wall’ her insanın, kendisine yöneltilen eleştirileri duymaktan ve hatalarıyla yüzleşmekten kaçındığı için etrafına ördüğü sınırları sorgular zaten öykünün kahramanı da hem pink hem de mr. floyd diye sözü edilen bir rock yıldızıdır. film bir amerika turnesisıra sında. otel odasında otururken pink’in geçirdiği buhranı ve o gece verdiği konseri anlatır. film kısmen otobiyografik. kısmen barrett’ın düşüşüyle ilgili, kısmen de kurmacadır. şüphesiz rock’n’roll tarihindeki bazı olaylardan da yaralanlımıştır. bu nedenle de filmin sonunda görülen “gerçek kişilerle olan benzerlikler tamamen rastlantısaldır” söz lerine pek güvenilmemelidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar