bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- arkadaşlar ne yesek9
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- bu kalp seni unutur mu4
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- izmir tulum4
- biraya patlayan şeker katıp ölmeyi beklemek4
- güzelsen koy resmini görelim6
- uludağ sözlük yazarlarının kalpleri3
- sözlük kızlarının tantunici7
- hayat yaşamaya değer mi4
- gocu'yu özlemek4
- redbull3
- fıstık vs fındık3
- manifest erkeği3
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- israil'i allah cezalandıracak9
- seksten önce dua etmek10
- filistin37
- arkeler2
- tarhana çorbası12
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- gilded hoplatması3
- sözlük kızalarının takosu5
- sözlük erkekleri ne zaman ilgi görecek3
- ayağı kesip camdan dışarı atmak2
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler2
- gece tek başına ışıksız odada dabbeyi izleyen kız3
- 19983
- manifest5
- gerdekten önce kılınan namaz4
- antipanik'e bir şey söyle22
- yakışıklı olgun erkekler6
- silvermist'e iki şey söyle20
- kız peşinde koşarken temiz bir dayak yemek3
- ucan tekme atan hipopotam47
- sapık şarkı sözleri10
- pala bıyıklı yazarlar5
- porno entelektüelliği8
- özelden şeftalisini atan yazar14
- sözlük dedikoduları2
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır7
- fabrika kızı vs tamirci çırağı4
- tren gelir hoş gelir2
- gazzede 100 000 sivil şehit2
saat sitelerinde gezerken karşılacağınız, fakat uzun vadede sahip olabiliceğiniz saatlerdendir.
kendimce ilerideki eşimi düşünüp; "ona bir saat almak istesem ne alabilirim?" diye bir araştırma yapmaya karar verdim. birkaç site gezdikten sonra; çok acayip, über güzel, efsanevi saatlerden ziyade, sade bir şeyler olsun istedim.
daha sonra bu saat dikkatimi çekti. güzelce dönen kalpler filan var. https://www.youtube.com/watch?v=XTpKwNjTvNI
Başladım saatin fiyatını sorgulamaya. ancak saatin fiyatı yazmıyor, sadece bulunabileceği mağazalar listesi yazıyor. ufak incelemeler sonucunda armada'da olduğunu buldum. telefonla soracaktım, aradım. hoş sesli bir hanımefendi firmasını tanıtarak açtı telefonu. formaliteleri geçtikten sonra "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrenebilir miyim?" dedim. sonra küt diye bir ses geldi. "alo" dedim, ses yok, telefona bakıyorum hat kesilmemiş. bir iki defa daha seslendikten sonra birisi "buyrun" dedi. bu sefer başka bir hanımefendi vardı. formaliteden haberi olduğu için direkt olarak soruyu yönelttim "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrene..." küt!
anlaşılan para kazanmak istemiyorlar dedim içimden. tekrar seslenmelere başladım ben. bu sefer diğerinden daha kısa bir sürede beyefendi geldi telefona. ne istediğimi sordu; "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrenebilir miyim?" dedim. hani mikrofona üfleyince karşı tarafa "hııırşşşşttttt!!!" diye bir ses gider ya, işte adam aynen böyle bir şey yaptı. sonra "öhö öhö" diyerek sesini insani seviyelere düşürdü ve "beyefendi telefondan fiyat veremiyoruz, mağazamızda görüşelim." dedi. "tamam, ama bahsettiğim marka var, değil mi?" dedim. olduğunu belirtti ve telefonu kapattı.
birkaç gün sonra mağazalarına gittim. geçen gün telefonda konuştuğumuzu ve saat fiyatı öğrenmek istediğimi söyledim. hemen çay ikram edip sırtıma yastık verdiler. bakım iyiydi yani. sonra hangi markayla ilgilendiğimi sordular. "mauris lakroys pavır of lav" dedim. adam bir şey demeden içeri gitti. saati getirecek herhalde diye düşünürken iki hanımefendi ile birlikte geldi. "hangi saatti efendim?" diye tekrar sordu; "mauris lakroys pavır of lav" dedim. dedim ama demez olaydım. kadınlar başladı hihihihihi gülmeye, adam da dayanamadı hahauhauhuahuah diye gülüyor. "ne oldu beyfendi?" dedim. biraz daha güldükten sonra adam kadınları içeri yolladı ve "beyefendi öyle bir saat markası yok. demek istediğiniz buysa (burada kenardan çıkardığı saat kutusunun üzerindeki "maurice lacroix" yazısını gösteriyor.) 'mouis lequa' diye telaffuz ediliyor. çok merak ettiğiniz saatte bu ve fiyatı da (kendi kendine euro/tl hesabı yaparak) 33 bin türk lirası."
hayatımda bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. kıpkırmızı olmuş, "teşekkürler" deyip çıkışa yönelmiştim. adam arkamdan gelip "uzanamayacağın ciğere seslenmeye çalışma" dedi. "ne diyon lan sen!" deyip adama yumruk atmayı çok isterdim ama, o anın ezilmişliğini bozmak istemedim.
ayrıca söylediği söz de b*k gibiydi.
kendimce ilerideki eşimi düşünüp; "ona bir saat almak istesem ne alabilirim?" diye bir araştırma yapmaya karar verdim. birkaç site gezdikten sonra; çok acayip, über güzel, efsanevi saatlerden ziyade, sade bir şeyler olsun istedim.
daha sonra bu saat dikkatimi çekti. güzelce dönen kalpler filan var. https://www.youtube.com/watch?v=XTpKwNjTvNI
Başladım saatin fiyatını sorgulamaya. ancak saatin fiyatı yazmıyor, sadece bulunabileceği mağazalar listesi yazıyor. ufak incelemeler sonucunda armada'da olduğunu buldum. telefonla soracaktım, aradım. hoş sesli bir hanımefendi firmasını tanıtarak açtı telefonu. formaliteleri geçtikten sonra "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrenebilir miyim?" dedim. sonra küt diye bir ses geldi. "alo" dedim, ses yok, telefona bakıyorum hat kesilmemiş. bir iki defa daha seslendikten sonra birisi "buyrun" dedi. bu sefer başka bir hanımefendi vardı. formaliteden haberi olduğu için direkt olarak soruyu yönelttim "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrene..." küt!
anlaşılan para kazanmak istemiyorlar dedim içimden. tekrar seslenmelere başladım ben. bu sefer diğerinden daha kısa bir sürede beyefendi geldi telefona. ne istediğimi sordu; "mauris lakrokys pavır of lav marka saatin fiyatını öğrenebilir miyim?" dedim. hani mikrofona üfleyince karşı tarafa "hııırşşşşttttt!!!" diye bir ses gider ya, işte adam aynen böyle bir şey yaptı. sonra "öhö öhö" diyerek sesini insani seviyelere düşürdü ve "beyefendi telefondan fiyat veremiyoruz, mağazamızda görüşelim." dedi. "tamam, ama bahsettiğim marka var, değil mi?" dedim. olduğunu belirtti ve telefonu kapattı.
birkaç gün sonra mağazalarına gittim. geçen gün telefonda konuştuğumuzu ve saat fiyatı öğrenmek istediğimi söyledim. hemen çay ikram edip sırtıma yastık verdiler. bakım iyiydi yani. sonra hangi markayla ilgilendiğimi sordular. "mauris lakroys pavır of lav" dedim. adam bir şey demeden içeri gitti. saati getirecek herhalde diye düşünürken iki hanımefendi ile birlikte geldi. "hangi saatti efendim?" diye tekrar sordu; "mauris lakroys pavır of lav" dedim. dedim ama demez olaydım. kadınlar başladı hihihihihi gülmeye, adam da dayanamadı hahauhauhuahuah diye gülüyor. "ne oldu beyfendi?" dedim. biraz daha güldükten sonra adam kadınları içeri yolladı ve "beyefendi öyle bir saat markası yok. demek istediğiniz buysa (burada kenardan çıkardığı saat kutusunun üzerindeki "maurice lacroix" yazısını gösteriyor.) 'mouis lequa' diye telaffuz ediliyor. çok merak ettiğiniz saatte bu ve fiyatı da (kendi kendine euro/tl hesabı yaparak) 33 bin türk lirası."
hayatımda bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. kıpkırmızı olmuş, "teşekkürler" deyip çıkışa yönelmiştim. adam arkamdan gelip "uzanamayacağın ciğere seslenmeye çalışma" dedi. "ne diyon lan sen!" deyip adama yumruk atmayı çok isterdim ama, o anın ezilmişliğini bozmak istemedim.
ayrıca söylediği söz de b*k gibiydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar