bugün
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı16
- g i l d e d l i l y27
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması5
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- ankara6
- uzun boylu ve büyük ayaklı kadın tatlışlığı4
- kliniğe gittim klinikten geldim10
- 170 erkek tatlılığı3
- arkadaşlar ben mi selena gomez mi3
- arkadaşlar kafam süper3
- kürtler5
- selena gomezden güzelinin mahallelerde olması3
- dolar isterse 100 olsun38
- bu gece yıkıyoruz sözlüğü2
- sigara şöbiyet seks4
- yaşlı yuzırlar ölsün be2
- ölmedeyiz uludağ sözlük12
- game of thrones taki kerhaneci16
- kadınınızı çalıştırır mısınız9
- erkek evi tek başına geçindirmek zorunda değildir6
- erecto don don birader bey2
- yeni parti de bölünebilir10
- tavuklu salata4
- nah sana oy17
- yakub'un sekizinci oğlu2
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- erdem atay2
- babanın tüm mirası küçük kardeşe bırakması2
- gürcistan göçmenleri13
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- evlenmek6
- rum sultanlığı3
- filenin sultanları'nın letonya'yı 3 0 yenmesi2
- anın görüntüsü17
- isabela santos3
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- 21 ağustos 2026 türkiye letonya voleybol maçı4
- almanya'da yaşayıp arabasına tuğra yapıştıran tip6
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- bioxinin forte2
- almancıları sevmemek11
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler6
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- fino köpeğine verilebilecek isimler3
- gemini man vs simko33
Doğduğunda, bir kangren soğuğunun hazanına, Kanla terbiye edilmiş, koca kafası ve iri bedeniyle örtülere sarıp sarmalanan, ilk nefesini bozkırın merhametsiz bilgeliğinden alan, dimağı gelişmeye fırsat bulamamış genç ölülerin ve gelişmeye hiçbir zaman fırsat bulamayacak yaşı geçkin soluk alıp veren ölülerin arasından sıyrılıp da, masum bir gelin duvağının altında savunmasız uykulara dalan, sevginin dolayımlandığı, öfkenin doğrudanlaştırıldığı bir kültürden nasiplenerek büyümek, ne denli yekpare kılabilirse bir ruhu; ben de o denli yekpareyim işte...
Ne çok acı var diyen zarafetin, masif kıvamındaki karşılığıyım ben...
En az toprağın kadar acımasız,
En az toprağın kadar kavruğum.
Paramparçayım!
Anlıyorsun değil mi?
Acılarımdan bir doğru oluşturamazsın...
Tebessümlerin aynı doğrultuda ilerlediği güvenilir tekdüzelikler, seyirlik bir oyun gibi,
Boğulduğum suların sürekli değişen tadına anlam veremeyişlerim bundandır, belli…
--spoiler--
Durmadan bölünüyorum
Katmerli hüznün zerresine
--spoiler--
Öylesine çok ki parçam, daha silueti gözbebeklerine düşmemiş bir yığın güzellik ve acı varken şu ruy-i zeminde, gözlerini toprak altındaki hülyalara kapatmayı seçtiğin gündeki parçalarımla, elimi göğsüme bastırmak zorunda kaldığım gecelerin bozkır ıslıklı seslerinde kaybettiğim parçalarımı bir araya getirmeye çalışsam, Korkarım ki, hançeremden meczup bir sada yükselecek yattığın mezarın kül rengi coğrafyasına!
--spoiler--
Ayrılıyorum,
Yollar gibi...
--spoiler--
Ve şimdi, bozkır yanığı ellerimi bir tarafa bırak.
Kız saçı dedikleri tütünün sarımtırak bir buhranla parmaklarımıza sindiği o kadim şehrin izbe hikâyeler türeten gecelerini anlatmalıyım sana…
Dideban tepesinin böğrünü ak bir hançerle ortadan ikiye bölen kuzey soğuklarına baktığım gün ve gecelerde, bizi biz yapan bitimsiz ayrılığın varlığına rağmen kurduğum tümleşik hayallerin safiyetini dinle...
Belki bir kurt uluması değil, lakin bir tilki sinsiliğine yatmış yosun renkli cemiyetlerin ihanet çemberini yırtıp da saf rüyasına daldığım satırlardan müteşekkil resimlerin sana ne denli benzediğini, bol yıldızlı gecede gözlerini, akan suyun sesinde kırılgan mırıltını seyreyleyip de gizliden gizliye sigara içtiğim boynuz şehrinin saklı heybetini dinle…
Dağların döşünde kaynayan uysal bir pınarın, beyaza kesen dehşetengiz öfkesini diz üstü çökerek dinlediğim saatlerde, beni durmadan sana götüren o yağız atın suya öykünerek doludizgin bir serkeşlik tutturduğunu, göğsüme çöken sancıdan anlayıp da ölüm şarkısını terennüm ettiğim sarhoşluk hallerimi dinle...
Ah şu mezar taşları…
Geçip gidiversemler eşliğindeki göz teması dilemmalarında kalakalmalara yenik düşmenin ne denli ağır bir irin olduğunu bilsen keşke…
Bilsen keşke de, gözleri meçhul, elleri meçhul, hikâyesi ve eceli meçhul bir çocuk mezarı başında cerehat acısı çekerek yakarmanın nasıl bir tutunamamışlık olduğunu anlatabilsem sana…
Gözlerinden, o koca gözlerinden doyasıya öpebilsem…
--spoiler--
Varlığım,
Yokluğun,
Yani Bir efsun şalına bürünmüş kül rengi hakikatimiz,
Paramparçadır...
--spoiler--
Ne çok acı var diyen zarafetin, masif kıvamındaki karşılığıyım ben...
En az toprağın kadar acımasız,
En az toprağın kadar kavruğum.
Paramparçayım!
Anlıyorsun değil mi?
Acılarımdan bir doğru oluşturamazsın...
Tebessümlerin aynı doğrultuda ilerlediği güvenilir tekdüzelikler, seyirlik bir oyun gibi,
Boğulduğum suların sürekli değişen tadına anlam veremeyişlerim bundandır, belli…
--spoiler--
Durmadan bölünüyorum
Katmerli hüznün zerresine
--spoiler--
Öylesine çok ki parçam, daha silueti gözbebeklerine düşmemiş bir yığın güzellik ve acı varken şu ruy-i zeminde, gözlerini toprak altındaki hülyalara kapatmayı seçtiğin gündeki parçalarımla, elimi göğsüme bastırmak zorunda kaldığım gecelerin bozkır ıslıklı seslerinde kaybettiğim parçalarımı bir araya getirmeye çalışsam, Korkarım ki, hançeremden meczup bir sada yükselecek yattığın mezarın kül rengi coğrafyasına!
--spoiler--
Ayrılıyorum,
Yollar gibi...
--spoiler--
Ve şimdi, bozkır yanığı ellerimi bir tarafa bırak.
Kız saçı dedikleri tütünün sarımtırak bir buhranla parmaklarımıza sindiği o kadim şehrin izbe hikâyeler türeten gecelerini anlatmalıyım sana…
Dideban tepesinin böğrünü ak bir hançerle ortadan ikiye bölen kuzey soğuklarına baktığım gün ve gecelerde, bizi biz yapan bitimsiz ayrılığın varlığına rağmen kurduğum tümleşik hayallerin safiyetini dinle...
Belki bir kurt uluması değil, lakin bir tilki sinsiliğine yatmış yosun renkli cemiyetlerin ihanet çemberini yırtıp da saf rüyasına daldığım satırlardan müteşekkil resimlerin sana ne denli benzediğini, bol yıldızlı gecede gözlerini, akan suyun sesinde kırılgan mırıltını seyreyleyip de gizliden gizliye sigara içtiğim boynuz şehrinin saklı heybetini dinle…
Dağların döşünde kaynayan uysal bir pınarın, beyaza kesen dehşetengiz öfkesini diz üstü çökerek dinlediğim saatlerde, beni durmadan sana götüren o yağız atın suya öykünerek doludizgin bir serkeşlik tutturduğunu, göğsüme çöken sancıdan anlayıp da ölüm şarkısını terennüm ettiğim sarhoşluk hallerimi dinle...
Ah şu mezar taşları…
Geçip gidiversemler eşliğindeki göz teması dilemmalarında kalakalmalara yenik düşmenin ne denli ağır bir irin olduğunu bilsen keşke…
Bilsen keşke de, gözleri meçhul, elleri meçhul, hikâyesi ve eceli meçhul bir çocuk mezarı başında cerehat acısı çekerek yakarmanın nasıl bir tutunamamışlık olduğunu anlatabilsem sana…
Gözlerinden, o koca gözlerinden doyasıya öpebilsem…
--spoiler--
Varlığım,
Yokluğun,
Yani Bir efsun şalına bürünmüş kül rengi hakikatimiz,
Paramparçadır...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar