bugün
- buddy dude23
- iran milli takımı'na los angeles ta protesto2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- karşı cinste hayran olunan özellik11
- deliliğin tedavisi7
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek10
- zeki ve bilge insanların dövme yaptırmaması2
- yapay zeka asistanlarının samimiyet seviyesi3
- gocu29
- kızları etkileme taktikleri4
- evlenmeyi başaramamış kadın12
- milli maçı izlemeyen erkek22
- 14 haziran 2026 almanya curaçao maçı10
- deyyus u ekber5
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı4
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı4
- sevgili olmayalım ama arkadaş kalalım saçmalığı3
- ona bir şey söyle14
- avustralya10
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi4
- sevgilisine ayı diyen kız6
- sueda uluca5
- türkiye13
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı8
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi9
- bardağı taşıran son damla7
- avradı olmayana ne tavsiye edersiniz6
- güzel kızların isimleri3
- rad suresi 2 ayet2
- sözlüğün amacı3
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı5
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum5
- mantı abartılmış balon bir yemektir7
- selenoid valfin ne olduğunu bilen kız3
- kadınlar neyden hoşlanır10
- arda güler7
- 2026 dünya kupası4
- vincenzo montella9
- iremga ve mokv'yi özlemek4
- ayak yalamamış erkek kalmaması5
- tarihte yaşamış birini ölesiye savunmak5
- chp'nin hali ne olacak58
- elmas bey birader bay bey biraderdir4
- en iyi antidepresan19
- futbol4
- hilal yelekçi3
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak16
- nestory irankunda4
- japonya3
- almanya 7 curaçao 13
genel olarak bir şeyin oluş sıklığı anlamına gelir; fiziksel izahı ise düzenli tekrarlayan bir hareket halindeki cismin hareketin her bir salınımını(turunu) yapması için geçen süreye periyot denir. frekans da periyodun çarpmaya göre tersidir. alınan yol = hız x zaman denklemindeki zaman periyottur frekans da 1/zaman olduğundan frekans= hız/alınan yol.
frekans terimi sıklıkla dalgalar veya fonksiyon grafikleri için kullanıldığından durumu elektromanyetik dalgalara uyarlarsak frekans= ışık hızı/dalga boyu olur. ışık hızı sabittir , bir elektromanyetik dalganın frekansı arttıkça dalga boyu küçülür.
görülebilir spektrumda frekansı en büyük ve dalga boyu en küçük ışık mor ışıktır. görülemeyen kısımda morötesi x-ray gama cosmic ray gibi ışınlar bulunur. görülebilir spektrumda frekansı en küçük ve en büyük dalga boylu ışık kırmızıdır. göze en çok hitap eden, dikkatimizi hemen çeken rengin kırmızı olmasının sebebi işte bu dalga boyu yüzündendir. kırmızıdan sonra görülemeyen kızılötesi, mikrodalga, radyo dalgası gibi ışınlar gelir.
planck einstein denklemine göre bir foton başına düşen enerji E = h. f dir. burada h planck sabitini, f ise frekansı temsil eder. yani enerji ile frekans arasında doğrudan orantı vardır. bu nedenle frekansı büyük (daha çok titreşen) ve dalga boyu küçük olan mor ışığın enerjisi kırmızınınkinden büyüktür.
eşik frekansı yüksek olan bir metalden (atom numarası yüksek metaller) elektron koparıp akım oluşturmak için daha yüksek frekanslı bir ışık kullanmanız gerekir.
bu frekans olayı da sabit değildir , göreliliğe tabiidir. dalga kaynağının frekansı sabittir ama hareketli bir dalga kaynağı size yaklaştıkça frekansı büyüyor yani dalga boyu küçülüyor uzaklaştıkça dalga boyu artıp frekansı küçülüyor. bu yüzden size yaklaşan bir ambulansın siren sesini daha tiz algılarsınız, uzaklaşan bir ambulansa göre. buna da doppler etkisi diyoruz.
bu frekans işi başımıza daha çok belalar açıyor. mesela ışığın havadaki hızı vakumdaki hızından, cam prizmadaki hızı havadaki hızından farklıdır bu kez de frekans abimiz sabit kalır dolayısıyla dalga boyları değişir. bu nedenle prizmadan geçen beyaz ışığın renklere ayrıldığını görürüz. frekansı en yüksek olan mor ışın en çabuk şekilde olayı atlattığından diğerlerine göre daha az yavaşlar en az kırılarak yolculuğunu tamamlar, bu yüzden prizmadan çıkarken daha çok yol alır ve alta koyduğunuz kağıdın daha uzak bir noktasına düşer, renkler sıralanır ve kırmızı ışın prizmaya en yakın noktaya düşmüş olur çünkü frekansı düşüktür ve yavaşlama etkisinden en çok o etkilenir.
her şeye olduğu gibi ışığın içeriğine de kafayı takan newton abimiz zamanında biraz daha ısrarlı incelese çok güzel bir şey keşfedecekken ışık tayfındaki siyahlıkların nedenini çok kurcalamaz. aradaki siyah boşluklar, ışığın kaynağı olan yıldızdaki atomlar hangileriyse (tahminen güneşten geldiği için hidrojen ya da helyum) onların içindeki parçacıklar fotonlardan kendi enerji seviyelerine uygun olanları soğururlar. bu nedenle gözlemlediğimiz ışık tayfına büyütücü bir aletle baktığımızda atoma özgü bir parmak izi bulmuş gibi oluruz. hidrojeninki sodyumunkinden farklıdır . Newton abimizin az daha zorlasa keşfedeceği bir başka dahiyane keşif, Herschel'e kısmet olmuştur. o zaman adı sadece mekanik ve calculusle değil modern fizikle ve elektromanyetik spektrumla da anılacaktır. neyse bir insan ömrüne o kadar başarı yeter de artar bile zaten.
frekans terimi sıklıkla dalgalar veya fonksiyon grafikleri için kullanıldığından durumu elektromanyetik dalgalara uyarlarsak frekans= ışık hızı/dalga boyu olur. ışık hızı sabittir , bir elektromanyetik dalganın frekansı arttıkça dalga boyu küçülür.
görülebilir spektrumda frekansı en büyük ve dalga boyu en küçük ışık mor ışıktır. görülemeyen kısımda morötesi x-ray gama cosmic ray gibi ışınlar bulunur. görülebilir spektrumda frekansı en küçük ve en büyük dalga boylu ışık kırmızıdır. göze en çok hitap eden, dikkatimizi hemen çeken rengin kırmızı olmasının sebebi işte bu dalga boyu yüzündendir. kırmızıdan sonra görülemeyen kızılötesi, mikrodalga, radyo dalgası gibi ışınlar gelir.
planck einstein denklemine göre bir foton başına düşen enerji E = h. f dir. burada h planck sabitini, f ise frekansı temsil eder. yani enerji ile frekans arasında doğrudan orantı vardır. bu nedenle frekansı büyük (daha çok titreşen) ve dalga boyu küçük olan mor ışığın enerjisi kırmızınınkinden büyüktür.
eşik frekansı yüksek olan bir metalden (atom numarası yüksek metaller) elektron koparıp akım oluşturmak için daha yüksek frekanslı bir ışık kullanmanız gerekir.
bu frekans olayı da sabit değildir , göreliliğe tabiidir. dalga kaynağının frekansı sabittir ama hareketli bir dalga kaynağı size yaklaştıkça frekansı büyüyor yani dalga boyu küçülüyor uzaklaştıkça dalga boyu artıp frekansı küçülüyor. bu yüzden size yaklaşan bir ambulansın siren sesini daha tiz algılarsınız, uzaklaşan bir ambulansa göre. buna da doppler etkisi diyoruz.
bu frekans işi başımıza daha çok belalar açıyor. mesela ışığın havadaki hızı vakumdaki hızından, cam prizmadaki hızı havadaki hızından farklıdır bu kez de frekans abimiz sabit kalır dolayısıyla dalga boyları değişir. bu nedenle prizmadan geçen beyaz ışığın renklere ayrıldığını görürüz. frekansı en yüksek olan mor ışın en çabuk şekilde olayı atlattığından diğerlerine göre daha az yavaşlar en az kırılarak yolculuğunu tamamlar, bu yüzden prizmadan çıkarken daha çok yol alır ve alta koyduğunuz kağıdın daha uzak bir noktasına düşer, renkler sıralanır ve kırmızı ışın prizmaya en yakın noktaya düşmüş olur çünkü frekansı düşüktür ve yavaşlama etkisinden en çok o etkilenir.
her şeye olduğu gibi ışığın içeriğine de kafayı takan newton abimiz zamanında biraz daha ısrarlı incelese çok güzel bir şey keşfedecekken ışık tayfındaki siyahlıkların nedenini çok kurcalamaz. aradaki siyah boşluklar, ışığın kaynağı olan yıldızdaki atomlar hangileriyse (tahminen güneşten geldiği için hidrojen ya da helyum) onların içindeki parçacıklar fotonlardan kendi enerji seviyelerine uygun olanları soğururlar. bu nedenle gözlemlediğimiz ışık tayfına büyütücü bir aletle baktığımızda atoma özgü bir parmak izi bulmuş gibi oluruz. hidrojeninki sodyumunkinden farklıdır . Newton abimizin az daha zorlasa keşfedeceği bir başka dahiyane keşif, Herschel'e kısmet olmuştur. o zaman adı sadece mekanik ve calculusle değil modern fizikle ve elektromanyetik spektrumla da anılacaktır. neyse bir insan ömrüne o kadar başarı yeter de artar bile zaten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar