bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı48
- match sonrası ilk mesaj algoritması3
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası16
- karınızı kucağınızda taşır mısınız11
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- karanlıkta bi şey var hissi9
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- platon un mağara alegorisi7
- ismail kartal23
- sözlük sapıkları12
- maddi dünyanın prensi şeytandır3
- yazarların beğendiği kadın tipleri4
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- kiraz cicegi kolonyasi28
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- dünya iyi midir9
- 6668
- flört11
- jennifer lawrance8
- anın görüntüsü28
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- kızılay avm11
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- fenerbahçe18
- kendini çok önemli sanan yazar14
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- ağır müslüm gürses sözleri9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- tuğba ekinci3
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- mutlu musun3
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- ıssız kampta kakiş yapacak yer arayan narin insan4
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- fenerbahçe de ismail kartal'ın istifası2
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- uzun adam4
- kalbiniz mesih'in adına tepki veriyor mu4
- üniversiteli eskort kadınlar10
- kitap okumak6
- ismet özel der ki5
- ben troll üm7
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
Down sendromlu çocuk görünce
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
hastane kapılarını bilirsiniz. doktor kapıları önünde sıra beklemeyi de. orada bekleyen hastaların ruh hallerini de...
annemi doktora götürmüş, sıramızı beklemeye başlamıştık. annemin yanında bir kadın oturmaktadır. annemin huyudur bilirim, birazdan bu kadınla sohbete başlayacaktır. bulunan ortam nedeniyle de sohbet neşeli olmayıp hastalık konulu olacak dertleşilecektir. bu konuda hiç yanılmadım, sohbet başladı bile. ben de onların kulak misafiriydim. birden az ilerdeki bir yerlerden çığlık sesleri gelmeye başladı. herkes dönüp seslerin geldiği tarafa baktı, yerinden fırlayanlar bile oldu. mazara şöyleydi: anne ve babası down sendromlu bir çocuğu doktora götüremiyorlardı. ısrar edilince de çocuk direniyor; çığlıklar atıyor, kendini tam olarak ifade edemiyor, tek kelimelik sözlerinden ne dediği anlaşılamıyordu. doktora gitmek istemiyor, korkuyordu. o zaman annesi kendisine bir çikolata veriyor, çocuk yerine oturuyor, bütün olanları unutuyor, yüzünde tatlı bir gülümseme ve çocuksu bir saflıkta elindeki çikolatayı yiyordu. 11-12 yaşlarında olmalıydı. annesi ne zaman onu elinden tutup kaldırmaya çalışsa kıyamet kopuyordu. çocuğun annesi ve babası ikna etmek için uğraşıyor; ama her deneme çocuğun çığlıklarıyla son buluyordu. belki bir yarım saat uğraştılar ama olmadı. anne ve babası ne kadar da sabırlıydılar. çocuklarına hiç kızmadılar, hiç bağırmadılar, onu güzel sözlerle ikna etmeye çalıştılar ama olmadı. çaresizlik içerisinde hastaneden ayrıldılar. ben arkalarından bakakalan anneme: '' ben de böyle bir çocuk olsaydım, beni yine sever miydin?'' dedim. niye dedim, neden dedim bilmiyorum.
annem şöyle bir yüzüme baktı: ''sen anneliği ne sanıyorsun !'' deyince içimde ikna edilmiş down sendromlu çocukların çığlıklarını duydum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar