bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- silik sayınız5
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- gece gelen yemek yapma isteği6
- online yazarlar nasıl görünür4
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek6
- fon vurgunu nedir3
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- terhis oluyorum sözlük21
- daha favlamadan zaten favladınız uyarısı3
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- ne bu fon vurgunu3
- uyudunuz mu arkadaşlar10
- nasıl açık oylarız4
- acıktım ne yesem3
- sözlük üzerinden alınan son dm2
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- fatma betül sayan kaya28
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- bizde arkadaşın karısına yanlış olmaz4
- hediyeleşme kültürü2
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak3
- gecenin şarkısı4
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- 20078
- sözlükten buluştuğu kızın göğüslerini çalan adam5
- akıllı telefon kullanan erkek9
- en güzel geçen yıllar4
- levent yüksel4
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
- tablacı köftesi3
- gece vardiyası yazarlar3
- camilerdeki ayak kokusu11
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- olgun erkek vs şakacı erkek3
- damar patlatan hemşire uyuzluğu2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- yalnız kalma lüksü2
- sözlüğe nasıl başladınız2
- tek başına kafede kahve içmek2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- victor osimhen9
- münafık11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
hz peygamberin mensup olduğu kabiledir. mekke'deki en güçlü ikinci kabileydi, diğeri ise ümeyye oğulları yani emevilerdi.
islam öncesi dönemde olduğu gibi islam sonrası dönemde de iki kureyş ailesi çatışma halinde olmuştur ve malumun ilanı emeviler bu savaşta galip gelmişlerdir, ta ki mevali unsurların yardımı ile emeviler yıkılıp abbasiler gelene kadar.
bu kabileyi ilginç kılan şey peygamber'in ölümünden sonra kendilerini seçilmiş, seçkin bir kabile gibi görmeleri öyle lanse etmeleridir.
mesela meşhur halifeler kureyş'tendir hadisleri vardır;
--spoiler--
Kureyşten iki kişi kaldığı müddetçe bu iş ( hilafet işi ) kureyşten ayrılmaz
--spoiler--
hatta ve hatta,
--spoiler--
Kıyamet vuku buluncaya kadar hilâfet Kureyştendir
--spoiler--
her ne kadar bu tür saçmalıkları geçmiş dönem islam alimleri peygamber'in gaybı bilmesi şeklinde tevil etmişlerse de kur'an'ın ruhuna çok açık biçimde aykırı olan bu söz sahih senetli geliyor olsa bile sahih senetli iftiralardan biri olduğu barizdir.
bu sözleri kabul ettirebilmek için cedel yapan bazı islam alimleri çok açık biçimde arapçılık dolayısı ile ırkçılık kokan bu rivayetler konusunda bu sözleri ırkçılık olarak addedenlerin dolaylı yoldan peygamber'in arap olması dolayısı ile haşa allah'ın da ırkçılık mı yapmış olduğu varsayımına varabilme tehlikesi olduğunu öne sürerek insanları susturmaya çalışmışlardır.
yani halifeler kureyş'tendir saçmalığını kabul etmiyorsan, haşa allah peygamber'i araplardan gönderdi diye allah'a ırkçı demiş oluyormuşsun. işin türkçesi bu.
tabi ki bu da sistem yalakası sahtekar alimlerin o dönemdeki tevillerinden biri. ancak bu tevilleri küfürdür. bu kaçınılmaz bir gerçek.
Bugün bile Müslüman dünyanın teolojik anlamda en önemli sorunu, din-siyaset ilişkisi konusunda bulunmaktadır. peygamber'in ölümünden bugüne değin süren sorunların temelinde mehmet said hatipoğlu hoca'nın kitaplaştırdığı ve mükemmel biçimde irdelediği ''hilafetin kureyşliliği'' meselesidir. okumanızı tavsiye ederim.
hilafet neden kureyşlidir? kureyş'i ayrıcalıklı kılan nedir? peygamber'in varlığı mı, arap olmaları mı? peki ya hilafet nedir? var olmak zorunda mıdır, dinin esasından mıdır? ya kur'an'i temeli? sorulması gereken belli başlı sorular bunlardır, kısa yoldan kureyş aristokrasisi mevzusuna döner isek hilafetin ve halifelerin kureyşli olması mevzusu kur'an'ın ruhuna ve paygemberin uygulamasına tamamen aykırıdır.
kur'an zaten kabileci nesepçi algıyla bununla övünmekle ve bu yolla insanlara tahakküm etmekle savaşmak için gelmiştir. yıkmak istediği sisteme kendini ikame etmek için değil.
bir yanda,
--spoiler--
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır. (hucurat 13)
--spoiler--
diye kur'an bir yanda ise hilafet kureşylidir diyen araplar... bu büyük bir çelişki. ya kuR'an'ın bu enternasyonel denebilecek açık hükmünü kabul etmeli bu rivayeti çöpe atmalısınız ya da kur'an'ı bir kenara koyup geçmişin arapçıları ile cehennemi boylamalısınız. seçim sizin.
çünkü ayete göre nereli olduğunuz, kimin çocuğu olduğunuz hangi kabile olduğunuzun hiç ama hiç önemi yoktur. hani şu seyyid diye ortalıkta dolananlar var ya kendini peygamber evladı zannedenler. onlara öyle bile olsalar bunun kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını ısrarla anlatıyorum tabi ki anlamıyorlar.
kısacası bu rivayeti kur'an'a arz edersek yolda kalır. nitekim kur'an'a arz etmeksizin etik olmadığı da aşikar.
bu tip rivayetleri doğuran ana sebep abbasilerin başa gelmesidir. çünkü abbasiler emevi zulmüne karşı arap olmayan yani mevalilere umut vermişti onlarla birleşişp emevi hükümranlığını yıkmışlardı ve ardından peygamberin amcasının evlatları oldukları dolayısı ile hilafete en uygun kişilerin kendilerini olduklarını empoze etmek için hilafeti kureyş nüfusuna kaydetmişler, bu tip rivayetleri uydurmuşlardır.
bu film islam tarihinde ilk dönemlerden itibaren dönmektedir. haşimi emevi çekişmesinde medine döneminden dolayı olaya muhacir ve ensar'da katılmıştır. iş ilk önce muhacir-ensar aristokrasisi ile başlamıştır.
hz ali'nin muaviye'ye yazdığı bir mektup vardır, Nehcül Belağanın altıncı mektubudur ve çok manidardır hz ali şöyle der muaviyeye;
--spoiler--
Şüphesiz Ebu Bekire, Ömere ve Osmana biat edenler, onlara biat ettikleri şekilde bana da biat ettiler. Orada bulunanların seçme hakkı olmadığı gibi, bulunmayanların da reddetme hakkı yoktur. Şura, ancak Muhacirlere ve Ensara aittir; onlar toplanıp birisine uyar ve imam olarak nitelendirirse, bu Allahın da hoşnut olduğu bir iştir. Kim onların hükümetine razı olmayıp, kınayarak veya bidate uyarak onların işlerini terk ederse, onu geri çevirirler. Kabul etmezse, müminlerin yoluna tabi olmadığı için onunla savaşırlar ve döndüğü şeyin vebalini de Allah, onun boynuna yükler.
--spoiler--
görüldüğü gibi hz ali bile bir muhacir-ensar aristokrasisini içselleştirmiş vaziyettedir. şura suresi 38. ayete göre tüm müslüman halkların fikri alınması gereken bir konuda (çünkü islam o dönemde arap yarım adasından dışarı çıkmış farklı halkları egemenliği altına almıştı.) sadece söz sahibi muhacir ve ensar kabul edilmektedir.
bunun kur'an'ın dininde yeri yoktur.
not: ayrıca hz ali'nin muaviye'ye olan bu mektubu kendisinin diğer halifelerinhilafetini meşru saydığının göstergesidir. demek ki şiiler her zaman ki gibi haksızlar halifeler konusunda. ayrıca hilafet mevzusu farklı bir tartışma konusu bunu ayrı tutuyorum. ha bir de mektubun senedi hakkında tevile girişmektedir şiiler. çünkü genel olarak işlerine gelmeyen çoğu rivayetin senedi ile uğraşmayı severler. nec'ul belaga sizlerin kaynağı bu bir itiraf niteliği taşır ayrıca bu mektubun senedi de sahihtir. sahih olmasa bile mektuptaki mesaj oldukça açıktır. üzerine konuşmaya dahi gerek yok.
dolayısı ile kureyş kabilesinin ileri gelenleri (haşimiler emeviler hatta peygamber'in ailesine mensup olanlardan bazıları dahil olmak üzere) kendilerini seçkinler sınıfına alarak hilafeti kureyş'e tapulamaları dolayısı ile kur'an ile çatışmışlardır.
ayrıca islam'da hilafet diye bir mevhum yoktur bu roma ve sasanilerden özenilip islami kılıfa sokulmuş bir küfürdür.
kureyş islam tarihinde mühim bir kabile olmakla birlikte, peygamber sonrası dönemde islam dünyasının ''kutsal'' karargahı olarak lanse edilmesi, islam aleminin bugüne değin sorunlarının başlangıcıdır.
islam öncesi dönemde olduğu gibi islam sonrası dönemde de iki kureyş ailesi çatışma halinde olmuştur ve malumun ilanı emeviler bu savaşta galip gelmişlerdir, ta ki mevali unsurların yardımı ile emeviler yıkılıp abbasiler gelene kadar.
bu kabileyi ilginç kılan şey peygamber'in ölümünden sonra kendilerini seçilmiş, seçkin bir kabile gibi görmeleri öyle lanse etmeleridir.
mesela meşhur halifeler kureyş'tendir hadisleri vardır;
--spoiler--
Kureyşten iki kişi kaldığı müddetçe bu iş ( hilafet işi ) kureyşten ayrılmaz
--spoiler--
hatta ve hatta,
--spoiler--
Kıyamet vuku buluncaya kadar hilâfet Kureyştendir
--spoiler--
her ne kadar bu tür saçmalıkları geçmiş dönem islam alimleri peygamber'in gaybı bilmesi şeklinde tevil etmişlerse de kur'an'ın ruhuna çok açık biçimde aykırı olan bu söz sahih senetli geliyor olsa bile sahih senetli iftiralardan biri olduğu barizdir.
bu sözleri kabul ettirebilmek için cedel yapan bazı islam alimleri çok açık biçimde arapçılık dolayısı ile ırkçılık kokan bu rivayetler konusunda bu sözleri ırkçılık olarak addedenlerin dolaylı yoldan peygamber'in arap olması dolayısı ile haşa allah'ın da ırkçılık mı yapmış olduğu varsayımına varabilme tehlikesi olduğunu öne sürerek insanları susturmaya çalışmışlardır.
yani halifeler kureyş'tendir saçmalığını kabul etmiyorsan, haşa allah peygamber'i araplardan gönderdi diye allah'a ırkçı demiş oluyormuşsun. işin türkçesi bu.
tabi ki bu da sistem yalakası sahtekar alimlerin o dönemdeki tevillerinden biri. ancak bu tevilleri küfürdür. bu kaçınılmaz bir gerçek.
Bugün bile Müslüman dünyanın teolojik anlamda en önemli sorunu, din-siyaset ilişkisi konusunda bulunmaktadır. peygamber'in ölümünden bugüne değin süren sorunların temelinde mehmet said hatipoğlu hoca'nın kitaplaştırdığı ve mükemmel biçimde irdelediği ''hilafetin kureyşliliği'' meselesidir. okumanızı tavsiye ederim.
hilafet neden kureyşlidir? kureyş'i ayrıcalıklı kılan nedir? peygamber'in varlığı mı, arap olmaları mı? peki ya hilafet nedir? var olmak zorunda mıdır, dinin esasından mıdır? ya kur'an'i temeli? sorulması gereken belli başlı sorular bunlardır, kısa yoldan kureyş aristokrasisi mevzusuna döner isek hilafetin ve halifelerin kureyşli olması mevzusu kur'an'ın ruhuna ve paygemberin uygulamasına tamamen aykırıdır.
kur'an zaten kabileci nesepçi algıyla bununla övünmekle ve bu yolla insanlara tahakküm etmekle savaşmak için gelmiştir. yıkmak istediği sisteme kendini ikame etmek için değil.
bir yanda,
--spoiler--
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır. (hucurat 13)
--spoiler--
diye kur'an bir yanda ise hilafet kureşylidir diyen araplar... bu büyük bir çelişki. ya kuR'an'ın bu enternasyonel denebilecek açık hükmünü kabul etmeli bu rivayeti çöpe atmalısınız ya da kur'an'ı bir kenara koyup geçmişin arapçıları ile cehennemi boylamalısınız. seçim sizin.
çünkü ayete göre nereli olduğunuz, kimin çocuğu olduğunuz hangi kabile olduğunuzun hiç ama hiç önemi yoktur. hani şu seyyid diye ortalıkta dolananlar var ya kendini peygamber evladı zannedenler. onlara öyle bile olsalar bunun kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını ısrarla anlatıyorum tabi ki anlamıyorlar.
kısacası bu rivayeti kur'an'a arz edersek yolda kalır. nitekim kur'an'a arz etmeksizin etik olmadığı da aşikar.
bu tip rivayetleri doğuran ana sebep abbasilerin başa gelmesidir. çünkü abbasiler emevi zulmüne karşı arap olmayan yani mevalilere umut vermişti onlarla birleşişp emevi hükümranlığını yıkmışlardı ve ardından peygamberin amcasının evlatları oldukları dolayısı ile hilafete en uygun kişilerin kendilerini olduklarını empoze etmek için hilafeti kureyş nüfusuna kaydetmişler, bu tip rivayetleri uydurmuşlardır.
bu film islam tarihinde ilk dönemlerden itibaren dönmektedir. haşimi emevi çekişmesinde medine döneminden dolayı olaya muhacir ve ensar'da katılmıştır. iş ilk önce muhacir-ensar aristokrasisi ile başlamıştır.
hz ali'nin muaviye'ye yazdığı bir mektup vardır, Nehcül Belağanın altıncı mektubudur ve çok manidardır hz ali şöyle der muaviyeye;
--spoiler--
Şüphesiz Ebu Bekire, Ömere ve Osmana biat edenler, onlara biat ettikleri şekilde bana da biat ettiler. Orada bulunanların seçme hakkı olmadığı gibi, bulunmayanların da reddetme hakkı yoktur. Şura, ancak Muhacirlere ve Ensara aittir; onlar toplanıp birisine uyar ve imam olarak nitelendirirse, bu Allahın da hoşnut olduğu bir iştir. Kim onların hükümetine razı olmayıp, kınayarak veya bidate uyarak onların işlerini terk ederse, onu geri çevirirler. Kabul etmezse, müminlerin yoluna tabi olmadığı için onunla savaşırlar ve döndüğü şeyin vebalini de Allah, onun boynuna yükler.
--spoiler--
görüldüğü gibi hz ali bile bir muhacir-ensar aristokrasisini içselleştirmiş vaziyettedir. şura suresi 38. ayete göre tüm müslüman halkların fikri alınması gereken bir konuda (çünkü islam o dönemde arap yarım adasından dışarı çıkmış farklı halkları egemenliği altına almıştı.) sadece söz sahibi muhacir ve ensar kabul edilmektedir.
bunun kur'an'ın dininde yeri yoktur.
not: ayrıca hz ali'nin muaviye'ye olan bu mektubu kendisinin diğer halifelerinhilafetini meşru saydığının göstergesidir. demek ki şiiler her zaman ki gibi haksızlar halifeler konusunda. ayrıca hilafet mevzusu farklı bir tartışma konusu bunu ayrı tutuyorum. ha bir de mektubun senedi hakkında tevile girişmektedir şiiler. çünkü genel olarak işlerine gelmeyen çoğu rivayetin senedi ile uğraşmayı severler. nec'ul belaga sizlerin kaynağı bu bir itiraf niteliği taşır ayrıca bu mektubun senedi de sahihtir. sahih olmasa bile mektuptaki mesaj oldukça açıktır. üzerine konuşmaya dahi gerek yok.
dolayısı ile kureyş kabilesinin ileri gelenleri (haşimiler emeviler hatta peygamber'in ailesine mensup olanlardan bazıları dahil olmak üzere) kendilerini seçkinler sınıfına alarak hilafeti kureyş'e tapulamaları dolayısı ile kur'an ile çatışmışlardır.
ayrıca islam'da hilafet diye bir mevhum yoktur bu roma ve sasanilerden özenilip islami kılıfa sokulmuş bir küfürdür.
kureyş islam tarihinde mühim bir kabile olmakla birlikte, peygamber sonrası dönemde islam dünyasının ''kutsal'' karargahı olarak lanse edilmesi, islam aleminin bugüne değin sorunlarının başlangıcıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com