bugün

bursa

çok sevilendir. öyle çok ki o kadar yani anlatamıyorum. sokaklarında kendimi bulurum. asla mutsuz olmam eğer evde değil de dışarıdaysam. nilüfer' de ya da heykel taraflarında mal mal gülerek gezen birini görürseniz yüzde seksen benimdir. doğduğum büyüdüğüm şehri ilk kez görüyormuş gibi olurum her zaman. her sokağında anılarım vardır halbuki: arkadaşlıklarım, kahkahalarım, ilk ve tek aşkım...

uzaktayken ailemi mi yoksa bursa' yı mı özlüyorum bilemem mesela. eskişehir taraflarından şehre yanaşınca otobüs, sağlı sollu ormanları başlar ya bursamın. ondan sonra terminale kadar içim içime sığmaz işte, bildiğin kalp krizi geçirecek gibi olurum heyecandan. terminalde böyle derin bir nefes alırım otobüsten inince. sonra 92 yolculuğu başlar. hilton' a bakarım bir. sonra dikkaldırım yokuşundan iner otobüs. sonra beşevler: tüm çocukluğum.

bir şehir niye bu kadar sevilir anlamam. kendime de kızıyorum hatta bu nedenle. markete giderken bile mutlu olur mu bir insan? vallahi oluyorum. ama nasıl sevilmesin. bahar da kış da hatta yaz da en çok bursa' ya yakışır. denizine, dağına. yeşiline, tarihine kurban olduğum.

özledim...
© copyright 2005 - 2026