bugün
- ne kadar yaşlısın11
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak8
- nokia 3310 denince akla gelenler6
- bu nasıl hava lan7
- sigara böreği4
- istanbul un havasının deli bir kadın gibi olması4
- nokia 6600 denince akla gelenler3
- fatma betül sayan kaya47
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- zulzula cin kabilesi5
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı35
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi2
- trt tarafsız olmalı6
- barış alper yılmaz8
- patates kızartmak4
- paranın devrinin bitmesi10
- beyza4
- sarma saran kaslı sözlük erkekleri13
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
- asrın soygunu15
- izmirin diğer büyükşehirlere göre çok geri olması13
- yasak cinsel ilişkiler15
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek14
- sevgili3
- romanya53
- eylül ayı2
- bir sözlük erkeğine yürüyüp karşılık bulamamak11
- türkiye28
- gocu'nun 2 günde unutulması13
- sarma saramayan kız10
- futbol13
- x veya exe olunca şeytanivekorkunç bir kopyaolması2
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- sözlük erkeğine cin musallat etmek7
- italya12
- abberline ın yeni hesabı11
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis15
- true'nun çaylak olması7
- istanbul da hava durumu2
- bir sözlük erkeğine sarma tenceresiyle saldırmak7
- dünya60
- kelimelik3
- arkadaşlar bişe dicem ya7
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- filmi beğenmeyip yönetmeni vurmak3
- online listesinin yine gelmesi6
- çalmaşur4
- almanya26
insanın, kendisini annesinden bile daha çok seven kişidir.
benim minnoşum öyleydi en azından.
sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
-ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
-yemekten sonra- dedi.
sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.
giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
tüm kokular birbirine karıştı.
bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.
sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.
sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.
günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
yine yaptı.
sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.
minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.
benim minnoşum öyleydi en azından.
sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
-ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
-yemekten sonra- dedi.
sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.
giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
tüm kokular birbirine karıştı.
bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.
sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.
sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.
günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
yine yaptı.
sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.
minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar