bugün
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- blaupunkt3
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey4
- günaydın devasa uludağ sözlük ailesi2
- samsak döveci2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi5
- kitap okumamak3
- konuşurken anladın mı deyip duran tip3
- sözlüğü ayakta tutanlar2
- belediye ruhsat birimi2
- ateşte kızartılacaksın2
- kısa vadeli faydalı güdülenim araçları2
- dilencilik yasal bir iş midir2
- gece gelen yemek yapma isteği8
- dilenme usulleri2
- arif sefa özdemir5
- paranın mutluluk getirmemesi3
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- terhis oluyorum sözlük21
- abd'nin irana atom bombası saldırısı ihtimali3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- fatma betül sayan kaya28
- karın üzerinde yürüme sesi2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- silik sayınız7
- aşk15
- coca cola3
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- akıllı telefon kullanan erkek9
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- camilerdeki ayak kokusu11
- münafık11
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak5
- fatma betülüm yapmaz13
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- victor osimhen8
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek5
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
VOLNEY'e ait bir eserdir.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com