bugün
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1218
- hiç fuhuş yaptınız mı5
- mason greenwood4
- vedat muriqi4
- true ile sevişmek5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- fatih terim vs okan buruk vs ismail kartal2
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- eleştiri aldığında çirkefleşen insan2
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- sözlüğün aptal kaynaması5
- sözlükteki sinsi köpekler8
- aniden gelen istanbula gitme isteği2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- cinayeti siz mi işlediniz4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- türkler karşısında am ve sik demeyin gülerler2
- izmir4
- kadir inanır'ın mirası8
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- atatürk diyor ki6
- sıfır atık vakfı11
- ismail kartal9
- uludağ sözlük ölü yazarlar veritabanı2
- rakı arasında çay içmek6
- evli kadına kocan çok şanslı demek2
- ben gidiyorum arkamdan ağlayın3
- 7 yaşındaki çocuğun joker gibi olması2
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- tek başına tatil yapmak2
- 0 0 717
- kızların çok açık giyinmesi5
- ittihat ve terakki cemiyeti2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- söylemek istedikleriniz2
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- game of thrones taki kerhaneci3
- sözlükteki arap döven kızlar5
- of çok sıkıcı olmanız3
- cop318
- bilerek ponziye dahil olmak7
- evrene enerji gönderen müslüman9
- türk düşmanı piçler7
- fenerbahçe 8 eyüpspor 02
- erzurumspor3
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek5
- pandela4
DEMOKRASi
Siyaset sahnesinde herkes demokrasiden yana, herkes demokrat. Günümüzde kimse ona açıkça karşı çıkmıyor, ama herkes de onu kendine göre yorumluyor, olduğundan farklı gösteriyor. Oysa demokrasinin herkesin keyfine göre yorumlayamayacağı tarihsel ve bilimsel bir anlamı var.
Demokrasi; eski Yunanca'da halk anlamına gelen demos ve otorite anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş bir kavramdır. Kavramın kökeninin de gösterdiği gibi, "halkın yönetimi" anlamına gelir. "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak da tarif edilir. Fakat, demokrasi gerçekte, ancak sosyalist toplumda halkın yönetimi oldu.
Demokrasi, tarihsel olarak kralların, padişahların mutlak egemenliğine dayanan feodal sisteme karşı, toplumun tüm kesimlerinin yönetime katılacağı bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktı. Bu nedenle de tarihsel olarak feodalizme karşı ileri bir yönetim biçimidir.
Tüm toplumun seçme ve seçilme hakkını kazandığı kapitalist toplumda, demokrasi de biçimsel olarak, toplumun tamamının seçimler aracılığıyla yönetime katılımı görünümünü aldı. Fakat bu, halkın yönetime gerçek anlamda katılımı anlamına gelmedi.
Burjuvazi feodalizme karşı savaşırken toplumun diğer kesimlerini yanına çekebilmek için onların da yönetime katılmasını savundu. Fakat burjuvazinin asıl amacı kendi iktidarını ve egemenliğini kurmaktı. Nitekim, burjuvazinin önderliğinde kurulan demokrasi de onun egemenliğinin damgasını taşıdı.
Bu demokrasi biçimine, "burjuva demokrasisi" denir.
Hiçbir toplumda ve tarihin hiçbir aşamas'nda saf bir demokrasi olmadı ve olmayacaktır da. Demokrasi, her durumda bir sınıfın egemenliğini dile getirir ve bu anlamda da bir sınıfın damgasını; taşır.
Bu durumda, yönetim biçimi olarak demokrasi, ikiye ayrılır. Bunlardan birisi "burjuva demokrasisi", diğeri "proletarya demokrasisi"dir.
O halde, demokrasiden söz edildiğinde en başta sorulması gereken soru "kimin için demokrasi?" sorusudur. Buna göre, demokrasinin niteliğini, iktidarı hangi sınıfın elinde bulundurduğu belirler. Burjuvazinin iktidarda olduğu demokrasi "burjuvazi için demokrasi", proletaryanın ve emekçi halkın iktidarda olduğu demokrasi "halk için demokrasi"dir.
Demokrasiler, aynı zamanda iktidarda olmayan sınıflar üzerinde bir baskı gücü, yani diktatörlük anlamına gelir. Her demokrasi, aynı zamanda bir diktatörlüktür.
Yani; burjuva demokrasisi; burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı ve halk için diktatörlüktür.
Sosyalist demokrasi ise; işçi sınıfı ve halk için demokrasi, burjuvazi ve diğer sömürücü sınıfların kalıntıları için diktatörlüktür.
Lenin, Devlet ve ihtilal'de bu durumu; "demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür" şeklinde ifade eder.
Tek başına genel oy hakkının varlığı, "halkın kendi kendini yönetmesini" sağlayamaz. Burjuvazi, bir anayasa yaparak, bir parlamento ve başka temsili kurumlar kurarak, halkın genel oy hakkını kabul etti diye, otomatik olarak kendi iktidarını halkla paylaşmış olmaz. Tersine, kurduğu devlet örgütlenmesi ile, halkın oy kullanma hakkını, kendi iktidarını güçlendirecek bir araca dönüştürür. Burjuva demokrasilerinde sistem, emekçi halkın politik faaliyetlerini felce uğratacak, kısıtlayacak ve gerektiğinde politik faaliyetten uzak tutacak tarzda organize edilmiştir.
Demokrasi hakkında yanlış ve çarpık görüşler vardır: Demokrasi "azınlığın çoğunluğun kararlarına uyduğu" bir yönetim biçimi değildir; öyle görünse de, esas olan bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki egemenliği olmasıdır. Demokrasi, tüm vatandaşların yönetime EŞiT katılımı da değildir. Herkesin bir oy hakkı vardır ama demokrasilerin sınıfsal niteliğini belirleyen, sayısal bir azınlık çoğunluk değil, iktidar gücünü kimin elinde bulundurduğudur.
Demokrasi kelimesi, bu sınıfsal niteliğinden ayrı olarak ifade edildiğinde, somut bir olguyu tanımlamaktan uzak kalır. Dolayısıyla, demokrasiden söz edilirken, sınıfsal niteliğiyle birlikte kullanılır. Halkın yönetimini anlatmak için "halk demokrasisi", burjuvazinin yönetimini anlatmak için, "burjuva demokrasisi" kavramları kullanılır.
Bu anlamda, demokrat olduğunu ve demokrasiyi savunduğunu iddia edene sorulması gereken ikinci soru, "hangi demokrasi?" sorusudur. Devrimciler, demokrasi mücadelesinden söz ederken, bundan kastedilen, halk için demokrasi mücadelesidir.
Gerçek anlamda halkın yönetimini ifade eden demokrasi sosyalist demokrasinin bir biçimi olan halk demokrasisidir. Bu demokrasi, sosyalist toplumda yaşam bulur.
Burjuva demokrasisinde halkın yönetime katılımı, 4-5 yılda bir seçimlerde kullanılan oy hakkı ile sınırlanmasına karşılık; sosyalist demokrasi ise; komünler, konseyler, sovyetler, meclisler, sendikalar ve onlarca biçimde örgütlenmiş halkın doğrudan yönetimidir.
Burjuva demokrasisini savunmak, burjuvazinin egemenliğini, halk demokrasisini savunmak ise halkın egemenliğini savunmaktır. Demokrasiyi savunmakta ayırdedici nokta budur.
http://www.yuruyus.com
Siyaset sahnesinde herkes demokrasiden yana, herkes demokrat. Günümüzde kimse ona açıkça karşı çıkmıyor, ama herkes de onu kendine göre yorumluyor, olduğundan farklı gösteriyor. Oysa demokrasinin herkesin keyfine göre yorumlayamayacağı tarihsel ve bilimsel bir anlamı var.
Demokrasi; eski Yunanca'da halk anlamına gelen demos ve otorite anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş bir kavramdır. Kavramın kökeninin de gösterdiği gibi, "halkın yönetimi" anlamına gelir. "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak da tarif edilir. Fakat, demokrasi gerçekte, ancak sosyalist toplumda halkın yönetimi oldu.
Demokrasi, tarihsel olarak kralların, padişahların mutlak egemenliğine dayanan feodal sisteme karşı, toplumun tüm kesimlerinin yönetime katılacağı bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktı. Bu nedenle de tarihsel olarak feodalizme karşı ileri bir yönetim biçimidir.
Tüm toplumun seçme ve seçilme hakkını kazandığı kapitalist toplumda, demokrasi de biçimsel olarak, toplumun tamamının seçimler aracılığıyla yönetime katılımı görünümünü aldı. Fakat bu, halkın yönetime gerçek anlamda katılımı anlamına gelmedi.
Burjuvazi feodalizme karşı savaşırken toplumun diğer kesimlerini yanına çekebilmek için onların da yönetime katılmasını savundu. Fakat burjuvazinin asıl amacı kendi iktidarını ve egemenliğini kurmaktı. Nitekim, burjuvazinin önderliğinde kurulan demokrasi de onun egemenliğinin damgasını taşıdı.
Bu demokrasi biçimine, "burjuva demokrasisi" denir.
Hiçbir toplumda ve tarihin hiçbir aşamas'nda saf bir demokrasi olmadı ve olmayacaktır da. Demokrasi, her durumda bir sınıfın egemenliğini dile getirir ve bu anlamda da bir sınıfın damgasını; taşır.
Bu durumda, yönetim biçimi olarak demokrasi, ikiye ayrılır. Bunlardan birisi "burjuva demokrasisi", diğeri "proletarya demokrasisi"dir.
O halde, demokrasiden söz edildiğinde en başta sorulması gereken soru "kimin için demokrasi?" sorusudur. Buna göre, demokrasinin niteliğini, iktidarı hangi sınıfın elinde bulundurduğu belirler. Burjuvazinin iktidarda olduğu demokrasi "burjuvazi için demokrasi", proletaryanın ve emekçi halkın iktidarda olduğu demokrasi "halk için demokrasi"dir.
Demokrasiler, aynı zamanda iktidarda olmayan sınıflar üzerinde bir baskı gücü, yani diktatörlük anlamına gelir. Her demokrasi, aynı zamanda bir diktatörlüktür.
Yani; burjuva demokrasisi; burjuvazi için demokrasi, işçi sınıfı ve halk için diktatörlüktür.
Sosyalist demokrasi ise; işçi sınıfı ve halk için demokrasi, burjuvazi ve diğer sömürücü sınıfların kalıntıları için diktatörlüktür.
Lenin, Devlet ve ihtilal'de bu durumu; "demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulamasını sağlamaya yarayan bir örgüttür" şeklinde ifade eder.
Tek başına genel oy hakkının varlığı, "halkın kendi kendini yönetmesini" sağlayamaz. Burjuvazi, bir anayasa yaparak, bir parlamento ve başka temsili kurumlar kurarak, halkın genel oy hakkını kabul etti diye, otomatik olarak kendi iktidarını halkla paylaşmış olmaz. Tersine, kurduğu devlet örgütlenmesi ile, halkın oy kullanma hakkını, kendi iktidarını güçlendirecek bir araca dönüştürür. Burjuva demokrasilerinde sistem, emekçi halkın politik faaliyetlerini felce uğratacak, kısıtlayacak ve gerektiğinde politik faaliyetten uzak tutacak tarzda organize edilmiştir.
Demokrasi hakkında yanlış ve çarpık görüşler vardır: Demokrasi "azınlığın çoğunluğun kararlarına uyduğu" bir yönetim biçimi değildir; öyle görünse de, esas olan bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki egemenliği olmasıdır. Demokrasi, tüm vatandaşların yönetime EŞiT katılımı da değildir. Herkesin bir oy hakkı vardır ama demokrasilerin sınıfsal niteliğini belirleyen, sayısal bir azınlık çoğunluk değil, iktidar gücünü kimin elinde bulundurduğudur.
Demokrasi kelimesi, bu sınıfsal niteliğinden ayrı olarak ifade edildiğinde, somut bir olguyu tanımlamaktan uzak kalır. Dolayısıyla, demokrasiden söz edilirken, sınıfsal niteliğiyle birlikte kullanılır. Halkın yönetimini anlatmak için "halk demokrasisi", burjuvazinin yönetimini anlatmak için, "burjuva demokrasisi" kavramları kullanılır.
Bu anlamda, demokrat olduğunu ve demokrasiyi savunduğunu iddia edene sorulması gereken ikinci soru, "hangi demokrasi?" sorusudur. Devrimciler, demokrasi mücadelesinden söz ederken, bundan kastedilen, halk için demokrasi mücadelesidir.
Gerçek anlamda halkın yönetimini ifade eden demokrasi sosyalist demokrasinin bir biçimi olan halk demokrasisidir. Bu demokrasi, sosyalist toplumda yaşam bulur.
Burjuva demokrasisinde halkın yönetime katılımı, 4-5 yılda bir seçimlerde kullanılan oy hakkı ile sınırlanmasına karşılık; sosyalist demokrasi ise; komünler, konseyler, sovyetler, meclisler, sendikalar ve onlarca biçimde örgütlenmiş halkın doğrudan yönetimidir.
Burjuva demokrasisini savunmak, burjuvazinin egemenliğini, halk demokrasisini savunmak ise halkın egemenliğini savunmaktır. Demokrasiyi savunmakta ayırdedici nokta budur.
http://www.yuruyus.com
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar