bugün
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- yagmurcu çık açıkla10
- queen ravennanın aşırı güzel olması11
- sözlük dedeleri6
- tanımadığı kadına tokat atan adam14
- atatürk düşmanı4
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- dedenize sahip çıkar mısınız3
- cevheri güven3
- nükleer bomba2
- arap götü9
- susualsuspects4
- birazdan maç var3
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- kadınlar3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı10
- ismeti çekemeyen yazar2
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- iskilipli atıf hoca20
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- aleksey batrakov9
- savcı esra2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kablosuz mouse12
- camgöz balık ekmek4
- doların 50 tl olması7
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- günün sözü5
- topla topla topla3
- tren4
- kırıkkaleli olmak istemek4
- favlayan yazarın asıl amacı12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- sözlük kürdü55
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
- prof dr üstad kadir mısıroğlu2
- tiktok hesabı olan yazar2
- true niye hala çaylak5
- futbol13
- erecto bruder2
- yagmurcu3
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
taşıdıkları profesör unvanını hak eden ile hak etmeyenleri ayırmaya yarayan versus'tur.
şöyle ki;
*profesör: akademisyendir, bilim insanıdır(her şeyden önce dünya insanıdır). Zamanını ve hayatını, alanındaki gelişmeleri takip etmeye, bu yönde çalışmalar yapmaya, kuramlar ortaya koymaya ayırır. alanı hangi dilleri bilmeyi gerektiriyorsa, o dilleri araştırma yapabilecek ve akademik makaleler yayınlayabilecek düzeyde bilir. Yaptıkları çalışmalardan, kafalarını kaldıramadıkları için üniversitelerde ders vermeye pek zaman ayıramazlar. Eğer, şartlar oluşurda böyle bir şeye, ayda-yılda bir de olsa zaman ayırabilecek olursa, günler öncesinden ilan edilir. Okulda, o alanda öğrenim gören herkes, (diğer hocalar ve akademisyenlerde dahil) "vayy, falanca profesör ders verecekmiş, kaçırmayalım bunu" diyerekten ayda-yılda bir gerçekleşen bu fırsatı kaçırmamak için toplaşır, profesör ilan edilen bu dersi okuldaki herkese büyük bir salonda veya amfi de verir. Öğrenciler'in yanı sıra diğer akademisyenler de bu fırsattan istifade etmeye çalışır.
*prifisör: genellikle ülkemizde ve ülkemize muadil birçok gelişmemiş yada gelişmekte olan olan ülkelerde görülür. Eğitimlerini, abd'nin adı duyulmamış en ücra köşelerinde, yine adı duyulmamış okullarda alırlar. büyük çoğunluğu vakıf üniversitelerinde 'dir ve yabancı dil olarak ingilizce den başka dil bilmezler. Zamanını odalarında oturup Caffè Americano, Caffè Latte, Espresso Macchiato, filtre kahve yada yeşil çay eşliğinde cnbc-e izleyerek, ellerinde ki ipad lerde yazın tatillerini nerede geçireceklerini karar vermekle geçirirler. Hayatları hep çeşitli üniversitelerin sınırları içerisinde geçtiğinden, alanlarında hiç sahaya inmemişlerdir, dolayısıyla insanlara aktarabilecekleri bir deneyimleri, tecrübeleri, gözlemleri olmadığı halde sanki tüm bu tecrübeye sahipmiş havasında insanlara bilgi aktarmaya çalışır. Üniversitelerde haftada en az 3 kere ders verirler, verdikleri ders başına ve okudukları sınav kağıdı başına maaş alırlar. Yeni bölümler, yeni dersler açarak gelirlerini arttırırlar. Hatta bazıları, sınavlarda öğrencilerinin tamamını dersten bütünlemeye bırakarak, bütünlemede fazladan okuduğu sınav kağıtlarından kazandıkları paralar ile ek gelir elde ederler. siyasi görüşü, iktidar kimdeyse ondan yanadır. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıdır.
şöyle ki;
*profesör: akademisyendir, bilim insanıdır(her şeyden önce dünya insanıdır). Zamanını ve hayatını, alanındaki gelişmeleri takip etmeye, bu yönde çalışmalar yapmaya, kuramlar ortaya koymaya ayırır. alanı hangi dilleri bilmeyi gerektiriyorsa, o dilleri araştırma yapabilecek ve akademik makaleler yayınlayabilecek düzeyde bilir. Yaptıkları çalışmalardan, kafalarını kaldıramadıkları için üniversitelerde ders vermeye pek zaman ayıramazlar. Eğer, şartlar oluşurda böyle bir şeye, ayda-yılda bir de olsa zaman ayırabilecek olursa, günler öncesinden ilan edilir. Okulda, o alanda öğrenim gören herkes, (diğer hocalar ve akademisyenlerde dahil) "vayy, falanca profesör ders verecekmiş, kaçırmayalım bunu" diyerekten ayda-yılda bir gerçekleşen bu fırsatı kaçırmamak için toplaşır, profesör ilan edilen bu dersi okuldaki herkese büyük bir salonda veya amfi de verir. Öğrenciler'in yanı sıra diğer akademisyenler de bu fırsattan istifade etmeye çalışır.
*prifisör: genellikle ülkemizde ve ülkemize muadil birçok gelişmemiş yada gelişmekte olan olan ülkelerde görülür. Eğitimlerini, abd'nin adı duyulmamış en ücra köşelerinde, yine adı duyulmamış okullarda alırlar. büyük çoğunluğu vakıf üniversitelerinde 'dir ve yabancı dil olarak ingilizce den başka dil bilmezler. Zamanını odalarında oturup Caffè Americano, Caffè Latte, Espresso Macchiato, filtre kahve yada yeşil çay eşliğinde cnbc-e izleyerek, ellerinde ki ipad lerde yazın tatillerini nerede geçireceklerini karar vermekle geçirirler. Hayatları hep çeşitli üniversitelerin sınırları içerisinde geçtiğinden, alanlarında hiç sahaya inmemişlerdir, dolayısıyla insanlara aktarabilecekleri bir deneyimleri, tecrübeleri, gözlemleri olmadığı halde sanki tüm bu tecrübeye sahipmiş havasında insanlara bilgi aktarmaya çalışır. Üniversitelerde haftada en az 3 kere ders verirler, verdikleri ders başına ve okudukları sınav kağıdı başına maaş alırlar. Yeni bölümler, yeni dersler açarak gelirlerini arttırırlar. Hatta bazıları, sınavlarda öğrencilerinin tamamını dersten bütünlemeye bırakarak, bütünlemede fazladan okuduğu sınav kağıtlarından kazandıkları paralar ile ek gelir elde ederler. siyasi görüşü, iktidar kimdeyse ondan yanadır. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar