bugün
- akepe dönemi16
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- kelle paça6
- ben geldim naneler12
- teomancalmasur6
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- izmirin en güzel semtleri5
- hastane acil bölümü7
- yemek seçen insan3
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- kitap okumanın bir sike yaramaması3
- aga 250 gram için aranız bozulmasın3
- la loba22
- vermeyen kızın götünü kaldırmak2
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- nasılsınız8
- öyle bir dünya yok5
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- karma doğru çalışıyor mu4
- benzini ayın birinde alın çünküüüü6
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- nerede ne yenir7
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- karapapak türkleri3
- tavuklu pilav2
- eski yazarlar geri gelsin12
- gürcü ile kürtçü5
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- el hakim2
- izmir de gece hayatı2
- kuşbaşılı kaşarlı pide3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- saçı sıfıra vurup bıyıkları ve sakalları kesmek4
- menemen yiyen erkek13
- edin dzeko2
- çorabın tekinin hep kaybolması2
- hamsili pide2
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan12
- anın görüntüsü27
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
avrupa'da lakiklik kavramının yerleşmesi ve ona duyulan ihtiyaç,kilisenin yalanlarının ortaya çıkması,sınırsız sermaye birikimi önündeki hukuki engellerin kaldırılması ve ulus-devlet sürecine giren toplumlarda homojenizasyon sağlanması amaçlarına matuf olmuştur.laiklik kavramı,kilisenin yüzyıllardır savurduğu "avrupa,dünya'nın merkezidir", "dünya tepsi şeklindedir", "günahları çıkarmak için günah işleyenleri yakınız" gibi onlarca yalanın su yüzüne çıkması ve kapitalizmin önündeki engellerin kaldırılması ile hayat kazanmıştır.
oysa Türkiye'de lakiklik kavramının ortaya çıkışı,böylesine bir ihtiyaca dayanmamakla birlikte,kahir ekseriyeti islam'ın bir sosyal,ekonomik ve siyasi bir organizasyon olmasından memnun Türk milleti'nin pek de beklediği ve arzuladığı bir gelişme olmasa gerektir.bunu da şuradan anlıyoruz;"ankara hareketi"isimli kadro,yani istiklal Harbi'nin öncü kadrosu,istiklal Harbi'nin veriliş amacının "Din-i islam'ın,hilafetin,saltanatın ve milletin istiklali olduğu"nu her fırsatta dile getirmiş ve bu sayede geniş halk kitlelerinin desteğini almıştır.
istiklal Harbi'nin ardından batılı devletlerle imzalanan lozan antlaşması(her ne kadar musul-kerkük gibi oldukça tartışmaları konuları barındırsa da)tanzimat fermanı'nın birçok bakımdan ortadan kalkması anlamını taşımaktadır.tanzimat fermanı'nda gayrimüslim ve Müslümanların her konuda eşit olacağı ilan edilmiştir.ama lozan antlaşması,"azınlık"kavramının içine sadece gayrimüslimlerin katıldığını ilan eden maddeler de barındırır.yani,gayrimüslimlerin azınlık sayıldığı bir ülkede ,bir bakıma asli unsurun Müslümanlar olduğu ilan edilmiştir.bu arada,1921 yılında çıkarılan men-i müskirat kanunu(içkinin yasaklanması)gibi kanunlar da,dini bir düzen kurulacağı kanaatini toplumda oldukça güçlendirmiştir.
ancak,bürokrat kadronun gücü tamamen ele geçirmesinin ardından merkezden muhite(yukarıdan aşağıya)bir modernizasyon süreci başlamıştır.buna rağmen,1921 ve 1924 Anayasaları'nda(kanun-i esasi) "Devletin dini Din-i islam'dır"ibaresi yer almaktadır.bu dönemde hilafet kaldırılmıştır,ancak "hilafetin tbmm'nin yetki alanında mündemiç(içselleştirilmiş)olduğu"belirtilerek,bir bakıma hilafet kurumu meclis'e aktarılmıştır.
bu sürecin ileriki dönemlerinde,yönetici kadronun tepeden modernleştirme anlayışı hız kazanmış ve 1927'de Devletin dini Din-i islam'dır ibaresi çıkartılmış,1928'de de laiklik prensibi getirilmiştir.ve bu prensip,"değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" olarak adlandırılmıştır.
sözün özü odur ki,avrupa'da laiklik kavramı bir ihtiyaca ve halkın desteğine binaen ortaya çıkmış,bizim topraklarımızda ise tamamen yönetici ekibin inisiyatifi doğrultusunda ilerlemiş ve oldukça sert önlemlerle pekiştirilmiştir.nitekim bu dönemde seçimden ya da halk iradesinden söz etmek mümkün değildir,serbest fırka ve terakkiperver fırka'nın ömrü pek sürmemiştir.özellikle serbest fırka,2 hafta dolmadan 120000 üyelik başvurusu almış,izmir mitingine -onca engellemelere ve polis baskısına rağmen-50 000'in üzerinde kişi katılmıştır.hatta bu mitingde polisin ateş açması sonucu çocuğu ölen bir baba,çocuğunun cesedini serbest fırka başkanı ali fethi bey'in ayaklarının önüne atarak:"oğlumu sana kurban verdim,gerekirse yeni kurbanlar da veririz,yeter ki kurtar bizi,kurtar!"feryadı,o dönemin yönetimine duyulan tepkinin açık göstergesidir.ama bu parti de,benzerleri gibi yönetimden gelen baskılar sonucu kapatılmak zorunda kalınmıştır.
bir kavramın millet nezdinde kabul görmesi,o kavramın millet tabanında birikime sahip olmasıyla mümkündür.ama laiklik kavramının türk milleti'nde böyle bir tarihsel ve sosyal birikime sahip olmayışı,bugün de dahil yaşadığımız sıkıntıların temelini oluşturmaktadır.
oysa Türkiye'de lakiklik kavramının ortaya çıkışı,böylesine bir ihtiyaca dayanmamakla birlikte,kahir ekseriyeti islam'ın bir sosyal,ekonomik ve siyasi bir organizasyon olmasından memnun Türk milleti'nin pek de beklediği ve arzuladığı bir gelişme olmasa gerektir.bunu da şuradan anlıyoruz;"ankara hareketi"isimli kadro,yani istiklal Harbi'nin öncü kadrosu,istiklal Harbi'nin veriliş amacının "Din-i islam'ın,hilafetin,saltanatın ve milletin istiklali olduğu"nu her fırsatta dile getirmiş ve bu sayede geniş halk kitlelerinin desteğini almıştır.
istiklal Harbi'nin ardından batılı devletlerle imzalanan lozan antlaşması(her ne kadar musul-kerkük gibi oldukça tartışmaları konuları barındırsa da)tanzimat fermanı'nın birçok bakımdan ortadan kalkması anlamını taşımaktadır.tanzimat fermanı'nda gayrimüslim ve Müslümanların her konuda eşit olacağı ilan edilmiştir.ama lozan antlaşması,"azınlık"kavramının içine sadece gayrimüslimlerin katıldığını ilan eden maddeler de barındırır.yani,gayrimüslimlerin azınlık sayıldığı bir ülkede ,bir bakıma asli unsurun Müslümanlar olduğu ilan edilmiştir.bu arada,1921 yılında çıkarılan men-i müskirat kanunu(içkinin yasaklanması)gibi kanunlar da,dini bir düzen kurulacağı kanaatini toplumda oldukça güçlendirmiştir.
ancak,bürokrat kadronun gücü tamamen ele geçirmesinin ardından merkezden muhite(yukarıdan aşağıya)bir modernizasyon süreci başlamıştır.buna rağmen,1921 ve 1924 Anayasaları'nda(kanun-i esasi) "Devletin dini Din-i islam'dır"ibaresi yer almaktadır.bu dönemde hilafet kaldırılmıştır,ancak "hilafetin tbmm'nin yetki alanında mündemiç(içselleştirilmiş)olduğu"belirtilerek,bir bakıma hilafet kurumu meclis'e aktarılmıştır.
bu sürecin ileriki dönemlerinde,yönetici kadronun tepeden modernleştirme anlayışı hız kazanmış ve 1927'de Devletin dini Din-i islam'dır ibaresi çıkartılmış,1928'de de laiklik prensibi getirilmiştir.ve bu prensip,"değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" olarak adlandırılmıştır.
sözün özü odur ki,avrupa'da laiklik kavramı bir ihtiyaca ve halkın desteğine binaen ortaya çıkmış,bizim topraklarımızda ise tamamen yönetici ekibin inisiyatifi doğrultusunda ilerlemiş ve oldukça sert önlemlerle pekiştirilmiştir.nitekim bu dönemde seçimden ya da halk iradesinden söz etmek mümkün değildir,serbest fırka ve terakkiperver fırka'nın ömrü pek sürmemiştir.özellikle serbest fırka,2 hafta dolmadan 120000 üyelik başvurusu almış,izmir mitingine -onca engellemelere ve polis baskısına rağmen-50 000'in üzerinde kişi katılmıştır.hatta bu mitingde polisin ateş açması sonucu çocuğu ölen bir baba,çocuğunun cesedini serbest fırka başkanı ali fethi bey'in ayaklarının önüne atarak:"oğlumu sana kurban verdim,gerekirse yeni kurbanlar da veririz,yeter ki kurtar bizi,kurtar!"feryadı,o dönemin yönetimine duyulan tepkinin açık göstergesidir.ama bu parti de,benzerleri gibi yönetimden gelen baskılar sonucu kapatılmak zorunda kalınmıştır.
bir kavramın millet nezdinde kabul görmesi,o kavramın millet tabanında birikime sahip olmasıyla mümkündür.ama laiklik kavramının türk milleti'nde böyle bir tarihsel ve sosyal birikime sahip olmayışı,bugün de dahil yaşadığımız sıkıntıların temelini oluşturmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar