bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yazarların akşam yemekleri7
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- claudian clouds33
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- intothenirvana2
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- en iyi kurt adam filmi3
- kadınlar7
- cok da abartmaya gerek uok6
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- gary oldman2
- sözlük kızlarının kekleri24
- çirkin2
- the crow2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- ermeni alfabesi2
- galatahahahahahaha3
- annem2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- okan buruk9
- meriç dükalığı8
- allah11
- günlük2
- true ile tatlı sert3
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sarapci koala hatayi33
- islamda namaz yoktur30
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- önyargı2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- dantelli sütyen takan erkek12
- morkstar2
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- tai lung8
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
evdeki kuralların, yaşamın demokrasiye göre akması değildir nedir? yaşam akar da kurallar nasıl akar onu bilemem gerçi. ne olduğuna da demokrasiye göre oy birliğiyle mi karar verelim?
bir öğrenci evinde yaşıyor olmam demokrasinin daha iyi işlediğini veya az işlediğini mi gösterir acaba, diye düşünürüm. ne olursa olsun bizim öğrenci evimizde demokrasinin saadeti hakim. üç kişi kalıyoruz evde. bu durumda yapılan oylamalarda hiç bir zaman "oyların eşitliği" durumu söz konusu olmuyor, olamıyor. iki kişi avrupa yakası izlemek istiyorsa üçüncü kişi malesef yaprak dökümü'nü izleyemiyor.
o üçüncü kişi uzaktan kumandayı eline alıp cart diye kanalı değiştirirse bizim eve darbe gelmiş olur, en azından demokrasi yara alır. bir nevi muhtıra yani.
evet, bizim evde kurallar demokrasi ile işliyor ama biz yine de evde başımız açık geziyoruz. üçümüz de erkeğiz. olamaz mı? olur.
ama annem demokrasiden gerçekten anlamıyor. babam ortayolcu davranıyor. kardeşim halkı oynuyor. bense bağıran bir demokratı oynuyorum. evde kalbim demokrasi için atıyor benim.
bir internet sitesinde demokrasiden bahsedilip adıma hakaret edilmesinden bahsediyorum anneme. ilgilenmiyor. mizah ve demokrasi ilişkisinden bahsediyorum. ilgilenmiyor. babam, oluruna bırakıyor. üzüyor bu beni. kardeşim demokrasiyi sevmiyor kendince.
haberleri izliyorum. annem mutfakta tabii o esnada. babam da televizyon karşısında benimle birlikte. haberlerde yapılan anti demokratik uygulamaları görüyorum, celalleniyorum. babam "yavaş" diyor. kardeşim bilgisayar oynuyor. annem sinirden masaya tabakları hızlıca vurarak koyuyor.
mutfağa gidip anneme bahsediyorum bundan. "demokrasi demokrasi diye yırtınanlar neden demokrasiden anlamıyor, neden karikatüristlere hep dava açılıyor, neden karşı düşüncelere izin verilmiyor" diyorum. ters ters bakıyor. "anne, bu ülke nereye gidiyor" diyorum. başını çeviriyor.
"anne, battık gidiyoruz, gel bir el at şu demokrasiye" diyorum. "şu sofraya bir tabak da sen koysan ölür müsün, hadi yardım et" diyor.
işte demokrasi en büyük yarasını alıyor. bizim evde demokrasi yok arkadaş.
bir öğrenci evinde yaşıyor olmam demokrasinin daha iyi işlediğini veya az işlediğini mi gösterir acaba, diye düşünürüm. ne olursa olsun bizim öğrenci evimizde demokrasinin saadeti hakim. üç kişi kalıyoruz evde. bu durumda yapılan oylamalarda hiç bir zaman "oyların eşitliği" durumu söz konusu olmuyor, olamıyor. iki kişi avrupa yakası izlemek istiyorsa üçüncü kişi malesef yaprak dökümü'nü izleyemiyor.
o üçüncü kişi uzaktan kumandayı eline alıp cart diye kanalı değiştirirse bizim eve darbe gelmiş olur, en azından demokrasi yara alır. bir nevi muhtıra yani.
evet, bizim evde kurallar demokrasi ile işliyor ama biz yine de evde başımız açık geziyoruz. üçümüz de erkeğiz. olamaz mı? olur.
ama annem demokrasiden gerçekten anlamıyor. babam ortayolcu davranıyor. kardeşim halkı oynuyor. bense bağıran bir demokratı oynuyorum. evde kalbim demokrasi için atıyor benim.
bir internet sitesinde demokrasiden bahsedilip adıma hakaret edilmesinden bahsediyorum anneme. ilgilenmiyor. mizah ve demokrasi ilişkisinden bahsediyorum. ilgilenmiyor. babam, oluruna bırakıyor. üzüyor bu beni. kardeşim demokrasiyi sevmiyor kendince.
haberleri izliyorum. annem mutfakta tabii o esnada. babam da televizyon karşısında benimle birlikte. haberlerde yapılan anti demokratik uygulamaları görüyorum, celalleniyorum. babam "yavaş" diyor. kardeşim bilgisayar oynuyor. annem sinirden masaya tabakları hızlıca vurarak koyuyor.
mutfağa gidip anneme bahsediyorum bundan. "demokrasi demokrasi diye yırtınanlar neden demokrasiden anlamıyor, neden karikatüristlere hep dava açılıyor, neden karşı düşüncelere izin verilmiyor" diyorum. ters ters bakıyor. "anne, bu ülke nereye gidiyor" diyorum. başını çeviriyor.
"anne, battık gidiyoruz, gel bir el at şu demokrasiye" diyorum. "şu sofraya bir tabak da sen koysan ölür müsün, hadi yardım et" diyor.
işte demokrasi en büyük yarasını alıyor. bizim evde demokrasi yok arkadaş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar