bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri38
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar4
- iremga11
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı4
- en sevilen meyveler6
- togg'a lpg taktırmak11
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler5
- beyazsemsiyeliyabanci48
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak5
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik2
- sibel can diyeti6
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz17
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı2
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- insanları mutlu etmek2
- yagmurcu3
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- zaman baba7
- beyazpenisliyabancı3
- ona bir şey söyle15
- kezo saçından meslek tahmini yapmak2
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak9
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği7
- aziz yıldırım13
- aberdeen2
- güne kahve ve donut ile başlamak2
- ilk aşkınız5
- sydney sweeney'in memeleri7
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- schopenhauer'un kadın nefreti3
- gereksiz vergiler2
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı4
- florya ormanı2
- yorgun mermi22
- ısparta9
- cinayet saati neredeydin3
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler4
- ermeni kini2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- günün sözü2
- soğuk suyla duş alan insan3
- gammazlama yapmamak12
- kaşlarını alan erkek3
- 21 gün diyetteyim2
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- haysenin1212
- ölüm4
Bir dönem yaşadığım durumdur.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
güncel Önemli Başlıklar
