bugün
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası31
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- acıyo diyen kız6
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması5
- biraz şımardım6
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi4
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak17
- çağımızın hastalığı7
- seri gizli artı oy veren melek15
- yan ma leley yan ma leyyo3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- gammaz çetesi7
- çaylak hesapların artı oy vermesi2
- nickten isim tahmini yapmak72
- eski sevgilisinin adını sözlükte anan yazar2
- 24 tane fake hesabı olan yazar2
- clean code alışkanlığı2
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- hayattan zevk alamamak17
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
- arkadaşlar hoşçakalın4
- hava ne kadar güzel ya3
- balkonda kitli kalmak4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi3
- insana kendini güvende hissettiren şeyler6
- deliğim ben götü kara deliğim3
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- ülkenin kötü halinden gammazların sorumlu olması3
- hikayeyi devam ettir25
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- biber dolması olsa da yesek7
- g'i l d'e d l'i l y26
- hazret ktc5
- albirader camus2
- venezia fc2
- alkollü sürücüye 602 bin lira ceza3
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- gizem güven2
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- önüne gelene ayar verebileceğini zanneden insan4
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- mohamed salah ghaly3
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- narsisizm3
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması... demiş nazım hikmet. biliyorum biz o levelı çoktan geçtik. bizim için oyun çoktan bitti. çok uzun, bir o kadar da kısa bir oyundu. aaa belki de, belki de hala oyunun içindeyiz. bilemiyorum. prensesi kurtaramadım henüz. ne yaşadık, neler gördük birlikte. nelere güldük, nelere ağladık. kaç bin tane kelime yazdık birbirimize. hepsi de farklı bambaşka anlamları olan kelimeler. ilham perim benim.
bundan tam 7 sene önce girdik birbirimizin hayatına. küçük bir merhaba benim son 7 sene içinde aldığım tüm kararların sebebi oldu bir bakıma. hatırlar mısın? hiç okulu bitirmek gibi bi niyetim yoktu benim. her ne kadar 1 sene uzatsam da bitirdim okulu senin telkinlerinle... bitirir bitirmez de askere gittim. tam 4 sene önce bu gün askerlik için yoldaydım biliyor musun? o zamanlar hiç konuşmadık seninle... ve ben hep rüyalarımda seni görüyordum. zamanın bu kadar çabuk geçeceğini tahmin bile edemezdik. bu günlerimizi bu zamanlarımızı. bir sürü hayalimiz vardı seninle...
buraya geldiğinde kaldığın evi hatırlıyorsun değil mi? tam karşısında, önünde seni beklediğim bir ayakkabıcı vardı. o ayakkabıcı benim müşterim biliyor musun? bazen giderim yanına çayını içme bahanesiyle gözüm o apartmanın balkonlarında seni arar durur. bazen tek başıma dolaşırım bu şehirde yanımda sen varmışcasına... bu şehirde anıların, anılarımız çok seninle. hele o kamyonet...
bambaşka şehirlerde, bambaşka kollarda birbirimizle yaşayamadığımız hayatları yaşıyoruz... mutlu muyuz? özledim... sadece özledim seni...
bir insanı özlemekten bahsediyorum ama öyle üstün körü özlemek değil bu yani insanların " seni özledim" demesi gibi basit ve sıradan değil. sanki bir tek ben böyle özleyebilirim seni, bu o kadar farklı ve yoğun ki hangi kelimeleri kullanacağımı şaşırıyorum. bana bunca zaman sonra bile yeni yeni duyguları öğretiyorsun, özlemi daha önce hiç bu kadar derinden hissetmemiştim...
ben bizi özlüyorum...
bundan tam 7 sene önce girdik birbirimizin hayatına. küçük bir merhaba benim son 7 sene içinde aldığım tüm kararların sebebi oldu bir bakıma. hatırlar mısın? hiç okulu bitirmek gibi bi niyetim yoktu benim. her ne kadar 1 sene uzatsam da bitirdim okulu senin telkinlerinle... bitirir bitirmez de askere gittim. tam 4 sene önce bu gün askerlik için yoldaydım biliyor musun? o zamanlar hiç konuşmadık seninle... ve ben hep rüyalarımda seni görüyordum. zamanın bu kadar çabuk geçeceğini tahmin bile edemezdik. bu günlerimizi bu zamanlarımızı. bir sürü hayalimiz vardı seninle...
buraya geldiğinde kaldığın evi hatırlıyorsun değil mi? tam karşısında, önünde seni beklediğim bir ayakkabıcı vardı. o ayakkabıcı benim müşterim biliyor musun? bazen giderim yanına çayını içme bahanesiyle gözüm o apartmanın balkonlarında seni arar durur. bazen tek başıma dolaşırım bu şehirde yanımda sen varmışcasına... bu şehirde anıların, anılarımız çok seninle. hele o kamyonet...
bambaşka şehirlerde, bambaşka kollarda birbirimizle yaşayamadığımız hayatları yaşıyoruz... mutlu muyuz? özledim... sadece özledim seni...
bir insanı özlemekten bahsediyorum ama öyle üstün körü özlemek değil bu yani insanların " seni özledim" demesi gibi basit ve sıradan değil. sanki bir tek ben böyle özleyebilirim seni, bu o kadar farklı ve yoğun ki hangi kelimeleri kullanacağımı şaşırıyorum. bana bunca zaman sonra bile yeni yeni duyguları öğretiyorsun, özlemi daha önce hiç bu kadar derinden hissetmemiştim...
ben bizi özlüyorum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar