bugün
- iyi menemenin sırrı17
- sözlüğün yeni tasarımı13
- muslettin amca23
- sigara içmek7
- gece gelen açlık4
- insanlık nasıl geliştirilebilir5
- fatma betül sayan kaya8
- sözlüğe ne oldu5
- yeraltı varlıkları7
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- mehmet şimşek5
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- pankek8
- michael myers3
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- aşk bir yemek olsaydı8
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- memeliler kaça ayrılır2
- üniversite yıllarını özlemek4
- hangi yemek nerede yenir4
- ucanpembekoala4
- 5 kasım 2026 mehmet şimşek açıklaması2
- kendimi intihar edeceğim2
- dingiringi ringi ringi dingiringi ringi ringi3
- şaka maka 7 yıllık yazar olmak3
- karpuzcu libos panda2
- caligula'nın korkusu5
- mısır ekmeği2
- recep tayyip erdoğan2
- kum dökmek4
- gece yolculuğu2
- hayatın anlamı ne3
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi2
- gülşen in memeleri14
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız4
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- ataşehir de rastgele ateş açılması4
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- olmayınca olmaması4
- yahudiye3
- bira ile aspirin icmek2
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı8
dünyalara değişilmeyecek şeydir, hakikaten o gözlerindeki parıltı bambaşkadır.. günahsız ve temiz ve hiçbir şeyden habersiz..
bugün yine işteyim, akşam iftar saatleri servis atıyorum sağa sola, ah ulan istanbul diyorum içimden doyar mısın sen ha?...
neyse akordeon zaman notalarına basa basa içimdeki bessle salınıyorum yine cadde sokak, mermer kaldırım, viraj sapak..
ziya ağır ağır yerini sedefe bırakıyor, hepsi ne için? gelecek dücâ için, ezana milimetrik dakikalar var, şehir açmış ağzını iftarını bekliyor, caddeler yavaşça boşalırken evlerin ışıkları ahenkte..
iki tane sipariş aldım pouch'a taktım anahtarı bastım marşa, rütbe ne yazık ki maraşaldan aşaaa...
gittim ilkine no:51 daire 5..
zile tıngırdattım, bir vakit sonra kapı açıldı.. daldım içeri "merhabalar" dedim, uzattım siparişi annesine, o sıra işte hikayenin kahramanı o sevimli mi sevimli, saful mu saful minnak mı minnak, bal tatlısı, şirin surat, pıtırcıklar abidesi, nazlı, balak suratlı karanfil yanaklı zebercet dişli, pırlanta gülüşlü, küçük kız çıktı.
oyuncağını uzattım, al bakalım dedim gülerek, aldı.. ama muncurlarını o dakika astı, işte ben o an dedim ki, oğuz olum ben bitmişim, ben benden geçmişim..
tok bir sesle "anne ben barbili istiyordum ama bu barbili değil diye küstü" annesi de teselli olsun diye, barbili kalmamış kızım ellerinde ondan bunu göndermişler yok o oyuncak olsa onu getirirdiler dedi..
o an, yine bizim dünya tatlısı ama ben bunu istemiyorum anne, reklamda görmüştüm kapı açılıyoydu baybi çıkıyoydu ben onu isitiyoyum dedi..
şöyle bir an, hayatıma flashback çaktım ulan dedim oğuz, bunca yıl fakirlik içinde kulaç attın, çok fakirdin hiçbir istediğin olmuyordu, hatta o kadar fakirdin ki, bir şey istemeye bile yüzün yoktu bildiğin için isteyemiyordun... ama bu işin fakirlikle de alakası yoktu bir bakıma bazen, çocuktu o sonuçta o an öyle ümid etmişti öyle olmasını istiyordu..
o an o barbili oyuncağı çok istiyordu ve olmamıştı, insan zaten ne kadar zengin olsa da elinde olmayanın fakiri değil midir dedim kendi kendime, içimde endemik spesifik felsefik fırtınalar ceryan-ı vuku ediyordu..
o balak suratlı sevimli yumurcak kafaya istediğini getirmek istiyordum.. bekle dedim sana getireceğim barbili oyuncağını...
döndüm, direksiyona pounch'a koyduğum ikinci paketi vermeye koyuldum, içimde onu sevindirebileceğim ümidi ile basıp gittim, hep geçmişimi düşündüm, sen yapamadın bari minnakın içinde kalmasın dedim, çocukta olsa sonuçta hatırlıyor elde edemediklerini..
derken döndüm dükkana, müdürün yanına gittim tam paydos saatim, hesabımı al müdür dedim (iftara yetişmem gerek çünkü) saat 20:35 suları.. hesabı verdim çıkıyorum, ama öyle çıkar mıyım, minnakın oyuncağı aklımda...
diğer restaurant müdürüne gittim, bana oradan bir tane barbili oyuncak ver dedim, 6 göz oyuncak sepeti var, yok elimizde barbili oyuncak demesin mi, o an tevafukun iğne deliği işte içimdeki bir parça umut falezinden kopuverdi..
iyice bak dedim ya nasıl olmaz, kasa olmuş rush, diğer servis gırla kaynıyor.. resmen müdürü o işe koştum, takdir-i ilahi, o kadar yokun arasında nihayet bir barbili oyuncak çıktı, ulan çocuktan daha fazla ben sevindim, çünkü onu sevindirebileceğime seviniyordum sadece...
gözlerim parıldadı, elime bir Kraft poşet aldım, şahsi motoruma binip evin yoluna koyuldum, ama gideceğim yer az ilerdeydi, her gün gittiğim rotadan değilde minnakım için oradan geçecektim, gaza bastım hemen geldim...
ikisininde bir şeyden haberi yok, ilk verdiğim oyuncağı çoktan memnuniyetsizlikle bile olsa açmış.. bundan da benim haberim yok tabi..
zile bastım tekrar, annesi şöyle kafayı uzattı baktı tanımadı biraz şaşırdı, çünkü sivil kıyafetlerime bürünmüştüm biraz eve gidiyorum diye..
sonra simaen hatırladı çünkü max 20 dakika önce oradaydım.. elimde ki poşetten barbili oyuncağı çıkartıp annesine uzattım, "ay inanamıyorum size" deyip şaşırdı o ara minnak hemen koştu, oyuncağı annesi hemen ona uzattı, oy oy oy, böyle bir sevinme yok aa barbi barbi barbi diye tepindi, o kadar sevindi ki bana teşekkür etmeyi bile unuttu.. gözleri parıldadı, abi teşeyyküy edeyim gibi yarım yamalak bir cümle söyledi..
bende bay bay deyip el sallayıp, uzaklaştım, ve evime doğru yola koyuldum...
o an içimde çok deli şeyler oldu, ulan oğuz dedim işe yaramaz etmezsin ama bir çocuğun sevinmesine vesile oldun ya bugün yine iyisin dedim, içimde gereksiz bir ferahlık ve rahatlık geldi müsterih oldum.. sanki sanırsın ki, 7 kıtayı kuşatmışım, marsta kabak tatlısı yerken dünyayı seyrediyorum..
öyle bir ahvâle büründüm, bu da biliyorum o günahsız sayesindedir, bunları yazarken bile onun o sevinci aklımda, ve sırıtıyorum..
birazdan uyanır belki, oyuncağı ile oynar, o deli gönülle beni de hiç hatırlamaz. en güzeli bu..
bugün yine işteyim, akşam iftar saatleri servis atıyorum sağa sola, ah ulan istanbul diyorum içimden doyar mısın sen ha?...
neyse akordeon zaman notalarına basa basa içimdeki bessle salınıyorum yine cadde sokak, mermer kaldırım, viraj sapak..
ziya ağır ağır yerini sedefe bırakıyor, hepsi ne için? gelecek dücâ için, ezana milimetrik dakikalar var, şehir açmış ağzını iftarını bekliyor, caddeler yavaşça boşalırken evlerin ışıkları ahenkte..
iki tane sipariş aldım pouch'a taktım anahtarı bastım marşa, rütbe ne yazık ki maraşaldan aşaaa...
gittim ilkine no:51 daire 5..
zile tıngırdattım, bir vakit sonra kapı açıldı.. daldım içeri "merhabalar" dedim, uzattım siparişi annesine, o sıra işte hikayenin kahramanı o sevimli mi sevimli, saful mu saful minnak mı minnak, bal tatlısı, şirin surat, pıtırcıklar abidesi, nazlı, balak suratlı karanfil yanaklı zebercet dişli, pırlanta gülüşlü, küçük kız çıktı.
oyuncağını uzattım, al bakalım dedim gülerek, aldı.. ama muncurlarını o dakika astı, işte ben o an dedim ki, oğuz olum ben bitmişim, ben benden geçmişim..
tok bir sesle "anne ben barbili istiyordum ama bu barbili değil diye küstü" annesi de teselli olsun diye, barbili kalmamış kızım ellerinde ondan bunu göndermişler yok o oyuncak olsa onu getirirdiler dedi..
o an, yine bizim dünya tatlısı ama ben bunu istemiyorum anne, reklamda görmüştüm kapı açılıyoydu baybi çıkıyoydu ben onu isitiyoyum dedi..
şöyle bir an, hayatıma flashback çaktım ulan dedim oğuz, bunca yıl fakirlik içinde kulaç attın, çok fakirdin hiçbir istediğin olmuyordu, hatta o kadar fakirdin ki, bir şey istemeye bile yüzün yoktu bildiğin için isteyemiyordun... ama bu işin fakirlikle de alakası yoktu bir bakıma bazen, çocuktu o sonuçta o an öyle ümid etmişti öyle olmasını istiyordu..
o an o barbili oyuncağı çok istiyordu ve olmamıştı, insan zaten ne kadar zengin olsa da elinde olmayanın fakiri değil midir dedim kendi kendime, içimde endemik spesifik felsefik fırtınalar ceryan-ı vuku ediyordu..
o balak suratlı sevimli yumurcak kafaya istediğini getirmek istiyordum.. bekle dedim sana getireceğim barbili oyuncağını...
döndüm, direksiyona pounch'a koyduğum ikinci paketi vermeye koyuldum, içimde onu sevindirebileceğim ümidi ile basıp gittim, hep geçmişimi düşündüm, sen yapamadın bari minnakın içinde kalmasın dedim, çocukta olsa sonuçta hatırlıyor elde edemediklerini..
derken döndüm dükkana, müdürün yanına gittim tam paydos saatim, hesabımı al müdür dedim (iftara yetişmem gerek çünkü) saat 20:35 suları.. hesabı verdim çıkıyorum, ama öyle çıkar mıyım, minnakın oyuncağı aklımda...
diğer restaurant müdürüne gittim, bana oradan bir tane barbili oyuncak ver dedim, 6 göz oyuncak sepeti var, yok elimizde barbili oyuncak demesin mi, o an tevafukun iğne deliği işte içimdeki bir parça umut falezinden kopuverdi..
iyice bak dedim ya nasıl olmaz, kasa olmuş rush, diğer servis gırla kaynıyor.. resmen müdürü o işe koştum, takdir-i ilahi, o kadar yokun arasında nihayet bir barbili oyuncak çıktı, ulan çocuktan daha fazla ben sevindim, çünkü onu sevindirebileceğime seviniyordum sadece...
gözlerim parıldadı, elime bir Kraft poşet aldım, şahsi motoruma binip evin yoluna koyuldum, ama gideceğim yer az ilerdeydi, her gün gittiğim rotadan değilde minnakım için oradan geçecektim, gaza bastım hemen geldim...
ikisininde bir şeyden haberi yok, ilk verdiğim oyuncağı çoktan memnuniyetsizlikle bile olsa açmış.. bundan da benim haberim yok tabi..
zile bastım tekrar, annesi şöyle kafayı uzattı baktı tanımadı biraz şaşırdı, çünkü sivil kıyafetlerime bürünmüştüm biraz eve gidiyorum diye..
sonra simaen hatırladı çünkü max 20 dakika önce oradaydım.. elimde ki poşetten barbili oyuncağı çıkartıp annesine uzattım, "ay inanamıyorum size" deyip şaşırdı o ara minnak hemen koştu, oyuncağı annesi hemen ona uzattı, oy oy oy, böyle bir sevinme yok aa barbi barbi barbi diye tepindi, o kadar sevindi ki bana teşekkür etmeyi bile unuttu.. gözleri parıldadı, abi teşeyyküy edeyim gibi yarım yamalak bir cümle söyledi..
bende bay bay deyip el sallayıp, uzaklaştım, ve evime doğru yola koyuldum...
o an içimde çok deli şeyler oldu, ulan oğuz dedim işe yaramaz etmezsin ama bir çocuğun sevinmesine vesile oldun ya bugün yine iyisin dedim, içimde gereksiz bir ferahlık ve rahatlık geldi müsterih oldum.. sanki sanırsın ki, 7 kıtayı kuşatmışım, marsta kabak tatlısı yerken dünyayı seyrediyorum..
öyle bir ahvâle büründüm, bu da biliyorum o günahsız sayesindedir, bunları yazarken bile onun o sevinci aklımda, ve sırıtıyorum..
birazdan uyanır belki, oyuncağı ile oynar, o deli gönülle beni de hiç hatırlamaz. en güzeli bu..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar