bugün
- sözlüğün kralı8
- jaws filmindeki sikko balik5
- yalnız yaşamak5
- iltica21
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı21
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- doğru don seçimi3
- galatasaray fenerbahçe derbisinde 407 randevu2
- oktay saral5
- kabine'nin beştepe de toplanması2
- nev ölmüş başımız sağ olsun2
- sözlüğün kraliçesi5
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- forma7
- metamfetamin7
- aç uyumak10
- evlenmek3
- sevgi vs aşk9
- ırak5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- gece gece kokoreç gömmek7
- salçalı makarna10
- ayağı şiir kokan kadın6
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- asansörde konuşmama kuralı3
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- umman4
- betray me6
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar3
- çin9
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- ilhan irem dinleyen erkek6
- cadılar bayramı temalı filmler2
- insan sevmemek3
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- nemlendirici krem20
- hamile fotoğrafı5
- geçmişe götüren şarkılar5
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- karpuzcu libos panda3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- balık yanına en yakışan çorba9
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
--spoiler--
--spoiler--
iLi : GENEL
TARiH : 06/02/2015
ŞÜKÜR NiMETLERi ARTIRIR
Kardeşlerim!
Rabbimiz, okumuş olduğum ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.[1]
Peygamberimiz (s.a.s)in dilinden ise şükür konusunda şu dua dökülüyor: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana en güzel şekilde kulluk etmek için bana yardım eyle![2]
Kardeşlerim!
Elbette ki şükür konusunda sadece bu niyaz ile yetinmemiştir Allah Resulü (s.a.s). O, her daim Rabbinin ikramlarına hamd ve şükürle yaşamıştır. Onun verdiği nimetlere duyduğu minnettarlıkla, her daim Rabbine yönelmiştir. Allahın mağfiretine, ebedi nimetlerine mazhar olmasına rağmen sabahlara kadar ibadetle meşgul olmasının sebebini soran Aişe validemize Kutlu Elçinin verdiği şu cevap ne kadar da anlamlıdır: Allaha şükreden bir kul olmayayım mı ey Âişe?[3]
Kıymetli Kardeşlerim!
Âlemlerin Rabbi, bizi mükerrem bir varlık olarak yarattı. Varlık âleminin sayısız nimetlerini önümüze serdi. Bizi, bütün bu nimetlerden yararlanabileceğimiz duyu ve yeteneklerle donattı. Sonra da, hangimiz daha hayırlı ve güzel işler yapacak diye bizi sınamak için dünyaya gönderdi. Bizler, bu dünyada birer misafiriz. Misafiri olduğumuz bu âlemin her yerinde Allah'ın nimetlerini görüyoruz. Her lokmada O'nun ikramlarını tadıyor, her nefeste O'nun bize bağışladığı hayatı yaşıyoruz.
Kardeşlerim!
Bir an için duralım ve son birkaç saatimizi düşünelim. Bu birkaç saat içinde sahip olduğumuz nimetleri şöyle bir hatırlayalım. O nimetlerin her biri ile nasıl buluştuğumuzun muhasebesini yapalım. O nimet, toprağın derinliklerinden çıkan bir ağacın meyvesi ise, Allah onu çeşitli aşamalardan geçirerek bizim için yaratmıştır. Eğer o, bir damla su ise, Allah onu okyanuslardan bulutlara, bulutlardan yeryüzüne indirmiş, nihayet bardağımıza kadar bizim için getirmiştir. Eğer o bir ışık ise, Allah onu göklerin derinliklerindeki güneşten bize göndermiştir. Yüce Rabbimizin ikramını gördükten sonra, bir bakalım, bütün benliğimizi kaplayan o şükran duygusu bizi nerelere götürecek! işte o zaman Rabbimizin bize bağışladığı bunca nimet arasında şükretmenin ayrı bir yeri olduğunu göreceğiz.
Aziz Mü'minler!
Şüphesiz her nimetin, bir şükrü ve beraberinde getirdiği sorumluluklar vardır. iyi bilelim ki, şükretmek sadece Elhamdülillah, Ya Rabbi çok şükür demekten ibaret değildir. Şükür, her nimeti, Allah'ın razı olacağı şekilde değerlendirmektir. Bedenimizin, aldığımız her nefesin, aklımızın, gençliğimizin, zenginliğimizin, ilmimizin ve nihayet bütün bir ömrümüzün kendine has bir şükrü vardır.
Bedenimizin şükrü, onu yaratılış hikmet ve amacına uygun olarak kullanmaktır; zararlı alışkanlıklar ve boş uğraşlarla onu israf etmemektir. Aklımızın ve ilmimizin şükrü, bildiğimiz hakikatleri öncelikle kendi hayatımızda tatbik etmek ve başkalarına da öğretmektir. Gençliğimizin şükrü, sahip olduğumuz enerjiyi hak, hakikat, adalet ve insanlığa hizmet uğrunda tüketmektir. Zenginliğimizin şükrü, paylaşmaktır; infakta bulunmaktır; muhtaç, mağdur, mazlum kardeşlerimize el uzatmaktır. Ömrümüzün şükrü, onu bize lütfeden Rabbimizin rızasını kazanacak bir hayat sürmektir.
Değerli Kardeşlerim!
Allah, herkese şükretmesine vesile olabilecek imkanlar lütfetmiştir. Bu imkanlar farklılık gösterebilir. Yeter ki bu farklılıklar karşısında tamahkâr değil, kanaatkâr, engin bir ruha sahip olabilelim. Kaldı ki Resul-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz de sahip olmamız gereken bu ulvi meziyete şu hadisiyle işaret etmektedir: Maddi anlamda durumu sizden daha kötü olanlara bakın; daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allahın size verdiği nimetleri küçümsememeniz bakımından daha uygun olur.[4]
Öyleyse şükür bir gönül, bir yürek, bir kanaat işidir. Şükür, kulluk bilincinin en güzel tezahürlerinden biridir. Nice varlığa rağmen dili ve gönlü şükür yoksunu kimselerin varlığı bir hakikattir. Buna karşılık maddi anlamda çok fazla kazanımı olmayan ama şükürle müzeyyen bir dil ve gönül ehli kimselerin varlığı insanlık adına hepimizi mutlu etmektedir.
Kardeşlerim!
Unutmamak gerekir ki; şükür, nimetleri artırır. isyan ve nankörlük ise mahrumiyete sürükler. Yüce Mevlamız, bu hususu bize şöyle haber verir: Andolsun şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.[5]
Hutbemi, Kuran-ı Kerimde ibrahim (a.s)in dilinden bizlere öğretilen iman, sadakat, teslimiyet ve şükür ifadeleri ile bitirmek istiyorum: Allah, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda da bana şifayı Allah verir. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni sâlihlerin arasına kat![6]
[1] Bakara 2/152.
[2] Ebû Dâvûd, Vitir 26.
[3] Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Sıfâtü'l-Münâfıkîn, 81.
[4] Müslim, Zühd ve Rekâik, 9.
[5] ibrahim, 14/7.
[6] Şuarâ, 26/78-83.
--spoiler--
iLi : GENEL
TARiH : 06/02/2015
ŞÜKÜR NiMETLERi ARTIRIR
Kardeşlerim!
Rabbimiz, okumuş olduğum ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.[1]
Peygamberimiz (s.a.s)in dilinden ise şükür konusunda şu dua dökülüyor: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana en güzel şekilde kulluk etmek için bana yardım eyle![2]
Kardeşlerim!
Elbette ki şükür konusunda sadece bu niyaz ile yetinmemiştir Allah Resulü (s.a.s). O, her daim Rabbinin ikramlarına hamd ve şükürle yaşamıştır. Onun verdiği nimetlere duyduğu minnettarlıkla, her daim Rabbine yönelmiştir. Allahın mağfiretine, ebedi nimetlerine mazhar olmasına rağmen sabahlara kadar ibadetle meşgul olmasının sebebini soran Aişe validemize Kutlu Elçinin verdiği şu cevap ne kadar da anlamlıdır: Allaha şükreden bir kul olmayayım mı ey Âişe?[3]
Kıymetli Kardeşlerim!
Âlemlerin Rabbi, bizi mükerrem bir varlık olarak yarattı. Varlık âleminin sayısız nimetlerini önümüze serdi. Bizi, bütün bu nimetlerden yararlanabileceğimiz duyu ve yeteneklerle donattı. Sonra da, hangimiz daha hayırlı ve güzel işler yapacak diye bizi sınamak için dünyaya gönderdi. Bizler, bu dünyada birer misafiriz. Misafiri olduğumuz bu âlemin her yerinde Allah'ın nimetlerini görüyoruz. Her lokmada O'nun ikramlarını tadıyor, her nefeste O'nun bize bağışladığı hayatı yaşıyoruz.
Kardeşlerim!
Bir an için duralım ve son birkaç saatimizi düşünelim. Bu birkaç saat içinde sahip olduğumuz nimetleri şöyle bir hatırlayalım. O nimetlerin her biri ile nasıl buluştuğumuzun muhasebesini yapalım. O nimet, toprağın derinliklerinden çıkan bir ağacın meyvesi ise, Allah onu çeşitli aşamalardan geçirerek bizim için yaratmıştır. Eğer o, bir damla su ise, Allah onu okyanuslardan bulutlara, bulutlardan yeryüzüne indirmiş, nihayet bardağımıza kadar bizim için getirmiştir. Eğer o bir ışık ise, Allah onu göklerin derinliklerindeki güneşten bize göndermiştir. Yüce Rabbimizin ikramını gördükten sonra, bir bakalım, bütün benliğimizi kaplayan o şükran duygusu bizi nerelere götürecek! işte o zaman Rabbimizin bize bağışladığı bunca nimet arasında şükretmenin ayrı bir yeri olduğunu göreceğiz.
Aziz Mü'minler!
Şüphesiz her nimetin, bir şükrü ve beraberinde getirdiği sorumluluklar vardır. iyi bilelim ki, şükretmek sadece Elhamdülillah, Ya Rabbi çok şükür demekten ibaret değildir. Şükür, her nimeti, Allah'ın razı olacağı şekilde değerlendirmektir. Bedenimizin, aldığımız her nefesin, aklımızın, gençliğimizin, zenginliğimizin, ilmimizin ve nihayet bütün bir ömrümüzün kendine has bir şükrü vardır.
Bedenimizin şükrü, onu yaratılış hikmet ve amacına uygun olarak kullanmaktır; zararlı alışkanlıklar ve boş uğraşlarla onu israf etmemektir. Aklımızın ve ilmimizin şükrü, bildiğimiz hakikatleri öncelikle kendi hayatımızda tatbik etmek ve başkalarına da öğretmektir. Gençliğimizin şükrü, sahip olduğumuz enerjiyi hak, hakikat, adalet ve insanlığa hizmet uğrunda tüketmektir. Zenginliğimizin şükrü, paylaşmaktır; infakta bulunmaktır; muhtaç, mağdur, mazlum kardeşlerimize el uzatmaktır. Ömrümüzün şükrü, onu bize lütfeden Rabbimizin rızasını kazanacak bir hayat sürmektir.
Değerli Kardeşlerim!
Allah, herkese şükretmesine vesile olabilecek imkanlar lütfetmiştir. Bu imkanlar farklılık gösterebilir. Yeter ki bu farklılıklar karşısında tamahkâr değil, kanaatkâr, engin bir ruha sahip olabilelim. Kaldı ki Resul-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz de sahip olmamız gereken bu ulvi meziyete şu hadisiyle işaret etmektedir: Maddi anlamda durumu sizden daha kötü olanlara bakın; daha iyi olanlara bakmayın. Bu, Allahın size verdiği nimetleri küçümsememeniz bakımından daha uygun olur.[4]
Öyleyse şükür bir gönül, bir yürek, bir kanaat işidir. Şükür, kulluk bilincinin en güzel tezahürlerinden biridir. Nice varlığa rağmen dili ve gönlü şükür yoksunu kimselerin varlığı bir hakikattir. Buna karşılık maddi anlamda çok fazla kazanımı olmayan ama şükürle müzeyyen bir dil ve gönül ehli kimselerin varlığı insanlık adına hepimizi mutlu etmektedir.
Kardeşlerim!
Unutmamak gerekir ki; şükür, nimetleri artırır. isyan ve nankörlük ise mahrumiyete sürükler. Yüce Mevlamız, bu hususu bize şöyle haber verir: Andolsun şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.[5]
Hutbemi, Kuran-ı Kerimde ibrahim (a.s)in dilinden bizlere öğretilen iman, sadakat, teslimiyet ve şükür ifadeleri ile bitirmek istiyorum: Allah, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda da bana şifayı Allah verir. O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni sâlihlerin arasına kat![6]
[1] Bakara 2/152.
[2] Ebû Dâvûd, Vitir 26.
[3] Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Sıfâtü'l-Münâfıkîn, 81.
[4] Müslim, Zühd ve Rekâik, 9.
[5] ibrahim, 14/7.
[6] Şuarâ, 26/78-83.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar