bugün
- ecevit denince akla gelen şeyler21
- simko316
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması19
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- ölüm orucu3
- hewal ebo6
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- bölücüye sövdük diye çaylak olmak3
- türk olmayan türkler5
- memduh bashgan10
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak3
- sözlüğe fotoğraf yüklenmiyor4
- siber devrim2
- özel sektör vs devlet sektörü3
- sözlükte ki türk düşmanları10
- durumumuz kudretlidir3
- roman çöpü hagi4
- catwalk3
- türkiye 0 7 fransa3
- amedspor'un kürt milliyetçisi bir takım olması3
- sözlük moderatörleri sorgulanmalı2
- kredi kartı borcu3
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- esat oktay yıldıran2
- filenin balonları3
- devşirme orta asya köpeği memduh4
- siirt te patpat devrilmesi 7 yaralı3
- kürt memduh4
- 5816 atatürk ü koruma kanunu kaldırılsın mı2
- etzincan kürdü memduh4
- kürdistan da bulunmaktan şeref duydum2
- ligin ilk ikisinde amedspor'un ve cimbomun olması2
- s'i l v'e r m'i s t7
- trabzonspor 4 galatasaray 02
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazar tayfası3
- betray me8
- trabzonspor taraftarı2
- manifest2
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- laiklik ile yönetilen tek ülkenin türkiye olması2
- kürt hareketinin erzincan daki oy oranı2
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı7
- arkadaşın eski sevgilisi3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- yabancı bir şirkette mühendislik işi bulma yolları4
- danny trejo2
- 24 eylül 2026 kosova irlanda maçı2
tamamiyle hissedilmeden söylenmemelidir.
alalade bir cümle değildir keza.
cümlelerin en özelidir belki de.
söylenirken iç titrer, kalp yumru olur, dil düğümlenir.
söylenişindeki durumlar farklı hikayelere gebedir.
göz yaşı eşlik ediyorsa bu cümleye, umutsuzluğu ifade eder mesela.
ben böyle bir olaya şahit olmuştum.
güneşli bir mart günüydü. gün, ait olduğu mevsimden çok daha sıcaktı.
sarı güneş, açık mavi göke asılıyken ve bembeyaz bulutlar masmavi gökte yüzerken bu mükemmel uyumun ayırdına varamayacak gibi görünen bir kız duruyordu yanımda. onun için her şeyin siyah ve beyazdan ibaret olduğu apaçıktı.
ağlayarak yanıma gelmiş ve yanımda beklerken de ağlamaya devam etmişti.
bir sokak lambasının onu dikkatlice izlediğinin farkında değildi, doğaldı.
onca otobüs gelip geçmiş, o hiçbirine binmemişti. otobüs beklemediği açıktı. aslında hiçbir şey beklemiyordu.
hiçbir şeyin ve hiçkimsenin gelmeyeceğinden emindi.
siyah-beyaz dünyasını rengarenk bir silgiyle dönüştürecek kişinin terk-i diyar ettiği apaçıktı.
telefonu çaldı.
uzun süre baktı daha sonra açtı.
konuşmuyordu, karşı taraf bir şeyler söylüyordu.
cesaretini toplayıp iki kelime edebildi renksiz kız, "seni seviyorum."
yineledi,
"ama seni seviyorum."
ağlıyordu.
bir cümle hiçkimseye bu kadar yakışmadı, yakışamazdı.
sevgi, aşk herkese haram bir tek ona layıktı.
aşktan ağlayan bir insandan daha fazla kim aşkı hak edebilir?
"yani bitti mi?"
"bitti mi?"
"bitti mi yani..."
"ama..."
karşı tarafın ne zırvaladığını tahmin edebiliyordum. sevgiyi hak etmeyen sevgisiz bir kalp vardı telefonun ucunda. ömrünce renksiz kalacaktı ama bu kız bir gün rengi bulacaktı.
şanslıydı, şimdilik bilmiyordu.
öğrenecekti.
"peki, bir daha beni asla arama o halde. nefret ediyorum senden. sana çok emek verdim. lanet olsun!"
telefonu kapadı.
telefon tekrar çaldı, açmadı.
ama ekrana uzun uzun yine baktı.
göz yaşları ekrana damlıyordu.
telefon sustu. bir daha da çalmadı. çalmayacaktı da. kendi bencil içini rahatlatmak için aramıştı zaten o. biliyordu.
sildi tatlı gözlerini, gökyüzüne baktı.
gözleri kamaştı. hava güneşliydi. gözlüğünü taktı.
baharın çiçek dolu kokusunu içine çekti derin derin.
bana baktı. onun gördüğü gri bir beton yığınıydım. tepemde duran saksağanlar ötüşüyordu. onlara da baktı. gülümsedi.
bir kez daha derin bir nefes alıp, ağır ağır yürümeye başladı. onu izledim arkasından.
boynu bükük, özgüvensiz adımlarını izliyordu yürürken.
her şeyi unutmanın güçlüğünün farkındaydı. daha önce de deneyimlemiş gibiydi zaten. peki neden tekrar koyvermişti kendini?
bunu önceden de açıklamıştım size.
her aşk başka bir hikayedir. hepsinde kalbinizi açarsınız ne yazık ki.
sonunun ne olacağı mechuldür.
fakat son, eski bir film gibi siyah-beyaz da bitse,
size bahşettiği gökkuşağı günleri değişemezsiniz işte.
https://www.youtube.com/watch?v=3eISg09_DtQ
alalade bir cümle değildir keza.
cümlelerin en özelidir belki de.
söylenirken iç titrer, kalp yumru olur, dil düğümlenir.
söylenişindeki durumlar farklı hikayelere gebedir.
göz yaşı eşlik ediyorsa bu cümleye, umutsuzluğu ifade eder mesela.
ben böyle bir olaya şahit olmuştum.
güneşli bir mart günüydü. gün, ait olduğu mevsimden çok daha sıcaktı.
sarı güneş, açık mavi göke asılıyken ve bembeyaz bulutlar masmavi gökte yüzerken bu mükemmel uyumun ayırdına varamayacak gibi görünen bir kız duruyordu yanımda. onun için her şeyin siyah ve beyazdan ibaret olduğu apaçıktı.
ağlayarak yanıma gelmiş ve yanımda beklerken de ağlamaya devam etmişti.
bir sokak lambasının onu dikkatlice izlediğinin farkında değildi, doğaldı.
onca otobüs gelip geçmiş, o hiçbirine binmemişti. otobüs beklemediği açıktı. aslında hiçbir şey beklemiyordu.
hiçbir şeyin ve hiçkimsenin gelmeyeceğinden emindi.
siyah-beyaz dünyasını rengarenk bir silgiyle dönüştürecek kişinin terk-i diyar ettiği apaçıktı.
telefonu çaldı.
uzun süre baktı daha sonra açtı.
konuşmuyordu, karşı taraf bir şeyler söylüyordu.
cesaretini toplayıp iki kelime edebildi renksiz kız, "seni seviyorum."
yineledi,
"ama seni seviyorum."
ağlıyordu.
bir cümle hiçkimseye bu kadar yakışmadı, yakışamazdı.
sevgi, aşk herkese haram bir tek ona layıktı.
aşktan ağlayan bir insandan daha fazla kim aşkı hak edebilir?
"yani bitti mi?"
"bitti mi?"
"bitti mi yani..."
"ama..."
karşı tarafın ne zırvaladığını tahmin edebiliyordum. sevgiyi hak etmeyen sevgisiz bir kalp vardı telefonun ucunda. ömrünce renksiz kalacaktı ama bu kız bir gün rengi bulacaktı.
şanslıydı, şimdilik bilmiyordu.
öğrenecekti.
"peki, bir daha beni asla arama o halde. nefret ediyorum senden. sana çok emek verdim. lanet olsun!"
telefonu kapadı.
telefon tekrar çaldı, açmadı.
ama ekrana uzun uzun yine baktı.
göz yaşları ekrana damlıyordu.
telefon sustu. bir daha da çalmadı. çalmayacaktı da. kendi bencil içini rahatlatmak için aramıştı zaten o. biliyordu.
sildi tatlı gözlerini, gökyüzüne baktı.
gözleri kamaştı. hava güneşliydi. gözlüğünü taktı.
baharın çiçek dolu kokusunu içine çekti derin derin.
bana baktı. onun gördüğü gri bir beton yığınıydım. tepemde duran saksağanlar ötüşüyordu. onlara da baktı. gülümsedi.
bir kez daha derin bir nefes alıp, ağır ağır yürümeye başladı. onu izledim arkasından.
boynu bükük, özgüvensiz adımlarını izliyordu yürürken.
her şeyi unutmanın güçlüğünün farkındaydı. daha önce de deneyimlemiş gibiydi zaten. peki neden tekrar koyvermişti kendini?
bunu önceden de açıklamıştım size.
her aşk başka bir hikayedir. hepsinde kalbinizi açarsınız ne yazık ki.
sonunun ne olacağı mechuldür.
fakat son, eski bir film gibi siyah-beyaz da bitse,
size bahşettiği gökkuşağı günleri değişemezsiniz işte.
https://www.youtube.com/watch?v=3eISg09_DtQ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar