bugün
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın8
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- yazarların en sevdiği meyve5
- lahmacunu elle yiyen kız4
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- kas krampı3
- nolcak bu ulkenin hali3
- baba denince akla gelenler4
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- insanlara güvenin azalması3
- soğuk duş almak2
- ankara sokaklarında yürümek2
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- asosyal olmanın sebepleri3
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru3
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- seni hayata bağlayan şey10
- kimseyle tanışamamak8
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- başına belayı satın almak2
- fazla açıklama yapan insan2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- kanyon starbucks2
- bizim çocuklar'a alternatif slogan önerileri3
- yuzırların süper güçleri11
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- güzellik merkezi2
- telegram vs whatsapp4
- türkiye a milli futbol takımı14
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak5
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması2
- dövmesi olan yazarlar6
- ankara mı istanbul mu9
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı5
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- erkeklerin akılsızlıkları9
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
toplumsal kargaşa ve ekolojik tükenişin yaşandığı günümüz dünyasında tüm olumsuzluklar bize dünyayı çok çetin mevsimlerin beklediğini gösteriyor. bilindiği gibi kapitalizmin sürekli büyüme anlayışı, fosil yakıt tüketimi, nükleer enerji, savaşlar ve bunun gibi daha birçok sorun bir yok oluşun habercisi. bu durumda makinalaşmış toplum, köleleşmiş insan anlayışına karşı ekolojik bir bakış açısı tutturmak şart görünmekte.
insanın doğa üzerindeki tahakkümünün bir sonucu olan sanayi devrimi ve beraberindeki ürkütücü makinalaşma insani yaklaşımlarıda beraberinde makinalaştırdı. ancak gelişen bu sürecin karşısında çeşitli karşıt görüşlerde çıkmadı değil. sovyet sosyalist devrimi, anarşist hareketler ve dünyaya yayılan anti-kapitalist ideolojiler hem sorunun gelişimine hemde soruna bakış açısına farklı boyutlar kattı. zaten çevreyi ve doğayı kirletmekte olan kapitalist sistemlere onların alternatifi olarak çıkan sosyalist rejimlerin tıkanmış politikalarıyla ortaya çıkarttıkları zararlar eklendi. bu kirletmenin kapitalist rejimler tarafından yapılması kapitalizmin sürekli büyüme politikalarıyla değerlendirilirken iş sosyalist rejimlerin çevresizlik politikaları sonucu çıkan kirlenmeyi değerlendirmede yapılamıyordu. Çünkü hem dünya ideolojisi olarak ortaya çıkması hemde kapitalizme alternatif tarafta olması öngörüsü vardı.
gerek sibirya gibi radyasyon alanları gerekse batı avrupa kaynaklı olup türkiye ye gönderilen nükleer atıklar her iki ideolojinin de çevre konusundaki acımasızlığını gözler önüne seriyordu. bu durumda şu noktanın iyi anlaşılması da can alıcıdır. gerek ekolojik bakış açısı diye ortaya çıkan mistik ekolojik anlayışlar gerekse klasik eko-anarşist yaklaşımların çözüme yönelik katkıları, olayı tartışmaktan öte değildir. Özelikle sol yaklaşımlar için murray bookchin in şu sözü, durum tahlili açısından önemli bir yaklaşımdır. "kapitalizme karşı genel bir çıkar olarak ortaya çıkması beklenen ploreterya çıkarlarına dayanan bir sınıf hareketi geliştirme şeklindeki geleneksel sosyalist ve anarko-sendikalist politikalar hiçbir telafi umudu bırakmayacak bir düzeyde başarısızlığa uğradılar... " (özgürlüğün ekolojisi syf. 70 ayrıntı yay.) belki bookchin bu yaklaşımı sovyetlerin genel politikası için kullandı ama şu da bir gerçek ki günümüz sosyalistleri bu geleneksel yaklaşımın bünyesinde ekolojik bakış açısı taşıdığını ve ekolojik kirlenmeyi genel olarak kapitalist sistemlerin gerçekleştirdiğini ileri sürmek gibi bir yanılgıda ısrar etmektedirler.
sonuç olarak tüm bu ideolojik yaklaşımların dışında en apolitik yaklaşım olan geleceğimizi kirletmeyin sloganını haykırmak gerçekliği önümüzde durmaktadır. Çünkü gerek abd in kyoto protokolünden çekilmesi gerekse diğer avrupa ülkelerinin politikaları gelecekte ne devrim yapacak bir dünya nede yaşanılacak bir çevre bırakacaktır
(edit: iyi de benim yazım olmadığını nerden çıkardınız moderatör erkadaşlar. yazı benim yazım)
insanın doğa üzerindeki tahakkümünün bir sonucu olan sanayi devrimi ve beraberindeki ürkütücü makinalaşma insani yaklaşımlarıda beraberinde makinalaştırdı. ancak gelişen bu sürecin karşısında çeşitli karşıt görüşlerde çıkmadı değil. sovyet sosyalist devrimi, anarşist hareketler ve dünyaya yayılan anti-kapitalist ideolojiler hem sorunun gelişimine hemde soruna bakış açısına farklı boyutlar kattı. zaten çevreyi ve doğayı kirletmekte olan kapitalist sistemlere onların alternatifi olarak çıkan sosyalist rejimlerin tıkanmış politikalarıyla ortaya çıkarttıkları zararlar eklendi. bu kirletmenin kapitalist rejimler tarafından yapılması kapitalizmin sürekli büyüme politikalarıyla değerlendirilirken iş sosyalist rejimlerin çevresizlik politikaları sonucu çıkan kirlenmeyi değerlendirmede yapılamıyordu. Çünkü hem dünya ideolojisi olarak ortaya çıkması hemde kapitalizme alternatif tarafta olması öngörüsü vardı.
gerek sibirya gibi radyasyon alanları gerekse batı avrupa kaynaklı olup türkiye ye gönderilen nükleer atıklar her iki ideolojinin de çevre konusundaki acımasızlığını gözler önüne seriyordu. bu durumda şu noktanın iyi anlaşılması da can alıcıdır. gerek ekolojik bakış açısı diye ortaya çıkan mistik ekolojik anlayışlar gerekse klasik eko-anarşist yaklaşımların çözüme yönelik katkıları, olayı tartışmaktan öte değildir. Özelikle sol yaklaşımlar için murray bookchin in şu sözü, durum tahlili açısından önemli bir yaklaşımdır. "kapitalizme karşı genel bir çıkar olarak ortaya çıkması beklenen ploreterya çıkarlarına dayanan bir sınıf hareketi geliştirme şeklindeki geleneksel sosyalist ve anarko-sendikalist politikalar hiçbir telafi umudu bırakmayacak bir düzeyde başarısızlığa uğradılar... " (özgürlüğün ekolojisi syf. 70 ayrıntı yay.) belki bookchin bu yaklaşımı sovyetlerin genel politikası için kullandı ama şu da bir gerçek ki günümüz sosyalistleri bu geleneksel yaklaşımın bünyesinde ekolojik bakış açısı taşıdığını ve ekolojik kirlenmeyi genel olarak kapitalist sistemlerin gerçekleştirdiğini ileri sürmek gibi bir yanılgıda ısrar etmektedirler.
sonuç olarak tüm bu ideolojik yaklaşımların dışında en apolitik yaklaşım olan geleceğimizi kirletmeyin sloganını haykırmak gerçekliği önümüzde durmaktadır. Çünkü gerek abd in kyoto protokolünden çekilmesi gerekse diğer avrupa ülkelerinin politikaları gelecekte ne devrim yapacak bir dünya nede yaşanılacak bir çevre bırakacaktır
(edit: iyi de benim yazım olmadığını nerden çıkardınız moderatör erkadaşlar. yazı benim yazım)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar