bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- canım ıspartam5
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak6
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır6
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- akplisin yani27
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- duanın bir şeye yaramaması27
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- biberiye turşusu5
- 90lar2
- her şeye neden diye sormak4
- fon vurgunu52
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar2
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı24
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- hiç uçağa binmemek2
- erzurum vs sivas3
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- ay bayılazaam3
- fatma betül sayan kaya22
- aykirikadin13
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de5
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- ne yapıyorsun8
- ielts2
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- akp li akp li bakan tip8
- neden 50 tane arap devleti var12
- çirkin ama fakir erkek7
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- ona bir cümle bırak2
- akşamki tantana15
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- geliyorum diyen erkek4
- 9 5 çalışan ipneler12
- terlikle döven anne13
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- bugün uyuyakalmışım11
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- at gözlüklü insanlar6
- sözlük çok bozdu4
- kısa boylu ama kaba erkek3
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
2003 yapımı hineer salem filmi.
naif bir film. karlar altında sıcak bir film. mesafeli bir film ama çok tanıdık insanların olduğu. bizden bir film. sovyetler çöktükten sonra ne yapacağını bilmez, beş parasız insanların karlar altındaki bir köyde yaşamaya çalışmalarını anlatıyor. insanlar nasıl orospu olur onu anlatıyor. iletişim sorunu çeken insanlar nasıl aşk yaşar onu anlatıyor. içine kapanık ve tüm dünyadan soyutlanmış bir yerde sıkışmış insanlar nasıl aynılaşır onu anlatıyor. çıldırmamak için böyle bir yerde ufak ama çok ufak mutluluklar lazım gelir onu anlatıyor. minicik hikayesi ve görece kısa süresi ile çok şey anlatıyor. bakışlar, ufak jestler, hayal kırıklıkları, tombe la neige'yi söyleyen şöför, kocasına mezar taşından kızıp somurtan kadın, piyano çalan kız, karların içindeki sandalyeler, sağa sola amaçsızca koşturan atlı. minimalist sinemadan etkilenmiş bir aki kaurismaki filmi hissi veren karelerle az malzemeden çok şey çıkarıyor. o kadar tanıdık ezgiler var ki filmde, o kadar bizden adetler bizden tavırlar, huylar. bu kadar biribirne benzeyen iki millet nasıl bu hale gelmiş diye düşünmemek imkansız. aynı şarkıları dinliyoruz, hayatı aynı frekasnta yaşıyoruz, birbirimize çok benziyoruz. bir ermeni köyünü dilden arındırırsak eğer aradaki çizgiyi ayıt etmek çok zor onu görüyoruz.
menfi kısmı için çok fazla şey söylememek istemekle beraber kürt yönetmenin araya sıkıştırdığı kurdistan posterlerinin çokça sırıttığını, 1915'e yaptığı göndermelerin çok lüzumsuz durduğunu eklemek isterim. mesele bunları dile getirmek değil ama eğer tüm bunları filme yediremezseniz ve böyle sadece 'olmuş olsun diye' araya sıkıştırırsanız tüm o samimi havayı dağıtabilirsiniz. salem' in samimiyeti konusunda şüpheleri olan birisi olarak bu ufak bir kaç ayrıntıyı filmin genel masum, yumuşak havasını zedeledğini ve propoganda sularına girdiği için üzülerek seyrettim.
naif bir film. karlar altında sıcak bir film. mesafeli bir film ama çok tanıdık insanların olduğu. bizden bir film. sovyetler çöktükten sonra ne yapacağını bilmez, beş parasız insanların karlar altındaki bir köyde yaşamaya çalışmalarını anlatıyor. insanlar nasıl orospu olur onu anlatıyor. iletişim sorunu çeken insanlar nasıl aşk yaşar onu anlatıyor. içine kapanık ve tüm dünyadan soyutlanmış bir yerde sıkışmış insanlar nasıl aynılaşır onu anlatıyor. çıldırmamak için böyle bir yerde ufak ama çok ufak mutluluklar lazım gelir onu anlatıyor. minicik hikayesi ve görece kısa süresi ile çok şey anlatıyor. bakışlar, ufak jestler, hayal kırıklıkları, tombe la neige'yi söyleyen şöför, kocasına mezar taşından kızıp somurtan kadın, piyano çalan kız, karların içindeki sandalyeler, sağa sola amaçsızca koşturan atlı. minimalist sinemadan etkilenmiş bir aki kaurismaki filmi hissi veren karelerle az malzemeden çok şey çıkarıyor. o kadar tanıdık ezgiler var ki filmde, o kadar bizden adetler bizden tavırlar, huylar. bu kadar biribirne benzeyen iki millet nasıl bu hale gelmiş diye düşünmemek imkansız. aynı şarkıları dinliyoruz, hayatı aynı frekasnta yaşıyoruz, birbirimize çok benziyoruz. bir ermeni köyünü dilden arındırırsak eğer aradaki çizgiyi ayıt etmek çok zor onu görüyoruz.
menfi kısmı için çok fazla şey söylememek istemekle beraber kürt yönetmenin araya sıkıştırdığı kurdistan posterlerinin çokça sırıttığını, 1915'e yaptığı göndermelerin çok lüzumsuz durduğunu eklemek isterim. mesele bunları dile getirmek değil ama eğer tüm bunları filme yediremezseniz ve böyle sadece 'olmuş olsun diye' araya sıkıştırırsanız tüm o samimi havayı dağıtabilirsiniz. salem' in samimiyeti konusunda şüpheleri olan birisi olarak bu ufak bir kaç ayrıntıyı filmin genel masum, yumuşak havasını zedeledğini ve propoganda sularına girdiği için üzülerek seyrettim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar