bugün
- izmir de başörtülü kadını sahilden kovan seküler14
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması20
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- ilk buluşmada kızı lahmacuncuya götüren erkek7
- kadınların piç erkek tercihi8
- üstünlük kompleksi vs aşağılık kompleksi4
- sersem herif6
- zihni göktay9
- evlenilmeyecek kız tipi5
- brezilya milli futbol takımı2
- yeni yazarlara öneriler8
- yön duygusuna sahip olmamak4
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler12
- sözlükte kavga olmayacak hissi6
- velvet ile ismet gürbüzün ortak noktaları6
- saraca finch house12
- unutulmayan duvar yazıları7
- nato toplantısı anısına basılan 5 tl7
- öbür sözlüğün dağılıyor olması5
- mel mel bakan adama gülümsemek11
- carlo ancelotti2
- gocu buraya bak parlak çocuk10
- neymar2
- apophis göktaşı'nın 2029 da dünya'ya yakın geçişi2
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam6
- yutar mısınız3
- 2026 dünya kupası25
- erling braut haaland6
- değersizlik hissi6
- beni de gammaz yapın5
- heyt bea2
- ragnar rockefeller38
- futbol21
- şeriatçıyım deyip ingiltere ye sığınmak3
- karı kıza para yedirir misiniz5
- ata demirer'in deniz göktaş eleştirisi3
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller6
- yaş ilerledikçe fark edilen şey8
- keloğlan'ın balkıza aşık olması4
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı6
- yakışıklı olan ama sevgilisi olmayan erkek3
- insanların neden böyle olması7
- pandela 320
- arkadaşlar rahatsızsanız gidebilirim3
- sevilen kadının orasını burasını yalamak6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları27
- deniz göktaş37
- yılın ilk denize girişi3
- günün şiiri20
- nickli başlık açacak kadar acınası durumda olmak2
2003 yapımı hineer salem filmi.
naif bir film. karlar altında sıcak bir film. mesafeli bir film ama çok tanıdık insanların olduğu. bizden bir film. sovyetler çöktükten sonra ne yapacağını bilmez, beş parasız insanların karlar altındaki bir köyde yaşamaya çalışmalarını anlatıyor. insanlar nasıl orospu olur onu anlatıyor. iletişim sorunu çeken insanlar nasıl aşk yaşar onu anlatıyor. içine kapanık ve tüm dünyadan soyutlanmış bir yerde sıkışmış insanlar nasıl aynılaşır onu anlatıyor. çıldırmamak için böyle bir yerde ufak ama çok ufak mutluluklar lazım gelir onu anlatıyor. minicik hikayesi ve görece kısa süresi ile çok şey anlatıyor. bakışlar, ufak jestler, hayal kırıklıkları, tombe la neige'yi söyleyen şöför, kocasına mezar taşından kızıp somurtan kadın, piyano çalan kız, karların içindeki sandalyeler, sağa sola amaçsızca koşturan atlı. minimalist sinemadan etkilenmiş bir aki kaurismaki filmi hissi veren karelerle az malzemeden çok şey çıkarıyor. o kadar tanıdık ezgiler var ki filmde, o kadar bizden adetler bizden tavırlar, huylar. bu kadar biribirne benzeyen iki millet nasıl bu hale gelmiş diye düşünmemek imkansız. aynı şarkıları dinliyoruz, hayatı aynı frekasnta yaşıyoruz, birbirimize çok benziyoruz. bir ermeni köyünü dilden arındırırsak eğer aradaki çizgiyi ayıt etmek çok zor onu görüyoruz.
menfi kısmı için çok fazla şey söylememek istemekle beraber kürt yönetmenin araya sıkıştırdığı kurdistan posterlerinin çokça sırıttığını, 1915'e yaptığı göndermelerin çok lüzumsuz durduğunu eklemek isterim. mesele bunları dile getirmek değil ama eğer tüm bunları filme yediremezseniz ve böyle sadece 'olmuş olsun diye' araya sıkıştırırsanız tüm o samimi havayı dağıtabilirsiniz. salem' in samimiyeti konusunda şüpheleri olan birisi olarak bu ufak bir kaç ayrıntıyı filmin genel masum, yumuşak havasını zedeledğini ve propoganda sularına girdiği için üzülerek seyrettim.
naif bir film. karlar altında sıcak bir film. mesafeli bir film ama çok tanıdık insanların olduğu. bizden bir film. sovyetler çöktükten sonra ne yapacağını bilmez, beş parasız insanların karlar altındaki bir köyde yaşamaya çalışmalarını anlatıyor. insanlar nasıl orospu olur onu anlatıyor. iletişim sorunu çeken insanlar nasıl aşk yaşar onu anlatıyor. içine kapanık ve tüm dünyadan soyutlanmış bir yerde sıkışmış insanlar nasıl aynılaşır onu anlatıyor. çıldırmamak için böyle bir yerde ufak ama çok ufak mutluluklar lazım gelir onu anlatıyor. minicik hikayesi ve görece kısa süresi ile çok şey anlatıyor. bakışlar, ufak jestler, hayal kırıklıkları, tombe la neige'yi söyleyen şöför, kocasına mezar taşından kızıp somurtan kadın, piyano çalan kız, karların içindeki sandalyeler, sağa sola amaçsızca koşturan atlı. minimalist sinemadan etkilenmiş bir aki kaurismaki filmi hissi veren karelerle az malzemeden çok şey çıkarıyor. o kadar tanıdık ezgiler var ki filmde, o kadar bizden adetler bizden tavırlar, huylar. bu kadar biribirne benzeyen iki millet nasıl bu hale gelmiş diye düşünmemek imkansız. aynı şarkıları dinliyoruz, hayatı aynı frekasnta yaşıyoruz, birbirimize çok benziyoruz. bir ermeni köyünü dilden arındırırsak eğer aradaki çizgiyi ayıt etmek çok zor onu görüyoruz.
menfi kısmı için çok fazla şey söylememek istemekle beraber kürt yönetmenin araya sıkıştırdığı kurdistan posterlerinin çokça sırıttığını, 1915'e yaptığı göndermelerin çok lüzumsuz durduğunu eklemek isterim. mesele bunları dile getirmek değil ama eğer tüm bunları filme yediremezseniz ve böyle sadece 'olmuş olsun diye' araya sıkıştırırsanız tüm o samimi havayı dağıtabilirsiniz. salem' in samimiyeti konusunda şüpheleri olan birisi olarak bu ufak bir kaç ayrıntıyı filmin genel masum, yumuşak havasını zedeledğini ve propoganda sularına girdiği için üzülerek seyrettim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar