bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- yaşanmamışların yası6
- en iyi vampir filmi4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- en iyi kurt adam filmi3
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak4
- gary oldman2
- claudian clouds33
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- the crow2
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister4
- annem2
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- anın görüntüsü25
- yazarların akşam yemekleri5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- günlük2
- sözlük kızlarının kekleri24
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- true'nun engelli olması6
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- kadınlar6
- okan buruk9
- true ile tatlı sert3
- önyargı2
- allah11
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- morkstar2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- fusya semsiyeli yabanci22
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- kürdistan10
- tai lung8
- seni tanıyorum4
- amedspor maçından korkmak3
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- alışkanlığı karakter sanmak2
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- victor osimhen2
- mazotun yarım litresi 50 tl28
Çok denedim.
Birbirlerine yıldırım gibi gürüldeyen harflerle bir takım grup isimleri telaffuz eden, günün büyük bölümünde içinden müzik sesi gelen tıkaçları kulağının içine sokan, müzik sayesinde arkadaşlıklarını pekiştiren ve geliştiren bir güruhun neferi olmayı; inanın çok istedim.
Olmadı.
Dahil oldukları müzik akımının yalnızca felsefesine değil, kıyafetlerine ve hatta tavırlarına dahi sahip olan bu gruplara katılamamamın, kulak adı altında iki sarkık et parçası taşıyor olmamın büyük etkisi olduğunu inkar edemem. Ama mesele tam bu değildi sanırım.
Üniversitede nice et kulaklının, müziği bir yaşa tarzına çeviren, uzun saçlı, küpeli, siyah kostümlü, baygın bakışlı, asker çantalı, elleriyle havada gitar çalan performanslarına şahit oldum. Memnun gibiydiler. Amfide, kantinde, okulun herhangi bir yerinde, avuçlarını bagete, dizlerini bateriye çevirip kulaklıklarından dışarıya taşan kısımları birbirine benzeyen müziklere eşlik ediyorlardı. Kampus sınırları içerisinde dizini döven, elinde hayali bir gitarla solo atan, kafasını sallayarak postalıyla ritim tutan yüzlerce insan vardı. Ben, en çok, dizlerini çok ciddi bir yüz ifadesiyle döverlerken, bakan var mı diye arada bir ortamdakilere yan göz atmalarını seviyordum. Bir de airguitar dedikleri hayali gitarı çalan arkadaşların parmakları arasına gerçek bir gitar sıkıştırılsa nasıl sesler çıkar o anda, onu merak ediyordum.
Ara sıra bu arkadaşlardan bazıları, kulaklıklarının tekini çıkarıp kulağıma sokar, tepkimi görmek için sürekli yüzüme bakar ve hep aynı soruyu sorardı basları duyuyor musun?
'Basları duymak bu camiada çok önemli bir şeydi.
-Evet abi süper-
derdim,
ama ben basları hiç duymazdım.
Birbirlerine yıldırım gibi gürüldeyen harflerle bir takım grup isimleri telaffuz eden, günün büyük bölümünde içinden müzik sesi gelen tıkaçları kulağının içine sokan, müzik sayesinde arkadaşlıklarını pekiştiren ve geliştiren bir güruhun neferi olmayı; inanın çok istedim.
Olmadı.
Dahil oldukları müzik akımının yalnızca felsefesine değil, kıyafetlerine ve hatta tavırlarına dahi sahip olan bu gruplara katılamamamın, kulak adı altında iki sarkık et parçası taşıyor olmamın büyük etkisi olduğunu inkar edemem. Ama mesele tam bu değildi sanırım.
Üniversitede nice et kulaklının, müziği bir yaşa tarzına çeviren, uzun saçlı, küpeli, siyah kostümlü, baygın bakışlı, asker çantalı, elleriyle havada gitar çalan performanslarına şahit oldum. Memnun gibiydiler. Amfide, kantinde, okulun herhangi bir yerinde, avuçlarını bagete, dizlerini bateriye çevirip kulaklıklarından dışarıya taşan kısımları birbirine benzeyen müziklere eşlik ediyorlardı. Kampus sınırları içerisinde dizini döven, elinde hayali bir gitarla solo atan, kafasını sallayarak postalıyla ritim tutan yüzlerce insan vardı. Ben, en çok, dizlerini çok ciddi bir yüz ifadesiyle döverlerken, bakan var mı diye arada bir ortamdakilere yan göz atmalarını seviyordum. Bir de airguitar dedikleri hayali gitarı çalan arkadaşların parmakları arasına gerçek bir gitar sıkıştırılsa nasıl sesler çıkar o anda, onu merak ediyordum.
Ara sıra bu arkadaşlardan bazıları, kulaklıklarının tekini çıkarıp kulağıma sokar, tepkimi görmek için sürekli yüzüme bakar ve hep aynı soruyu sorardı basları duyuyor musun?
'Basları duymak bu camiada çok önemli bir şeydi.
-Evet abi süper-
derdim,
ama ben basları hiç duymazdım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar