bugün
- iremga8
- sözlük erkeklerinin göğüsleri18
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- dayanamayıp kitap almak7
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması26
- kocu7
- hindistan'a atom bombası atmak7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği3
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- haftanın gammazları listesi25
- neyin var derler diye hislerini saklamak3
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
- şükredilecek şeyler9
- ellerim bos gonlum hos5
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- abd'nin orta doğu'ya yeni uçak gemisi göndermesi2
- dejavu yaşamak7
- 500 bin tl'ye citroen ami alan akraba2
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- domdomusaa2
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek6
- anın görüntüsü22
- arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim2
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- sözlüğümüz iyi ki var2
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- en son ne yediniz5
- garibim çaylak olmuş2
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- din4
- tarih tekerrür eder mi6
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- bir daha doğmayacak olmak4
- lanetli çaylak3
- şeytanla pazarlıkta istenecek saçma şeyler2
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak4
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- zorunlu eğitim paradoksu3
- 2023 te süper güç olacağını zanneden çomar3
- beyin ameliyatından çıkmak7
- ispartalı kızların gül kokması8
- pforzheim den talimat alan yazarlar5
insanın, kendisini annesinden bile daha çok seven kişidir.
benim minnoşum öyleydi en azından.
sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
-ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
-yemekten sonra- dedi.
sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.
giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
tüm kokular birbirine karıştı.
bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.
sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.
sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.
günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
yine yaptı.
sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.
minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.
benim minnoşum öyleydi en azından.
sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
-ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
-yemekten sonra- dedi.
sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.
giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
tüm kokular birbirine karıştı.
bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.
sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.
sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.
günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
yine yaptı.
sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.
minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar