bugün
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- yarın kpssye girecek yazarlar12
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- ekşi sözlük8
- saraca finch house3
- çocuklara verilen farklı isimler12
- anın görüntüsü25
- saraca097
- enayimiknatisii36
- gocu51
- ölüm9
- dansöz izleme keyfi12
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- aziz yıldırım12
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- kumral erkek3
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- ismail kartal9
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- tai lung42
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- regex2
- kerem aktürkoğlu8
- online listesinden manita beğenmek7
- fusya semsiyeli yabanci8
- sözlükteki şer çetesi12
- ölümün delilinin olmadığı gerçeği4
- flört uygulaması eşleşme algoritması2
- sözlükte herkesin avcı olması12
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- sözlükteki zorbalar12
- s'i l v'e r m'i s t29
- uzak durulası insan modelleri5
- geceye bir söz bırak8
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- evde dondurma yapmak5
- reis2
avrupa'da lakiklik kavramının yerleşmesi ve ona duyulan ihtiyaç,kilisenin yalanlarının ortaya çıkması,sınırsız sermaye birikimi önündeki hukuki engellerin kaldırılması ve ulus-devlet sürecine giren toplumlarda homojenizasyon sağlanması amaçlarına matuf olmuştur.laiklik kavramı,kilisenin yüzyıllardır savurduğu "avrupa,dünya'nın merkezidir", "dünya tepsi şeklindedir", "günahları çıkarmak için günah işleyenleri yakınız" gibi onlarca yalanın su yüzüne çıkması ve kapitalizmin önündeki engellerin kaldırılması ile hayat kazanmıştır.
oysa Türkiye'de lakiklik kavramının ortaya çıkışı,böylesine bir ihtiyaca dayanmamakla birlikte,kahir ekseriyeti islam'ın bir sosyal,ekonomik ve siyasi bir organizasyon olmasından memnun Türk milleti'nin pek de beklediği ve arzuladığı bir gelişme olmasa gerektir.bunu da şuradan anlıyoruz;"ankara hareketi"isimli kadro,yani istiklal Harbi'nin öncü kadrosu,istiklal Harbi'nin veriliş amacının "Din-i islam'ın,hilafetin,saltanatın ve milletin istiklali olduğu"nu her fırsatta dile getirmiş ve bu sayede geniş halk kitlelerinin desteğini almıştır.
istiklal Harbi'nin ardından batılı devletlerle imzalanan lozan antlaşması(her ne kadar musul-kerkük gibi oldukça tartışmaları konuları barındırsa da)tanzimat fermanı'nın birçok bakımdan ortadan kalkması anlamını taşımaktadır.tanzimat fermanı'nda gayrimüslim ve Müslümanların her konuda eşit olacağı ilan edilmiştir.ama lozan antlaşması,"azınlık"kavramının içine sadece gayrimüslimlerin katıldığını ilan eden maddeler de barındırır.yani,gayrimüslimlerin azınlık sayıldığı bir ülkede ,bir bakıma asli unsurun Müslümanlar olduğu ilan edilmiştir.bu arada,1921 yılında çıkarılan men-i müskirat kanunu(içkinin yasaklanması)gibi kanunlar da,dini bir düzen kurulacağı kanaatini toplumda oldukça güçlendirmiştir.
ancak,bürokrat kadronun gücü tamamen ele geçirmesinin ardından merkezden muhite(yukarıdan aşağıya)bir modernizasyon süreci başlamıştır.buna rağmen,1921 ve 1924 Anayasaları'nda(kanun-i esasi) "Devletin dini Din-i islam'dır"ibaresi yer almaktadır.bu dönemde hilafet kaldırılmıştır,ancak "hilafetin tbmm'nin yetki alanında mündemiç(içselleştirilmiş)olduğu"belirtilerek,bir bakıma hilafet kurumu meclis'e aktarılmıştır.
bu sürecin ileriki dönemlerinde,yönetici kadronun tepeden modernleştirme anlayışı hız kazanmış ve 1927'de Devletin dini Din-i islam'dır ibaresi çıkartılmış,1928'de de laiklik prensibi getirilmiştir.ve bu prensip,"değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" olarak adlandırılmıştır.
sözün özü odur ki,avrupa'da laiklik kavramı bir ihtiyaca ve halkın desteğine binaen ortaya çıkmış,bizim topraklarımızda ise tamamen yönetici ekibin inisiyatifi doğrultusunda ilerlemiş ve oldukça sert önlemlerle pekiştirilmiştir.nitekim bu dönemde seçimden ya da halk iradesinden söz etmek mümkün değildir,serbest fırka ve terakkiperver fırka'nın ömrü pek sürmemiştir.özellikle serbest fırka,2 hafta dolmadan 120000 üyelik başvurusu almış,izmir mitingine -onca engellemelere ve polis baskısına rağmen-50 000'in üzerinde kişi katılmıştır.hatta bu mitingde polisin ateş açması sonucu çocuğu ölen bir baba,çocuğunun cesedini serbest fırka başkanı ali fethi bey'in ayaklarının önüne atarak:"oğlumu sana kurban verdim,gerekirse yeni kurbanlar da veririz,yeter ki kurtar bizi,kurtar!"feryadı,o dönemin yönetimine duyulan tepkinin açık göstergesidir.ama bu parti de,benzerleri gibi yönetimden gelen baskılar sonucu kapatılmak zorunda kalınmıştır.
bir kavramın millet nezdinde kabul görmesi,o kavramın millet tabanında birikime sahip olmasıyla mümkündür.ama laiklik kavramının türk milleti'nde böyle bir tarihsel ve sosyal birikime sahip olmayışı,bugün de dahil yaşadığımız sıkıntıların temelini oluşturmaktadır.
oysa Türkiye'de lakiklik kavramının ortaya çıkışı,böylesine bir ihtiyaca dayanmamakla birlikte,kahir ekseriyeti islam'ın bir sosyal,ekonomik ve siyasi bir organizasyon olmasından memnun Türk milleti'nin pek de beklediği ve arzuladığı bir gelişme olmasa gerektir.bunu da şuradan anlıyoruz;"ankara hareketi"isimli kadro,yani istiklal Harbi'nin öncü kadrosu,istiklal Harbi'nin veriliş amacının "Din-i islam'ın,hilafetin,saltanatın ve milletin istiklali olduğu"nu her fırsatta dile getirmiş ve bu sayede geniş halk kitlelerinin desteğini almıştır.
istiklal Harbi'nin ardından batılı devletlerle imzalanan lozan antlaşması(her ne kadar musul-kerkük gibi oldukça tartışmaları konuları barındırsa da)tanzimat fermanı'nın birçok bakımdan ortadan kalkması anlamını taşımaktadır.tanzimat fermanı'nda gayrimüslim ve Müslümanların her konuda eşit olacağı ilan edilmiştir.ama lozan antlaşması,"azınlık"kavramının içine sadece gayrimüslimlerin katıldığını ilan eden maddeler de barındırır.yani,gayrimüslimlerin azınlık sayıldığı bir ülkede ,bir bakıma asli unsurun Müslümanlar olduğu ilan edilmiştir.bu arada,1921 yılında çıkarılan men-i müskirat kanunu(içkinin yasaklanması)gibi kanunlar da,dini bir düzen kurulacağı kanaatini toplumda oldukça güçlendirmiştir.
ancak,bürokrat kadronun gücü tamamen ele geçirmesinin ardından merkezden muhite(yukarıdan aşağıya)bir modernizasyon süreci başlamıştır.buna rağmen,1921 ve 1924 Anayasaları'nda(kanun-i esasi) "Devletin dini Din-i islam'dır"ibaresi yer almaktadır.bu dönemde hilafet kaldırılmıştır,ancak "hilafetin tbmm'nin yetki alanında mündemiç(içselleştirilmiş)olduğu"belirtilerek,bir bakıma hilafet kurumu meclis'e aktarılmıştır.
bu sürecin ileriki dönemlerinde,yönetici kadronun tepeden modernleştirme anlayışı hız kazanmış ve 1927'de Devletin dini Din-i islam'dır ibaresi çıkartılmış,1928'de de laiklik prensibi getirilmiştir.ve bu prensip,"değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" olarak adlandırılmıştır.
sözün özü odur ki,avrupa'da laiklik kavramı bir ihtiyaca ve halkın desteğine binaen ortaya çıkmış,bizim topraklarımızda ise tamamen yönetici ekibin inisiyatifi doğrultusunda ilerlemiş ve oldukça sert önlemlerle pekiştirilmiştir.nitekim bu dönemde seçimden ya da halk iradesinden söz etmek mümkün değildir,serbest fırka ve terakkiperver fırka'nın ömrü pek sürmemiştir.özellikle serbest fırka,2 hafta dolmadan 120000 üyelik başvurusu almış,izmir mitingine -onca engellemelere ve polis baskısına rağmen-50 000'in üzerinde kişi katılmıştır.hatta bu mitingde polisin ateş açması sonucu çocuğu ölen bir baba,çocuğunun cesedini serbest fırka başkanı ali fethi bey'in ayaklarının önüne atarak:"oğlumu sana kurban verdim,gerekirse yeni kurbanlar da veririz,yeter ki kurtar bizi,kurtar!"feryadı,o dönemin yönetimine duyulan tepkinin açık göstergesidir.ama bu parti de,benzerleri gibi yönetimden gelen baskılar sonucu kapatılmak zorunda kalınmıştır.
bir kavramın millet nezdinde kabul görmesi,o kavramın millet tabanında birikime sahip olmasıyla mümkündür.ama laiklik kavramının türk milleti'nde böyle bir tarihsel ve sosyal birikime sahip olmayışı,bugün de dahil yaşadığımız sıkıntıların temelini oluşturmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar