bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması19
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- hacker saldırısı gazileri4
- cep telefonu20
- son parti4
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- ben yokken sözlükte neler oldu3
- esaretin bedeli5
- nokia18
- asla evlenilmeyecek kızlar5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- istersem sozlugu hacklerim5
- 20013
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- samsunspor3
- konya denilince akla gelenler7
- anın görüntüsü22
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- ardahan2
- ismailağa cemaati3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- aşk12
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu2
- yol6
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- hakta birlik partisi2
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- doğu ekspresinde cinayet2
- yüksek enflasyon18
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- lale14
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- mahmut ışıldak2
- erlik5
- bal10
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
adının her hecesi amansız bir kor olana, dudaklarımda:
''umut, beslenmeyecek kadar fazlaydı''
hani sana hiç bahsetmediğim için bana sitem ettiğin bir kitap vardı, binlerce sayfası olan. o kitabın en karanlık anlarından birinde geçiyor bu cümle. yoksun ya, gözlerin de yok, en karanlığımdayım. bu cümle daha ağır artık.
peki neden umut? başka nice şey var söylenebilecek en sevgiliye, umutla başlamak neden?
çünkü gözlerimin sana ilk değdiği andan beri tutunabildiğim tek daldı o. devasa bir hasretle, ''amin'' diyerek başladık olmayacak (bizden başka herkese göre olmayacak) duamıza, biliyorsun. olmadı da. öğrenmiş olmalısın artık insanların ''ben zaten böyle olacağını biliyordum'' demeyi ne de çok sevdiğini. canları sağolsun. işte o tarifsiz hasretle başlayan ve yine hep o hasretle devam eden (kimliğimiz oldu o hasret be güzeller güzeli) yolculuğumuzda ben hep umudu aldım yanıma, sana verilmek üzre, o hep yanan serçe misali yüreğine bir katre esenlik olsun diye. çıkınıma koyduğum her şey, en çok da umut, hep senin içindi adı güzel. şimdi ise ağırlığı altında ezildiğim cümle ise bu.
öfkeliyim. ama yalnız sahibini yakan bir öfke benimki. herkesin sahip olduğunu iddia ettiğim boşluk var ya, duyabiliyorum, büyüyor git gide içimde. ne tuhaf, insanlar o boşluğu doldurabilmek için neler yaptılar zamanın başlangıcından beri. ben seni diledim sadece. o boşluk dolsun diye değil, o boşluk anlamını yitirsin diye. ama yoksun şimdi.
evimin anahtarı hala kapımda duruyor. eve her geldiğimde adını fısıldıyorum, belki gelmişsindir diye. yoksun. gündüzleri, geceleri adını fısıldıyorum içimden. ve hep -im takısıyla birlikte. başka türlüsü imkansız.
gittiğini duyanlar ''hayırlısı'' diyorlar, kahkaha atasım geliyor. biliyorsun, seni yakarırken bile tanrıdan, dileyememiştim hayırı. seni dilemiştim sadece. yapamamıştım, dökülmemişti dilimden, geçmemişti hiç içimden ''hayırlısı'' sözü, durmadan seni dilemiştim adı güzel. şimdi ne hayır var, ne allah, ne de sen.
ama ölümler var. aysel ablayı tanıyorsun, kanserdi. umarım inandığı yerdedir şimdi. ankara'da patlayan bombada ölenlerin sayısı ise istatistik değilmiş. iş arkadaşımın kuzeni öldü orada, onun gözlerinden biliyorum.
o meşhur rüzgarlar başladı. yine ıssız buralar. rüzgarlar daha bir kötü sanki. ekmeğin tadı, sigara da öyle. ben zeytin yiyorum devamlı. saçma biliyorum bunu söylemek. bugün düşünmüştüm neden hep zeytin yiyorum diye. tabi seni düşündükten sonra. ve seni düşünmeden önce. ve seni düşünürken düşünmüştüm bunu. iyi misin can? onlar gibi öylesine sormuyorum. ben ne olursam olayım, neyi eksik, fazla, yanlış, doğru yapmış olursam olayım, günahlarım, sevaplarım ne olursa olsun, onlar'dan olmadım hiç. sen'den oldum ben, sen artık olmasan bile. seni sevdim ben tek. hayırsızım, allahsızım, sensizim belki ama seni sevdim sadece. ve hep. son nefesim adın olsun adı güzel.
bazen hiç var olmamış olmayı düşünürken buluyorum kendimi. ama sen bakma kelimenin alay eden oyununa. kendimi bulmak söz konusu değil. zaten bu saçmasapanlığın ortasında bulunacak yer, gidilecek ev, ''taşınacak su'' nasıl bulunsun? ne anlamım ne pusulam var. çünkü anlam da, pusula da sensin.
''ok değerse bir kuşun ancak kalbine değer''
şimdi her adımda özlüyorum seni. acı çekiyorum. o romanlarda sayfalarca anlatılan asil acılardan değil, bayağı bir acı bu.
ama bin dermana değişmem.
''umut, beslenmeyecek kadar fazlaydı''
hani sana hiç bahsetmediğim için bana sitem ettiğin bir kitap vardı, binlerce sayfası olan. o kitabın en karanlık anlarından birinde geçiyor bu cümle. yoksun ya, gözlerin de yok, en karanlığımdayım. bu cümle daha ağır artık.
peki neden umut? başka nice şey var söylenebilecek en sevgiliye, umutla başlamak neden?
çünkü gözlerimin sana ilk değdiği andan beri tutunabildiğim tek daldı o. devasa bir hasretle, ''amin'' diyerek başladık olmayacak (bizden başka herkese göre olmayacak) duamıza, biliyorsun. olmadı da. öğrenmiş olmalısın artık insanların ''ben zaten böyle olacağını biliyordum'' demeyi ne de çok sevdiğini. canları sağolsun. işte o tarifsiz hasretle başlayan ve yine hep o hasretle devam eden (kimliğimiz oldu o hasret be güzeller güzeli) yolculuğumuzda ben hep umudu aldım yanıma, sana verilmek üzre, o hep yanan serçe misali yüreğine bir katre esenlik olsun diye. çıkınıma koyduğum her şey, en çok da umut, hep senin içindi adı güzel. şimdi ise ağırlığı altında ezildiğim cümle ise bu.
öfkeliyim. ama yalnız sahibini yakan bir öfke benimki. herkesin sahip olduğunu iddia ettiğim boşluk var ya, duyabiliyorum, büyüyor git gide içimde. ne tuhaf, insanlar o boşluğu doldurabilmek için neler yaptılar zamanın başlangıcından beri. ben seni diledim sadece. o boşluk dolsun diye değil, o boşluk anlamını yitirsin diye. ama yoksun şimdi.
evimin anahtarı hala kapımda duruyor. eve her geldiğimde adını fısıldıyorum, belki gelmişsindir diye. yoksun. gündüzleri, geceleri adını fısıldıyorum içimden. ve hep -im takısıyla birlikte. başka türlüsü imkansız.
gittiğini duyanlar ''hayırlısı'' diyorlar, kahkaha atasım geliyor. biliyorsun, seni yakarırken bile tanrıdan, dileyememiştim hayırı. seni dilemiştim sadece. yapamamıştım, dökülmemişti dilimden, geçmemişti hiç içimden ''hayırlısı'' sözü, durmadan seni dilemiştim adı güzel. şimdi ne hayır var, ne allah, ne de sen.
ama ölümler var. aysel ablayı tanıyorsun, kanserdi. umarım inandığı yerdedir şimdi. ankara'da patlayan bombada ölenlerin sayısı ise istatistik değilmiş. iş arkadaşımın kuzeni öldü orada, onun gözlerinden biliyorum.
o meşhur rüzgarlar başladı. yine ıssız buralar. rüzgarlar daha bir kötü sanki. ekmeğin tadı, sigara da öyle. ben zeytin yiyorum devamlı. saçma biliyorum bunu söylemek. bugün düşünmüştüm neden hep zeytin yiyorum diye. tabi seni düşündükten sonra. ve seni düşünmeden önce. ve seni düşünürken düşünmüştüm bunu. iyi misin can? onlar gibi öylesine sormuyorum. ben ne olursam olayım, neyi eksik, fazla, yanlış, doğru yapmış olursam olayım, günahlarım, sevaplarım ne olursa olsun, onlar'dan olmadım hiç. sen'den oldum ben, sen artık olmasan bile. seni sevdim ben tek. hayırsızım, allahsızım, sensizim belki ama seni sevdim sadece. ve hep. son nefesim adın olsun adı güzel.
bazen hiç var olmamış olmayı düşünürken buluyorum kendimi. ama sen bakma kelimenin alay eden oyununa. kendimi bulmak söz konusu değil. zaten bu saçmasapanlığın ortasında bulunacak yer, gidilecek ev, ''taşınacak su'' nasıl bulunsun? ne anlamım ne pusulam var. çünkü anlam da, pusula da sensin.
''ok değerse bir kuşun ancak kalbine değer''
şimdi her adımda özlüyorum seni. acı çekiyorum. o romanlarda sayfalarca anlatılan asil acılardan değil, bayağı bir acı bu.
ama bin dermana değişmem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar