bugün
- japonya14
- kırgızistan8
- çin8
- gürcistan25
- latin atasözleri6
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- geceye bir şarkı bırak16
- isveç3
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- geceniz nasıl geçiyor7
- cep telefonu4
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- tez yazmak4
- ispanya3
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- ctrlx22
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- danimarka7
- almanya10
- finlandiya3
- norveç3
- kazakistan2
- belçika2
- sabahattin zaim üniversitesi2
- özlenilen şeyler2
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- hewal ebo18
- fransa3
- uluslararası ilişkiler2
- kuran da namaz yok21
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- evli kadınla beraber olmak2
- portekiz3
- lahmacunu elle yiyen kız14
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- ilgi isteyen kız16
- yalnız yaşamak5
- içim yanıyor be sözlük7
- e'e f e6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- neden namaz kılmıyorsun4
Ünlü devlet adamı Perikles tarafından siparişi verilen Parthenon, Yunanlıların Perslere karşı kazandığı zaferi kutlamak için MÖ 447 ile 432 yılları arasında inşa edilmiştir. Atina Akropolünde daha önceki tapınak alanı üzerine yerleştirilmiş, şehrin koruyucu tanrısı Athena Parthenosa (Bakire Athena) adanmıştır. Bina, bugüne kadar gelebilenler arasında en iyi korunmuş Yunan tapınaklarından biridir.
Antik Yunanlı yazar Plutarcha göre Parthenon mimar Ictinus ile Callicrates tarafından yapıldı. içerideki on bir buçuk metre uzunluğundaki heykel, yapının dış bölümündeki birçok heykelin yapılışını da denetleyen klasik dönem heykeltıraşı Phidias tarafından yaratılmıştır.
Antik Yunan tapınakları genelde dikdörtgendir ve yapıya dört tarafından merdivenlerle erişilebilir. Parthenonda olduğu gibi birçoğunun etrafı sütunlarla çevrilidir. Yunanlılar tapınak inşa ederken Dor, iyon veya Korint olmak üzere üç mimari üsluptan birine bağlı kalıyorlardı. Bu üsluplar değişen oranları ve oymalı başlıklarıyla kolayca ayırt edilebiliyorlardı. Belirli bir üslubun kurallarınca inşa edilen çoğu Yunan tapınağının aksine Parthenon iki üslubu, Dor ve iyon üsluplarını bir araya getirir. Mimarları aynı zamanda optik düzeltmelerden de faydalanmıştır; yani, yapının görünüşünü daha güzel bir hale getirmek için biçimini hafifçe bozmuşlardır. Örneğin, binanın zemini ve tavan hattına yukarı doğru yumuşak bir kavis verilmiştir, çünkü bu kısımlar dümdüz olsalardı çıplak gözle bakıldığında çökük gibi görüneceklerdi. Benzer şekilde, sütunların da alt kısımları üste nazaran kalın tutulmuş, böylelikle aşağıdan bakanların sütunları daha uzun olarak algılaması sağlanmıştır.
Başlangıçta Parthenonun ahşap bir tavanıyla kiremit örtülü bir çatısı vardı ve parlak renklerle boyanmıştı. Sütunların üzerinde tapınağı baştanbaşa saran kare rölyefler veya metoplarda Yunanlıların Perslere karşı kazandıkları zaferlerin metaforları olan mitolojik savaş sahneleri betimlenmişti. Sütunların ardında ve binanın dört duvarı üzerinde, her yıl Athena Parthenosun şerefine düzenlenen festivalleri tasvir eden aralıksız bir friz görülmekteydi.
Parthenon, Atina şehrinin düşmesinden sonra yüzyıllar boyu bir tapınak olarak kullanıldı. Altıncı yüzyılda bir kiliseye, ardından 1458 yılında Yunanistanı işgal eden Türkler tarafından camiye dönüştürülmüştür. Türklerin tapınakta muhafaza ettiği bir barut fıçısına savaş sırasında bir Venedik topunun isabet etmesiyle 1687de binanın çoğu yıkılmıştır.
istanbulda görev yapan ingiliz elçisi Lord Elgin, Parthenonun en iyi durumdaki heykellerini gemiyle ingiltereye götürmek için Osmanlı Devletinden izin almıştır. Sonunda Lord bu heykelleri ingiliz hükümetine satmıştır. Yunanlıların bu eserlerin iade edilmesi yönündeki çabalarına rağmen heykeller halen British Museumda sergilenmektedir. Tapınaksa 1832de Yunanlıların Atinayı tekrar ele geçirmelerinden bu yana sayısız turist tarafından ziyaret edilmiştir.
alıntıdır.
Antik Yunanlı yazar Plutarcha göre Parthenon mimar Ictinus ile Callicrates tarafından yapıldı. içerideki on bir buçuk metre uzunluğundaki heykel, yapının dış bölümündeki birçok heykelin yapılışını da denetleyen klasik dönem heykeltıraşı Phidias tarafından yaratılmıştır.
Antik Yunan tapınakları genelde dikdörtgendir ve yapıya dört tarafından merdivenlerle erişilebilir. Parthenonda olduğu gibi birçoğunun etrafı sütunlarla çevrilidir. Yunanlılar tapınak inşa ederken Dor, iyon veya Korint olmak üzere üç mimari üsluptan birine bağlı kalıyorlardı. Bu üsluplar değişen oranları ve oymalı başlıklarıyla kolayca ayırt edilebiliyorlardı. Belirli bir üslubun kurallarınca inşa edilen çoğu Yunan tapınağının aksine Parthenon iki üslubu, Dor ve iyon üsluplarını bir araya getirir. Mimarları aynı zamanda optik düzeltmelerden de faydalanmıştır; yani, yapının görünüşünü daha güzel bir hale getirmek için biçimini hafifçe bozmuşlardır. Örneğin, binanın zemini ve tavan hattına yukarı doğru yumuşak bir kavis verilmiştir, çünkü bu kısımlar dümdüz olsalardı çıplak gözle bakıldığında çökük gibi görüneceklerdi. Benzer şekilde, sütunların da alt kısımları üste nazaran kalın tutulmuş, böylelikle aşağıdan bakanların sütunları daha uzun olarak algılaması sağlanmıştır.
Başlangıçta Parthenonun ahşap bir tavanıyla kiremit örtülü bir çatısı vardı ve parlak renklerle boyanmıştı. Sütunların üzerinde tapınağı baştanbaşa saran kare rölyefler veya metoplarda Yunanlıların Perslere karşı kazandıkları zaferlerin metaforları olan mitolojik savaş sahneleri betimlenmişti. Sütunların ardında ve binanın dört duvarı üzerinde, her yıl Athena Parthenosun şerefine düzenlenen festivalleri tasvir eden aralıksız bir friz görülmekteydi.
Parthenon, Atina şehrinin düşmesinden sonra yüzyıllar boyu bir tapınak olarak kullanıldı. Altıncı yüzyılda bir kiliseye, ardından 1458 yılında Yunanistanı işgal eden Türkler tarafından camiye dönüştürülmüştür. Türklerin tapınakta muhafaza ettiği bir barut fıçısına savaş sırasında bir Venedik topunun isabet etmesiyle 1687de binanın çoğu yıkılmıştır.
istanbulda görev yapan ingiliz elçisi Lord Elgin, Parthenonun en iyi durumdaki heykellerini gemiyle ingiltereye götürmek için Osmanlı Devletinden izin almıştır. Sonunda Lord bu heykelleri ingiliz hükümetine satmıştır. Yunanlıların bu eserlerin iade edilmesi yönündeki çabalarına rağmen heykeller halen British Museumda sergilenmektedir. Tapınaksa 1832de Yunanlıların Atinayı tekrar ele geçirmelerinden bu yana sayısız turist tarafından ziyaret edilmiştir.
alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar