bugün
- şiir yazan erkek16
- çağla idi19
- sözlükteki flört listem8
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz12
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı8
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler9
- çok bekar olan sözlük kızı6
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması18
- sarapci koala hatayi29
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- arkadaşlar özür dilerim11
- neden bu kadar kişi online5
- traveler vs iock6
- beni linç ettiler abi6
- sevişmek istenen ünlüler7
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri22
- sözlükteki linç kültürü5
- sevgi yeter mi3
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- köfteci yusuf5
- beybi leydi seksiliği6
- politize olmuş sözlük erkeği5
- fusya semsiyeli yabanci7
- sürekli sözlük içi başlıklara yazıp forum yapmak3
- doblolu enişte4
- kanka ayağı gt ayağı gibi takılan sözlük yazarı3
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- kadınları susturmanın en iyi yolu7
- karşı cinse sorulan sorular8
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- konyalıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- gocu abi7
- ölmeden önce kimlerle beraberseniz6
- özelden alet fotosu atan erkek yazar3
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- sözlüğe kız erkek tavlamak için gelen tipler3
- başım ağrıyor2
- kafaya sıkmak2
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- bu başlık altında saçmalıyoruz7
- viski kola15
- bulgur pilavı ve yoğurt3
- şaka yapıyorum ama kızmıyorsun di mi3
- politize politize bakmak3
- orman meyveli içecek içen erkek7
- hava soğudu ulan11
- kurtuluş savaşı2
- uludağ sözlüğe darbe4
Bir dönem yaşadığım durumdur.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
Yaklaşık bir sene boyunca bir dersanede çalıştım. Ufak butik bir dersane ki öğretmen değilim aslında. Başlarda her şey güzel giderken sonra ne olduysa patladı. Bulunduğum durumdan razı olamadım galiba. Önce sürekli hasta olmaya başladım. Sonra acillik olacak kıvama geldim. Para mıydı mesele? Diye soracaksınız. Bir müddet evet. Sonra para işi de geçti. Başka sebeplerim vardı.
Aslına bakarsanız diğer büyük dersanelere nazaran baya rahat çalışma koşulum vardı. "o zaman sana rahat battı" deyişini duyuyorum çiko. Öyle değil. Şartlar rahat ama insanlar rahatsızdı. Mesela en doğruyu kendilerinin savunduğunu zanneden insanlar vardı. Bazen ortaya atılıp felsefe yapasım geliyordu da susup bu iğrençliği her öğle arası izlemeye devam ettim.
Bir müddet sonra katılmadığım fikirlere karşı koymaya başladım. Kaba değil gayet sakince. Sonra aldığım tepki daha komik "sen bir değiştin sanki".
insanlar gerçekten bu noktada iğrençleşiyor. Sen susup tepkisiz onu dinlersen harikasın. Ama eğer anti teze sahipsen veya bunu belirttiysen değişti oluyor. Hayır pokemon, saçmalığınıza katlanamıyorum. Mesele buydu.
Kibir gerçekten benliği sardığında, dünya sadece sizden ibaret oluyor. Hani o küçük dağları ben yarattımcılar çıkıyor ortaya. Lan olm yaratmadın ordan viyadük geçirdiler dağlarına diyorsun ama nafile.
Neyse ne diyorduk kibir. Bu konu başlığı altında çağımızın en yaygın hastalığı "ben bildimcilik". Şimdi iblis'e bakıyorum. Haa diyorum sen kibirsin. Sonra masada oturup konuşan tiplere bakıyorum. Ooo diyorum sen de kibirsin.
Nefsin en ciddi hastalığı. Aslında nefsin bizatihi kendisi kibir. Bir derviş demişti;
insanoğlu bu alemde ilah olmadığını anladığında çok geç olacak.
insan karşıdaki insana baktığında yansımasını izler de diyenler vardır. Doğrudurlar elbette..
Beni bu kadar rahatsız etmesi belki de kendi içimde ciddi bir kibir barındırmamdı. E kişi içinde olduğu denizin bulanık mı berrak mı olduğunu anlamıyor ki. Napsın..
Belki fikirlerim doğru değildi. Bilmiyorum. insanları yanlış analiz ettim bilemiyorum. Ama şu var ki insanoğlu her gün nefsinden olan parçalarını atmosfere bırakıyor. Ve bu bıraktıkları da diğer insanlara çarpıyor ve çoğalıyor. Katı, despot bir bünye var oluyor. Kendinden olmayana düşman bir bünye. O noktada çözüm yok. Yıllanmış kaleleri yıkmak benim işim değil. Rabb biliyordur ne yapacağını. Zaten tek bilen o, dememiş miydik?
Bilmek ki erdem olmasıyla beraber, bilmediğini kavramak hakikatı gösteriyor.
Neyse işte. Çalıştık öyle. O zaman nasip oydu, şimdi nasip bu. Senaryo o'nun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar