bugün
- evi ev yapan şeyler5
- kim kimi neden sevmiyor14
- sevgiliye cartier hediye etmek3
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun3
- 6 ayda bir yıkanmak4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek8
- yogartiksen40
- diyanetin fona para yatırması4
- nick değiştirilse alınacak nickler3
- tır şoförü olmayı istemek8
- ona bir şey söyle5
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- 1 55 boya sahip kızlardaki özgüven kaynağı3
- can sıkıntısından yapılan en garip şeyler2
- sözlük çirkinlerinin fotoğrafları3
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- adana hava durumu5
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- dincileri niçin öldürmeliyiz5
- azerilerce tokatlanan akpli8
- her buluşmaya rezalet kombinlerle gitmek4
- burçlara göre insan yargılamak2
- fon olayında spk'nın ihmalinin olmaması2
- kolye24
- sevgi iyileştirir mi2
- türküm doğruyum çalışkanım5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- nervio adlı yazara uyarı11
- benim maaşım benimdir kocamın maaşı evindir2
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- aşk11
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- antipanik5
- ev kızı olmak3
- yağmurlu bir cumartesi sabahı3
- fakir yoktur aklını kullanmayan fakir vardır3
- sözlükte kim kimi seviyor3
- istanbul daki selin önlenebilirliği2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- queen ravenna büyücülük okulu20
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u3
- nervio18
- amim parçalandı diyen kız10
- yogartiksen'in mod olması3
- sinek as vs as maca4
- iphone almak için neden6
her ne kadar bir edebi eser türü olarak görülse de bence şairlerin ya da yazarların ciğerine yolculuk yapabileceğiniz, "şair -yazar" olarak değil de edebi yönünden çok "insan" yönünü görebileceğimiz , kralın çıplak olduğu insanlık hallerinin turnusolluğunu yapan yazınlardır bu mektuplar.
mesela ben ahmed arif'i yaşar kemal'e küfür ederken düşünemezdim ama ediyormuş. istanbul'a gidince de yaşar kemal'i bul. de ki "ahmed a... s..cek senin." çekinme söyle. böyle küfürlere alışıktır o. memnun olur, kahve içirir sana. evcek gidin onlara, züppeleşeceğini sanmam onun. biraz megalomanisi vardır ya hemen hemen her sanatçıda oluyor bu.. diyor bir mektubunda leyla erbil'e.
ben orhan veli' yi de pek severim ama gördüm ki ahmed arif pek sevmezmiş. ama bunla beraber cemal süreya'yı pek severmiş. varlık dergisini de pek sallamıyor anladığım kadarıyla. yaşar kemal'le bir dostluğu var ki sormayın ama, anasına sövecek kadar !
sadece bir keşkem var bu kitaba dair. keşke leyla erbil'in yazdığı cevapları da okuma imkanım olsaydı ama neylersiniz ki leyla erbilin mektuplarının nerede olduğu bilinmiyor ya da ahmed arif'in mektupları ne yaptığı bilinmiyor.
ahmed arif gençliğimin ve çocukluğumun şairidir esasında yani uzak değilim, iyi bildiğimi düşünürdüm hep. o şiirlerin leyla erbil'e yazıldığını da daha önce farklı kaynaklardan duymuştum. ama hep söylenir ya bir şeyi duymak farklı yaşamak farklı diye. ben bu kitapta bunu yaşadım işte. o dev dizelerin, emsalsiz imgelerin, içinden bir kelimeyi çekseniz bozulacak olan mısraların, bir mısra çekseniz bozulacak olan şiirlerin duygulu mühendisi ahmed arif'in aşk halini gördükçe iki şeyden utanır oldum.
birincisi; ulan oğlum sen de aşık mı oldun sanki hiç dedim kendime ve hayatımda bir kere başıma gelen o aşkın hakkını verememenin ezikliği düştü içime,
ikincisi; yahu leyla erbil sen de hiç insaf yok mu ? insan bu güzel dizelerin sahibine, bu dava adamına, bu yoldaşa, bu "insan" a, kelime mühendisi olmasına rağmen senin kelimelerine ve sana tapan adama, hem sanatçılığını hem külhanbeyi edasını bir yüreğe sığdırmış esmer adama nasıl olur da karşılık vermezsin. ben utandım bundan. ahmed arif yazdıkça ben ezildim. utanmakla beraber bir teşekkür de ettim aslında sana. ya karşılık verseydin de ahmed arif bu dizelerden mahrum etseydi bizi neylerdik sonra. ya bahar gibi düşünmeseydi seni, hangi imgeye sarılırdık sevgiliyi düşünürken.
--spoiler--
"canım benim,
bilir misin, 'canım' dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep."
"evrenin seninle ilgili olmayan hiçbir neni beni sarmıyor zaten."
--spoiler--
kitaptan sadece iki cümle yukarıdakiler.
bir adam düşünün, sistemle, zalimle, namussuzla kavgalı. sistemin en büyük çarklarına çomak sokuyor, karşısına devleti alıyor bırakın hakaret etmeyi kendisini takip eden polisin dişlerini döküp, kolunu kırıyor, seyahat özgürlüğünü elinden alan sisteme sövüyor anadan avrada ama sevgilinin türlü hakaretlerine karşı içindeki kabadayıyı öldürüyor," sen demişsen haketmişimdir" diyor aslında hiçbir haksızlığı haketmeyen ve hak ettirenin karşısına koyan adam.
ya bu aşk dediğimiz nedir ? tam bir teslimiyet hali mi ? onursuzluk mu ? kedi sırnaşıklığı mı ? ar damarının yedi yerden çatlaması mı ? bakar körlük mü ? kulağını açıp dilini kesmek mi ? ya en " ben'im ulan " diyenin "ben"liğini hiç-piç etmesi mi ?
mesela ben ahmed arif'i yaşar kemal'e küfür ederken düşünemezdim ama ediyormuş. istanbul'a gidince de yaşar kemal'i bul. de ki "ahmed a... s..cek senin." çekinme söyle. böyle küfürlere alışıktır o. memnun olur, kahve içirir sana. evcek gidin onlara, züppeleşeceğini sanmam onun. biraz megalomanisi vardır ya hemen hemen her sanatçıda oluyor bu.. diyor bir mektubunda leyla erbil'e.
ben orhan veli' yi de pek severim ama gördüm ki ahmed arif pek sevmezmiş. ama bunla beraber cemal süreya'yı pek severmiş. varlık dergisini de pek sallamıyor anladığım kadarıyla. yaşar kemal'le bir dostluğu var ki sormayın ama, anasına sövecek kadar !
sadece bir keşkem var bu kitaba dair. keşke leyla erbil'in yazdığı cevapları da okuma imkanım olsaydı ama neylersiniz ki leyla erbilin mektuplarının nerede olduğu bilinmiyor ya da ahmed arif'in mektupları ne yaptığı bilinmiyor.
ahmed arif gençliğimin ve çocukluğumun şairidir esasında yani uzak değilim, iyi bildiğimi düşünürdüm hep. o şiirlerin leyla erbil'e yazıldığını da daha önce farklı kaynaklardan duymuştum. ama hep söylenir ya bir şeyi duymak farklı yaşamak farklı diye. ben bu kitapta bunu yaşadım işte. o dev dizelerin, emsalsiz imgelerin, içinden bir kelimeyi çekseniz bozulacak olan mısraların, bir mısra çekseniz bozulacak olan şiirlerin duygulu mühendisi ahmed arif'in aşk halini gördükçe iki şeyden utanır oldum.
birincisi; ulan oğlum sen de aşık mı oldun sanki hiç dedim kendime ve hayatımda bir kere başıma gelen o aşkın hakkını verememenin ezikliği düştü içime,
ikincisi; yahu leyla erbil sen de hiç insaf yok mu ? insan bu güzel dizelerin sahibine, bu dava adamına, bu yoldaşa, bu "insan" a, kelime mühendisi olmasına rağmen senin kelimelerine ve sana tapan adama, hem sanatçılığını hem külhanbeyi edasını bir yüreğe sığdırmış esmer adama nasıl olur da karşılık vermezsin. ben utandım bundan. ahmed arif yazdıkça ben ezildim. utanmakla beraber bir teşekkür de ettim aslında sana. ya karşılık verseydin de ahmed arif bu dizelerden mahrum etseydi bizi neylerdik sonra. ya bahar gibi düşünmeseydi seni, hangi imgeye sarılırdık sevgiliyi düşünürken.
--spoiler--
"canım benim,
bilir misin, 'canım' dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep."
"evrenin seninle ilgili olmayan hiçbir neni beni sarmıyor zaten."
--spoiler--
kitaptan sadece iki cümle yukarıdakiler.
bir adam düşünün, sistemle, zalimle, namussuzla kavgalı. sistemin en büyük çarklarına çomak sokuyor, karşısına devleti alıyor bırakın hakaret etmeyi kendisini takip eden polisin dişlerini döküp, kolunu kırıyor, seyahat özgürlüğünü elinden alan sisteme sövüyor anadan avrada ama sevgilinin türlü hakaretlerine karşı içindeki kabadayıyı öldürüyor," sen demişsen haketmişimdir" diyor aslında hiçbir haksızlığı haketmeyen ve hak ettirenin karşısına koyan adam.
ya bu aşk dediğimiz nedir ? tam bir teslimiyet hali mi ? onursuzluk mu ? kedi sırnaşıklığı mı ? ar damarının yedi yerden çatlaması mı ? bakar körlük mü ? kulağını açıp dilini kesmek mi ? ya en " ben'im ulan " diyenin "ben"liğini hiç-piç etmesi mi ?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar