bugün
- japonya17
- sağa sinyal verip sola dönmek3
- klima çarpması4
- silah çekildiği zaman patlar3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin14
- battal gazi2
- prensesler gibi uyanmak3
- üşüyen erkek2
- ağlamamak için kendini tutmak12
- gürcistan25
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- kırgızistan8
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması3
- ctrlx22
- suca suruklenen cocuk8
- geceniz nasıl geçiyor7
- çin8
- latin atasözleri6
- geceye bir şarkı bırak17
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- hewal ebo18
- kuran da namaz yok21
- yeni yazarlara öneriler3
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- alison blaire2
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- lahmacunu elle yiyen kız14
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- antalya şu an 28 derece4
- ilgi isteyen kız16
- tez yazmak4
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- cep telefonu4
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- içim yanıyor be sözlük7
- sözlük sağ baştan saysın2
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- hikayeyi devam ettir52
- yalnız yaşamak5
- isveç3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- almanya10
- gürcistan'ın neyi meşhur9
- nickten isim tahmini yapmak71
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
--spoiler--
Her şey ben ilkokula yazıldıktan sonra başladı. Bir akşam evde ders çalışırken annemin bana tuhaf baktığını fark ettim. Yazdıklarımı dikkatle inceledikten sonra mırıldandı. Az sonra elinde düz beyaz bir kağıtla çıkageldi.
Bir ağaç çiz dedi, bana.
Çizdim. Önce köklerini, sonra aşağıdan yukarıya doğru gövdesini ve daha sonra dallarını ve yapraklarını... ben çizerken annem Allah Allah diye söyleniyordu. Sonra kendisi bir tane çizdi. Önce kalın bir gövde, sonra dallar ve yapraklar, en son kökler... Ne fark eder ki?..
Sonra yazı yazdırdı. Yazdım. Hemen yanına kendisi yazdı. Baktım Bleri, Dleri, Nleri benimkilere benzemiyor. Onunkiler ters.
Sabah ayakkabılarımı bağlarken (ben hala bağlayamıyordum)
- Öğretmenin bu yazdıklarına bir şey demiyor mu? diye sordu. Zaman zaman bana kızdığını söyledim. Tahta da yazılanları deftere geçirirken zorlandığımı, gecikince de Tembel diye fırça yediğimi anlattım.
Niye zorlanıyorsun? diye sordu annem.
Çünkü tahta da yazılanlar da senin gibi... dedim. Ters aynı...
Öyleydi gerçekten de, benim ev diye yazdığımı sınıftakiler ve diye okuyorlardı. Nleri, Pleri, Kları ters yazıyorlardı. Herkesin sağ bildiği benim solumdu.Tahtadakileri defterime geçirirken düzeltmeye çalışıyordum. O yüzden gecikiyordum.
O gün öğleden sonra annem okula geldi. Öğretmenle bir şeyler konuştu. Ertesi günde kapısında Davranış Bilimleri Enstitüsü yazan bir yere götürdü.
Bak bu abla doktor. Seninle biraz konuşacak dedi. Güler yüzlü bir abla adını söyleyip tokalaşmak için elini uzattı. Uzattığı eli tersti. Tokalaşamadık. Sonra o da bir şeyler yazıp çizmemi istedi. Bunun çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olduğunu söyledi. O sözcüğü ilk kez orada duydum.... DiSLEKSi....
Doktor dönüp arkasındaki dosyalardan bir kağıt çıkardı.
- Bu çizimler ve yanındaki notlar Leonardo da Vinciye ait dedi. Yazılar bana çok tanıdık geldi. Benim gibi düz yazan birini bulmuştum işte.Sonra masanın üstündeki aynayı elindeki kağıda tutup bize gösterdi.Annem hayretler içinde kaldı.Notlar onların diline tercüme edilmişti sanki. Ayna bir şifre çözücü gibi düzeltmişti yazıları... doktor abla bunun bir hastalık değil, bazı çocuklar da rastlanan türden bir bozukluk olduğunu anlattı uzun uzun. Disleksilerin bazı harfleri ve sayıları ters yazdıklarını, ancak bunun bir zeka eksikliğinden kaynaklanmadığını, hatta tersine, disleksil çocukların çoğunda üstün zeka saptandığını söyledi.
Edisonun, John Lennonın, Michelangelonun, Steven Spielbergin, Prens Charlesın, J.F. Kennedynin disleksil olduklarından söz etti. Yine bir disleksil olan Einsteinın okumayı 9 yaşında söktüğünü ve normal okulda başarılı olamayınca da babası tarafından askeri okula yazdırıldığını anlattı.
- Bu saydığım isimlerin hepsi birer dahi idi. Bize göre ters yazmalarına itiraz edilmediği, tersine hoşgörü ile bakıldığı için dehalarını kanıtlayabildiler. dedi. Çıktığımızda hastalığımı sevmeye başlamıştım. Yanılmamıştım işte. Ben değildim ters yazan onlardı.... farklılığımdan utanmamaya başladım. Ertesi gün okula cebimde bir ayna ile gittim. Ayna benim tercümanım olmuştu adeta. Yazdıklarımı onların diline çeviriyordu.Onların yazdıklarını da benim için düzeltiyordu.
Ancak o gün resim dersinde koptu kıyamet. Öğretmen hepimizden bayrak çizmemizi istemişti. Bir ay yıldız çizip, boyayacak ve sıramızın üzerine asacaktık.Önce yıldızı çizip, yanına bir hilal kondurdum. Sonra öğretmen tepemde bitti.
Bu hilal ters dedi.
Hayır, düz dedim. Kağıdı önümden çekip, sınıfa gösterdi.
Sizce bu hilal ters mi, düz mü? diye sordu. Çocuklar hep bir ağızdan ters, ters diye bağırmaya başladılar.Öğretmen tahtaya kalkıp doğrusunu çizmemi istedi.Kalktım, çizdim. Sınıf katıla katıla gülüyordu. Öğretmen bak yine ters yazıyor diye bağırdı. Sen benimle alay mı ediyorsun? Bu ülkenin bayrağını ters çizemezsin herkes gibi çizeceksin diye gürledi. Korkarak cebimden aynamı çıkardım. Tahtaya doğru tutup bakmalarını istedim. Aynaya yansıyan görüntü tam onların çizdiği gibiydi. Tersti.Aldırmadılar... hem alay ediyor, hem öfkeyle Düz çiz... düz çiz diyordu. Öğretmen, elimi avuçlarının içine aldı ve zorla bana ters bir hilal çizdirdi. Sınıfa döndü Şimdi düz mü? diye sordu.Herkes hep bir ağızdan düz dedi.Haydi şimdi yerine dedi öğretmen. işte ben de terstim artık. Sırama doğru yürürken ensemde öğretmenin sinirli ses dalgalarını hissettim. Sözümü dinlerseniz, yarın hepiniz birer Leonardo olabilirsiniz diyordu. Güldüm. Oturduğumda ay, tahtadan ters ters bana bakıyordu.
CAN DÜNDAR
--spoiler--
Her şey ben ilkokula yazıldıktan sonra başladı. Bir akşam evde ders çalışırken annemin bana tuhaf baktığını fark ettim. Yazdıklarımı dikkatle inceledikten sonra mırıldandı. Az sonra elinde düz beyaz bir kağıtla çıkageldi.
Bir ağaç çiz dedi, bana.
Çizdim. Önce köklerini, sonra aşağıdan yukarıya doğru gövdesini ve daha sonra dallarını ve yapraklarını... ben çizerken annem Allah Allah diye söyleniyordu. Sonra kendisi bir tane çizdi. Önce kalın bir gövde, sonra dallar ve yapraklar, en son kökler... Ne fark eder ki?..
Sonra yazı yazdırdı. Yazdım. Hemen yanına kendisi yazdı. Baktım Bleri, Dleri, Nleri benimkilere benzemiyor. Onunkiler ters.
Sabah ayakkabılarımı bağlarken (ben hala bağlayamıyordum)
- Öğretmenin bu yazdıklarına bir şey demiyor mu? diye sordu. Zaman zaman bana kızdığını söyledim. Tahta da yazılanları deftere geçirirken zorlandığımı, gecikince de Tembel diye fırça yediğimi anlattım.
Niye zorlanıyorsun? diye sordu annem.
Çünkü tahta da yazılanlar da senin gibi... dedim. Ters aynı...
Öyleydi gerçekten de, benim ev diye yazdığımı sınıftakiler ve diye okuyorlardı. Nleri, Pleri, Kları ters yazıyorlardı. Herkesin sağ bildiği benim solumdu.Tahtadakileri defterime geçirirken düzeltmeye çalışıyordum. O yüzden gecikiyordum.
O gün öğleden sonra annem okula geldi. Öğretmenle bir şeyler konuştu. Ertesi günde kapısında Davranış Bilimleri Enstitüsü yazan bir yere götürdü.
Bak bu abla doktor. Seninle biraz konuşacak dedi. Güler yüzlü bir abla adını söyleyip tokalaşmak için elini uzattı. Uzattığı eli tersti. Tokalaşamadık. Sonra o da bir şeyler yazıp çizmemi istedi. Bunun çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olduğunu söyledi. O sözcüğü ilk kez orada duydum.... DiSLEKSi....
Doktor dönüp arkasındaki dosyalardan bir kağıt çıkardı.
- Bu çizimler ve yanındaki notlar Leonardo da Vinciye ait dedi. Yazılar bana çok tanıdık geldi. Benim gibi düz yazan birini bulmuştum işte.Sonra masanın üstündeki aynayı elindeki kağıda tutup bize gösterdi.Annem hayretler içinde kaldı.Notlar onların diline tercüme edilmişti sanki. Ayna bir şifre çözücü gibi düzeltmişti yazıları... doktor abla bunun bir hastalık değil, bazı çocuklar da rastlanan türden bir bozukluk olduğunu anlattı uzun uzun. Disleksilerin bazı harfleri ve sayıları ters yazdıklarını, ancak bunun bir zeka eksikliğinden kaynaklanmadığını, hatta tersine, disleksil çocukların çoğunda üstün zeka saptandığını söyledi.
Edisonun, John Lennonın, Michelangelonun, Steven Spielbergin, Prens Charlesın, J.F. Kennedynin disleksil olduklarından söz etti. Yine bir disleksil olan Einsteinın okumayı 9 yaşında söktüğünü ve normal okulda başarılı olamayınca da babası tarafından askeri okula yazdırıldığını anlattı.
- Bu saydığım isimlerin hepsi birer dahi idi. Bize göre ters yazmalarına itiraz edilmediği, tersine hoşgörü ile bakıldığı için dehalarını kanıtlayabildiler. dedi. Çıktığımızda hastalığımı sevmeye başlamıştım. Yanılmamıştım işte. Ben değildim ters yazan onlardı.... farklılığımdan utanmamaya başladım. Ertesi gün okula cebimde bir ayna ile gittim. Ayna benim tercümanım olmuştu adeta. Yazdıklarımı onların diline çeviriyordu.Onların yazdıklarını da benim için düzeltiyordu.
Ancak o gün resim dersinde koptu kıyamet. Öğretmen hepimizden bayrak çizmemizi istemişti. Bir ay yıldız çizip, boyayacak ve sıramızın üzerine asacaktık.Önce yıldızı çizip, yanına bir hilal kondurdum. Sonra öğretmen tepemde bitti.
Bu hilal ters dedi.
Hayır, düz dedim. Kağıdı önümden çekip, sınıfa gösterdi.
Sizce bu hilal ters mi, düz mü? diye sordu. Çocuklar hep bir ağızdan ters, ters diye bağırmaya başladılar.Öğretmen tahtaya kalkıp doğrusunu çizmemi istedi.Kalktım, çizdim. Sınıf katıla katıla gülüyordu. Öğretmen bak yine ters yazıyor diye bağırdı. Sen benimle alay mı ediyorsun? Bu ülkenin bayrağını ters çizemezsin herkes gibi çizeceksin diye gürledi. Korkarak cebimden aynamı çıkardım. Tahtaya doğru tutup bakmalarını istedim. Aynaya yansıyan görüntü tam onların çizdiği gibiydi. Tersti.Aldırmadılar... hem alay ediyor, hem öfkeyle Düz çiz... düz çiz diyordu. Öğretmen, elimi avuçlarının içine aldı ve zorla bana ters bir hilal çizdirdi. Sınıfa döndü Şimdi düz mü? diye sordu.Herkes hep bir ağızdan düz dedi.Haydi şimdi yerine dedi öğretmen. işte ben de terstim artık. Sırama doğru yürürken ensemde öğretmenin sinirli ses dalgalarını hissettim. Sözümü dinlerseniz, yarın hepiniz birer Leonardo olabilirsiniz diyordu. Güldüm. Oturduğumda ay, tahtadan ters ters bana bakıyordu.
CAN DÜNDAR
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar