bugün
- öbür sözlük2
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- borsa3
- günün tweeti3
- yeni parti39
- odanın içine baykuş girmesi9
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- diamond bosphorus7
- havanın kapalı olması2
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- anın görüntüsü9
- sözlük kezoları7
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- meyveli soda içen erkek7
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- parmak patates vs elma dilim patates7
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- nervio35
- en güzel sevişme13
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- güne bir şarkı bırak14
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- soğan salatası6
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- bu koyden olsam ne olacak18
- türkler barbar ve köpektir7
- iştahın kapanması7
- gece yatağın altından uzanan el5
- cinleri olan sözlük kızı5
- kasiyer kıza nasıl açılırım23
- velvet53
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- cin mısır kabilesi5
- enayimiknatisii10
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- ben ahbap derneğine güveniyorum17
Bir dönem yaşadığım durumdur.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar