bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri43
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı10
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- gir içime hünharca4
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- satranç haram yasaklansın10
- yagmurcu6
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı4
- hiç sevişmemiş olduğunu fark etmek2
- ferdi zeyrek'in ölümü davasında iki dosya birleşti2
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- 8 haziran 2026 yapıkredi şubesine silahlı saldırı2
- beyazpenisliyabancı5
- sertleşmeyi destekleyen gıdalar3
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
- ürememeyi seçenlere duyulan öfkenin sebepleri3
- tiktok gelmeden öncesini hatırlatan şeyler3
- togg'a lpg taktırmak11
- ona bir şey söyle17
- iremga11
- yazarların çok üşenseler de yaptıkları şey3
- barış manço'nun ölüm sebebi3
- bıyık bırakmak3
- bedelli askerlik2
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim7
- defne joy foster'a iftira atan yobazlar2
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- skoda kamiq2
- en sevilen meyveler5
- sibel can diyeti6
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- gülben ergen'in çok kaliteli şarkıcı olması2
- ingiltere de 16 yaş altına sosyal medya yasağı2
- schopenhauer'un kadın nefreti4
- naruto dayı ile 1 hafta vs 50 bin dolar3
- bir kadının sizden hoşlandığını nasıl anlarsınız2
- şöyle güzel bir uyku çekmek3
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- çeteleşme2
- aziz yıldırım13
- yorgun mermi22
adının her hecesi amansız bir kor olana, dudaklarımda:
''umut, beslenmeyecek kadar fazlaydı''
hani sana hiç bahsetmediğim için bana sitem ettiğin bir kitap vardı, binlerce sayfası olan. o kitabın en karanlık anlarından birinde geçiyor bu cümle. yoksun ya, gözlerin de yok, en karanlığımdayım. bu cümle daha ağır artık.
peki neden umut? başka nice şey var söylenebilecek en sevgiliye, umutla başlamak neden?
çünkü gözlerimin sana ilk değdiği andan beri tutunabildiğim tek daldı o. devasa bir hasretle, ''amin'' diyerek başladık olmayacak (bizden başka herkese göre olmayacak) duamıza, biliyorsun. olmadı da. öğrenmiş olmalısın artık insanların ''ben zaten böyle olacağını biliyordum'' demeyi ne de çok sevdiğini. canları sağolsun. işte o tarifsiz hasretle başlayan ve yine hep o hasretle devam eden (kimliğimiz oldu o hasret be güzeller güzeli) yolculuğumuzda ben hep umudu aldım yanıma, sana verilmek üzre, o hep yanan serçe misali yüreğine bir katre esenlik olsun diye. çıkınıma koyduğum her şey, en çok da umut, hep senin içindi adı güzel. şimdi ise ağırlığı altında ezildiğim cümle ise bu.
öfkeliyim. ama yalnız sahibini yakan bir öfke benimki. herkesin sahip olduğunu iddia ettiğim boşluk var ya, duyabiliyorum, büyüyor git gide içimde. ne tuhaf, insanlar o boşluğu doldurabilmek için neler yaptılar zamanın başlangıcından beri. ben seni diledim sadece. o boşluk dolsun diye değil, o boşluk anlamını yitirsin diye. ama yoksun şimdi.
evimin anahtarı hala kapımda duruyor. eve her geldiğimde adını fısıldıyorum, belki gelmişsindir diye. yoksun. gündüzleri, geceleri adını fısıldıyorum içimden. ve hep -im takısıyla birlikte. başka türlüsü imkansız.
gittiğini duyanlar ''hayırlısı'' diyorlar, kahkaha atasım geliyor. biliyorsun, seni yakarırken bile tanrıdan, dileyememiştim hayırı. seni dilemiştim sadece. yapamamıştım, dökülmemişti dilimden, geçmemişti hiç içimden ''hayırlısı'' sözü, durmadan seni dilemiştim adı güzel. şimdi ne hayır var, ne allah, ne de sen.
ama ölümler var. aysel ablayı tanıyorsun, kanserdi. umarım inandığı yerdedir şimdi. ankara'da patlayan bombada ölenlerin sayısı ise istatistik değilmiş. iş arkadaşımın kuzeni öldü orada, onun gözlerinden biliyorum.
o meşhur rüzgarlar başladı. yine ıssız buralar. rüzgarlar daha bir kötü sanki. ekmeğin tadı, sigara da öyle. ben zeytin yiyorum devamlı. saçma biliyorum bunu söylemek. bugün düşünmüştüm neden hep zeytin yiyorum diye. tabi seni düşündükten sonra. ve seni düşünmeden önce. ve seni düşünürken düşünmüştüm bunu. iyi misin can? onlar gibi öylesine sormuyorum. ben ne olursam olayım, neyi eksik, fazla, yanlış, doğru yapmış olursam olayım, günahlarım, sevaplarım ne olursa olsun, onlar'dan olmadım hiç. sen'den oldum ben, sen artık olmasan bile. seni sevdim ben tek. hayırsızım, allahsızım, sensizim belki ama seni sevdim sadece. ve hep. son nefesim adın olsun adı güzel.
bazen hiç var olmamış olmayı düşünürken buluyorum kendimi. ama sen bakma kelimenin alay eden oyununa. kendimi bulmak söz konusu değil. zaten bu saçmasapanlığın ortasında bulunacak yer, gidilecek ev, ''taşınacak su'' nasıl bulunsun? ne anlamım ne pusulam var. çünkü anlam da, pusula da sensin.
''ok değerse bir kuşun ancak kalbine değer''
şimdi her adımda özlüyorum seni. acı çekiyorum. o romanlarda sayfalarca anlatılan asil acılardan değil, bayağı bir acı bu.
ama bin dermana değişmem.
''umut, beslenmeyecek kadar fazlaydı''
hani sana hiç bahsetmediğim için bana sitem ettiğin bir kitap vardı, binlerce sayfası olan. o kitabın en karanlık anlarından birinde geçiyor bu cümle. yoksun ya, gözlerin de yok, en karanlığımdayım. bu cümle daha ağır artık.
peki neden umut? başka nice şey var söylenebilecek en sevgiliye, umutla başlamak neden?
çünkü gözlerimin sana ilk değdiği andan beri tutunabildiğim tek daldı o. devasa bir hasretle, ''amin'' diyerek başladık olmayacak (bizden başka herkese göre olmayacak) duamıza, biliyorsun. olmadı da. öğrenmiş olmalısın artık insanların ''ben zaten böyle olacağını biliyordum'' demeyi ne de çok sevdiğini. canları sağolsun. işte o tarifsiz hasretle başlayan ve yine hep o hasretle devam eden (kimliğimiz oldu o hasret be güzeller güzeli) yolculuğumuzda ben hep umudu aldım yanıma, sana verilmek üzre, o hep yanan serçe misali yüreğine bir katre esenlik olsun diye. çıkınıma koyduğum her şey, en çok da umut, hep senin içindi adı güzel. şimdi ise ağırlığı altında ezildiğim cümle ise bu.
öfkeliyim. ama yalnız sahibini yakan bir öfke benimki. herkesin sahip olduğunu iddia ettiğim boşluk var ya, duyabiliyorum, büyüyor git gide içimde. ne tuhaf, insanlar o boşluğu doldurabilmek için neler yaptılar zamanın başlangıcından beri. ben seni diledim sadece. o boşluk dolsun diye değil, o boşluk anlamını yitirsin diye. ama yoksun şimdi.
evimin anahtarı hala kapımda duruyor. eve her geldiğimde adını fısıldıyorum, belki gelmişsindir diye. yoksun. gündüzleri, geceleri adını fısıldıyorum içimden. ve hep -im takısıyla birlikte. başka türlüsü imkansız.
gittiğini duyanlar ''hayırlısı'' diyorlar, kahkaha atasım geliyor. biliyorsun, seni yakarırken bile tanrıdan, dileyememiştim hayırı. seni dilemiştim sadece. yapamamıştım, dökülmemişti dilimden, geçmemişti hiç içimden ''hayırlısı'' sözü, durmadan seni dilemiştim adı güzel. şimdi ne hayır var, ne allah, ne de sen.
ama ölümler var. aysel ablayı tanıyorsun, kanserdi. umarım inandığı yerdedir şimdi. ankara'da patlayan bombada ölenlerin sayısı ise istatistik değilmiş. iş arkadaşımın kuzeni öldü orada, onun gözlerinden biliyorum.
o meşhur rüzgarlar başladı. yine ıssız buralar. rüzgarlar daha bir kötü sanki. ekmeğin tadı, sigara da öyle. ben zeytin yiyorum devamlı. saçma biliyorum bunu söylemek. bugün düşünmüştüm neden hep zeytin yiyorum diye. tabi seni düşündükten sonra. ve seni düşünmeden önce. ve seni düşünürken düşünmüştüm bunu. iyi misin can? onlar gibi öylesine sormuyorum. ben ne olursam olayım, neyi eksik, fazla, yanlış, doğru yapmış olursam olayım, günahlarım, sevaplarım ne olursa olsun, onlar'dan olmadım hiç. sen'den oldum ben, sen artık olmasan bile. seni sevdim ben tek. hayırsızım, allahsızım, sensizim belki ama seni sevdim sadece. ve hep. son nefesim adın olsun adı güzel.
bazen hiç var olmamış olmayı düşünürken buluyorum kendimi. ama sen bakma kelimenin alay eden oyununa. kendimi bulmak söz konusu değil. zaten bu saçmasapanlığın ortasında bulunacak yer, gidilecek ev, ''taşınacak su'' nasıl bulunsun? ne anlamım ne pusulam var. çünkü anlam da, pusula da sensin.
''ok değerse bir kuşun ancak kalbine değer''
şimdi her adımda özlüyorum seni. acı çekiyorum. o romanlarda sayfalarca anlatılan asil acılardan değil, bayağı bir acı bu.
ama bin dermana değişmem.
güncel Önemli Başlıklar
