bugün
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması6
- fon vurgunu37
- acı soslu süs domuzu7
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- sergen yalçın7
- haberler3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- günü geçmiş buz gibi süt4
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kylie jenner4
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- palmiye4
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- kim bu erzincanlı9
- mercimek makarnası5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- ojeli tırnaklarla erkeğin göğsünü okşamak2
- clemence baptista16
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- fenerbahçe 5 slavia prag 12
- anın görüntüsü17
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu2
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur10
- hakkını helal etmeyen anne3
- murat ağırel4
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- pavyon bu dünya4
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- hakkını helal etmeyen evlat2
- nohut köftesi2
- boşalırken anıran erkek2
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- kolye140
- yemek yapmayı bilmeyen erkek2
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- platon un mağara alegorisi10
- kemal kılıçdar3
- saraca'ya uzaylı soruları4
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
- s'i l v'e r m'i s t15
- sel8
- george puşt2
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
kapitalizmin bize armağını bir terim. genelde fırsattan istifade etmek isteyenlerin başucu kelimesi , fırsat eşitliği...
ne demekti bu fırsat eşitliği. toplumda farklı kategorilere ait insanlara aynı fırsat haklarının tanınması. kim tanıyor bu hakkı onlara? tabiki daha güçlü olan, erk sahibi olan.
öncelikle aynı havayı soluduğumuz, aynı denizden, güneşten faydalandığımız bu yeryüzü içerisindeki tüm nimetler nefes alan , yaşayan tüm canlılardır. peki ne oluyor da bu insanlar hüküm yetkisinin kendinde olmadığı bu nimetlerin sahibi olma münasebetine vakıf olabiliyor.
yüzyıllar öncesinden başlayan bu sahip olma ve bireyselleşme hevesi tüm dünyanın hızlıca sonunu getirmekte. şimdi diyeceksiniz ki ben çalışırken yan gelip yatan adamla neden aynı haklara sahip olayım? tabi gerçekten çalıştığınız düşünürsek çünkü bugün beden işçilerinin dışında kalan çalışanların geneli pasif işsiz konumunda olup aktif olarak üretime katılmayan kişiler.
yatan kişi mevzusuna gelelim. bir kişi neden çalışma isteği duymaz? bunun psikolojik boyutuna inersek karşımıza ' emeğe yabancılaşma' diye bir kavram çıkıyor. emeğe yabancılaşmak en basit tabirle kişinin emek vererek ortaya çıkardığı ürünün kendinden çıkıp onun karşısına ticari bir mal olarak çıkmasıdır. işçi sermaye sahibinin kölesidir ve aslında emek sarfettiği ürün onun değildir emeği kullanılmıştır. kendi ürettiği malı alabilmesi için belki de 5 yıllık maaşını ortaya koyması gereken işçi zamanla çalışma isteği duymaz çalışsa bile zorunluluk duyduğu için çalışır.
tam da bu noktada burjuva kesimimiz kurtarıcı ve kendini aklayıcı bir kavram atıyor ortaya. ' fırsat eşitliği' tanıdığı bir fırsat varmış gibi!!! ölümden daha büyük bir gerçeğin olmadığı dünyada ne komik bir çaba değil mi?
ne demekti bu fırsat eşitliği. toplumda farklı kategorilere ait insanlara aynı fırsat haklarının tanınması. kim tanıyor bu hakkı onlara? tabiki daha güçlü olan, erk sahibi olan.
öncelikle aynı havayı soluduğumuz, aynı denizden, güneşten faydalandığımız bu yeryüzü içerisindeki tüm nimetler nefes alan , yaşayan tüm canlılardır. peki ne oluyor da bu insanlar hüküm yetkisinin kendinde olmadığı bu nimetlerin sahibi olma münasebetine vakıf olabiliyor.
yüzyıllar öncesinden başlayan bu sahip olma ve bireyselleşme hevesi tüm dünyanın hızlıca sonunu getirmekte. şimdi diyeceksiniz ki ben çalışırken yan gelip yatan adamla neden aynı haklara sahip olayım? tabi gerçekten çalıştığınız düşünürsek çünkü bugün beden işçilerinin dışında kalan çalışanların geneli pasif işsiz konumunda olup aktif olarak üretime katılmayan kişiler.
yatan kişi mevzusuna gelelim. bir kişi neden çalışma isteği duymaz? bunun psikolojik boyutuna inersek karşımıza ' emeğe yabancılaşma' diye bir kavram çıkıyor. emeğe yabancılaşmak en basit tabirle kişinin emek vererek ortaya çıkardığı ürünün kendinden çıkıp onun karşısına ticari bir mal olarak çıkmasıdır. işçi sermaye sahibinin kölesidir ve aslında emek sarfettiği ürün onun değildir emeği kullanılmıştır. kendi ürettiği malı alabilmesi için belki de 5 yıllık maaşını ortaya koyması gereken işçi zamanla çalışma isteği duymaz çalışsa bile zorunluluk duyduğu için çalışır.
tam da bu noktada burjuva kesimimiz kurtarıcı ve kendini aklayıcı bir kavram atıyor ortaya. ' fırsat eşitliği' tanıdığı bir fırsat varmış gibi!!! ölümden daha büyük bir gerçeğin olmadığı dünyada ne komik bir çaba değil mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar