bugün
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi14
- nervio'nun asıl benzediği ünlü5
- kabak tatlısını sevenler5
- kafanın çok büyük olması8
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- nerdesiniz3
- 2019 tasarımı4
- anın görüntüsü24
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- 30 kasım 20262
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- 27 kasım 20262
- tekerlek kaşar2
- ismet gurbuz 20242
- 19 kasım 20262
- mesibaglari2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- barış alper yılmaz2
- duygu özaslan6
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam5
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- timsah yürüyüşü4
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- özel ders vermek4
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- ya şeytan haklıysa5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- hoşlanılan kızın şarz aletin var mı diye sorması2
- beni benden alırsan bene nolur3
- iş arıyorum sözlük2
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- askerde özlenen şeyler9
- sollen wir'in die disco gehen2
- 2008 09 süper lig3
- hasslich2
- siirtte starbucks olması sorunsalı2
- 90lar türkçe pop5
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
VOLNEY'e ait bir eserdir.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
YIKINTILAR ya da iMPARATORLUKLARDAKi DERiN DEĞiŞiKLiKLER KONUSUNDA DÜŞÜNCELER olarak isimlendirilir.
eserin başındaki yakarış kısmı çok etkileyici olmakla beraber şu şekildedir:
YAKARIŞ
Issız YIKINTILAR, kutlu mezarlar, sessiz duvarlar!
Tanık gösterdiğim, yalvardığım sizlersiniz. Evet, anlayışsız bir adamın bakışları, gizli bir korkuyla, üzerinizde duramazken, ben sizi seyretmeye dalmakta, derin duyguların, yüksek düşüncelerin çekiciliğini buluyorum. Siz, danışmasını bilenlere, öyle yararlı dersler, öyle acıklı ya da derin düşünceler veriyorsunuz ki! Bütün dünya, baştanbaşa köleleşmiş bir durumda, acımasızların önünde ağız açamazken, onların nefret ettiği gerçekleri haykıran sizlerdiniz.
Kralların cesetlerini, son kölenin cesedinden ayırt etmeyerek, EŞiTLiK'in kutlu dogmasına hak veren sizlerdiniz. Özgürlük perisi, kendisinin insanlardan kaçan sevdalısı olan bana, sizin surlarınız içinde; beyinsiz bayağının düşündüğü gibi, ellerinde kamalar ve meşalelerle değil, sonsuzluğun kapılarında ölümlülerin yaptıklarını tartmak için, iki elinde kutlu tartılar tutan adaletin yüce görünümüyle göründü. Ey mezarlar! Kimbilir sizde ne çok üstün nitelik var!.. Acımasızları korkudan titretiyorsunuz:
Onların sövgü dolu zevklerini gizemli bir dehşetle zehirliyorsunuz; bozulmayan, tertemiz görünüşünüzden kaçan bu alçaklar, saraylarının gururunu sizin gözlerinizden uzaklaştırıyorlar; halkı ezen güçlüleri cezalandırıyorsunuz; pinti rüşvetçinin altınlarını elinden alarak, soyduğu yoksulun öcünü alıyorsunuz. Zenginin gösterişlerini binbir kaygıyla baltalayıp, yoksulun yoksulluğunun acısını çıkarıyorsunuz; kendisine son sığınacağı yeri vererek, kötü talihliyi avutuyorsunuz; sonra da, ruha öyle tam bir güç ve duyarlılık denkliği veriyorsunuz ki, bu denklik yaşamın bilimi olan bilgeliği ortaya çıkarıyor. Varını yoğunu sonunda size geri vereceğini anlayan düşünceli insan, boş büyüklüklerle yararsız zenginliklerin peşinde koşmuyor: Gönlünü hakkın sınırları içinde tutuyor; ekmeğini çıkarmak zorunda olduğu için de gününü boş geçirmeyerek, sonunda kendisine ne verilmesi uygun görüldüyse, onunla geçinip gidiyor. Böylece, hırsın azgın şahlanışlarına kurtarıcı bir dizgin vuruyorsunuz:
Duyguları altüst eden hazlara karşı kızgın istekleri yatıştırıyorsunuz; tutkuların kavgasından yorulan ruhu dinlendiriyor; onu, yığınları kaygılandıran bayağı çıkarların üstüne çıkarıyorsunuz. Zamanların ve budunların sahnesini kucaklayan doruklarınızdan, ruh, yalnızca büyük sevgiler, yalnızca onur ve erdem düşüncelerine bağlanıyor. Ah! Yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa, neye yarar?
Yıkıntılar!
Sizden ders almaya yine geleceğim! Issızlığınızın dinginliğine yeniden sığınarak, tutkuların acıklı görünümünden uzakta, insanları, anılara dayanarak seveceğim; onları mutlu edecek yolları arayacağım; kendi mutluluğumu da, bu işi çabuklaştırabilmek düşüncesinde bulacağım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com