bugün

beşiktaş

futbolu bilme konusunda türkiye koşullarında ortalamanın üzerinde bir bilgisi ve görgüsü olan taraftara sahip kulüp. hiçbir topçusunu hedef olarak belirlemez de özellikle geçen yılki tüm beşiktaş maçlarını izlemiş bir zat olarak serdar kurtuluş 'un aksaması sadece galatasaray maçıyla ifadelenecek bir şey değildi. adam hemen hemen her maç sırıttı. bir nevi takımlar aksayan o taraftan oynama yarışına girdiler. şimdi bir bek gelen hava topunu kaleyi karşıdan gören bir tarafa indirmeyeceğini bilmeli. yani o top en kötü senaryoyla taça atılmalı. ama sen öyle bir yere atıyorsun ki havadan karşıladığın topu gel de şut at diyorsun. mesela bu bahsettiğim konu çok basit bir futbol bigisiyle dahi ifadelenebilecek bir konu. işte klasik altyapıdan gelen bir zaaf bu. yani teknik yetersizlik durumu... mesela hilbert gibi alman terbiyesi almış bir futbolcu çoklukla bu tarz sırıtmalar yapmazdı. anlatmak istediğim bu. yoksa hilbert mükemmel bir futbolcu demiyorum.

gelelim çağdaş, baki ve ekrem mevzularına. allah aşkına hepsi futbol emekçisi insanlardır da bu adamlar ne ölçüde hedefleri olan büyük bir kulüpte oynayabilirler. sorsan baki'ye futbola dair en büyük esprisi adamın beşiktaş'ta oynamasıdır. neymiş linç etmişiz. mesela ibrahim üzülmez de yeterlilik açısından kendisini sorguladığımız bir futbolcuydu. ama en azından canla başla çalışarak o açığını büyük ölçüde kapattı. yani futbolcu harcama kriteri açısından verilen örnekler komik duruyor.

bak şunu dersen katılırım ibrahim üzülmez'i kavga etti diye şutlarken toraman'ı niye takım da tuttun? yani birisini gönderirken diğerini takım da tutmak taraflı bir yaklaşım olmuyor mu? ya ikisini de takım da tutacaksın ya da ikisini de şutlayacaksın. bu tarz yönetimsel hatalarımız var. ama bunlar direk beşiktaş taraftarıyla ilişkilendirilemez.
© copyright 2005 - 2026