bugün
- simko331
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok25
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı16
- mekke anlaşması10
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak8
- ilham aliyev26
- ofsaytımsı vol 212
- bir önceki entryi devam ettir5
- husiler8
- nervio16
- chp zihniyeti vs ilham aliyev zihniyeti4
- şabısgoy9
- güne bir ahmet kaya şarkısı bırak5
- uludağ sözlüğe kayyum atanması3
- dünyanın en yakışıklı erkeğinin türk olması2
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri9
- ebulfeyz elçibey2
- israilin husilere karşı suudilere katılması2
- yetiş'ya mokv5
- türkiye de artan okul saldırıları12
- son okunan kitap11
- yüksek enflasyon16
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola3
- kadın parfümü3
- birader beyler birader bey yazarlardır2
- muslettin amca9
- kontrollü delilik ve mallaşma2
- kara para nasıl aklanır sorunsalı2
- fırat'tan kerbela'ya su getirmek2
- kitap okuyan biri rte'ye oy vermez4
- kara parayı borsada aklamak3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- yavuz sultan selim6
- riyad saldırılarının perde arkası3
- çok okuyup devreleri yakmak2
- sözlük kızlarının kombinleri45
- kız rolü yapmak6
- türkiye'deki gürcüler4
- muşlettin amca birader beydir2
- ekonomi2
- fon vurgunu6
- karton toplayan bey2
- topalar2
- bir şeyler söyle5
- bravi diyerek italyanım oğlum ben havası3
- kendini türk hisseden arap artığı24
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması4
- rj mitte5
- 69600 entry girmek2
toplumsal kargaşa ve ekolojik tükenişin yaşandığı günümüz dünyasında tüm olumsuzluklar bize dünyayı çok çetin mevsimlerin beklediğini gösteriyor. bilindiği gibi kapitalizmin sürekli büyüme anlayışı, fosil yakıt tüketimi, nükleer enerji, savaşlar ve bunun gibi daha birçok sorun bir yok oluşun habercisi. bu durumda makinalaşmış toplum, köleleşmiş insan anlayışına karşı ekolojik bir bakış açısı tutturmak şart görünmekte.
insanın doğa üzerindeki tahakkümünün bir sonucu olan sanayi devrimi ve beraberindeki ürkütücü makinalaşma insani yaklaşımlarıda beraberinde makinalaştırdı. ancak gelişen bu sürecin karşısında çeşitli karşıt görüşlerde çıkmadı değil. sovyet sosyalist devrimi, anarşist hareketler ve dünyaya yayılan anti-kapitalist ideolojiler hem sorunun gelişimine hemde soruna bakış açısına farklı boyutlar kattı. zaten çevreyi ve doğayı kirletmekte olan kapitalist sistemlere onların alternatifi olarak çıkan sosyalist rejimlerin tıkanmış politikalarıyla ortaya çıkarttıkları zararlar eklendi. bu kirletmenin kapitalist rejimler tarafından yapılması kapitalizmin sürekli büyüme politikalarıyla değerlendirilirken iş sosyalist rejimlerin çevresizlik politikaları sonucu çıkan kirlenmeyi değerlendirmede yapılamıyordu. Çünkü hem dünya ideolojisi olarak ortaya çıkması hemde kapitalizme alternatif tarafta olması öngörüsü vardı.
gerek sibirya gibi radyasyon alanları gerekse batı avrupa kaynaklı olup türkiye ye gönderilen nükleer atıklar her iki ideolojinin de çevre konusundaki acımasızlığını gözler önüne seriyordu. bu durumda şu noktanın iyi anlaşılması da can alıcıdır. gerek ekolojik bakış açısı diye ortaya çıkan mistik ekolojik anlayışlar gerekse klasik eko-anarşist yaklaşımların çözüme yönelik katkıları, olayı tartışmaktan öte değildir. Özelikle sol yaklaşımlar için murray bookchin in şu sözü, durum tahlili açısından önemli bir yaklaşımdır. "kapitalizme karşı genel bir çıkar olarak ortaya çıkması beklenen ploreterya çıkarlarına dayanan bir sınıf hareketi geliştirme şeklindeki geleneksel sosyalist ve anarko-sendikalist politikalar hiçbir telafi umudu bırakmayacak bir düzeyde başarısızlığa uğradılar... " (özgürlüğün ekolojisi syf. 70 ayrıntı yay.) belki bookchin bu yaklaşımı sovyetlerin genel politikası için kullandı ama şu da bir gerçek ki günümüz sosyalistleri bu geleneksel yaklaşımın bünyesinde ekolojik bakış açısı taşıdığını ve ekolojik kirlenmeyi genel olarak kapitalist sistemlerin gerçekleştirdiğini ileri sürmek gibi bir yanılgıda ısrar etmektedirler.
sonuç olarak tüm bu ideolojik yaklaşımların dışında en apolitik yaklaşım olan geleceğimizi kirletmeyin sloganını haykırmak gerçekliği önümüzde durmaktadır. Çünkü gerek abd in kyoto protokolünden çekilmesi gerekse diğer avrupa ülkelerinin politikaları gelecekte ne devrim yapacak bir dünya nede yaşanılacak bir çevre bırakacaktır
(edit: iyi de benim yazım olmadığını nerden çıkardınız moderatör erkadaşlar. yazı benim yazım)
insanın doğa üzerindeki tahakkümünün bir sonucu olan sanayi devrimi ve beraberindeki ürkütücü makinalaşma insani yaklaşımlarıda beraberinde makinalaştırdı. ancak gelişen bu sürecin karşısında çeşitli karşıt görüşlerde çıkmadı değil. sovyet sosyalist devrimi, anarşist hareketler ve dünyaya yayılan anti-kapitalist ideolojiler hem sorunun gelişimine hemde soruna bakış açısına farklı boyutlar kattı. zaten çevreyi ve doğayı kirletmekte olan kapitalist sistemlere onların alternatifi olarak çıkan sosyalist rejimlerin tıkanmış politikalarıyla ortaya çıkarttıkları zararlar eklendi. bu kirletmenin kapitalist rejimler tarafından yapılması kapitalizmin sürekli büyüme politikalarıyla değerlendirilirken iş sosyalist rejimlerin çevresizlik politikaları sonucu çıkan kirlenmeyi değerlendirmede yapılamıyordu. Çünkü hem dünya ideolojisi olarak ortaya çıkması hemde kapitalizme alternatif tarafta olması öngörüsü vardı.
gerek sibirya gibi radyasyon alanları gerekse batı avrupa kaynaklı olup türkiye ye gönderilen nükleer atıklar her iki ideolojinin de çevre konusundaki acımasızlığını gözler önüne seriyordu. bu durumda şu noktanın iyi anlaşılması da can alıcıdır. gerek ekolojik bakış açısı diye ortaya çıkan mistik ekolojik anlayışlar gerekse klasik eko-anarşist yaklaşımların çözüme yönelik katkıları, olayı tartışmaktan öte değildir. Özelikle sol yaklaşımlar için murray bookchin in şu sözü, durum tahlili açısından önemli bir yaklaşımdır. "kapitalizme karşı genel bir çıkar olarak ortaya çıkması beklenen ploreterya çıkarlarına dayanan bir sınıf hareketi geliştirme şeklindeki geleneksel sosyalist ve anarko-sendikalist politikalar hiçbir telafi umudu bırakmayacak bir düzeyde başarısızlığa uğradılar... " (özgürlüğün ekolojisi syf. 70 ayrıntı yay.) belki bookchin bu yaklaşımı sovyetlerin genel politikası için kullandı ama şu da bir gerçek ki günümüz sosyalistleri bu geleneksel yaklaşımın bünyesinde ekolojik bakış açısı taşıdığını ve ekolojik kirlenmeyi genel olarak kapitalist sistemlerin gerçekleştirdiğini ileri sürmek gibi bir yanılgıda ısrar etmektedirler.
sonuç olarak tüm bu ideolojik yaklaşımların dışında en apolitik yaklaşım olan geleceğimizi kirletmeyin sloganını haykırmak gerçekliği önümüzde durmaktadır. Çünkü gerek abd in kyoto protokolünden çekilmesi gerekse diğer avrupa ülkelerinin politikaları gelecekte ne devrim yapacak bir dünya nede yaşanılacak bir çevre bırakacaktır
(edit: iyi de benim yazım olmadığını nerden çıkardınız moderatör erkadaşlar. yazı benim yazım)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar