bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- ben geldim naneler4
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- hüseyin aktepe2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- emre belözoğlu9
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- müslüman2
- sizin derdiniz islam2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- bim vs a1012
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- kişisel gelişim kitapları2
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- müge anlı2
"filmin bence en çarpıcı taraflarından biri, yaşanan olayların johhny, liz,mike,jack arasında değil de selim, sevgi, nail, 45 ,çaylak..vs arasında geçmesi ve gözümüzün içine bu şekilde sokulmasıdır...
yabancı menşeli filmlerde hep görürdük...evet kanımız donardı yine, ama "psikopat amerikan toplumu işte canım " derdik ya da derdim ben ve geçerdim ,bizde yani bizim toplumda sanki olmaz böyle şeyler gibi saçma sapan bir düşünceye bürünürdüm,ki niceleri bizlerde yaşanmış olsa da...
bu filmin en önemli tarafı işte bu nokta bence "bu topraklara ait,böylesine hayvani karakterleri , birebir capcanlı ruhlarla gözümüzün içine apaçık sokması ve bize o an'ları yaşatması", ( çünkü gazete sayfalarından okunan haberler bizlerde ne derece etki bırakıyor ki, 15 saniye sonra arka sayfa güzeline bakıp ufff be hatuna bak demiyor muyuz ben dahil çoğumuz)..."
diyor nickless cage (#1249439) numaralı girdisinde. evet meselenin bu tarafından tutmak gerek. Ve filmi bir fırsat bilip hayat ile alakalı algılarımızı gözden geçirmek gerek. Zira film fantastik bir içerikten çok hayatın çıplak gerçeklerine dayalı bir muhtevaya sahip.
Müsaidseniz başlayalım.
insan insanın kurdudur diye bir insan tanımlaması yapan batının bizi getirdiği nokta işte bu! işte muasır medeniyet! oysa hala anlamıyoruz "birey olma" çabasının öyle veya böyle bizi bencilliğe ittiğini. özgürlüğün ne kadar da göreceli ve tanımlanamaz olduğunu. insanlar ve toplumlar kavramlarla yaşar. kavramlar onların davranışlarını belirler. oluşan hiçbir şey kendiliğinden değil. krizler, savaşlar, genelevler, tecavüzler, cinnetler, cinayetler vesaire vesaire... şimdi hangi aklı evvel bunların kapitalizmden, hümanizmden, demokrasi denen dokunulmaz fahişeden bağımsız olduğunu kanıtlayabilir. yahu sizin örnek aldığınız, yani bu işte sizden daha usta olan batı toplumu bu halde. daha dün aha işte daha dün demokrasiyi en iyi uygulayan ülkelerden biri olan ingiltere'de hapishanelerin ihtiyaçları karşılayamadığını, dolup taştığını, sistemin çöktüğünü öğrendik haber sitelerinden. aha amerika, dakka başı ölümler, tecavüzler, cineyatler vesaire vesaire...
filmin etiketlerinde ve yorumlarda en göze çarpan kavramlardan, adalet kavramı var bi de. acaba adaletin sağlanması için gerekli olanlar neler? adalet için filmdeki hakimin dediği gibi kitabtan veya savcının dediği gibi vicdandan kaynaklanan kararlar almak mı gerekiyor? Oysa bu iki şey de birer özne değil, fikrin nesnesidir. kitabı da vicdanı da şekillendiren fikirlere, ideolojilere bakmalıyız. halihazırda dünyanın hepsi, şu veya bu şekilde insandan sadır olan fikirlerle hayatını idame ettirmekte. iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin gibi kavramları kıt bilgisi ve algılayışı ile akıl doldurmakta. burada bahsedilen kıtlık vahye göre, bir kıtlıktır. zira insan aklı, eşyanın ve olayların hakikatini bütün yönleriyle çözemiyor. sürekli değişime ve çelişkiye mahkum oluyor. örnek iste yenler demokrasilerdeki yasama kurumlarının işleyişine baksın. ikide bir değişen kanunlar ve bunca değişime rağmen oluşan verimsizlik. Ki islam buna "nefsini (hevasını) ilah edinmek" diyor. Oysa vahiy gibi eşsiz ve hatasız bir kaynak önümüzde dururken, akla verdiğimiz bu abartılı değer tamamen mazoşistliğimiz. Zira olmuş ve olası bütün çarpıklıkları bildiğimiz halde yola rehbersiz devam etmekte ısrar etmekte veya rehberi kendimiz yönlendirmek istemekteyiz.
Velhasıl Kötülüğün kapıları ardına kadar açık, iyiliğin kapıları aşılmaz kilitlerle kilitliyken, hayattaki biricik ölçümüz menfaat ve haz iken, kaostan başkası hâkim olmayacak hayatımıza. Filmi bir de bu bakış açısıyla değerlendirelim bakalım. Ne kaybedeceğiz!
"Allah ve Rasulü sizi, "size hayat verecek olan şeylere" çağırdğı zaman onlara icabet edin."*
yabancı menşeli filmlerde hep görürdük...evet kanımız donardı yine, ama "psikopat amerikan toplumu işte canım " derdik ya da derdim ben ve geçerdim ,bizde yani bizim toplumda sanki olmaz böyle şeyler gibi saçma sapan bir düşünceye bürünürdüm,ki niceleri bizlerde yaşanmış olsa da...
bu filmin en önemli tarafı işte bu nokta bence "bu topraklara ait,böylesine hayvani karakterleri , birebir capcanlı ruhlarla gözümüzün içine apaçık sokması ve bize o an'ları yaşatması", ( çünkü gazete sayfalarından okunan haberler bizlerde ne derece etki bırakıyor ki, 15 saniye sonra arka sayfa güzeline bakıp ufff be hatuna bak demiyor muyuz ben dahil çoğumuz)..."
diyor nickless cage (#1249439) numaralı girdisinde. evet meselenin bu tarafından tutmak gerek. Ve filmi bir fırsat bilip hayat ile alakalı algılarımızı gözden geçirmek gerek. Zira film fantastik bir içerikten çok hayatın çıplak gerçeklerine dayalı bir muhtevaya sahip.
Müsaidseniz başlayalım.
insan insanın kurdudur diye bir insan tanımlaması yapan batının bizi getirdiği nokta işte bu! işte muasır medeniyet! oysa hala anlamıyoruz "birey olma" çabasının öyle veya böyle bizi bencilliğe ittiğini. özgürlüğün ne kadar da göreceli ve tanımlanamaz olduğunu. insanlar ve toplumlar kavramlarla yaşar. kavramlar onların davranışlarını belirler. oluşan hiçbir şey kendiliğinden değil. krizler, savaşlar, genelevler, tecavüzler, cinnetler, cinayetler vesaire vesaire... şimdi hangi aklı evvel bunların kapitalizmden, hümanizmden, demokrasi denen dokunulmaz fahişeden bağımsız olduğunu kanıtlayabilir. yahu sizin örnek aldığınız, yani bu işte sizden daha usta olan batı toplumu bu halde. daha dün aha işte daha dün demokrasiyi en iyi uygulayan ülkelerden biri olan ingiltere'de hapishanelerin ihtiyaçları karşılayamadığını, dolup taştığını, sistemin çöktüğünü öğrendik haber sitelerinden. aha amerika, dakka başı ölümler, tecavüzler, cineyatler vesaire vesaire...
filmin etiketlerinde ve yorumlarda en göze çarpan kavramlardan, adalet kavramı var bi de. acaba adaletin sağlanması için gerekli olanlar neler? adalet için filmdeki hakimin dediği gibi kitabtan veya savcının dediği gibi vicdandan kaynaklanan kararlar almak mı gerekiyor? Oysa bu iki şey de birer özne değil, fikrin nesnesidir. kitabı da vicdanı da şekillendiren fikirlere, ideolojilere bakmalıyız. halihazırda dünyanın hepsi, şu veya bu şekilde insandan sadır olan fikirlerle hayatını idame ettirmekte. iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin gibi kavramları kıt bilgisi ve algılayışı ile akıl doldurmakta. burada bahsedilen kıtlık vahye göre, bir kıtlıktır. zira insan aklı, eşyanın ve olayların hakikatini bütün yönleriyle çözemiyor. sürekli değişime ve çelişkiye mahkum oluyor. örnek iste yenler demokrasilerdeki yasama kurumlarının işleyişine baksın. ikide bir değişen kanunlar ve bunca değişime rağmen oluşan verimsizlik. Ki islam buna "nefsini (hevasını) ilah edinmek" diyor. Oysa vahiy gibi eşsiz ve hatasız bir kaynak önümüzde dururken, akla verdiğimiz bu abartılı değer tamamen mazoşistliğimiz. Zira olmuş ve olası bütün çarpıklıkları bildiğimiz halde yola rehbersiz devam etmekte ısrar etmekte veya rehberi kendimiz yönlendirmek istemekteyiz.
Velhasıl Kötülüğün kapıları ardına kadar açık, iyiliğin kapıları aşılmaz kilitlerle kilitliyken, hayattaki biricik ölçümüz menfaat ve haz iken, kaostan başkası hâkim olmayacak hayatımıza. Filmi bir de bu bakış açısıyla değerlendirelim bakalım. Ne kaybedeceğiz!
"Allah ve Rasulü sizi, "size hayat verecek olan şeylere" çağırdğı zaman onlara icabet edin."*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar