bugün
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı11
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- amedspor'un süper ligin lideri olması12
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- 0 0 719
- üniversite okumak3
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- amed sporlu bir kızı hoplatmak3
- delilik2
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- era7capone5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- mason greenwood4
- vedat muriqi4
- true ile sevişmek5
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- 20212
- sözlükteki sinsi köpekler8
- sözlüğün aptal kaynaması5
- anın görüntüsü23
- fenerbahçe9
- gift emmanuel orban2
- sıfır atık vakfı11
- sudekiray3
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- cinayeti siz mi işlediniz4
- sarışın kızlar2
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kadir inanır'ın mirası8
- atatürk diyor ki6
- fatih terim vs okan buruk vs ismail kartal2
- rakı arasında çay içmek6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- aniden gelen istanbula gitme isteği2
- kızların çok açık giyinmesi5
- cop318
- izmir4
- ben gidiyorum arkamdan ağlayın3
- evrene enerji gönderen müslüman9
- bilerek ponziye dahil olmak7
- türkler karşısında am ve sik demeyin gülerler2
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- sözlükteki arap döven kızlar5
- uludağ sözlük ölü yazarlar veritabanı2
- türk düşmanı piçler7
VOLNEY'e ait bir eserdir.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar