bugün
- naber lan hayatsızlar8
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak5
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı6
- iyi geceler arkadaşlar5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- kabak tatlısını sevenler15
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar5
- masterchef türkiye de elenen yarışmacı2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- anın görüntüsü26
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- favori sözlüğünüz2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- otel odasında intihar etmek6
- sigara içelim mi5
- elektrik3
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- toplumsal buhran2
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- kızgın yağ yanığı4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- alt haşortmanı4
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- fingirdek sözlük erkeği6
- kitap önerisi4
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- muşlettin bey ekselansları2
- demir yüklenmesi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- istanbul7
- taksim delisi cenk7
- kar2
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- 48 saat uyumamak2
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- okan yalabık'ın son hali5
- futbol10
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- rafet el roman3
- sözlük yazarlarının gazları3
DEMOKRASi
Siyaset sahnesinde herkes demokrasiden yana, herkes demokrat. Günümüzde kimse ona açıkça karşı çıkmıyor, ama herkes de onu kendine göre yorumluyor, olduğundan farklı gösteriyor. Oysa demokrasinin herkesin keyfine göre yorumlayamayacağı tarihsel ve bilimsel bir anlamı var.
Demokrasi; eski Yunanca'da halk anlamına gelen demos ve otorite anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş bir kavramdır. Kavramın kökeninin de gösterdiği gibi, "halkın yönetimi" anlamına gelir. "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak da tarif edilir. Fakat, demokrasi gerçekte, ancak sosyalist toplumda halkın yönetimi oldu.
Demokrasi, tarihsel olarak kralların, padişahların mutlak egemenliğine dayanan feodal sisteme karşı, toplumun tüm kesimlerinin yönetime katılacağı bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktı. Bu nedenle de tarihsel olarak feodalizme karşı ileri bir yönetim biçimidir.
Tüm toplumun seçme ve seçilme hakkını kazandığı kapitalist toplumda, demokrasi de biçimsel olarak, toplumun tamamının seçimler aracılığıyla yönetime katılımı görünümünü aldı. Fakat bu, halkın yönetime gerçek anlamda katılımı anlamına gelmedi.
Burjuvazi feodalizme karşı savaşırken toplumun diğer kesimlerini yanına çekebilmek için onların da yönetime katılmasını savundu. Fakat burjuvazinin asıl amacı kendi iktidarını ve egemenliğini kurmaktı. Nitekim, burjuvazinin önderliğinde kurulan demokrasi de onun egemenliğinin damgasını taşıdı.
Bu demokrasi biçimine, "burjuva demokrasisi" denir.
Hiçbir toplumda ve tarihin hiçbir aşamas'nda saf bir demokrasi olmadı ve olmayacaktır da. Demokrasi, her durumda bir sınıfın egemenliğini dile getirir ve bu anlamda da bir sınıfın damgasını; taşır.
Bu durumda, yönetim biçimi olarak demokrasi, ikiye ayrılır. Bunlardan birisi "burjuva demokrasisi", diğeri "proletarya demokrasisi"dir.
O halde, demokrasiden söz edildiğinde en başta sorulması gereken soru "kimin için demokrasi?" sorusudur. Buna göre, demokrasinin niteliğini, iktidarı hangi sınıfın elinde bulundurduğu belirler. Burjuvazinin iktidarda olduğu demokrasi "burjuvazi için demokrasi", proletaryanın ve emekçi halkın iktidarda olduğu demokrasi "halk için demokrasi"dir.
Demokrasiler, aynı zamanda iktidarda olmayan sınıflar üzerinde bir baskı gücü, yani diktatörlük anlamına gelir. Her demokrasi, aynı zamanda bir diktatörlüktür.
Yani; burjuva demokrasisi; burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı ve halk için diktatörlüktür.
Sosyalist demokrasi ise; işçi sınıfı ve halk için demokrasi, burjuvazi ve diğer sömürücü sınıfların kalıntıları için diktatörlüktür.
Lenin, Devlet ve ihtilal'de bu durumu; "demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür" şeklinde ifade eder.
Tek başına genel oy hakkının varlığı, "halkın kendi kendini yönetmesini" sağlayamaz. Burjuvazi, bir anayasa yaparak, bir parlamento ve başka temsili kurumlar kurarak, halkın genel oy hakkını kabul etti diye, otomatik olarak kendi iktidarını halkla paylaşmış olmaz. Tersine, kurduğu devlet örgütlenmesi ile, halkın oy kullanma hakkını, kendi iktidarını güçlendirecek bir araca dönüştürür. Burjuva demokrasilerinde sistem, emekçi halkın politik faaliyetlerini felce uğratacak, kısıtlayacak ve gerektiğinde politik faaliyetten uzak tutacak tarzda organize edilmiştir.
Demokrasi hakkında yanlış ve çarpık görüşler vardır: Demokrasi "azınlığın çoğunluğun kararlarına uyduğu" bir yönetim biçimi değildir; öyle görünse de, esas olan bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki egemenliği olmasıdır. Demokrasi, tüm vatandaşların yönetime EŞiT katılımı da değildir. Herkesin bir oy hakkı vardır ama demokrasilerin sınıfsal niteliğini belirleyen, sayısal bir azınlık çoğunluk değil, iktidar gücünü kimin elinde bulundurduğudur.
Demokrasi kelimesi, bu sınıfsal niteliğinden ayrı olarak ifade edildiğinde, somut bir olguyu tanımlamaktan uzak kalır. Dolayısıyla, demokrasiden söz edilirken, sınıfsal niteliğiyle birlikte kullanılır. Halkın yönetimini anlatmak için "halk demokrasisi", burjuvazinin yönetimini anlatmak için, "burjuva demokrasisi" kavramları kullanılır.
Bu anlamda, demokrat olduğunu ve demokrasiyi savunduğunu iddia edene sorulması gereken ikinci soru, "hangi demokrasi?" sorusudur. Devrimciler, demokrasi mücadelesinden söz ederken, bundan kastedilen, halk için demokrasi mücadelesidir.
Gerçek anlamda halkın yönetimini ifade eden demokrasi sosyalist demokrasinin bir biçimi olan halk demokrasisidir. Bu demokrasi, sosyalist toplumda yaşam bulur.
Burjuva demokrasisinde halkın yönetime katılımı, 4-5 yılda bir seçimlerde kullanılan oy hakkı ile sınırlanmasına karşılık; sosyalist demokrasi ise; komünler, konseyler, sovyetler, meclisler, sendikalar ve onlarca biçimde örgütlenmiş halkın doğrudan yönetimidir.
Burjuva demokrasisini savunmak, burjuvazinin egemenliğini, halk demokrasisini savunmak ise halkın egemenliğini savunmaktır. Demokrasiyi savunmakta ayırdedici nokta budur.
http://www.yuruyus.com
Siyaset sahnesinde herkes demokrasiden yana, herkes demokrat. Günümüzde kimse ona açıkça karşı çıkmıyor, ama herkes de onu kendine göre yorumluyor, olduğundan farklı gösteriyor. Oysa demokrasinin herkesin keyfine göre yorumlayamayacağı tarihsel ve bilimsel bir anlamı var.
Demokrasi; eski Yunanca'da halk anlamına gelen demos ve otorite anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş bir kavramdır. Kavramın kökeninin de gösterdiği gibi, "halkın yönetimi" anlamına gelir. "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak da tarif edilir. Fakat, demokrasi gerçekte, ancak sosyalist toplumda halkın yönetimi oldu.
Demokrasi, tarihsel olarak kralların, padişahların mutlak egemenliğine dayanan feodal sisteme karşı, toplumun tüm kesimlerinin yönetime katılacağı bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktı. Bu nedenle de tarihsel olarak feodalizme karşı ileri bir yönetim biçimidir.
Tüm toplumun seçme ve seçilme hakkını kazandığı kapitalist toplumda, demokrasi de biçimsel olarak, toplumun tamamının seçimler aracılığıyla yönetime katılımı görünümünü aldı. Fakat bu, halkın yönetime gerçek anlamda katılımı anlamına gelmedi.
Burjuvazi feodalizme karşı savaşırken toplumun diğer kesimlerini yanına çekebilmek için onların da yönetime katılmasını savundu. Fakat burjuvazinin asıl amacı kendi iktidarını ve egemenliğini kurmaktı. Nitekim, burjuvazinin önderliğinde kurulan demokrasi de onun egemenliğinin damgasını taşıdı.
Bu demokrasi biçimine, "burjuva demokrasisi" denir.
Hiçbir toplumda ve tarihin hiçbir aşamas'nda saf bir demokrasi olmadı ve olmayacaktır da. Demokrasi, her durumda bir sınıfın egemenliğini dile getirir ve bu anlamda da bir sınıfın damgasını; taşır.
Bu durumda, yönetim biçimi olarak demokrasi, ikiye ayrılır. Bunlardan birisi "burjuva demokrasisi", diğeri "proletarya demokrasisi"dir.
O halde, demokrasiden söz edildiğinde en başta sorulması gereken soru "kimin için demokrasi?" sorusudur. Buna göre, demokrasinin niteliğini, iktidarı hangi sınıfın elinde bulundurduğu belirler. Burjuvazinin iktidarda olduğu demokrasi "burjuvazi için demokrasi", proletaryanın ve emekçi halkın iktidarda olduğu demokrasi "halk için demokrasi"dir.
Demokrasiler, aynı zamanda iktidarda olmayan sınıflar üzerinde bir baskı gücü, yani diktatörlük anlamına gelir. Her demokrasi, aynı zamanda bir diktatörlüktür.
Yani; burjuva demokrasisi; burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı ve halk için diktatörlüktür.
Sosyalist demokrasi ise; işçi sınıfı ve halk için demokrasi, burjuvazi ve diğer sömürücü sınıfların kalıntıları için diktatörlüktür.
Lenin, Devlet ve ihtilal'de bu durumu; "demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür" şeklinde ifade eder.
Tek başına genel oy hakkının varlığı, "halkın kendi kendini yönetmesini" sağlayamaz. Burjuvazi, bir anayasa yaparak, bir parlamento ve başka temsili kurumlar kurarak, halkın genel oy hakkını kabul etti diye, otomatik olarak kendi iktidarını halkla paylaşmış olmaz. Tersine, kurduğu devlet örgütlenmesi ile, halkın oy kullanma hakkını, kendi iktidarını güçlendirecek bir araca dönüştürür. Burjuva demokrasilerinde sistem, emekçi halkın politik faaliyetlerini felce uğratacak, kısıtlayacak ve gerektiğinde politik faaliyetten uzak tutacak tarzda organize edilmiştir.
Demokrasi hakkında yanlış ve çarpık görüşler vardır: Demokrasi "azınlığın çoğunluğun kararlarına uyduğu" bir yönetim biçimi değildir; öyle görünse de, esas olan bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki egemenliği olmasıdır. Demokrasi, tüm vatandaşların yönetime EŞiT katılımı da değildir. Herkesin bir oy hakkı vardır ama demokrasilerin sınıfsal niteliğini belirleyen, sayısal bir azınlık çoğunluk değil, iktidar gücünü kimin elinde bulundurduğudur.
Demokrasi kelimesi, bu sınıfsal niteliğinden ayrı olarak ifade edildiğinde, somut bir olguyu tanımlamaktan uzak kalır. Dolayısıyla, demokrasiden söz edilirken, sınıfsal niteliğiyle birlikte kullanılır. Halkın yönetimini anlatmak için "halk demokrasisi", burjuvazinin yönetimini anlatmak için, "burjuva demokrasisi" kavramları kullanılır.
Bu anlamda, demokrat olduğunu ve demokrasiyi savunduğunu iddia edene sorulması gereken ikinci soru, "hangi demokrasi?" sorusudur. Devrimciler, demokrasi mücadelesinden söz ederken, bundan kastedilen, halk için demokrasi mücadelesidir.
Gerçek anlamda halkın yönetimini ifade eden demokrasi sosyalist demokrasinin bir biçimi olan halk demokrasisidir. Bu demokrasi, sosyalist toplumda yaşam bulur.
Burjuva demokrasisinde halkın yönetime katılımı, 4-5 yılda bir seçimlerde kullanılan oy hakkı ile sınırlanmasına karşılık; sosyalist demokrasi ise; komünler, konseyler, sovyetler, meclisler, sendikalar ve onlarca biçimde örgütlenmiş halkın doğrudan yönetimidir.
Burjuva demokrasisini savunmak, burjuvazinin egemenliğini, halk demokrasisini savunmak ise halkın egemenliğini savunmaktır. Demokrasiyi savunmakta ayırdedici nokta budur.
http://www.yuruyus.com
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com