bugün
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması13
- kimsenin sizi sevmemesi12
- cadılar bayramı temalı fotoğraf çekilen kızlar4
- ümit kocasakal9
- atatürkün yakışıklı olması4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı71
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması9
- sabah erken kalkma erdemi5
- zemzem suyunun yüzyıllardır bitmemesi3
- metalcilere satanist muamelesi yapan piçler4
- teoman şarkılarında geçen efsane sözler3
- güney kore34
- muşlettin bey amca birader bey6
- fenerlilerin ağlaması4
- en son ne aldınız4
- çocuklarının kıyafetini öpe öpe katlayan anne2
- saraca tarzı entry girmek3
- ismet özel imgelemi vs attila ilhan imgelemi2
- victor osimhen12
- öksürmekten uyuyamamak2
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı6
- yağmur altında bisiklet sürüp müzik dinlemek4
- netanyahu2
- motorcuların trafikte terör yaratması5
- j. k. rowling3
- çok hata yaptım en güzeli sendin2
- zirvede örf icabı emsal ve akranlarla oturmak4
- ilk buluşmada sevişenler6
- entrysinde emoji kullanan yazar gizli eşcinseldir2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek5
- kolye21
- mel bakan gibson'a sarılıp teselli etmek4
- erotik şarkılar5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- sevgi vs aşk13
- jaws filmindeki sikko balik26
- sayın ismet von pforzheim efendi3
- sözlükteki galatasaraylılar5
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- ok atmak2
- jamaika gülü2
- yazarların sözlükten kaçması2
- atatürk ün hataları16
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları2
- nev dinlemek2
- 27 ekim 2026 için hava durumları3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek13
- kereviz2
- nervio tarzı entry girmek18
- ismail kartal16
Down sendromlu çocuk görünce
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar