bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek23
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği6
- son 20 yılın en gıcık lafı12
- yalnız yaşamak12
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun4
- adolf hitler'in 6 milyon yahudi öldürdüğü yalanı2
- vazgeçmek3
- havalar da ısındı5
- bir avukatın suçlu olduğu bilinen kişiyi savunması3
- sadece bayan entrylerini okumak5
- hep kendini suçlamak4
- hazır mantı4
- ona bir şey söyle17
- çekyat kanepe kaplatma4
- iyi bakalım4
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- pizzanın kenarını yememek4
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak3
- götü büyük kadın2
- aipac'tan iran müzakelerinde israil saldırı hakkı2
- true'ya arkadan sahip olmak16
- herşeyi boş verip pastör olmak3
- güne bir şarkı bırak2
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- eşek sucuğu3
- en son ne aldınız5
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- hayatımın özeti3
- kahvede muhabbet etmek3
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- bornova2
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- naber lan filozof denilen ülke2
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- okun düştüğü yere kamp'ya da şehir kurmak2
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- diamond bosphoruss denen yazar5
- bi kulağımızın arkası kaldı2
- modern hayaletli ev2
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı8
- işyerinde oyun oynamak2
- avutan düşünceler2
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması3
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- tanga neden giyilir11
- namus takıntısı olan erkek17
- 0850 ile başlayan numaraları cevaplamayan tip2
Down sendromlu çocuk görünce
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar