bugün
- sözlük kürdü51
- osman pamukoğlu12
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler26
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- sözlükteki kızların bilgisiz olması22
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi4
- ananınkiii diyen karı3
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi3
- akp den savcı sayan'a uyarı5
- eşek sucuğu2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- sözlükteki çiftçi yazarlar6
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- aykolik nerede4
- boğaziçi üniversitesi4
- etrak ı biidrak2
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- file simidi4
- beyaz ekmek4
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği4
- balık yanına en yakışan çorba5
- simko323
- geri dönüşüm3
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- 1 11 2026 bulgarda seçim kadın cumhurbaşkanı 58 oy4
- denizalti alirken dikkat edilecek hususlar3
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- millette manyak para var4
- etnik köken20
- para için hiç sevmediğin birine köpeklik yapmak3
- ıslak rüya görmek3
- devlet3
- samed ağırbaş2
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- ırkçılık yapmayın12
- rami kütüphanesi2
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- türküm doğruyum çalışkanım3
- erlik2
- gta online2
- doğu da bir evet git açım de9
- denizaltıda uyumak2
- aç uyumak6
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir7
Her zaman oturduğum yerde, tekli bej koltuğumda boş boş oturuyordum. Saat 3 civarıydı. Sırtım pencereye dönük olmasına rağmen havanın kapalı olduğunu anlayabiliyordum. Havanın kapalı olması odayı boğmuş, hafiften de canımı sıkmıştı.
içimdeki sıkıntıyı dağıtmak için bir şeyler yapmak istiyordum.
Karşımda eski beyaz bir dolap vardı.
Anlamsızca bakarken çocukluğumun bu dolapla geçtiğini fark ettim. Babam beni azarlarken, doğum günümü kutlarken hep bu dolap karşımdaydı. Eskileri düşündükçe sıkıntım git gide azaldı. Beynimde eski anılarım bir bir geçerken, aklıma eskiden yaptığım park gezintileri gelmiş olacak ki, içimde bir dışarı çıkma isteği oluştu.
Bej koltuğumdan doğrulurken, sol ayak bileğimde şiddetli bir ağrı hissettim. Çok dayanamadım ve koltuğa tekrar yığıldım.
Ağrının dinmesini bekledim. Bu sefer sağ ayağıma daha çok yük vererek doğruldum. Üstüme bir şey almadan, kapıyı yavaşça çektim ve asansörü beklemeye koyuldum. Üstümde bir ağırlık vardı. Belki ayağımdan, belki havadan belki de ruh halimden. Bunun bir sebebi olmalıydı. Ama bilmiyordum. Tek istediğim parkta biraz kafamı dinleyip rahatlamaktı.
Biraz yalpalayarak da olsa yürüyordum. Park, az ileride, griler arasından fışkırmaya çalışan yeşil gibiydi. Yeşile ulaşmak için adımlarımı sıklaştırdım. Hafif topuklu rugan ayakkabımın çıkardığı sesi gürültülü ve düzensiz nefes alışlarım izliyordu. Ayağımın ağrısını unutmak için, beynimi meşgul etmeliydim. Bu iki sesi bir ritme uydurmaya çalışmakla denedim bunu. Pek yetenekli olmadığımdan olacak ki, sürekli aynı ritmi oluşturmaktan öteye geçemedim. Yolumu kısaltmak için girdiğim bu maceradan nefes nefese ve bıkkın bir şekilde çıktım. Neyse ki parka ulaşmama bir iki adım kalmıştı. Adımlarımı sıklaştırdım ve nihayet o yeşile bastım.
Ayağımın ağrısı iyice atmıştı. Kendimi bir an önce bir banka atmak istedim. Karşıma çıkan ilk banka ellerimin de yardımıyla oturdum. Derin bir nefes aldım ve ayağımı hafifçe uzattım.
Hedefime ulaşmıştım. Zorlu bir yolculuk sonrası olmak istediğim yerdeydim. Biraz soluklandım. Ağaçlara göz gezdiriyordum. Bir tanesini gövdesinden itibaren süzmeye başladım. Yavaş yavaş yukarı çıktım. Ağacın yapraklarının arkasında bir inşaat görünüyordu. Bu beni rahatsız etti. Gözlerimi kaçırdım. Sadece yeşili görmek istiyordum. Yerdeki çimlere bakmaya başladım. Az ilerideki asfalt yolu görmemle biraz daha sıkıldım. Bu çarpık görüntüyü görmek istemiyordum. Tek çare, gözlerimi kapattım.
Hafif rüzgarda salınan yaprakların, kuşların sesini duymayı umarken, garip bir uğultu çalınıyordu kulağıma. Anlamlandıramadım. Dikkat kesildim. Bir süre sonra, bunun kuru bir şehir gürültüsü olduğunu fark ettim. Arka perdeden öyle sesler geliyordu ki... Siren sesleri, kamyonet, araba, otobüs sesleri kulağımı tırmalıyordu. Daha fazla dayanamadım. Sertçe yerimden kalktım. Ayağımın sızısına aldırış etmeden hızlı adımlarla eve doğru yürüdüm. istediği şey olmamış bir çocuk gibi sinirliydim. Gözlerim dolmuştu.
Eve gelir gelmez yaptığım ilk şey tüm pencereleri kapatmak oldu. Odama gelip bej koltuğuma oturdum. Gözlerimi kapattım. Eskiyi hayal ettim.
Sadece hayal edebildim...
içimdeki sıkıntıyı dağıtmak için bir şeyler yapmak istiyordum.
Karşımda eski beyaz bir dolap vardı.
Anlamsızca bakarken çocukluğumun bu dolapla geçtiğini fark ettim. Babam beni azarlarken, doğum günümü kutlarken hep bu dolap karşımdaydı. Eskileri düşündükçe sıkıntım git gide azaldı. Beynimde eski anılarım bir bir geçerken, aklıma eskiden yaptığım park gezintileri gelmiş olacak ki, içimde bir dışarı çıkma isteği oluştu.
Bej koltuğumdan doğrulurken, sol ayak bileğimde şiddetli bir ağrı hissettim. Çok dayanamadım ve koltuğa tekrar yığıldım.
Ağrının dinmesini bekledim. Bu sefer sağ ayağıma daha çok yük vererek doğruldum. Üstüme bir şey almadan, kapıyı yavaşça çektim ve asansörü beklemeye koyuldum. Üstümde bir ağırlık vardı. Belki ayağımdan, belki havadan belki de ruh halimden. Bunun bir sebebi olmalıydı. Ama bilmiyordum. Tek istediğim parkta biraz kafamı dinleyip rahatlamaktı.
Biraz yalpalayarak da olsa yürüyordum. Park, az ileride, griler arasından fışkırmaya çalışan yeşil gibiydi. Yeşile ulaşmak için adımlarımı sıklaştırdım. Hafif topuklu rugan ayakkabımın çıkardığı sesi gürültülü ve düzensiz nefes alışlarım izliyordu. Ayağımın ağrısını unutmak için, beynimi meşgul etmeliydim. Bu iki sesi bir ritme uydurmaya çalışmakla denedim bunu. Pek yetenekli olmadığımdan olacak ki, sürekli aynı ritmi oluşturmaktan öteye geçemedim. Yolumu kısaltmak için girdiğim bu maceradan nefes nefese ve bıkkın bir şekilde çıktım. Neyse ki parka ulaşmama bir iki adım kalmıştı. Adımlarımı sıklaştırdım ve nihayet o yeşile bastım.
Ayağımın ağrısı iyice atmıştı. Kendimi bir an önce bir banka atmak istedim. Karşıma çıkan ilk banka ellerimin de yardımıyla oturdum. Derin bir nefes aldım ve ayağımı hafifçe uzattım.
Hedefime ulaşmıştım. Zorlu bir yolculuk sonrası olmak istediğim yerdeydim. Biraz soluklandım. Ağaçlara göz gezdiriyordum. Bir tanesini gövdesinden itibaren süzmeye başladım. Yavaş yavaş yukarı çıktım. Ağacın yapraklarının arkasında bir inşaat görünüyordu. Bu beni rahatsız etti. Gözlerimi kaçırdım. Sadece yeşili görmek istiyordum. Yerdeki çimlere bakmaya başladım. Az ilerideki asfalt yolu görmemle biraz daha sıkıldım. Bu çarpık görüntüyü görmek istemiyordum. Tek çare, gözlerimi kapattım.
Hafif rüzgarda salınan yaprakların, kuşların sesini duymayı umarken, garip bir uğultu çalınıyordu kulağıma. Anlamlandıramadım. Dikkat kesildim. Bir süre sonra, bunun kuru bir şehir gürültüsü olduğunu fark ettim. Arka perdeden öyle sesler geliyordu ki... Siren sesleri, kamyonet, araba, otobüs sesleri kulağımı tırmalıyordu. Daha fazla dayanamadım. Sertçe yerimden kalktım. Ayağımın sızısına aldırış etmeden hızlı adımlarla eve doğru yürüdüm. istediği şey olmamış bir çocuk gibi sinirliydim. Gözlerim dolmuştu.
Eve gelir gelmez yaptığım ilk şey tüm pencereleri kapatmak oldu. Odama gelip bej koltuğuma oturdum. Gözlerimi kapattım. Eskiyi hayal ettim.
Sadece hayal edebildim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar