bugün
- sözlük yazarlarının salataları8
- yazarların hayattaki başarıları9
- türkiye nin en büyük sorunu11
- 5 bin liranın artık çok küçük para olması7
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi17
- kızı için şoför arayan adamın ilanı6
- yumurta buzdolabında mı saklanır sorunsalı5
- fon vurgunu32
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı11
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- kütüphanede sevişmek3
- sözlük yazarlarının çalışma biçimi4
- fransa da sokak eylemi var diye ağlayan salak4
- istanbul da barajların doluluk oranı2
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- uludağ sözlük iki adımlı doğrulama özelliği2
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- kolye142
- usualsuspects'in ayağı11
- fenerbahçe'nin kalbine hattori hanzo kılıcı2
- genetik determinizm2
- yazarlara gelen son mesaj4
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem4
- laptop anakartı3
- yemen de füze saldırısı 53 ölü2
- 20 lik diş2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- macbookun tamirine 53 bin istenmesi6
- fransa'da 2400 protestocunun tutuklanması3
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- bozo the clown2
- fatma betül sayan kaya7
- uzaylılar diyet yapar mı3
- iş çıkışı bir yerlere gidip bir şeyler yapmak2
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- kadınların yedekte erkek tutması9
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- türk esnafı10
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı2
- iltica26
- 19 ekim 20264
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak3
- türküm doğruyum çalışkanım11
- ishale iyi gelen şeyler4
- kopya çekmenin felsefi meşruiyeti2
- zenginlik göstergesi3
- aöf aşçılık4
beklediğimi alamadığım film.
peki tam olarak neler beklemiştim? "ormanda pusuda yatan tekinsiz yaratıklar" konusu ilk başta oldukça sıkıcı bir 108 dk geçireceğim hissini uyandırmıştı. ama filme bir şans verip biletimi aldım ve izlemeye başladım. yanımdaki "bak kesin şu şunu öldürücek, kesin bu şu çıkıcak" muhabbetindeki sevgili insanları saymazsam bu şansı iyi ki de vermiştim. çünkü beklediğim gibi gitmesini tahmin ettiğim herşey aksi yöne gitti ve filmin rengi yarısını biraz geçtikten sonra değişiverdi.
oldukça güzel bir renkti bu, herşey ayarındaydı. gerek görüntüler gerek kamera açıları gerek oyuncular. filmin verdiği mesajlar da oldukça yerindeydi. asıl konu; "nerde çokluk orda bokluk" olayından kaçmak isteyen bi takım insanın yalanlar üzerine kurulu dürüst ve gizli dünyasıydı.
bu filme gittiğimde neler değişti? adrien brody bir fanatik daha kazandı, night shyamalan ilgimi çekmeye başladı, değişik bir tecrübe oldu, yer yer de gerildim desem yalan olmaz. eklemeden edemeyeceğim ki joaquin phoenix bu filmde çok ilginç bi konumdaydı bana göre. zaten rolü gereği "sus pus takılan sessiz genç" modelindeydi, üstüne bir de filmin yarısı gelmeden komaya girdi. yani kısacası uzun süre göremedik kendisini, ama gördüğümüz anlarda da gözleriyle konuştu resmen. bu açıdan da takdir ettim onu. kendisine verilen en kısa zamanda en iyi işi yapmış.
bence bir yerden edinin ve izleyin.
peki tam olarak neler beklemiştim? "ormanda pusuda yatan tekinsiz yaratıklar" konusu ilk başta oldukça sıkıcı bir 108 dk geçireceğim hissini uyandırmıştı. ama filme bir şans verip biletimi aldım ve izlemeye başladım. yanımdaki "bak kesin şu şunu öldürücek, kesin bu şu çıkıcak" muhabbetindeki sevgili insanları saymazsam bu şansı iyi ki de vermiştim. çünkü beklediğim gibi gitmesini tahmin ettiğim herşey aksi yöne gitti ve filmin rengi yarısını biraz geçtikten sonra değişiverdi.
oldukça güzel bir renkti bu, herşey ayarındaydı. gerek görüntüler gerek kamera açıları gerek oyuncular. filmin verdiği mesajlar da oldukça yerindeydi. asıl konu; "nerde çokluk orda bokluk" olayından kaçmak isteyen bi takım insanın yalanlar üzerine kurulu dürüst ve gizli dünyasıydı.
bu filme gittiğimde neler değişti? adrien brody bir fanatik daha kazandı, night shyamalan ilgimi çekmeye başladı, değişik bir tecrübe oldu, yer yer de gerildim desem yalan olmaz. eklemeden edemeyeceğim ki joaquin phoenix bu filmde çok ilginç bi konumdaydı bana göre. zaten rolü gereği "sus pus takılan sessiz genç" modelindeydi, üstüne bir de filmin yarısı gelmeden komaya girdi. yani kısacası uzun süre göremedik kendisini, ama gördüğümüz anlarda da gözleriyle konuştu resmen. bu açıdan da takdir ettim onu. kendisine verilen en kısa zamanda en iyi işi yapmış.
bence bir yerden edinin ve izleyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar